15 Kasım 2016 Salı

Şirketler neden yönetici değiştiriyorlar?

Türkiye'nin büyük şirketleri ekonomi için bu zorlu dönemde tepe yöneticileri ile vedalaştı... Bunun sebebi neler olabilir?

Son iki ayda 45 şirket CEO, genel müdür ve ülke müdürü değiştirdi. Unilever'den Vodafone'a, Boyner'den Pirelli'ye kadar pek çok şirkette yaşanan bu değişimin devam edeceği söyleniyor. Verimliliğin ve dış yatırımların önem kazandığı bu dönemde global tecrübesi olan yöneticilerin daha da öne çıkması bekleniyor. Yönetici değişiminde ibre yerlilere kayarken yabancıların sayısı azalıyor.
Türkiye ekonomisi zor bir dönemden geçiyor. Tüketici talebinde azalma, yükselen kurlar, alacakların zamanında tahsil edilememesi gibi nedenler şirketlerin performansını olumsuz etkiliyor. Şirketler bu gidişe dur diyecek, bu zor zamanlarda geminin rotadan çıkmasına engel olacak bir kaptana ihtiyaç duydukları için yeni yönetici arayışına girdi. Bu da pek çok şirkette CEO, genel müdür ve ülke müdürü değişimlerini beraberinde getirdi. Son iki ayda Unilever'den Türk Telekom'a, D&R'dan Altınbaş Holding'e kadar 45 şirket yönetici değiştirdi.
Üst düzey yönetici seçme ve yerleştirme hizmeti veren şirketlerin uzmanları, tepe yöneticilerdeki bu değişim rüzgarının süreceği konusunda hem fikir. Yeni yöneticilerde aranan özellikler şirketlerin ihtiyaçlarına göre şekillense de genel müdür ve CEO pozisyonlarında liderlik yetkinlikleri önemli. Bu dönemde verimlilik yine önem kazanmış durumda. Ayrıca pek çok Türk şirketinin yurtdışına açıldığı ve yurtdışı yatırımlarının önem kazandığını görülüyor. Dolayısıyla global tecrübesi olan yöneticiler de bu süreçte öne çıkıyor.
KAPTANLAR DEĞİŞİYOR
Aslında sonbahar ve kış dönemi üst düzey yönetici değişikliklerinin yoğun olduğu bir dönemdir. Ancak 15 Temmuz sonrasında bu yıl şirketlerin değişikliklere daha temkinli yaklaşacağı yönünde bir beklenti vardı. Fakat son iki ayda bunun tam tersinin olduğunu, yaz durgunluğunun ardından sonbahar döneminin yönetici değişimleri açısından oldukça hareketli başladığını gördük.
Amerika merkezli uluslararası bir 'executive search' şirketi olan NGS Global'in Türkiye ortağı Can Onan, hükümetin aldığı önlemlerin ve canlandırma paketlerinin genel olarak büyük şirketlere ve mega projelere pozitif etkide bulunduğunu söylüyor. Şirketlerin çoğu ise bunlardan pek yararlanamıyor. Onan, "Bu nedenlerden dolayı hem halihazırda başta olan CEO'larda bir yorgunluk baş gösterdi, hem de şirket patronları bu gidişata dur demek için bu zor zamanlarda gemiyi düzeltecek ya da en azından olanı koruyacak yeni kaptanlar aramaya başladılar" diyor.
İBRE YERLİYE KAYDI
Yerli ve yabancı CEO tercihinde uzun süredir Türk üst yöneticiler hem ülkeyi ve ortamı bildiklerinden hem de başarılı geçmişleri ve kriz tecrübeleri nedeniyle tercih ediliyorlardı. Son bir yılda baş gösteren terör olayları nedeniyle yabancı CEO'lar Türkiye'ye gelmemeyi tercih ettiklerinden ya da burada kalma konusunda çekinceleri olduğundan dolayı da ibre ciddi bir şekilde yerli yöneticilere dönmüştü. Son iki ayda gerçekleşen değişimde de benzer yönde bir tablo dikkati çekiyor.
Yerli yöneticilerin öne çıkmasının bir başka nedenini ise Ergene Consulting & HGA Group Türkiye başkanı Murat Ergene şöyle anlatıyor: "Bir şirketten yabancı bir yönetici ayrıldığı zaman, maliyet unsuru da dikkate alınarak yerli yöneticiler tercih ediliyor. Böyle örneklere de çok sık rastlıyoruz. Bu konuda genel bir değerlendirme yapmak yerine sektör bazında değerlendirme yapmanın daha doğru olacağını düşünüyorum. Çünkü yabancı ve yerli yönetici ihtiyacı her sektörde farklı olabiliyor. Örneğin şu sıralar lojistik ve otomotiv sektörlerinde hem yabancı hem de yerli yönetici talebinde bir hareketlilik olduğunu söyleyebiliriz."
YABANCILAR AZALACAK
Tabii tabloda yeni atanan yabancı yöneticiler de görülüyor. Özellikle ani değişiklik kararlarında yurtdışındaki merkezden aday gönderildiğini söyleyen MY Executive Kurucu Ortağı Müge Yalçın, "Bundan yabancı yöneticilerin tercih edildiği anlamını çıkarmamak gerekiyor. Ben uygun aday bulununca tekrar yerli yöneticilere dönüleceğini sanıyorum" diye konuşuyor.
Önümüzdeki bir yılda Türkiye'deki yabancı yönetici sayısında ciddi bir azalma beklediğini söyleyen Egon Zehnder Yönetici Ortağı Murat Yeşildere, ülke gündemi ve yapısal unsurlar nedeniyle giden yabancı yöneticilerin yabancı yatırımları negatif etkilememesi için normalleşmeye yönelik iletişimin yapılması gerektiği görüşünde.
PERFORMANS MUTSUZLUĞU
Yönetici değişimlerinin önümüzdeki dönemde devam edeceği beklentisinde olan Murat Yeşildere, bu yöndeki düşüncelerini şu sözlerle paylaşıyor: "Son dönemde iş dünyasında bir performans mutsuzluğu var. Patronlar ve yatırımcılardan başlayan bu memnuniyetsizlik aşağıya doğru gidiyor. Bu memnuniyetsizlik ilk etapta organizasyonun tepe koltuklarında değişime neden oldu. Ancak bir yıl içinde onların altında, CMO, CFO ve satış pozisyonlarında da değişim bekliyorum. Bu ortamda yöneticilerin sonuç odaklı olması ve değişim liderliği kasının gelişmiş olması çok önemli, Çünkü oyun değişti ve yıkıcı yenilikler getirmek, işi yeniden kurgulamak gerekiyor."
Neden yönetici değiştiriyorlar?
1-İstedikleri kir ve verimliği elde etmek için,
2-Şirketin mevcut durumunu korumak için,
3-Yeni açılımlar ve fırsatlar elde etmek için. (Fatoş Bozkuş/Ekonomist Dergisi)



Alıntı:
http://www.finansgundem.com/haber/sirketler-neden-yonetici-degistiriyorlar/1137391


12 Kasım 2016 Cumartesi

SPK dolandırıcılık duyurusunda bulundu

SPK Haftalık Bülteninde, sosyal medya hesapları üzerinden kendilerini “yatırım danışmanı”, “piyasa uzmanı” gibi unvanlarla tanıtan şahıslarla ilgili duyuruda bulunuldu

SPK Haftalık Bülteni yayımlandı. Bültende  Kurulumuzun 11/11/2016 tarih ve 31/1111 sayılı Kararı ile aşağıda yer alan duyurunun kamuoyuna yapılmasına karar verildiği belirtildi.
DUYURU: Kurulumuzca son dönemlerde yapılan incelemelerde, sosyal medya hesapları üzerinden kendilerini “yatırım danışmanı”, “piyasa uzmanı” gibi unvanlarla tanıtan, hisse senedi veya diğer piyasalara yönelik öngörüler paylaşan mesajların olduğu görülmektedir. Bu kişilerin kısa sürede yüksek getiri vaadiyle yatırımcılara tavsiye ve telkinlerde bulundukları anlaşılmaktadır. Söz konusu şahıslara ve bu hesaplarda yer alan tavsiye ve telkinlere itibar edilmemesi, yatırım danışmanlığı ve/veya portföy yönetim hizmeti alınmak isteniyorsa Kurulumuzdan yetki belgesi almış kuruluşların tercih edilmesi mağduriyet yaşanmaması açısından önem arz etmektedir. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn)’nun 39’uncu maddesine göre; yatırım hizmetlerinin ve faaliyetlerinin düzenli uğraşı, ticari veya mesleki faaliyet olarak icra edilebilmesi için Kuruldan izin alınması zorunludur. Kuruldan izin alınmadan icra edilen sermaye piyasası faaliyetinin yaptırımı ise, SPKn’nun 109’uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiş olup; anılan maddede “…Sermaye piyasasında izinsiz olarak faaliyette bulunanlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar...” hükmü yer almaktadır. Diğer taraftan, anılan sosyal medya hesapları aracılığıyla beraber hareket etmek suretiyle SPKn’nun “Piyasa dolandırıcılığı” başlıklı 107’nci maddesine aykırı olarak işlem gerçekleştirildiğinin Kurulumuzca tespit edilmesi durumunda sorumlular hakkında SPKn’nun 115’inci maddesi kapsamında suç duyurusunda bulunulması, SPKn’nun 101’inci maddesi kapsamında tedbir getirilmesi ve/veya SPKn’nun 104’üncü maddesi kapsamında ilgililer hakkında idari para cezası verilmesi mümkündür. Bu kapsamda, bahse konu anılan sosyal medya hesaplarına ve burada yer alan şahısların tavsiye ve telkinlerine yatırımcılar tarafından itibar edilmemesi hususu önemle duyurulur.
Alıntı:
http://www.borsagundem.com/haber/spk-dolandiricilik-duyurusunda-bulundu/1136427


30 Ekim 2016 Pazar

Dünya Bankası'ndan Türkiye'ye büyüme önerisi

Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Cyrill Muller, Türkiye ekonomisinin çok sağlam bir şekilde büyüdüğünü ve dünyada en hızlı büyüyen ekonomiler arasında yer aldığını belirterek, "Bu performansını yükselterek sürdürebilmesi için eğitime yapılan yatırımların devam etmesi, bölgesel çatışmaların sona ermesi ve tarım temelli ekonomiden sanayi merkezli ekonomiye geçişin hızlanması gerekiyor." dedi.
Türkiye ekonomisinin performansı ve sürdürülebilir büyümenin gereklilikleri hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulunan Muller, Türkiye'nin sahip olduğu potansiyeli göz önüne alarak daha müreffeh bir seviyeye erişebilmek için mevcut büyüme hızının da üzerine çıkabileceğini ifade etti.
Muller, Türkiye ekonomisinin büyüme hızını artırabilmesi ve performansını sürdürülebilir seviyede tutabilmesi için eğitime yapılan yatırımların devam etmesinin, bölgesel çatışmaların sona ermesinin ve tarım temelli ekonomiden sanayi merkezli ekonomiye geçişin hızlanmasının gerektiğinin altını çizerek şu değerlendirmelerde bulundu:
"Diğer ülkeler ile karşılaştırdığımızda, Türkiye ekonomisinin büyüme performansı gerçekten sağlam ve açıkçası en hızlı büyüyenlerden birisi. Bunun bu şekilde devam edebilmesi için öncelikle eğitim konusuna ağırlık verilmeli. Eğitime erişebilme ve mezun verme oranlarınız çok iyi. Ancak alınan eğitimin kalitesi ve genç insanların bu eğitimle iş bulabilmesi konuları da önemli. Eğitim sisteminin daha yaratıcı, daha yenilikçi, daha modern bir ekonomiye geçişle doğrudan bağlantısı olduğunu düşünüyoruz.
İkinci olarak, ülkenizin de içinde bulunduğu bölgede devam eden karışıklıkların, Türkiye ekonomisinin büyümesini olumsuz yönde etkiliyor ama söz konusu karışıklıklardan bazılarının çözüleceğini ve gerilimin azalacağını düşünüyorum. Bu da Türkiye'ye ekonomisini büyütmesi için fırsatlar sunacak.
Son olarak şunu söylemek isterim ki Türkiye belli bir süredir tarımsal ekonomiden üretim ve hizmet ekonomisine geçme konusunda çok başarılı bir performans sergiledi. Ancak geldiği pozisyonu sağlamlaştırarak daha ileriye taşıyabilmesi için kendisini teknolojinin daha yoğun kullanıldığı, yenilikçi ve yaratıcı anlayışla üretilmiş katma değeri yüksek ürün ve hizmetlerin etrafında konumlandırmalı.
Bu üç hususun size yardımı olacağını düşünüyorum. Mesela yatırım konusunda, özellik altyapı yatırımları konusunda çok iyisiniz ki bu ekonomik büyüme için önemli bir bileşendir. Buna ek olarak canlı bir ekonominiz, güçlü bir talebiniz ve daha yüksek seviyeye ulaşmanıza yardımcı olacak genç nüfusunuz var."
"Günümüzde eğer güvenilir makro politikalarınız yoksa kaybedersiniz"Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Muller, sağlam makro ekonomi ve maliye politikalarının önemini hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:
"Bir iktisatçı olarak bu değerlendirmeleri yaparken tabii ki makro ekonomi ve maliye politikalarının düzgün uygulandığı kabulüyle konuştum. Çünkü sağlam politikaların yokluğunda Türkiye için her şey çok zor olur. Günümüz dünyasında eğer güvenilir politikalarınız yoksa kaybedersiniz. Çünkü düşük hızlı büyümenin hakim olduğu bu iklimin yatırımcıları her zaman hassas riskten kaçmaya eğilimli. Bu yüzden, yakın geçmişte küresel boyutta finansal kriz geçirmiş bir dünyayı düşünerek söylüyorum, ekonominizi büyütebilmek için çok sağlam makro iktisadi politikalara ve istikrara ihtiyacınız var. Aksi takdirde yatırımlarınız olumsuz etkilenecektir."
"Metodoloji değişikliği Türkiye'nin sıralamasını düşürdü"Muller, Dünya Bankası tarafından her yıl güncellenen ve 2017 versiyonu kısa bir süre önce açıklanan, ülkeleri iş yapabilme imkanlarıyla ilgili bir dizi ölçüme göre sıralayan, "2017 İş Yapma Kolaylığı" raporundaki sıralamada Türkiye'nin birkaç basamak aşağıya düşmesiyle ilgili olarak, "Türkiye'nin sıralamadaki yeri metodoloji değişikliği nedeniyle düştü. Türkiye'nin bir şeyleri eksik yapması söz konusu değil. Ayrıca diğer ülkelerden bazıları daha agresif bir gelişme gösterdiği için Türkiye'nin önüne geçtiler." dedi.
İleriye dönük beklentisinin yüksek olduğunu belirten Muller, "Hükümetinizin yaptığı açıklamalar ve çalışmalar, önümüzdeki süreçte Türkiye'nin söz konusu kriterlerde daha ileriye gideceğini düşünmemi sağlıyor." diye konuştu.
Alıntı:
http://www.borsagundem.com/haber/dunya-bankasindan-turkiyeye-buyume-onerisi/1131832

İhracatın yarıdan fazlası İstanbul'dan

İstanbul, yılın ilk 8 ayında Türkiye'den yapılan ihracatın 54,5’ini tek başına gerçekleştirdi.

Türkiye'nin ihracat şampiyonları yılın ilk 8 ayında İstanbul, Bursa ve İzmir oldu. Gümüşhane, Tunceli ve Kars ise en az ihracat yapan iller olarak son sıralarda yer aldı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Diyarbakır Bölge Müdürlüğü’nden alınan verilere göre, yılın ilk 8 ayında 93 milyar 320 milyon 378 bin dolar ihracat gerçekleşti.
Verilere göre, yılın ilk 8 ayında Türkiye'nin ihracat şampiyonu 50 milyar 906 milyon 266 bin dolar ile yine İstanbul oldu.
Uzak ara ihracat şampiyonu olan mega kent İstanbul, Türkiye ihracatının yüzde 54,5’ini tek başına gerçekleştirdi. İstanbul’u 6 milyar 272 milyon 841 bin Dolar ile Bursa ve 5 milyar 559 milyon 78 bin dolar ile İzmir takip etti.
İllere göre dolar bazında ihracat rakamları şöyle:
“Gaziantep 4 milyar 196 milyon 778 bin,
Kocaeli 4 milyar 178 milyon 753 bin,
Denizli bir milyar 583 milyon 516 bin,
Sakarya bir milyar 213 milyon 542 bin,
Manisa bir milyar 171 milyon 976 bin,
Hatay bir milyar 36 milyon 517 bin,
Adana bir milyar 18 milyon 534 bin,
Kayseri bir milyar 2 milyon 185 bin,
Konya 866 milyon 551 bin,
Mersin 852 milyon 297 bin,
Trabzon 789 milyon 363 bin,
Antalya 620 milyon 355 bin,
Tekirdağ 614 milyon 758 bin,
Mardin 582 milyon 691 bin,
Kahramanmaraş 579 milyon 789 bin,
Eskişehir 561 milyon 875 bin,
Aydın 393 milyon 363 bin,
Balıkesir 331 milyon 477 bin,
Adıyaman 289 milyon 728 bin,
Muğla 272 milyon 181 bin,
Samsun 236 milyon 108 bin,
Şırnak 235 milyon 222 bin,
Afyonkarahisar 194 milyon 936 bin, Karaman 186 milyon 795 bin, Uşak 164 milyon 157 bin, Karabük 161 milyon 277 bin, Malatya 155 milyon 226 bin, Çorum 148 milyon 355 bin, Zonguldak 141 milyon 910 bin, Şanlıurfa 136 milyon 746 bin, Kırklareli 127 milyon 519 bin, Elazığ 123 milyon 105 bin, Burdur 119 milyon 450 bin, Kütahya 118 milyon 76 bin, Kırşehir 115 milyon 514 bin, Isparta 113 milyon 429 bin, Rize 107 milyon 499 bin, Diyarbakır 105 milyon 667 bin, Giresun 102 milyon 474 bin, Osmaniye 100 milyon 165 bin, Bolu 97 milyon 888 bin, Ordu 94 milyon 661 bin, Yalova 74 milyon 574 bin, Kilis 74 milyon 155 bin, Çanakkale 72 milyon 416 bin, Iğdır 67 milyon 327 bin, Düzce 60 milyon 395 bin, Siirt 59 milyon 733 bin, Bilecik 57 milyon 23 bin, Aksaray 53 milyon 328 bin, Çankırı 53 milyon 9 bin, Amasya 51 milyon 883 bin, Sivas 47 milyon 949 bin, Artvin 39 milyon 463 bin, Niğde 36 milyon 971 bin, Ağrı 36 milyon 401 bin, Kastamonu 29 milyon 200 bin, Edirne 26 milyon 519 bin, Nevşehir 26 milyon 457 bin, Batman 25 milyon 190 bin, Van 24 milyon 72 bin, Yozgat 15 milyon 795 bin, Tokat 13 milyon 891 bin, Hakkâri 13 milyon 799 bin, Kırıkkale 13 milyon 477 bin, Sinop 12 milyon 884 bin, Erzurum 12 milyon 611 bin, Bartın 8 milyon 224 bin, Bayburt 6 milyon 912 bin, Erzincan 5 milyon 202 bin, Ardahan bir milyon 121 bin, Bitlis bir milyon 74 bin, Bingöl 598 bin, Muş 290 bin.”

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Ücretsiz portföy programı: Google Finance

Hisse senetlerini alan, satan pekçok yatırımcı yatırımlarını bir programdan takip etmez, edenler de genelde Excel programından faydalanırlar. Takip için ise aracı kurumların ekstreleri ve uygulamaları tercih edilir. Portföy programları portföy yönetimleri içindir ve pahalıdır.
Bugün portföyümü, stratejileri Google Finance üzerinden ücretsiz nasıl takip edebiliriz inceleyeceğiz.
Google Finance kullanabilmek için bir Google hesabınızı olması yeterli.
Örnek olması için Sihirli Formül Stratejisinin 2016 yılında aldığımız hisselerini kullanacağız.
Şimdi adım adım portföyü nasıl aktaracağımızı özetleyelim.
Soldaki menüden Portfolios sekmesine tıkla:


Sağ üstte Create New Portfolio tuşuna tıklayarak portföyümüzü oluşturmaya başlayalım. Ben portföy ismini SF2016 olarak verdim.
Portföy ismini verdikten sonra boş bir sayfa gelecek buradan Edit portfolio sekmesini açacağız:


Açılan pencereden para birimini TL yapmamız gerekiyor, bu adım önemli bunu atlarsak sistem düzgün çalışmaz.


Kaydedip çıkalım.
Portföy hala boş. Portföyü 100000 TL ile başlatacağım. Bunun için Deposit tuşuna basıp işlemi giriyorum. Sonrasında Add to portfolio tuşuna tıklayıp portföye eklemem gerekiyor:


TL yatırdıktan sonra görünüm:


Portföy hala daha boş.
2016 yılında yapılan işlemleri 20 hisseli portföy için aktaracağım. Hisseleri 31/12/2015 tarihinde alıp 31/3/2016 tarihinde sattığımı, oluşan TL rakamını kullanarak yeni grup hisseleri 31/3/2016 tarihinde aldığımı ve bu hisseleri 30/6/2016 tarihinde sattığımı, daha sonra elimdeki para ile 30/6/2016 tarihinde yeni hisseleri aldığımı varsayacağım. Komisyon ödemedim.
İşlemleri yapabilmek için Excel’de oluşturup Google Finance portföye aktaracağım. Bunun için import transactions kullanılacak:


Gelen ekrandan Gözat:


İlgili dosyayı seçtikten sonra preview import tuşuna bastıktan sonra portföy işlemleri ekrana gelmeli. Bu ekranda sütunları eşleştirmek gerekiyor:


Sol üstteki kutucuğu işaretledikten sonra tüm işlemler seçilecek. Bilgi satırını seçim dışı bıraktıktan sonra altta yer alan import tuşuna basacağız ve portföy işlemleri aktarılacak.
Herşey doğru gittiyse aşağıdaki mesaj gelecek:


Aktarım sonrasında ise edit transactions ile tüm işlemleri cash linked olarak işaretlemek gerekecek. Kaydettikten sonra portföyü inceleyebiliriz:


Kapatılan pozisyonlar closed olarak gelecek, diğerleri ise açık olacak. Her bir hissenin performansı vs incelenebilir.


12 Temmuz 2016 Salı

Almanya’da geçtiğimiz Mayıs ayında 97 milyar 200 milyon Euro’luk ihracat yapıldı

Dünyada Çin ve Amerika ile birlikte “en çok ihracat yapan ülkeler” sıralamasında ilk üçe oynayan Almanya’da geçtiğimiz Mayıs ayında 97 milyar 200 milyon Euro’luk ihracat yapıldı.
Dünyada Çin ve Amerika ile birlikte “en çok ihracat yapan ülkeler” sıralamasında ilk üçe oynayan Almanya’da geçtiğimiz Mayıs ayında 97 milyar 200 milyon Euro’luk ihracat yapıldı. Bu miktar bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,6’lık bir artışı ifade ediyor.
Merkezi Almanya’nın Wiesbaden şehrinde bulunan Federal İstatistik Dairesi tarafından açıklanan ihracat rakamlarına göre, Almanya, geçtiğimiz Mayıs ayı içinde 76 milyar 200 milyon Euro’luk da ithalat gerçekleştirdi. Bu da ithalatta yüzde 0,1’lik bir azalmaya karşılık geliyor. Almanya’da Mayıs 2016 ihracat/ithalat dengesi 21 milyar Euro ihracat lehine fazlalık verdi.
Almanya 2002 ile 2009 arasındaki dönemde tam 7 yıl Dünya ihracat şampiyonuydu. 2009 ve 2010 yıllarında bu şampiyonluğu Çin’e kaptırdı. Geçen sene Çin 2 trilyon 274 milyar Dolar ile Dünya ihracat şampiyonluğunu kazandı.
Geçen yıl 1, 5 trilyon Dolar ile Amerika aynı sıralamada Dünya ikincisi, 1,3 trilyon Dolar ile ise Almanya dünya üçüncüsü olmuştu. Bu arada, Türkiye’nin Mayıs 2016 ihracatı 10 milyar 794 milyon dolar oldu.
Alıntı:

31 Mayıs 2016 Salı

Dijitalleşme: Teknolojiyle yarış

Üretim ve verimin gelişen teknoloji sayesinde artırılması hedefleniyor. Ancak robot ve bilgisayarların birçok işi üstlenmesiyle çoğu iş yeri tehlikeye giriyor.
Dijitalleşmenin iş hayatına etkisi ne? Alman hükümeti Meseberg'deki bugünkü oturumunda bu soruya cevap arıyor. Paris'teki Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) Forumu'nun yıllık toplantısının ve Haziran 2017'deki Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) ana konusu yine bu olacak.
Dünya genelinde hükümetler dijitalleşmenin iş dünyasına ve buna bağlı olarak topluma ve küresel kalkınmaya etkisine kafa yoruyor. Günümüzde robotlar depo işçilerinin yerini aldı; perakendeciler bir bir kapanırken Amazon gibi büyük e-ticaret firmaları giderek devasa bir hal alıyor. Banka çalışanlarının yerine online bankacılık getirilirken, küresel çaptaki sevkiyatların hazırlanmasında çalışan üçüncü dünya ülkelerindeki ucuz işgücünün yerine de yeme-içme ve uykuya ihtiyaç duymayan robotlar kullanılır oldu.
Orta sınıf işler azalıyor
ING-DiBa Bankası'nın 30 milyondan fazla işyeri üzerinde yaptığı bir araştırmada bu işyerlerinin yüzde 59'una denk gelen 18,3 milyonunun teknolojik yenilikler yüzünden tehdit altında olduğu ortaya kondu. Özellikle sekreterlik, kuryelik gibi işler dijitalleşmenin tehdidinde.
Başka araştırmalar; örneğin OECD'nin benzer araştırmaları ING-DiBa'nınki kadar kötümser bir tablo çizmese de uzmanlar bu yöndeki genel bir trendin var olduğu görüşünde. Dünya Bankası'nın konuyla ilgili 2016 Digidal Dividends adlı gelişim raporunda, dijitalleşmenin olumsuz etkilerine vurgu yapıldı. Kalkınmakta olan ülkelerle sanayi toplumlarında çoğu insan teknolojik yeniliklerden fayda sağladığını belirten ve bu yılki raporu kaleme alan Dünya Bankası Baş ekonomisti Deepak Mishra, "ancak bu gelişme orta sınıf vasıfsız işlerin azalmasına ve yüksek eğitim gerektiren işlerin artmasına neden oldu" diyor.
"Yukarı" büyüme eğilimi
ILO'dan Irmgard Nübler küresel teknolojik gelişmelerin daha çok üst tabakaya yaramış olmasının pek de şaşırılacak bir şey olmadığını belirtiyor. Nübler, "Şu anki sorun, gerekli makinelere ve paraya sahip olanların kazançları katlamasına ve bu da gelir adaletsizliğine yol açması" diyor.
Benzer bir gelişim geçmişteki sanayileşme adımlarıyla örneğin buhar makineleri ve elektriğin bulunmasıyla yaşanmış. Ancak uzmanlar o dönemle günümüz arasındaki farkı, geçmişte gelişen teknolojiyle mevcut işlerin azalırken yerine yenilerinin gelmesini ancak günümüzde kaybolan işlerin yerine yenilerinin gelmemesi olarak gösteriyor. Bu sayede daha fazla boş zaman alanı yaratılırken buna bağlı olarak da hizmet sektöründe gelişme kaydedildi. Zira orta sınıfın alım gücü yeni işyerleri nedeniyle arttı.
Geleceğin dijital mimarisi
Irmgard Nübler, "geleceğin teknolojik gelişmelerle nasıl şekilleneceği asıl soruyu oluşturuyor" diyerek, orta sınıf işlerin elde tutulması için nasıl adımlar atılacağının önemli olduğunu vurguluyor. Nübler, "Yaşlanan bir toplumuz. Kalkınmakta olan ülkelerin üretimlerini artırmaları için yeni teknolojiye ihtiyacı ancak dijitalleşmeyle birlikte yapısal değişimler de gerekli" diyor.
Dünya Bankası Baş Ekonomisti Deepak Mishra da hükümetlerin otomasyon konusuyla ister istemez muhatap olduğunun altını çizerek, siyasetin gelişen teknoloji ve yeni yasal düzenlemeler konusundaki yarışta çoktan yer aldığını belirtiyor. Mishra "Kesin olan şey, kazan sadece dijitalleşme konusunda erkenden gerekli tedbirleri alan ülkeler olacak" tespitinde bulunuyor.
Alıntı:
http://www.dw.com/tr/dijitalle%C5%9Fme-teknolojiyle-yar%C4%B1%C5%9F/a-19293251