Merkez Bankası 2017 yılını 7.9 milyar dolarlık bir döviz rezervi kaybıyla bitirirken, altın dahil toplam rezervler 1.6 milyar dolar arttı. Bu tabloda bankanın döviz rezervlerini altına çevirme kararı etkili oldu.
Döviz rezervleri azalırken, bankanın altın rezervleri 187.7 tonluk bir artışla tüm zamanların rekoru olan 564.8 tona ulaştı. Bu artışta, zorunlu karşılıklar için bankaların Merkez Bankası’na yatırdığı ilave 102 tona yakın altına, yine bankanın kendi mülkiyetindeki altınları 86 tona yakın miktarda artırma kararı da etkili oldu. Merkez Bankası rezerv politikasıyla yıllarca hiç değiştirmeden 116 tonda tuttuğu kendi mülkiyetindeki altın rezervlerini, mayıs ayından itibaren arttırmaya başlamıştı; döviz rezervlerinden yaklaşık 5 milyar dolarlık bölümünü altına çevirerek 2017 sonunda 202 tona ulaşmış oldu.
Alıntı:
http://www.finansgundem.com/haber/merkez-bankasinin-altin-rekoru/1265113
5 Ocak 2018 Cuma
3 Ocak 2018 Çarşamba
Cumhuriyet tarihinin en iyi ikinci ihracatı
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın geçici verilerine göre 2017 yılında Cumhuriyet tarihinin en iyi ikinci ihracatı yapıldı. 157.1 milyar dolarlık ihracatın 23.9 milyar dolarını ise lokomotif sektör otomotiv yaptı
Türkiye ihracatçısı 2017’yi oldukça iyi geçirdi. Her sektör geçen yıla göre ihracatını arttırmayı başardı. Henüz Türkiye İhracatçıları Birliği (TİM) ihracat verilerini açıklamadı ama Gümrük ve Ticaret Bakanlığı her ayın ikinci günü geçici dış ticaret verilerini kamuoyu ile paylaşıyor. Gümrük Bakanlığı’nın dün açıkladığı verilere göre 2017 Aralık ayında ihracat yüzde 8.59 arttı ve 13 milyar 881 milyon dolara ulaştı. Orta Vadeli Program’da 156.5 milyar dolar olarak belirlenen 2017 ihracat hedefi ise 157.1 milyar dolara ulaşılarak aşıldı. 2014 yılında ihracat rekoru 157.6 milyar dolarla kırılmıştı.
ARALIK REKORU
TİM verilerini bugün Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile Ankara’da açıklayacak. Her ayın ikinci günü verileri yayımlayan Gümrük Bakanlığı’na göre ise bu yıl aralıkta ihracat yüzde 8.59, ithalat yüzde 27.68 arttı. 13.8 milyar dolar tarihin en yüksek aralık ihracatı. İthalat ise 23 milyar 452 milyon dolar. 2017 Aralık ayında en çok ihraç edilen otomotiv sektörü oldu. 2 milyar 100 milyon dolarlık ihracat yapan otomotivin 2017 ihracatı ise 23 milyar 971 milyon dolar. Bu otomotiv sektörü için rekor. Tüm yıl otomotiv sektörü ihracatın öncüsü olmuştu. Yeni anlaşmalar ile yeni model üretimleri bu rekorda etkili oldu. Kazan ve makine ihracatı 14 milyar 56 milyon dolar ve kıymetli taşlar, madenler, altın ihracatı 10 milyar 886 milyon dolara ulaştı.
ALTIN İTHALATI
En fazla ithalat ise her yıl olduğu gibi mineral yakıt, yağlar oldu. Doğal kaynaklara sahip olmadığımız ve enerjide dışa bağımlılık oranımız yüksek olduğu için ithalatta da ilk sıra daima mineral yağlar ve yakıtlar, ürünler oluyor. 2017’de bu grubun ithalatı 38 milyar 370 milyon dolar oldu. İkincilik ise 27 milyar 261 milyon dolar ile kazanlar ve makinelerde. Üçüncü sırada 21 milyar 171 milyon dolar ile elektrikli makineler yer alıyor. Kıymetli taşlar, madenler, altın ise 2016 yılına göre yüzde 147.1 artışla 17 milyar 806 milyon dolar ithalatla dördüncü.
EN FAZLA İHRACAT DA İTHALAT DA ARA MALINA
GÜMRÜK Bakanlığı’nın verilerine göre 2017 yılında en fazla ihracatı 73.1 milyar dolar ile hammadde, ara malı grubu yaptı. İkincilik 64.9 milyar dolar ile tüketim mallarında. Sermaye malı ihracatı ise 18.3 milyar dolar olarak hesaplandı. İthalatta da birincilik 171.8 milyar dolar ile hammadde, ara malında. İkinci 33.1 milyar dolar ile yatırım malları, son olarak da 28.4 milyar dolar ile tüketim malları geliyor.
BAE VE ABD’YE HIZLI YÜKSELİŞ
GÜMRÜK Bakanlığı verilerine göre 2017 yılında en çok ihracat 15.2 milyar dolarla Almanya’ya yapıldı. İkincilik 9.6 milyar dolarla İngiltere’de. Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yüzde 70.03’lük artışla 9 milyar 194 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Bu sıçrayışta kimya ile altın takı, mücevher ihracatındaki artış etkili. ABD’ye ise ihracat yüzde 30.66 arttı. En fazla ithalat yaptığımız ülke 23.3 milyar dolarla Çin. İkinci 21.3 milyar dolarla Almanya, ve üçüncülük 20 milyar dolar ile Rusya’da. (Hürriyet / Şebnem Turhan)
Alıntı:
http://www.finansgundem.com/haber/cumhuriyet-tarihinin-en-iyi-ikinci-ihracati/1264734
Türkiye ihracatçısı 2017’yi oldukça iyi geçirdi. Her sektör geçen yıla göre ihracatını arttırmayı başardı. Henüz Türkiye İhracatçıları Birliği (TİM) ihracat verilerini açıklamadı ama Gümrük ve Ticaret Bakanlığı her ayın ikinci günü geçici dış ticaret verilerini kamuoyu ile paylaşıyor. Gümrük Bakanlığı’nın dün açıkladığı verilere göre 2017 Aralık ayında ihracat yüzde 8.59 arttı ve 13 milyar 881 milyon dolara ulaştı. Orta Vadeli Program’da 156.5 milyar dolar olarak belirlenen 2017 ihracat hedefi ise 157.1 milyar dolara ulaşılarak aşıldı. 2014 yılında ihracat rekoru 157.6 milyar dolarla kırılmıştı.
ARALIK REKORU
TİM verilerini bugün Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile Ankara’da açıklayacak. Her ayın ikinci günü verileri yayımlayan Gümrük Bakanlığı’na göre ise bu yıl aralıkta ihracat yüzde 8.59, ithalat yüzde 27.68 arttı. 13.8 milyar dolar tarihin en yüksek aralık ihracatı. İthalat ise 23 milyar 452 milyon dolar. 2017 Aralık ayında en çok ihraç edilen otomotiv sektörü oldu. 2 milyar 100 milyon dolarlık ihracat yapan otomotivin 2017 ihracatı ise 23 milyar 971 milyon dolar. Bu otomotiv sektörü için rekor. Tüm yıl otomotiv sektörü ihracatın öncüsü olmuştu. Yeni anlaşmalar ile yeni model üretimleri bu rekorda etkili oldu. Kazan ve makine ihracatı 14 milyar 56 milyon dolar ve kıymetli taşlar, madenler, altın ihracatı 10 milyar 886 milyon dolara ulaştı.
ALTIN İTHALATI
En fazla ithalat ise her yıl olduğu gibi mineral yakıt, yağlar oldu. Doğal kaynaklara sahip olmadığımız ve enerjide dışa bağımlılık oranımız yüksek olduğu için ithalatta da ilk sıra daima mineral yağlar ve yakıtlar, ürünler oluyor. 2017’de bu grubun ithalatı 38 milyar 370 milyon dolar oldu. İkincilik ise 27 milyar 261 milyon dolar ile kazanlar ve makinelerde. Üçüncü sırada 21 milyar 171 milyon dolar ile elektrikli makineler yer alıyor. Kıymetli taşlar, madenler, altın ise 2016 yılına göre yüzde 147.1 artışla 17 milyar 806 milyon dolar ithalatla dördüncü.
EN FAZLA İHRACAT DA İTHALAT DA ARA MALINA
GÜMRÜK Bakanlığı’nın verilerine göre 2017 yılında en fazla ihracatı 73.1 milyar dolar ile hammadde, ara malı grubu yaptı. İkincilik 64.9 milyar dolar ile tüketim mallarında. Sermaye malı ihracatı ise 18.3 milyar dolar olarak hesaplandı. İthalatta da birincilik 171.8 milyar dolar ile hammadde, ara malında. İkinci 33.1 milyar dolar ile yatırım malları, son olarak da 28.4 milyar dolar ile tüketim malları geliyor.
BAE VE ABD’YE HIZLI YÜKSELİŞ
GÜMRÜK Bakanlığı verilerine göre 2017 yılında en çok ihracat 15.2 milyar dolarla Almanya’ya yapıldı. İkincilik 9.6 milyar dolarla İngiltere’de. Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yüzde 70.03’lük artışla 9 milyar 194 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Bu sıçrayışta kimya ile altın takı, mücevher ihracatındaki artış etkili. ABD’ye ise ihracat yüzde 30.66 arttı. En fazla ithalat yaptığımız ülke 23.3 milyar dolarla Çin. İkinci 21.3 milyar dolarla Almanya, ve üçüncülük 20 milyar dolar ile Rusya’da. (Hürriyet / Şebnem Turhan)
Alıntı:
http://www.finansgundem.com/haber/cumhuriyet-tarihinin-en-iyi-ikinci-ihracati/1264734
Dünyanın en büyük yatırımcısı BlackRock
Ortalama yatırımcıların gözünde, BlackRock görünür değil. Keza wifi ve oksijen de öyle. Ancak New York merkezli finans devi küresel yatırımın dokusunun derinliklerine işlemiş bir yapı: Dünyanın en büyük varlık yöneticisinin portföyünde müşterilerine ait toplamda yaklaşık 6 trilyon dolarlık bir varlık yer alıyor. Bu miktar dünyada ABD ve Çin haricinde her ülkenin GSYİH’sinden daha büyük ki bu da, BlackRock’un yatırım kararlarının her büyük küresel pazarda etkileri hissedilen dalgalar oluşturması anlamına geliyor.
BlackRock 1,5 trilyon doları iShares ailesine yatırılanlarla beraber en büyük, pasif fon borsaları (EFT) sağlayıcısı konumunda. Ayrıca, BlackRock’un elindeki, çoğunun aktif olarak yönetildiği kurumsal hisse ve bono varlıkları EFT portföyünden daha büyük; şirketin 135 yatırımcıdan oluşan ekibinin bu paranın nereye aktarılabileceğiyle ilgili tercihleri nice başka yatırımcıyı etkiliyor.
Alıntı:
http://www.finansgundem.com/foto-haber/parlak-sektorler-hangisi/1264970
BlackRock 1,5 trilyon doları iShares ailesine yatırılanlarla beraber en büyük, pasif fon borsaları (EFT) sağlayıcısı konumunda. Ayrıca, BlackRock’un elindeki, çoğunun aktif olarak yönetildiği kurumsal hisse ve bono varlıkları EFT portföyünden daha büyük; şirketin 135 yatırımcıdan oluşan ekibinin bu paranın nereye aktarılabileceğiyle ilgili tercihleri nice başka yatırımcıyı etkiliyor.
Alıntı:
http://www.finansgundem.com/foto-haber/parlak-sektorler-hangisi/1264970
Şimşek'e göre 2018'in fırsat ve riskleri
Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’le dış kaynaktan küresel piyasalara, dövizle borçtan Varlık Fonu’na ve büyümeye kadar 2018’in fırsat ve risklerini anlattı. İşte Bakan Şimşek’e sorular ve yanıtları.
- 2018 yılında Türkiye ihtiyacı olan 210 milyar dolar dış kaynağı temin etmede zorlanır mı?
Dış kaynak bulmada zorlanmayacağız. Bunun birkaç nedeni var.
- Klasik fonlama bölgemiz olan Batı ile ilişkilerimiz daha iyi. AB ile Türkiye ilişkeleri kopmayacak. Son vize krizinde de gördük ki, Türkiye-ABD ilişkileri de daha kötüye gitmeyecek. Türkiye’nin ilişkilerindeki belirsizlikleri azaltması dış kaynak bulmada bir miktar rahatlatıcı rol oynayacaktır. Türkiye’nin bugün kısa vadeli olarak belli sıkıntıları olsa da, orta ve uzun vadeli geleceğinin iyi olacağı beklentisi, insanlar ve kurumları Türkiye riskini almaya yöneltiyor.
- İkinci nedenimiz, borçlanma bölgelerimizde ciddi bir çeşitlendirme çalışmasına girmemizdir. Ciddi fon birikimlerinin olduğu yeni ülkelere yöneliyoruz artık. İlk defa Rusya’da road show yaptık. Ruble cinsinden tahvil piyasasını yokladık, ilk tepkiler olumlu, 2018’de burada borçlanmayı deneyeceğiz. Bunun yanında Çin’in borçlanma pazarı Panga piyasasına da girme kararı aldık. Türkiye’de faaliyete geçen Çinli ICBC bankasının da aracılığıyla finansal ilişkilerimizi geliştireceğiz. Çin güçlü tasarrufların olduğu bir ülke. Japonya’ya gideceğiz ve Samurai piyasasından da kaynak bulma ihtimalimiz var. Ortadoğu da dünyada güçlü finansman kaynaklarından biri ve bizim de bu bölgeyle güçlü ilişkilerimiz var. Bu bölgeyi de daha fazla kullanmaya kararlıyız.
Yani geleneksel fon sağlayıcılarımıza ilaveten yeni fon sağlayıcı kaynakları da devreye sokacağız. Daha geniş bir tabandan dış kaynak sağlama yoluna gideceğiz.
- Kaldı ki, roll-over edeceğimiz dış borcun önemli bir kısmı ticari ilişki kaynaklıdır. Bu ilişki içinde bu borçların çevrilmesinde sıkıntı beklenemez.
- Politika belirsizliklerinin azalması, ekonominin çeşitli şoklara karşı dayanıklılığını ispat etmesi de Türkiye’nin yeni kaynak bulmasına katkı veriyor.
- Bu tartışma ve soru işaretleri hep Türkiye’nin yüksek borçlu olmasından değil mi?
- Aslında Türkiye yüksek borçlu bir ülke değildir. Bunun için toplam borca bakmak lazımdır. Türkiye’de tüm kesimlerin yani hanehalkı, finans sektörü, reel sektör ve kamunun toplam bocunun milli gelire oranı yüzde 144 seviyesindedir. Bizim gibi gelişmekte olan ülkeler ortalaması ise yüzde 219’dur. Biz bu ortalamanın üçte ikisi civarındayız ve düşüğüz.
- Bir başka gösterge de faiz ödemesidir. Türkiye’nin toplam dış borç faiz ödemesinin milli gelire oranı 15 yıl önce yüzde 1.9 iken, 2017’nin üçüncü çeyreği itibarıyla yüzde 0.7’ye indi ve yaklaşık yarı yarıya düştü.
- Sorun olan özel sektörün Dövizle borçlanmasıdır. Bu konuda da bir makro ihtiyati çerçeve hazırladık, onlar da bundan sonra Döviz riskini daha iyi yönetecekler.
- Türkiye Varlık Fonu size bağlı değil ama Hazine sizde ve uzun yıllar da uluslararası yatırım bankacılığı yaptınız. Bu Fon’un iyi ve etkin çalışması sizce nasıl olabilir?
Madem ki sordunuz, ideal çalışma biçiminin nasıl olması gerektiğini belirteyim. Bence Varlık Fonu’nun üç fonksiyonu olmalı.
- Varlık Fonu portföyüne aldığı şirketlerin performansını ve değerini artıracak bir strateji izlemeli. Bunun için şirketlerin ciddi bir yeniden yapılanmasını sağlamalı, şirketlerin önünü açmalı ve süratle büyümelerini hedeflemeli. Yani Varlık Fonu hem yeni şirketlerin katılımı ile güçlenip büyürken, hem de sahibi olduğu mevcut şirketlerinin büyümesi ve değerlenmesi yoluyla da büyümeli.
- Yine Türkiye Varlık Fonu teknolojik yatırımlara, savunma ve havacılık gibi stratejik yatırımlara, Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak girişimlere katılmalı ve öncülük etmeli. Kamu altyapı yatırımlarına da finansman sağlayabilmeli.
Ortaya koyduğu performansıyla dünyadan kaynak çekmelidir. Bu kaynaklar uzun vadeli ve sermaye biçiminde olmalı, ülke borcunu artırıcı veya borç biçiminde değil.
Bu üç fonksiyonu yerine getiren bir varlık fonu ülkenin kalkınmasına önemli katkılar sağlar.
- Özel sektörün dövizle borçlanmasını önemli ölçüde sınırlandırmada ne aşamadayız?
Biz çalışmamızı sonlandırdık ve taslağı Başbakanlığa sunduk. Dövizle borcun büyük kısmı 2 bin büyük şirketin. Küçük kısmı da 23 bin şirketin. Küçük şirketler içinde ihracatçı olmayan ve döviz kazancı olmayan varsa bir kere bunlar dövizle borçlanamayacak. İhracatı olanlara da ihracatına oranla borçlanma olanağı getiriyoruz. Büyük şirketleri ise koruma satın almaya yöneltiyoruz.
- 2018’in büyümesi ne olabilir ve bunu ne sağlayacak?
Büyüme oranının ne olabileceğini programa yazdık. Bunun dışında bir öngörüm yok, büyümeyi yüzde 5.5 bekliyoruz.
- Bunun nedenlerinden biri, 2017’de istihdamın güçlü seyretmiş olmasıdır. Eylül itibarıyla yılbaşından bu yana 1.2 milyon vatandaşımıza yeni iş bulduk. Bu rakam 2006- 2016 dönem ortalamasının 2.3 katıdır. Bu çok ciddi bir başarıdır. İstihdam artışı bu yıl tüketimi ve büyümeyi destekleyecek. Önümüzdeki dönemde de yatırım yaparak istihdam sağlamaya devam edeceğiz. İstihdamın tüketim üzerinde kredi artışı kadar önemi vardır.
- Kredi Garanti Fonu aracılığıyla geçen yıl 202 bin şirkete 210 milyar liralık kaynak kullandırdık. Kredilerin yüzde 75’ini de KOBİ’ler kullandı. Sonucu meydanda. Bu yıl da 140 milyar liralık daha kaynak kullandıracağız. Bakanlar Kurulu imzasına açıldı. Bunu da uzun vadeli sanayi yatırımları ve ihracatı destekleyerek ekonomik katma değeri maksimize edecek alanlara yönlendireceğiz.
- Kapasite kullanımları yüzde 80’e geldi. Yatırımlarda bir canlanma başladı. Yılın üçüncü çeyreğindeki makine teçhizat yatırımları yüzde 15.8 arttı. 2018’de makine teçhizat yatırımlarında artış devam edebilir. Böylece büyüme yatırımlarla da desteklenecek.
- İhracatta çift haneli artışın bu yıl da devamını bekliyoruz. Çünkü dünya ekonomisinde büyüme iyi olacak ve toplamda yüzde 3.5’in üzerinde bir oran bekleniyor. Bizim asıl ihracat pazarımız olan AB’nin ekonomisi de canlı ve yüzde 2.5’e yaklaşan bir büyüme olacak. Bunun yanında Türkiye kur üzerinden bir miktar rekabet gücü de kazanmış durumda. İhracat artışı ekonomik büyümeyi destekleyecek. Yine ihracat pazarlarındaki müteahhitlik hizmetleri ve gelirleri de destekleyici bir rol oynayacak.
- Turizm sektörü önemli oranda toparlandı. Bu toparlanmanın da devam edeceği anlaşılıyor. Turist sayısı açısından 2014’ü yakaladıktan sonra iş gelirleri toparlamaya dönecek. Büyümeye buradan da bir artış gelecek.
Bütün bu gelişmelerle büyüme 2018’de güçlü kalacak, geniş tabanlı olacak ve istihdamı destekleyici olacak.
- Türkiye ekonomisiyle ilgili yeni yıl öngörüleriniz nedir?
Son yıllarda çok büyük şoklarla karşı karşıya kaldık. Bir miktar mali alanı kullanarak iyi direnç gösterdik ama ekonominin temelleri de sağlamdı. Reel ekonomi açısından 2017’de oldukça başarılıydık. Büyüme güçlü ve kapsayıcıydı.
- Ekonomide en kötüsünün geride kaldığını, yılın ilk çeyreğinde gereken adımları attıktan ve istihdam ile büyümeyi artırmayı hedefledikten sonra söylemiştim. Beklediğimiz iyi sonuçları da aldık.
- Ama bunların yan etkileri de oldu. Cari açık daha yükseldi. Enflasyon oldukça yüksek seyretti. Bütçe açığı da, reel ekonomi destekleri nedeniyle bir miktar büyüdü.
- Bu yıl güveni bozacak ilave şoklar olmayacağı kanaatindeyim. Suriye olayları kısmen sükûnet devresine girdi. FETÖ kalkışması gibi ilave bir şok olasılığını da düşük buluyorum.
- Bu çerçevede büyümemiz devam eder. Ama bu seneki kadar yüksek olmayabilir.
- 2017’ye oranla bütçede bir miktar iyileşme olabilir.
- Enflasyonda iyileşme aralık ayı rakamlarının açıklanmasıyla başlar.
- Cari açıkta iyileşme olur. Çünkü resmi önemli ölçüde bozan unsurlardan biri altın ithalatındaki artıştır. Geçmişteki gerçekleşmelerden dolayı bunun devam etmeyeceğini varsayıyorum. İhracat artacak, turizmde hem gelen turist sayısında artış olacak hem de turist başına harcama artacak ve sonuçta turizm gelirlerimiz yükselecek. Cari açıkta aşağıya doğru bir trend bekliyorum. Geçmiş yıllarda bu denli hızlı büyüdüğümüz dönemlerde yüzde 9 dolayında cari açıkla karşılaşıyorduk. Cari açığın azaltılması için enerjide dışa bağımlılığı azaltıyoruz. Sektörel dönüşümü sağlıyoruz ve tasarrufları artırıyoruz.
Makro açıdan bakınca enflasyon ve cari açıkta iyileşmenin yanına istihdam artışı ve makul büyümeyi koyduğumuzda ekonomideki resmin oldukça iyi olacağını düşünüyorum.
ENFLASYONLA KÜRESEL FAİZDE SENKRONİZE ARTIŞ İHTİMALİ ARTIYOR
- Sizce yeni yılın zorluğunu nerede aramalı?
Merkez bankalarının parasal genişlemeye gitmeleri dünyada enflasyon yaratmadı. Bir miktar parasal sıkılaştırma başladı ama bu da henüz ortada enflasyon olmadığı için piyasalar tarafından tolere edildi. Fakat bu, enflasyon kalıcı bir şekilde ortaya çıkmayacak anlamına gelmiyor. Şu ana kadar çıkmadıysa parasal genişlemeye ve işsizliğin azalmasına rağmen ücretlerin tepki vermemesindendi.
Ama petrol fiyatları artıyor, emtia fiyatları yükseliyor. Varlık fiyatlarının artışıyla da enflasyonun bir miktar başını kaldırma riski var. Hatta ücret artışlarının başlamasıyla merkez bankalarının senkronize bir parasal sıkılaştırmaya gitme ve faizleri artırma ihtiyacı artabilir. Bu ilave sıkılaştırmanın getireceği bir miktar olumsuz etkiler yaşanabilir. Maliyet artışları olabilir.
Alıntı:
http://www.borsagundem.com/haber/simseke-gore-2018in-firsat-ve-riskleri/1264407
- 2018 yılında Türkiye ihtiyacı olan 210 milyar dolar dış kaynağı temin etmede zorlanır mı?
Dış kaynak bulmada zorlanmayacağız. Bunun birkaç nedeni var.
- Klasik fonlama bölgemiz olan Batı ile ilişkilerimiz daha iyi. AB ile Türkiye ilişkeleri kopmayacak. Son vize krizinde de gördük ki, Türkiye-ABD ilişkileri de daha kötüye gitmeyecek. Türkiye’nin ilişkilerindeki belirsizlikleri azaltması dış kaynak bulmada bir miktar rahatlatıcı rol oynayacaktır. Türkiye’nin bugün kısa vadeli olarak belli sıkıntıları olsa da, orta ve uzun vadeli geleceğinin iyi olacağı beklentisi, insanlar ve kurumları Türkiye riskini almaya yöneltiyor.
- İkinci nedenimiz, borçlanma bölgelerimizde ciddi bir çeşitlendirme çalışmasına girmemizdir. Ciddi fon birikimlerinin olduğu yeni ülkelere yöneliyoruz artık. İlk defa Rusya’da road show yaptık. Ruble cinsinden tahvil piyasasını yokladık, ilk tepkiler olumlu, 2018’de burada borçlanmayı deneyeceğiz. Bunun yanında Çin’in borçlanma pazarı Panga piyasasına da girme kararı aldık. Türkiye’de faaliyete geçen Çinli ICBC bankasının da aracılığıyla finansal ilişkilerimizi geliştireceğiz. Çin güçlü tasarrufların olduğu bir ülke. Japonya’ya gideceğiz ve Samurai piyasasından da kaynak bulma ihtimalimiz var. Ortadoğu da dünyada güçlü finansman kaynaklarından biri ve bizim de bu bölgeyle güçlü ilişkilerimiz var. Bu bölgeyi de daha fazla kullanmaya kararlıyız.
Yani geleneksel fon sağlayıcılarımıza ilaveten yeni fon sağlayıcı kaynakları da devreye sokacağız. Daha geniş bir tabandan dış kaynak sağlama yoluna gideceğiz.
- Kaldı ki, roll-over edeceğimiz dış borcun önemli bir kısmı ticari ilişki kaynaklıdır. Bu ilişki içinde bu borçların çevrilmesinde sıkıntı beklenemez.
- Politika belirsizliklerinin azalması, ekonominin çeşitli şoklara karşı dayanıklılığını ispat etmesi de Türkiye’nin yeni kaynak bulmasına katkı veriyor.
- Bu tartışma ve soru işaretleri hep Türkiye’nin yüksek borçlu olmasından değil mi?
- Aslında Türkiye yüksek borçlu bir ülke değildir. Bunun için toplam borca bakmak lazımdır. Türkiye’de tüm kesimlerin yani hanehalkı, finans sektörü, reel sektör ve kamunun toplam bocunun milli gelire oranı yüzde 144 seviyesindedir. Bizim gibi gelişmekte olan ülkeler ortalaması ise yüzde 219’dur. Biz bu ortalamanın üçte ikisi civarındayız ve düşüğüz.
- Bir başka gösterge de faiz ödemesidir. Türkiye’nin toplam dış borç faiz ödemesinin milli gelire oranı 15 yıl önce yüzde 1.9 iken, 2017’nin üçüncü çeyreği itibarıyla yüzde 0.7’ye indi ve yaklaşık yarı yarıya düştü.
- Sorun olan özel sektörün Dövizle borçlanmasıdır. Bu konuda da bir makro ihtiyati çerçeve hazırladık, onlar da bundan sonra Döviz riskini daha iyi yönetecekler.
- Türkiye Varlık Fonu size bağlı değil ama Hazine sizde ve uzun yıllar da uluslararası yatırım bankacılığı yaptınız. Bu Fon’un iyi ve etkin çalışması sizce nasıl olabilir?
Madem ki sordunuz, ideal çalışma biçiminin nasıl olması gerektiğini belirteyim. Bence Varlık Fonu’nun üç fonksiyonu olmalı.
- Varlık Fonu portföyüne aldığı şirketlerin performansını ve değerini artıracak bir strateji izlemeli. Bunun için şirketlerin ciddi bir yeniden yapılanmasını sağlamalı, şirketlerin önünü açmalı ve süratle büyümelerini hedeflemeli. Yani Varlık Fonu hem yeni şirketlerin katılımı ile güçlenip büyürken, hem de sahibi olduğu mevcut şirketlerinin büyümesi ve değerlenmesi yoluyla da büyümeli.
- Yine Türkiye Varlık Fonu teknolojik yatırımlara, savunma ve havacılık gibi stratejik yatırımlara, Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak girişimlere katılmalı ve öncülük etmeli. Kamu altyapı yatırımlarına da finansman sağlayabilmeli.
Ortaya koyduğu performansıyla dünyadan kaynak çekmelidir. Bu kaynaklar uzun vadeli ve sermaye biçiminde olmalı, ülke borcunu artırıcı veya borç biçiminde değil.
Bu üç fonksiyonu yerine getiren bir varlık fonu ülkenin kalkınmasına önemli katkılar sağlar.
- Özel sektörün dövizle borçlanmasını önemli ölçüde sınırlandırmada ne aşamadayız?
Biz çalışmamızı sonlandırdık ve taslağı Başbakanlığa sunduk. Dövizle borcun büyük kısmı 2 bin büyük şirketin. Küçük kısmı da 23 bin şirketin. Küçük şirketler içinde ihracatçı olmayan ve döviz kazancı olmayan varsa bir kere bunlar dövizle borçlanamayacak. İhracatı olanlara da ihracatına oranla borçlanma olanağı getiriyoruz. Büyük şirketleri ise koruma satın almaya yöneltiyoruz.
- 2018’in büyümesi ne olabilir ve bunu ne sağlayacak?
Büyüme oranının ne olabileceğini programa yazdık. Bunun dışında bir öngörüm yok, büyümeyi yüzde 5.5 bekliyoruz.
- Bunun nedenlerinden biri, 2017’de istihdamın güçlü seyretmiş olmasıdır. Eylül itibarıyla yılbaşından bu yana 1.2 milyon vatandaşımıza yeni iş bulduk. Bu rakam 2006- 2016 dönem ortalamasının 2.3 katıdır. Bu çok ciddi bir başarıdır. İstihdam artışı bu yıl tüketimi ve büyümeyi destekleyecek. Önümüzdeki dönemde de yatırım yaparak istihdam sağlamaya devam edeceğiz. İstihdamın tüketim üzerinde kredi artışı kadar önemi vardır.
- Kredi Garanti Fonu aracılığıyla geçen yıl 202 bin şirkete 210 milyar liralık kaynak kullandırdık. Kredilerin yüzde 75’ini de KOBİ’ler kullandı. Sonucu meydanda. Bu yıl da 140 milyar liralık daha kaynak kullandıracağız. Bakanlar Kurulu imzasına açıldı. Bunu da uzun vadeli sanayi yatırımları ve ihracatı destekleyerek ekonomik katma değeri maksimize edecek alanlara yönlendireceğiz.
- Kapasite kullanımları yüzde 80’e geldi. Yatırımlarda bir canlanma başladı. Yılın üçüncü çeyreğindeki makine teçhizat yatırımları yüzde 15.8 arttı. 2018’de makine teçhizat yatırımlarında artış devam edebilir. Böylece büyüme yatırımlarla da desteklenecek.
- İhracatta çift haneli artışın bu yıl da devamını bekliyoruz. Çünkü dünya ekonomisinde büyüme iyi olacak ve toplamda yüzde 3.5’in üzerinde bir oran bekleniyor. Bizim asıl ihracat pazarımız olan AB’nin ekonomisi de canlı ve yüzde 2.5’e yaklaşan bir büyüme olacak. Bunun yanında Türkiye kur üzerinden bir miktar rekabet gücü de kazanmış durumda. İhracat artışı ekonomik büyümeyi destekleyecek. Yine ihracat pazarlarındaki müteahhitlik hizmetleri ve gelirleri de destekleyici bir rol oynayacak.
- Turizm sektörü önemli oranda toparlandı. Bu toparlanmanın da devam edeceği anlaşılıyor. Turist sayısı açısından 2014’ü yakaladıktan sonra iş gelirleri toparlamaya dönecek. Büyümeye buradan da bir artış gelecek.
Bütün bu gelişmelerle büyüme 2018’de güçlü kalacak, geniş tabanlı olacak ve istihdamı destekleyici olacak.
- Türkiye ekonomisiyle ilgili yeni yıl öngörüleriniz nedir?
Son yıllarda çok büyük şoklarla karşı karşıya kaldık. Bir miktar mali alanı kullanarak iyi direnç gösterdik ama ekonominin temelleri de sağlamdı. Reel ekonomi açısından 2017’de oldukça başarılıydık. Büyüme güçlü ve kapsayıcıydı.
- Ekonomide en kötüsünün geride kaldığını, yılın ilk çeyreğinde gereken adımları attıktan ve istihdam ile büyümeyi artırmayı hedefledikten sonra söylemiştim. Beklediğimiz iyi sonuçları da aldık.
- Ama bunların yan etkileri de oldu. Cari açık daha yükseldi. Enflasyon oldukça yüksek seyretti. Bütçe açığı da, reel ekonomi destekleri nedeniyle bir miktar büyüdü.
- Bu yıl güveni bozacak ilave şoklar olmayacağı kanaatindeyim. Suriye olayları kısmen sükûnet devresine girdi. FETÖ kalkışması gibi ilave bir şok olasılığını da düşük buluyorum.
- Bu çerçevede büyümemiz devam eder. Ama bu seneki kadar yüksek olmayabilir.
- 2017’ye oranla bütçede bir miktar iyileşme olabilir.
- Enflasyonda iyileşme aralık ayı rakamlarının açıklanmasıyla başlar.
- Cari açıkta iyileşme olur. Çünkü resmi önemli ölçüde bozan unsurlardan biri altın ithalatındaki artıştır. Geçmişteki gerçekleşmelerden dolayı bunun devam etmeyeceğini varsayıyorum. İhracat artacak, turizmde hem gelen turist sayısında artış olacak hem de turist başına harcama artacak ve sonuçta turizm gelirlerimiz yükselecek. Cari açıkta aşağıya doğru bir trend bekliyorum. Geçmiş yıllarda bu denli hızlı büyüdüğümüz dönemlerde yüzde 9 dolayında cari açıkla karşılaşıyorduk. Cari açığın azaltılması için enerjide dışa bağımlılığı azaltıyoruz. Sektörel dönüşümü sağlıyoruz ve tasarrufları artırıyoruz.
Makro açıdan bakınca enflasyon ve cari açıkta iyileşmenin yanına istihdam artışı ve makul büyümeyi koyduğumuzda ekonomideki resmin oldukça iyi olacağını düşünüyorum.
ENFLASYONLA KÜRESEL FAİZDE SENKRONİZE ARTIŞ İHTİMALİ ARTIYOR
- Sizce yeni yılın zorluğunu nerede aramalı?
Merkez bankalarının parasal genişlemeye gitmeleri dünyada enflasyon yaratmadı. Bir miktar parasal sıkılaştırma başladı ama bu da henüz ortada enflasyon olmadığı için piyasalar tarafından tolere edildi. Fakat bu, enflasyon kalıcı bir şekilde ortaya çıkmayacak anlamına gelmiyor. Şu ana kadar çıkmadıysa parasal genişlemeye ve işsizliğin azalmasına rağmen ücretlerin tepki vermemesindendi.
Ama petrol fiyatları artıyor, emtia fiyatları yükseliyor. Varlık fiyatlarının artışıyla da enflasyonun bir miktar başını kaldırma riski var. Hatta ücret artışlarının başlamasıyla merkez bankalarının senkronize bir parasal sıkılaştırmaya gitme ve faizleri artırma ihtiyacı artabilir. Bu ilave sıkılaştırmanın getireceği bir miktar olumsuz etkiler yaşanabilir. Maliyet artışları olabilir.
Alıntı:
http://www.borsagundem.com/haber/simseke-gore-2018in-firsat-ve-riskleri/1264407
A, B, C, D Grubu hisseler neyi temsil eder?
Borsa İstanbul'da 4 gruba ayrılmış olan hisseler vardır ve her biri farklı işleyiş biçimine sahiptir
BİST’te işlem gören hisse senetlerinin Fiili Dolaşımdaki Pay (FDP) değerlerine göre, farklı kategorilere ayrılarak, farklı alım satım kurallarına bağlanması amaçlanmıştı.
Bu amaç doğrultusunda ABC Düzenlemesi adı altında hisse senetleri A-B-C ve D grubu olarak kategorilendirmeye tabi tutuldu.
Bu kategorilere göre:
A Grubu hisseler: 30 milyon lira FDP değer olan paylar A grubuna dahil edilmişyir. Bu paylar sürekli müzayede yöntemine tabidir. Kredili alım, açığa satış, ödünç alma veya verme işlemlerine konu olabilirler.
B Grubu hisseler: 30 milyon liradan düşük ancak 10 milyon liradan fazla FDP değeri olan paylar B grubu olarak nitelendirildi. Bu paylar sürekli müzayede yöntemine tabidir. Kredili alım, açığa satış, ödünç alma vya ödünç verme işlemlerine (yüzde 50 özkaynak kabul edilerek) konu olabilirler.
C Grubu hisseler: 10 milyon lira altında kalan paylar C grubu olarak sınıflandırılmıştır. Piyasa yapıcısı veya likidite sağlayıcısına sahip olması durumunda sürekli müzayede işlem yöntemine, piyasa yapıcısı veya likidite sağlayıcısına sahip olmaması durumunda tek fiyat işem yöntemine tabi olmaktadırlar. Kredili alım işlemi veya açığa satışa konu olamazlar. Kredili alım, açığa satış, ödünç alma veya ödünç verme işlemlerinde özkaynak olarak kabul edilemiyorlar.
D Grubu hisseler: BİST pay piyasası dışında kalan, Gelişen İşletmeler Piyasası, Serbest İşlem Platformu, Nitelikli Yatırımcı İhraç Pazarı ve Gözaltı Pazarı’nda işşem gören paylar D grubu olarka sınırlandırılmıştı. Kredili alım işlemi veya açığa satışa konu olamazlar.
Hisse senetlerinin dahil oldukları gruplar Ocak-Haziran ve Temmuz-Aralık olmak üzere 6 ayda bir güncelleniyor.
Alıntı:
http://www.borsagundem.com/haber/a-b-c-d-grubu-hisseler-neyi-temsil-eder/1264636
BİST’te işlem gören hisse senetlerinin Fiili Dolaşımdaki Pay (FDP) değerlerine göre, farklı kategorilere ayrılarak, farklı alım satım kurallarına bağlanması amaçlanmıştı.
Bu amaç doğrultusunda ABC Düzenlemesi adı altında hisse senetleri A-B-C ve D grubu olarak kategorilendirmeye tabi tutuldu.
Bu kategorilere göre:
A Grubu hisseler: 30 milyon lira FDP değer olan paylar A grubuna dahil edilmişyir. Bu paylar sürekli müzayede yöntemine tabidir. Kredili alım, açığa satış, ödünç alma veya verme işlemlerine konu olabilirler.
B Grubu hisseler: 30 milyon liradan düşük ancak 10 milyon liradan fazla FDP değeri olan paylar B grubu olarak nitelendirildi. Bu paylar sürekli müzayede yöntemine tabidir. Kredili alım, açığa satış, ödünç alma vya ödünç verme işlemlerine (yüzde 50 özkaynak kabul edilerek) konu olabilirler.
C Grubu hisseler: 10 milyon lira altında kalan paylar C grubu olarak sınıflandırılmıştır. Piyasa yapıcısı veya likidite sağlayıcısına sahip olması durumunda sürekli müzayede işlem yöntemine, piyasa yapıcısı veya likidite sağlayıcısına sahip olmaması durumunda tek fiyat işem yöntemine tabi olmaktadırlar. Kredili alım işlemi veya açığa satışa konu olamazlar. Kredili alım, açığa satış, ödünç alma veya ödünç verme işlemlerinde özkaynak olarak kabul edilemiyorlar.
D Grubu hisseler: BİST pay piyasası dışında kalan, Gelişen İşletmeler Piyasası, Serbest İşlem Platformu, Nitelikli Yatırımcı İhraç Pazarı ve Gözaltı Pazarı’nda işşem gören paylar D grubu olarka sınırlandırılmıştı. Kredili alım işlemi veya açığa satışa konu olamazlar.
Hisse senetlerinin dahil oldukları gruplar Ocak-Haziran ve Temmuz-Aralık olmak üzere 6 ayda bir güncelleniyor.
Alıntı:
http://www.borsagundem.com/haber/a-b-c-d-grubu-hisseler-neyi-temsil-eder/1264636
1 Ocak 2018 Pazartesi
Borsada potansiyel büyük
Borsa İstanbul’da BIST 100 Endeksi, yılın son işlem gününde 115.840’ı görürken tüm zamanların en yüksek seviyesini test etmiş oldu. Endeks günü yüzde 0.74 değer kazancıyla 115.333’ten tamamladı. Toplam işlem hacmi 5.6 milyar lira düzeyinde gerçekleşti. Küresel piyasalarda korku endeksi olarak adlandırılan VIX Endeksi, en düşük seviyesi olan 9’u gördükten sonra gerçekleştirdiği çıkışla 11’e gelmesine rağmen hâlâ diplerde. Bu da küresel piyasalardaki iyimserliğin sürmesine neden oluyor. VIX’de medyadan gelecek olası yükselişler iyimserliğin bozulma sinyalini oluşturacaktır.
Türkiye’de ABD ile vize sorununun ortadan kalkmasıyla birlikte yükselişine ivme kazandıran Borsa, Türkiye’nin kredi risk priminin düşmesiyle birlikte yükselişini güçlendirdi. Hisselerde yüksek getiriler oluşurken dolar/TL kuru 3.79 seviyesine geriledi. Hisseler TL bazında zirvede ancak dolar bazında 2013 yılında test edilen 50.000 seviyesindeki zirvenin hâlâ yüzde 40 altında bulunuyor. BIST 100 Endeksi dolar bazında 30.521 seviyesinde.
Borsa TL bazında 115 bin seviyenin üzerinde kalıcı olarak kalabilirse endeksin dolar bazında 40.000’li seviyelere doğru hareketinin güçlendiğini görebiliriz. Bu da dolar bazında yüzde 33 getiri potansiyeline işaret ediyor.
Kazandıran sektörler
Ulaştırma, maden ve metal ana sektörleri yılın en fazla değer kazanan sektörleri oldu. 2017 yılına dip seviyelerde giren ulaştırma sektörü hisseleri yıl boyunca çıkışını sürdürürken yabancı yatırımcıların bu hisselerde alım yapması yükselişlerin güçlenmesini sağladı. Maden sektörü hisseleri yıl boyunca yatırımcıların takibinde oldu. Metal Ana sektörü ise büyümede yakalanan güçlü ivme ve artan kârlılıklarla çıkışta.
% 1000 kazandıran var
Borsada BIST 100 Endeksi yüzde 47 değer kazanırken,Yeşil Yatırım Holding yüzde 1851, Beyaz Filo yüzde 1030 değer kazandı.
İzmir Fırça ise yatırımcılarına yüzde 800 kazanç sağladı. Bu yüksek getiriler hisse senetlerinin tahtalarının sığ olmasından ve çok düşük hacimdeki işlemlerle hisselerin prim yapmasından kaynaklanıyor. Yatırımcıların hisse senetlerinin gerçek değerlerini görerek aşırı değerli hisse senetlerinden uzak durmasında fayda var.
BIST’i beşe katlayanlar
Borsada BIST 100 Endeksi 2017 yılında yüzde 47 değer kazandı. Ancak BIST 100’de yer alan Yataş yüzde 438, Sasa yüzde 393, Banvit yüzde 232.61, Gözde 216.20, Türk Hava Yolları yüzde 213 ve Koza Madencilik yüzde 201’lik getirisi ile endeksin getirisini beşe katlayarak yüzde 200’ün üzerinde prim yaptı. Türk Hava Yolları 15 Temmuz’dan sonra dip seviyelere gerilemiş aşırı değer kaybetmişti. Turizm sektöründe dipten dönüş, satış ve kârlılıkta gözlenen düzelme, yeni havalimanına ilişkin beklentiler, şirketin hisselerine olumlu yansıdı.
Yılı zirve seviyesinde tamamlayan iki hisse senedi var. Bu hisseler TAV Hava Limanları ve Trakya Cam. Tav Hava Limanları 22.46 ile yılı en yüksek seviyeden tamamlarken Trakya Cam’ın kapanış fiyatı da 4.62 TL’den gerçekleşti. Her iki hisse senedi için de olumlu beklentiler devam ediyor.
Gram altın alım fırsatı verecek
Dolar/TL kurunun düşüşe geçmesiyle birlikte, dolar ile fiyatlandığı için gram altında da geri çekilme gözlenebilir. Ancak bu geri çekilme gram altın, çeyrek, cumhuriyet altını almak isteyenler için fırsat oluşturacak. Gram altın yıl içerisinde 165-170’li seviyeleri görebilir.
Dolar 3.70’in altına kayabilir
Dolar/TL kurunun 2017 kapanışı TCMB kuru ile 3.77, serbest piyasa kapanışı ise 3.79 seviyesinden gerçekleşti. Dolar/TL’de dalgalanmalar yaşansa da aşağı doğru trend devam ediyor. Kur, 3.70 seviyesinin de altına gerileyerek alım fırsatı verebilir. Yılın ilk çeyreğinde dolar/TL için düşük seyrin süreceği gözleniyor. (Zeynep Aktaş/ Milliyet)
Alıntı:
http://www.finansgundem.com/haber/2018de-piyasalari-bekleyen-10-firsat-10-risk/1263945
Türkiye’de ABD ile vize sorununun ortadan kalkmasıyla birlikte yükselişine ivme kazandıran Borsa, Türkiye’nin kredi risk priminin düşmesiyle birlikte yükselişini güçlendirdi. Hisselerde yüksek getiriler oluşurken dolar/TL kuru 3.79 seviyesine geriledi. Hisseler TL bazında zirvede ancak dolar bazında 2013 yılında test edilen 50.000 seviyesindeki zirvenin hâlâ yüzde 40 altında bulunuyor. BIST 100 Endeksi dolar bazında 30.521 seviyesinde.
Borsa TL bazında 115 bin seviyenin üzerinde kalıcı olarak kalabilirse endeksin dolar bazında 40.000’li seviyelere doğru hareketinin güçlendiğini görebiliriz. Bu da dolar bazında yüzde 33 getiri potansiyeline işaret ediyor.
Kazandıran sektörler
Ulaştırma, maden ve metal ana sektörleri yılın en fazla değer kazanan sektörleri oldu. 2017 yılına dip seviyelerde giren ulaştırma sektörü hisseleri yıl boyunca çıkışını sürdürürken yabancı yatırımcıların bu hisselerde alım yapması yükselişlerin güçlenmesini sağladı. Maden sektörü hisseleri yıl boyunca yatırımcıların takibinde oldu. Metal Ana sektörü ise büyümede yakalanan güçlü ivme ve artan kârlılıklarla çıkışta.
% 1000 kazandıran var
Borsada BIST 100 Endeksi yüzde 47 değer kazanırken,Yeşil Yatırım Holding yüzde 1851, Beyaz Filo yüzde 1030 değer kazandı.
İzmir Fırça ise yatırımcılarına yüzde 800 kazanç sağladı. Bu yüksek getiriler hisse senetlerinin tahtalarının sığ olmasından ve çok düşük hacimdeki işlemlerle hisselerin prim yapmasından kaynaklanıyor. Yatırımcıların hisse senetlerinin gerçek değerlerini görerek aşırı değerli hisse senetlerinden uzak durmasında fayda var.
BIST’i beşe katlayanlar
Borsada BIST 100 Endeksi 2017 yılında yüzde 47 değer kazandı. Ancak BIST 100’de yer alan Yataş yüzde 438, Sasa yüzde 393, Banvit yüzde 232.61, Gözde 216.20, Türk Hava Yolları yüzde 213 ve Koza Madencilik yüzde 201’lik getirisi ile endeksin getirisini beşe katlayarak yüzde 200’ün üzerinde prim yaptı. Türk Hava Yolları 15 Temmuz’dan sonra dip seviyelere gerilemiş aşırı değer kaybetmişti. Turizm sektöründe dipten dönüş, satış ve kârlılıkta gözlenen düzelme, yeni havalimanına ilişkin beklentiler, şirketin hisselerine olumlu yansıdı.
Yılı zirve seviyesinde tamamlayan iki hisse senedi var. Bu hisseler TAV Hava Limanları ve Trakya Cam. Tav Hava Limanları 22.46 ile yılı en yüksek seviyeden tamamlarken Trakya Cam’ın kapanış fiyatı da 4.62 TL’den gerçekleşti. Her iki hisse senedi için de olumlu beklentiler devam ediyor.
Gram altın alım fırsatı verecek
Dolar/TL kurunun düşüşe geçmesiyle birlikte, dolar ile fiyatlandığı için gram altında da geri çekilme gözlenebilir. Ancak bu geri çekilme gram altın, çeyrek, cumhuriyet altını almak isteyenler için fırsat oluşturacak. Gram altın yıl içerisinde 165-170’li seviyeleri görebilir.
Dolar 3.70’in altına kayabilir
Dolar/TL kurunun 2017 kapanışı TCMB kuru ile 3.77, serbest piyasa kapanışı ise 3.79 seviyesinden gerçekleşti. Dolar/TL’de dalgalanmalar yaşansa da aşağı doğru trend devam ediyor. Kur, 3.70 seviyesinin de altına gerileyerek alım fırsatı verebilir. Yılın ilk çeyreğinde dolar/TL için düşük seyrin süreceği gözleniyor. (Zeynep Aktaş/ Milliyet)
Alıntı:
http://www.finansgundem.com/haber/2018de-piyasalari-bekleyen-10-firsat-10-risk/1263945
2017'de en çok borsa kazandırdı
BIST 100 yüzde 43 değer kazanırken euro yüzde 22 yükseldi. Dolarda artış yüzde 7.8’de kalırken Cumhuriyet altını yüzde 19.40 değer kazandı. Zeynep Aktaş, Milliyet'te yatırım araçlarının 2017 performansını değerlendirdi. İşte o haber:
Piyasalar 2017 yılını risk iştahının yüksek olması nedeniyle rekorlarla geçirdi. Küresel piyasalardaki coşkulu yükseliş ve şirket kârlarındaki artışlar Borsa İstanbul’da alımları getirirken hisse senetlerinde yüzde 100’lerin üzerinde getiriler oluştu. BIST 100 Endeksi 100 bin seviyesini de aşarak 115.000’e kadar tırmandı. Korku endeksi VIX, kasım ayında yılın en düşük seviyesi 9.14’e gerilerken yıl içerisinde zaman zaman 15’lere kadar yükseldi.
Ancak düşen seyrini koruması küresel piyasalarda yükselişi getirdi. ABD borsalarında rekor üstüne rekorlar kırılırken gelişmekte olan ülkelere fon akış devam etti. BIST 100 Endeksi yılı yüzde 43 getiriyle tamamladı. Euro yüzde 22, Cumhuriyet altını yüzde 19.40 oranında değer kazandı.
Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primini gösteren CDS oranı yılbaşında test ettiği 300’lü seviyelerin ardından sürekli düşüş trendinde oldu. Senenin son ayında 167 ile yılın en düşük seviyelerine geriledi. Bu da borsada yükselişi desteklerken kurda aşağı yönde baskı oluşturdu.
ümü kazandırdı
Dolar kuru yüzde 3.53 TL’den başladığı yılı 3.81 TL’den tamamladı. Euro 4.52 TL, altının ons fiyatı da 1.279 seviyesinden yılı tamamladı. Borsada hisse senetleri, 39.436 puanlık bir marj içerisinde dalgalandı.
Faiz, bir önceki yıl sonunda olduğu gibi 2016 yıl sonunda da çift haneli rakamlardan seneyi tamamladı. Gösterge faiz 13.75 seviyelerinden yılı kapattı. Sene boyunca borsa konuşuldu. Yılın son çeyreğinde gündeme dolar kurundaki hareket yerleşti. Sene sonundaysa kaybettiren olmazken tüm yatırım enstrümanları değer kazandı.
BIST 100 2018 YILINDA YENİ ZİRVE YAPABİLİR
Geçtiğimiz yılı yüzde 43 gibi yüksek bir getiriyle tamamlayan Borsa, yılın ilk çeyreğinde yükselişini devam ettirerek yeni zirve yapma potansiyeli taşıyor.
Hisse senedi piyasası 2018 yılında yine yatırımcıların gözdesi olacak. BES’te otomatik katılım fonlarının devreye girmesiyle hisse senetlerindeki kurumsal yerli yatırımcı oranı artacak. Bu da hisse alımlarını, borsada çıkışı destekleyecek. Yükselişlerde hedef 135.000 - 140.000 seviyeleri olacak.
Yabancı payı yüzde 65
BIST 100 Endeksi dolar bazında 40.000’li seviyeleri hedefleyecek. Yıl içerisinde düşüşlerde endekste 90.000 seviyesine kadar gevşeme yaşanabilecek. Küresel piyasalardaki dönüşle birlikte borsada da satışlar gelmeye başladığında hisse senetlerinde ciddi dalgalanmalar yaşanabilecek.
Yeni yıla girerken yabancıların borsadaki payı yüzde 64.86 seviyesinde. Yabancı payı 2017’nin ilk gününde yüzde 62 seviyesinde bulunuyordu. Ağustos sonunda ise yüzde 66.08’e kadar yükseldi. Şimdilerde de yüzde 65’e yakın seyrediyor. Savunma sanayi, büyüyen reel sektör şirketleri 2018’de çıkışın öncüleri olabilir. Bankalar 2017 yılındaki seyre benzer bir seyir geçirebilir. Değerlemelerin olduğu ancak çok güçlü atakların olmadığı görülebilir. Sanayi hisseleri ve holdingler endeksi yukarı taşıyan hisseler arasında öne çıkabilir.
TÜRKİYE CAZİP PİYASA
Uluslararası ölçekte piyasalar özellikle merkez bankalarının kararlarını takip edecek. Merkez bankalarının tutumlarını sertleştirmesi özellikle de faizlerdeki yükselişe karşı hassas olan gelişmekte olan piyasaların 2018 yılında zorlanmalarına ve önemli riskler üslenmesine yol açabilecek. Aynı şekilde gelişmiş ülkelerin korumacı politikalara yönelmeleri ve bu yöndeki tedbirlerini yükseltmeleri bir diğer risk unsuru. Buna jeopolitik gerilimlerin durulması bir yana daha da yükselme olasılığını ilave ettiğimizde potansiyel riskin daha da artma ihtimalini beraberinde getirecektir. Riskin arttığı noktada da altına yönelim de beraberinde yükselecektir.
Yurt içinde ise geçtiğimiz yıl iyi bir performans sergileyen borsanın halen gelişmekte olan ülkeler içerisinde oldukça iskontolu olması önemli bir alternatif olmasına imkân sağlıyor. Liradaki değer kaybının yabancı yatırımcı açısından cazip görülmesi de Türkiye piyasasına yönelimi destekleyebilecektir.
KRİPTO PARA İZLENECEK
2017 yılındaki büyük çıkışı ile tüm yatırımcıların takip etmeye başladığı Bitcoin, 2018’de de izlenmeye devam edilecek. Kripto paralar gündemde daha fazla konuşulmaya başlanacak.
Yatırımcılar Bitcoin’in yanında Ethereum, Bitcoin Cash, Ripple, Litecoin, Dash, Neo, Iota, Monero, Nem’i de izleyecek.
Alıntı:
http://www.finansgundem.com/haber/2017de-en-cok-borsa-kazandirdi/1263128
Piyasalar 2017 yılını risk iştahının yüksek olması nedeniyle rekorlarla geçirdi. Küresel piyasalardaki coşkulu yükseliş ve şirket kârlarındaki artışlar Borsa İstanbul’da alımları getirirken hisse senetlerinde yüzde 100’lerin üzerinde getiriler oluştu. BIST 100 Endeksi 100 bin seviyesini de aşarak 115.000’e kadar tırmandı. Korku endeksi VIX, kasım ayında yılın en düşük seviyesi 9.14’e gerilerken yıl içerisinde zaman zaman 15’lere kadar yükseldi.
Ancak düşen seyrini koruması küresel piyasalarda yükselişi getirdi. ABD borsalarında rekor üstüne rekorlar kırılırken gelişmekte olan ülkelere fon akış devam etti. BIST 100 Endeksi yılı yüzde 43 getiriyle tamamladı. Euro yüzde 22, Cumhuriyet altını yüzde 19.40 oranında değer kazandı.
Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primini gösteren CDS oranı yılbaşında test ettiği 300’lü seviyelerin ardından sürekli düşüş trendinde oldu. Senenin son ayında 167 ile yılın en düşük seviyelerine geriledi. Bu da borsada yükselişi desteklerken kurda aşağı yönde baskı oluşturdu.
ümü kazandırdı
Dolar kuru yüzde 3.53 TL’den başladığı yılı 3.81 TL’den tamamladı. Euro 4.52 TL, altının ons fiyatı da 1.279 seviyesinden yılı tamamladı. Borsada hisse senetleri, 39.436 puanlık bir marj içerisinde dalgalandı.
Faiz, bir önceki yıl sonunda olduğu gibi 2016 yıl sonunda da çift haneli rakamlardan seneyi tamamladı. Gösterge faiz 13.75 seviyelerinden yılı kapattı. Sene boyunca borsa konuşuldu. Yılın son çeyreğinde gündeme dolar kurundaki hareket yerleşti. Sene sonundaysa kaybettiren olmazken tüm yatırım enstrümanları değer kazandı.
BIST 100 2018 YILINDA YENİ ZİRVE YAPABİLİR
Geçtiğimiz yılı yüzde 43 gibi yüksek bir getiriyle tamamlayan Borsa, yılın ilk çeyreğinde yükselişini devam ettirerek yeni zirve yapma potansiyeli taşıyor.
Hisse senedi piyasası 2018 yılında yine yatırımcıların gözdesi olacak. BES’te otomatik katılım fonlarının devreye girmesiyle hisse senetlerindeki kurumsal yerli yatırımcı oranı artacak. Bu da hisse alımlarını, borsada çıkışı destekleyecek. Yükselişlerde hedef 135.000 - 140.000 seviyeleri olacak.
Yabancı payı yüzde 65
BIST 100 Endeksi dolar bazında 40.000’li seviyeleri hedefleyecek. Yıl içerisinde düşüşlerde endekste 90.000 seviyesine kadar gevşeme yaşanabilecek. Küresel piyasalardaki dönüşle birlikte borsada da satışlar gelmeye başladığında hisse senetlerinde ciddi dalgalanmalar yaşanabilecek.
Yeni yıla girerken yabancıların borsadaki payı yüzde 64.86 seviyesinde. Yabancı payı 2017’nin ilk gününde yüzde 62 seviyesinde bulunuyordu. Ağustos sonunda ise yüzde 66.08’e kadar yükseldi. Şimdilerde de yüzde 65’e yakın seyrediyor. Savunma sanayi, büyüyen reel sektör şirketleri 2018’de çıkışın öncüleri olabilir. Bankalar 2017 yılındaki seyre benzer bir seyir geçirebilir. Değerlemelerin olduğu ancak çok güçlü atakların olmadığı görülebilir. Sanayi hisseleri ve holdingler endeksi yukarı taşıyan hisseler arasında öne çıkabilir.
TÜRKİYE CAZİP PİYASA
Uluslararası ölçekte piyasalar özellikle merkez bankalarının kararlarını takip edecek. Merkez bankalarının tutumlarını sertleştirmesi özellikle de faizlerdeki yükselişe karşı hassas olan gelişmekte olan piyasaların 2018 yılında zorlanmalarına ve önemli riskler üslenmesine yol açabilecek. Aynı şekilde gelişmiş ülkelerin korumacı politikalara yönelmeleri ve bu yöndeki tedbirlerini yükseltmeleri bir diğer risk unsuru. Buna jeopolitik gerilimlerin durulması bir yana daha da yükselme olasılığını ilave ettiğimizde potansiyel riskin daha da artma ihtimalini beraberinde getirecektir. Riskin arttığı noktada da altına yönelim de beraberinde yükselecektir.
Yurt içinde ise geçtiğimiz yıl iyi bir performans sergileyen borsanın halen gelişmekte olan ülkeler içerisinde oldukça iskontolu olması önemli bir alternatif olmasına imkân sağlıyor. Liradaki değer kaybının yabancı yatırımcı açısından cazip görülmesi de Türkiye piyasasına yönelimi destekleyebilecektir.
KRİPTO PARA İZLENECEK
2017 yılındaki büyük çıkışı ile tüm yatırımcıların takip etmeye başladığı Bitcoin, 2018’de de izlenmeye devam edilecek. Kripto paralar gündemde daha fazla konuşulmaya başlanacak.
Yatırımcılar Bitcoin’in yanında Ethereum, Bitcoin Cash, Ripple, Litecoin, Dash, Neo, Iota, Monero, Nem’i de izleyecek.
Alıntı:
http://www.finansgundem.com/haber/2017de-en-cok-borsa-kazandirdi/1263128
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









