8 Aralık 2018 Cumartesi

Alkin: Enflasyonda düşüş başladı demek için erken

Kasım ayı enflasyon rakamlarını değerlendiren Prof. Dr. Emre Alkin, “Son gelişmelere enflasyonda düşüş eğilimi demeyi doğru bulmuyorum'' dedi
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı rakamlara göre enflasyon, kasım ayında yüzde 1,44 gerileyerek, yıllık bazda yüzde 21,62 oldu. Tüketici fiyatları, Haziran 2017'den beri ilk kez aylık bazda düşüş yaşamış oldu. Açıklanan rakamları değerlendiren Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin, Kasım ayı enflasyon rakamlarındaki düşüşün arkasındaki nedenleri üç kategoriye ayırarak incelemek gerektiğini belirterek, “Enflasyonun gerilemesinin arkasındaki nedenlerden ilki vergi indirimleri. Rakamların düşük çıkmasının arkasında vergi indirimlerinin büyük bir desteği var. İkincisi; petrol fiyatlarının düşük seyretmesinin akaryakıt fiyatlarına yansıması da önemli bir faktör. Ve üçüncüsü de döviz kurlarının son bir buçuk, iki aydır yerinde sayması, hatta gerilemesi” diye konuştu.

“ADIMLARIN DEVAMI GELMELİ”

Açıklanan enflasyon rakamlarında dikkat çeken bazı önemli noktalar olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Alkin, “Kasım ayı verilerine göre üretici fiyatları hala çok yüksek seyrediyor. Demek ki Türkiye’de maliyet enflasyonu var, talep enflasyonu yok. Dolayısıyla talep cephesine sürekli baskı kurarak, talebi kısarak enflasyonu kalıcı olarak düşürmek mümkün olmayacak. Dolayısıyla, enflasyonla mücadele kapsamındaki kasada yüzde 10 indirim hareketini bir ivme başlatıcı sayabiliriz ama bunun ardından çok istikrarlı şekilde maliyet enflasyonunu düşürecek adımlarla devam etmek gerekir. Bir kere vergi mevzuatını gözden geçirmek lazım. Çünkü kamu harcamaları devam ettikçe, bir süre sonra vergilerin yeniden arttırılması gerekecek. Bir yandan kamu harcamalarını kısmak bir yandan da vergileri rasyonel seviyeye indirmek gerekiyor. İkincisi, herkesin burun kıvırdığı, uzun vadeli bir çözüm olarak gördüğü için bir kenara koyduğu yapısal reformları acilen gerçekleştirmek gerekiyor. Türkiye’nin sorunu üretmek değil, Türkiye’nin sorunu katma değer yaratamamak. Yaratıcı çözümler sunamamak. Dolayısıyla bu olumsuz şartların neticesinde faiz enflasyon ve kurlar yükseliyor. İstikrarlı bir ülke olmamız ekonomik büyümeyle değil, yapısal reformları hayata geçirmekle olacak” ifadelerini kullandı.

“G20 LİGİNDEN DÜŞME RİSKİ VAR”

Türkiye’nin gerçekleştireceği reformların başında ekonomideki yapısal düzenlemeler kadar yargı ve eğitim sisteminde de reformlara ihtiyaç olduğunu belirten Prof. Dr. Alkin, “10 yıllık bir zaman zarfında taşlar yerine oturacaktır. Ancak bu sürenin çok uzun olduğun söyleyip yapmaktan vazgeçtikçe de bu 10 yıllık süre 15-20 yıla çıkacak. Ve Türkiye maalesef 2030 yılından sonra G20’den düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Ayrıca büyüme ve nüfus ile ilgili nicelik üzerinde ısrar edilen tezlerin doğru olmadığını, önemli olanın kalkınma ve nitelikli nüfus olduğunu da söylemem gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Asgari ücretle alınabilen soğan miktarı 1092 kilodan 446.3'e geriledi

2019 asgari ücret tespit çalışmaları başlarken asgari ücretin enflasyon karşısındaki erimesine soğan örneği geldi.

Gıda enflasyonu yüzde 25’i aştı. Asgari ücretlilerin 1.603 liraya satın alabildiği soğan 645.7 kg, patates 363.6 kg, domates 109.3 kg azaldı.

Sözcü'den Mehtap Özcan Ertürk'ün haberine göre, gelirinin önemli bir bölümünü mutfak harcamalarına ayıran asgari ücretlinin enflasyon karşısındaki kaybı büyük oldu. Gıda enflasyonunun yüzde 25.6'ya ulaşmasıyla asgari ücretlinin alım gücü 4'te bir oranında azalmış oldu.

TÜİK'in ortalama madde fiyatlarındaki aylık değişimi dikkate alarak yapılan hesaplamaya göre, net 1603 lira olan asgari ücretle alınabilen ürün miktarında 30 temel gıda maddesinin sadece birinde alım gücü artarken, kalan ürünlerin tümünde alım gücünün düştüğü ortaya çıkıyor.

Ocak-kasım döneminde asgari ücretle alınabilen kuru soğan miktarı 1.092 kilogramdan (kg) 446.3 kg'a geriledi. Patatesin alım gücü 934.7 kg'dan 571.1 kg'a, salçanın 279 kg'dan 141.2 kg'a, makarnanın 518 kg'dan 408.7 kg'a, domatesin 456.9 kg'dan 352.4 kg'a, sütün 446.4 kg'dan 357.8 kg'a, tavuk etinin ise 193.9 kg'dan 145.3 kg'a düştü.

Ocak ayında asgari ücretle alınabilen ekmek miktarı 369.3 kg olurken, kasımda 323.3 kg'a düştü. Asgari ücretlinin alım gücü sadece nohut karşısında arttı. 1.603 lira ile ocakta 124.5 kg nohut alınabilirken, rekolte artışı fiyatları düşürünce kasımda bu miktar 151.6 kg'a çıktı.

ABD-Çin ticaret savaşı Huawei'ye sıçradı

Huawei CFO'su Meng'ın gözaltına alınması, son dönemde ticaret savaşı yapan ABD ve Çin arasında yeni bir gerilimin fitilini ateşleyebilir.
Çinli teknoloji şirketi Huawei'nin sahibinin kızı ve Mali İşler Direktörü (CFO) Meng Wanzhou'nun, İran yaptırımlarını deldiği gerekçesiyle Kanada'da gözaltına alınmasının, son dönemde ticaret savaşı yapan ABD ve Çin arasında yeni bir gerilimin fitilini ateşleyebileceği belirtiliyor.

Huawei şirketini ABD menşeli ürünleri İran'a gönderdiği iddiasıyla soruşturan ABD'nin Meng'in New York'ta "tanımlanmamış suçlamalardan" yargılanmak üzere iadesi arayışında olduğu ifade edildi.

Meng'in, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Arjantin'de G-20 Zirvesi sırasında "iki ülke arasında 90 gün boyunca yeni gümrük vergisi getirilmemesi" konusunda uzlaşmasından çok kısa bir süre sonra gözaltına alınması ise dikkat çekici bir gelişme olarak nitelendiriliyor.

"ABD, Huawei'yi hedef alarak mesaj veriyor"

Çin Komünist Partisinin yayın organı Global Times gazetesi, ABD'nin Huawei'yi hedef alarak uluslararası topluma mesaj verdiğini yazdı. Haberde, ABD'nin şirketin uluslararası saygınlığına zarar vermeye çalıştığı ve hukuk adına teknoloji devinin küresel piyasasını nişan aldığı yorumu yapıldı.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Gıng Şuang, ABD ve Kanada'dan, gözaltı nedenini açıklığa kavuşturmalarını ve Meng'in derhal serbest bırakılmasını isterken, Huawei'den yapılan açıklamada, Meng Vancou'nun Kanada'da uçak değiştirdiği sırada New York'ta "tanımlanmamış suçlamalarla" yüzleşmesi için ABD adına gözaltına alındığı kaydedildi.

"Huawei, yasa ve düzenlemelere uyuyor"

Huawei'nin faaliyet gösterdiği yerlerde yasalara ve düzenlemelere uyduğu, buna BM, ABD ve AB'nin yaptırım ve ihracat kontrollerinin de dahil olduğu belirtilen açıklamada, "Şirkete suçlamalar hakkında çok az bilgi verildi. Meng'ın herhangi bir yanlışından haberdar değiliz." ifadesi kullanıldı.

Şirket, ABD ve Kanada'da yasal sistemlerin eninde sonunda adil bir sonuca varacağına inandıklarını vurguladı.

ABD Adalet Bakanlığı Sözcüsü ise konuyla ilgili açıklama yapmadı.

Kanada Adalet Bakanlığı, Huawei şirketinin sahibi Rın Cıngfey'in kızı ve şirketin CFO'su Mıng'ın, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını delmek suçlamasıyla 1 Aralık'ta Vancouver kentinde gözaltına alındığını duyurmuştu.

ABD yönetiminin talebi üzerine gözaltına alınan Mıng'ın 7 Aralık Cuma günü ilk duruşmasına çıkmasının planlandığı bildirildi.

ABD Adalet Bakanlığı, Çinli akıllı telefon üreticisi ve telekomünikasyon devi Huawei'ye, İran'a yönelik yaptırımları ihlal ettiği gerekçesiyle nisan ayında soruşturma açmıştı.

Tutuklama haberinin duyulmasının ardından Asya borsaları güne sert kayıplarla başlarken, ABD vadelileri de endekslerde sert düşüş yaşanacağına işaret ediyordu.

1 Aralık 2018 Cumartesi

Dolar ve faiz düşerken Türkiye'nin risk primi neden artıyor

BBC Türkçe yazarı Mahfi Eğilmez, döviz kuru ve faiz düşerken Türkiye'nin risk primi neden artıyor? sorusunun yanıtı verdi. İşte Eğilmez'in o yazısı:
Türkiye ekonomisinin göstergelerini izlerken ilginç bazı çelişkiler dikkat çekiyor. Genellikle birlikte hareket etmesi gereken göstergelerin bazıları uyumlu olarak hareket ederken bazıları da tam tersi yönde hareket ediyor.

Finansal göstergelerle ekonomik göstergelerin aynı yönde hareket etmemesi bir ölçüde gecikme ve vade farklılığı gibi kavramlarla açıklanabilirse de finansal göstergeler arasındaki uyumsuzluğu açıklamak ekonomik gerekçelerle pek mümkün görünmüyor.

Aşağıdaki tablo Türkiye'nin yılbaşından bu yana değişen finansal göstergelerini sergiliyor.




Tabloya göre TL, iki önemli rezerv para ABD Doları ve Euro karşısında önce hızla değer kaybetmiş sonra bu kayıpları önemli oranda toparlamış bulunuyor.

Benzer bir durum 2 ve 10 yıllık tahvil faizlerinde de söz konusu. Faizler son derecede hızlı bir artış gösterdikten sonra düşüşe geçmiş görünüyor.

Aralarında en geç kalmış görüneni BIST 100 endeksi olsa da o da son ay içinde yükselmeye başlamış.

Buraya kadarki görünüm finans piyasalarının Türkiye ekonomisine güvenmeye başladığını anlatıyor.

Görünümü bozan tek gösterge CDS primi.

CDS (Credit Default Swap) nedir?

Kredi risk primi. CDS, bir kişi ya da bir kuruluşun, bir kredi sahibine ait alacağın ödenmemesi riskini üstlenmeyi kabul etmesinin bedelidir.

Bir ülkenin ya da şirketin CDS primi ne kadar yüksekse, borçlanma maliyeti de o kadar yüksektir. Çünkü bu prim ister istemez faize yansımaktadır.

CDS primi, finansal göstergelerdeki iyileşmeyi adeta yalanlarcasına bir görünüm sergiliyor.

Önce hızla yükselmiş, sonra düşmüş son ayda yeniden yükselişe geçmiş. Mesela Dolar/TL kuru ile CDS gelişimine birlikte bakarsak şöyle bir görünüm çıkıyor:



Bunun nedenlerini aramaya CDS priminin diğer göstergelerden ne farkı olduğuna bakarak başlamamız gerekiyor.

CDS priminin diğer finansal göstergelerden başlıca iki farkı var:

CDS primi finans piyasalarının yanı sıra ekonomide olup bitenlere ve geleceği etkileyecek gelişmelere öteki göstergelere göre daha duyarlıdır.

Bazı iç düzenlemelerden kolay kolay etkilenmez, çünkü bu primin belirleyicileri yabancıdır.
Ekonomideki duruma da bakalım:



Tabloya göre ekonominin gidişi finansal piyasaların verdiği olumlu tepkiyi yansıtmıyor. Tek olumlu görünen gösterge cari açık.

Onun da büyümedeki düşüş nedeniyle gerilediğini düşünürsek ne kadar olumlu olduğu konusu karışıyor.

Kaldı ki mesela büyüme beklentisi burada oldukça yüksek. Merkez Bankası Beklenti Anketi'ne Kasım ayı itibariyle yüzde 3,1 olarak yansımış olan büyümenin bu yükseklikte olması bugün artık pek mümkün görünmüyor. Büyümenin sıfıra yakın gerçekleşeceğini tahmin ediyorum.

Finans piyasaları ekonomi açısından olumlu algılanmayan bazı düzenlemeleri kazandırıcı etki olarak algılayıp kabul ettiği için o düzenlemelerden olumlu etkilenir.

Konvansiyonel anlayışın dışına çıkan bazı düzenlemeler finans piyasalarını olumlu etkileyebilir. Örneğin işsizlik fonundan işsizler yerine iş sahiplerine destek verilmesi hisse senetlerinin prim yapmasını sağlayabilir.

Ya da Hazine borçlanmalarının ertelenmesi döviz kurunun ve faizlerin düşmesine yol açabilir. Bunlar kısa vadede bazı toparlanmalar sağlayabilir.

Ne var ki ekonomi, finans gibi 1 gün, 1 hafta, 1 ay gibi kısa vadeyle pek ilgili değildir. Ekonomi açısından kısa vade 1 yıldır.

İktisatçılar, çok kısa vadede toparlanma sağlayacak bazı adımların biraz daha uzun vadede sistemi bozucu etkiler yaratıp yaratmayacağına bakarlar.

CDS primi, yalnızca finansal piyasalarda olan bitenle değil aynı zamanda ekonominin kısa ve orta vadede gidişiyle de ilgili olduğu için finansal piyasalardaki olumlu havaya hemen uymayabilir.

Eğer alınan önlemlerin ekonomiyi bozucu sonuçlar yaratmayacağı algısı oluşursa CDS primi de gerileyecektir.

Vergi, harç ve cezalardaki yeniden değerleme oranı belli oldu

Vergi, harç ve cezalardaki yeniden değerleme oranı yüzde 23,73 oldu. 2019 yılında pasaport, ehliyet harçları ve trafik cezaları, Motorlu Taşıtlar vergisi oranı yüzde 23.73 artacak
Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın (Gelir İdaresi Başkanlığı), Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Tebliğde, Vergi Usul Kanunu'nun ilgili maddesinde, yeniden değerleme oranının, yeniden değerleme yapılacak yılın ekim ayında (ekim ayı dahil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Türkiye İstatistik Kurumunun Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi'nde meydana gelen ortalama fiyat artış oranı olduğu belirtilen tebliğde, bu oranın Bakanlıkça Resmi Gazete ile ilan edileceği hükmünün yer aldığı ifade edildi.

Bu kapsamda, yeniden değerleme oranının 2018 için yüzde 23,73 olarak tespit edildiği aktarılan tebliğde, söz konusu oranın 2018 yılına ait son geçici vergi dönemi için de uygulanacağı kaydedildi.

Öte yandan, bu konuda daha önce yayımlanan tebliğlerin yürürlükte kalacağı da aktarıldı.

Dış ticaret açığı yüzde 94 azaldı

TÜİK, Ekim ayına ilişkin dış ticaret verilerini açıkladı
Ekim ayında dış ticaret açığı %93,8 azalarak 456 milyon dolara geriledi. Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre ihracat 2018 yılı Ekim
ayında, 2017 yılının aynı ayına göre %13 artarak 15 milyar 719 milyon dolar, ithalat %23,8 azalarak 16 milyar 176 milyon dolar olarak gerçekleşti.
İhracatın ithalatı karşılama oranı 2017 Ekim ayında %65,6 iken, 2018 Ekim ayında %97,2'ye yükseldi.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat %1,5 azaldı

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre 2018 Ekim ayında bir önceki aya göre ihracat %1,5, ithalat %6,9 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise 2018 yılı Ekim ayında
önceki yılın aynı ayına göre ihracat %9,7 arttı, ithalat %24,2 azaldı.

Avrupa Birliği'ne ihracat %13,8 arttı

Avrupa Birliği'ne (AB-28) yapılan ihracat, 2017 yılının aynı ayına göre %13,8 artarak 7 milyar 825 milyon dolar olarak gerçekleşti. AB'nin ihracattaki payı 2017 Ekim ayında %49,4 iken, 2018 Ekim ayında %49,8 oldu.

En fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu

Almanya'ya yapılan ihracat 2018 Ekim ayında 1 milyar 457 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla 1 milyar 68 milyon Dolar ile Birleşik Krallık, 877 milyon dolar ile İtalya ve 852 milyon dolar ile Irak takip etti.

İthalatta ilk sırayı Rusya aldı

Rusya'dan yapılan ithalat, 2018 yılı Ekim ayında 1 milyar 865 milyon dolar oldu. Bu ülkeyi sırasıyla 1 milyar 559 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 366 milyon dolar ile Çin ve 883 milyon dolar ile ABD izledi.

Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payı %3,5 oldu

Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.3 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Ekim ayında ISIC Rev.3'e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı %93,7'dir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı %3,5, orta yüksek teknolojili ürünlerin payı ise %36'dır.

Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ithalatı içindeki payı %13,3 oldu

İmalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı %75,5'tir. Ekim ayında yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı %13,3, orta yüksek teknolojili ürünlerin payı ise %42,8'dir.

İDO seferleri durdurmaktan vazgeçti

1 Aralık'ta iç hat seferlerini durduracağı açıklanan İDO, bu kararından vazgeçti. İDO'nun bu kararı bu sabah yapılan seferlerde anons edildi
1 Aralık'ta iç hat seferlerini durduracağı açıklanan İDO, bu kararından vazgeçti. İDO'nun bu kararı bu sabah yapılan seferlerde anons edildi.

İDO 14 Kasım'da yaptığı açıklamada 1 Aralık itibari ile Sirkeci-Harem hattı hariç iç hat seferlerine son vereceğini duyurmuş, gerekçelerini 19 Kasım'da yaptığı yeni açıklamada 7 maddede sıralamıştı.

İDO'dan yapılan açıklamada şu ifadeler yer almıştı:

 "İDO bilindiği üzere TEPE+AKFEN+SOUTER+SERA ortaklığı tarafından 2011 yılında İBB’yeİBB’ye 861 milyon USD imtiyaz bedel, 73 Milyon USD kredi devri olmak üzere 934 Milyon USD ödeyerek özelleştirilmiştir. Özelleştirme sonrası

1. BURSA SEFERLERİNDE HAKSIZ REKABET

İBB sözleşmeye aykırı olarak Bursa Belediyesi’ne “Bedelsiz”iskele tahsis ederek, BUDO’nun İstanbul/Bursa arasında seferleriyle haksız rekabete sebep olmuştur.

 2. AMBARLI LİMANI PROJESİ

Özelleştirme sözleşmesinde yer alan Ambarlı Liman arsasının bugüne kadar İDO’yaİDO’ya teslimi yapılmayarak, İDO’nun Ambarlı’dan / YALOVA / MUDANYA / BANDIRMA RO-RO Projesini hayata geçirilmesi engellenmiştir.

3. NEGMAR HAKSIZ REKABETİ

EskihisarEskihisar / TopcularTopcular arasında hiçbir bedel alınmadan NEGMAR isimli şirketin yan kuruluşlarına İZMİT Büyükşehir Belediyesi aracılığı ile, iskele tahsis ederek çok büyük bir gelir kaybına uğratmıştır.

4. SİRKECİ HAREM HATTI KISITLAMALARI

 Sirkeci Harem hattı İDO’nun en karlı hatlarından biri olmasına karşılık, UKOME kararı ile 3,5 ton üzeri araçların geçişi engellenmiş, söz konusu araçlar Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne yönlendirilerek çok önemli bir gelir kaybına sebebiyet verilmiştir.

5. KABATAŞ MARTI PROJESİ ETKİSİ

İDO’nun en önemli iskelesi olan KABATAŞ iskelesi MARTI Projesi nedeni ile kapatılınca yolcu sayımızda %80’e yakın düşüş ortaya çıkmış ve bu zarar telafi edilememektedir.

6. UKOME’DEN İSTENEN ZAM TALEPLERİ

Çok ciddi kur ve maliyet artışları karşılığında son üç yılda %85 artışa rağmen UKOME kararları ile ancak %22 zam alınabilmiştir. Bu durum iç hatlar seferlerimizi sürdürülemez bir noktaya taşımıştır.

7. OSMANGAZİ KÖPRÜSÜ ETKİSİ

- İDO’nun zor duruma düşmesinin en büyük nedeni burada alınan kararlardır.
- Osmangazi Köprüsü ihalesi İDO ihalesinden önce yapılmıştır.
- TEPE+AKFEN+SOUTER+SERA 2011 yılında İDO ihalesine girmeden evvel Osmangazi Köprüsü’nün 2016 yılında açılacağını, geçiş fiyatının ise 2016 için 41 USD + %18 olduğunu, bu fiyatın Karayolları tarafından OSMANGAZİ KÖPRÜSÜ’nünKÖPRÜSÜ’nün yapımcı firmalarına garanti edildiğini Karayolları ve OTOYOL A.Ş. tarafından akdedilen sözleşmeyi okuyarak bilgi sahibi olmuştur.
Bu fiyatlara göre tüm araçların Osmangazi Köprüsü’nden geçmeyeceği tarafımızdan öngörülerek, bu hattımızda 2016’dan itibaren önemli bir gelir kalemini fizibilitelerimize koyarak teklifimizi vermiştik.

Ancak, köprünün açılması ile birlikte Bakanlar Kurulu Kararı ile yatırımcı firma OTOYOL A.Ş.’ye 2017 için 41 USD + %8 KDV x 40.000 araç parası ödenirken, araç geçiş ücretleri 70.75 TL + %8 KDV’ye düşürülmüştür.

Bu kararlar KARAYOLLARI’nın yani DEVLETİN İDO ile rekabeti anlamına gelir ki bu kesinlikle “Adil” değildir. Haksız rekabete girmektedir.

Tüm bu nedenlerden dolayı, İDO Yönetim Kurulu, 07/11/2018 tarihli toplantısında, kredi yapılandırma görüşmelerini yaptığı bankaların da tavsiye ve görüşleri doğrultusunda, yabancı stratejik ortağı SOUTER Inv’ınInv’ın da talebi ile Uluslararası Hukuk Platformu’na başvurmadan önce tüm ZARAR eden hatlarını kapatarak, bir parça olsun kanamayı durdurmayı hedeflemiştir.

Bu şartlar dahilinde 01 Aralık 2018 tarihi itibariyle Sirkeci – Harem hattı hariç iç hat seferlerimizi geçici olarak durdurduğumuzu anlayışınıza sığınarak bildirmek isteriz. Bu kapsamda 01 Aralık 2018 tarihinde Bostancı-Beşiktaş, Bostancı-Kadıköy-Yenikapı-Bakırköy, Adalar hatlarımız geçici olarak durdurulacak olup Bostancı, Yenikapı ve Kadıköy iskelelerimiz şehir dışı hatlar için faaliyet vermeye devam edecektir."