İNTERNET VE BENZERİ ELEKTRONİK ORTAMLAR ÜZERİNDEN YAPILAN SATIŞLARDA 30.700,80 TL SINIRI AŞILMAZ İSE ESNAF MUAFLIĞINDAN YARARLANILACAK, VERGİ ÖDENMEYECEKTİR!
7162 sayılı Kanunun 1'inci maddesi ile 193 sayılı Kanunun 9'uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendine “işyeri açmaksızın” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarı ilgili yıl için geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarından fazla olmamak üzere, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden” ibaresi eklenmiştir.
Buna göre,
Evlerde kendi el emekleri ile imal ettikleri ürünleri bir işyeri açmaksızın satanlar, esnaf muaflığından faydalanabilmektedirler. Bu muaflıktan faydalanılabilmesi için;
a) İmal edilen ürünlerin, 193 sayılı Kanunun 9'uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında olması,
b) Evlerde kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü ve benzeri makine ve aletler hariç olmak üzere, sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve aletlerin kullanılmaması,
c) Dışarıdan işçi çalıştırılmaması,
ç) Ürünlerin işyeri açmaksızın satılması,
d) Ürünlerin, pazar takibi suretiyle satılmaması,
e) Ürünlerin, ticarî, ziraî veya meslekî faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri kermes, festival ve panayırlarda satılmaması,
f) Ticarî, ziraî veya meslekî kazancı dolayısı ile gerçek usulde gelir vergisine tâbi olunmaması,
g) Faaliyetin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapılmaması gerekmektedir.
Ürünlerin; ticarî, ziraî veya meslekî faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri hariç olmak üzere, düzenlenen kermes, festival, panayır ile kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici olarak belirlenen yerlerde satılması muaflıktan faydalanmaya engel olmayacaktır.
7162 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle 30/1/2019 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, esnaf muaflığından faydalananların, evlerde imal ettikleri ürünleri, internet ve benzeri elektronik ortamlarda da satmaları halinde esnaf muaflığından faydalanmaları mümkün hale getirilmiştir.
Bu muaflıktan faydalanılabilmesi için, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarının ilgili yıl içinde geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması gerekmektedir. Bu şart, her bir ürün cinsi için ayrı ayrı değil tüm ürünlerin toplam satış tutarı için geçerlidir.
Satışların bir kısmının internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden, bir kısmının muafiyet kapsamında diğer şekillerde yapılması halinde, satış tutarının ilgili yıl içinde geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması şartı, sadece internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yapılan satışlar için geçerli olup, diğer şekillerde yapılan satışlarda tutar sınırlaması bulunmamaktadır.
İnternet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yıl içerisinde yapılan satışların ilgili yılda geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını geçmesi halinde, esnaf muafiyeti kaybedilecek ve izleyen takvim yılı başı itibarıyla gelir vergisi mükellefiyeti tesis edilecektir.
Örnek: Esnaf muaflığından yararlanan Ayşe Teyze, evinde ürettiği tarhana, erişte ve mantıları, kamu kurumlarınca düzenlenen kermes, festival, panayırlarda ve internet üzerinden satışa aracılık eden bir platform aracılığıyla satmaktadır.
Ayşe Teyze’nin, 2019 takvim yılında internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı 25.000 TL, diğer satış tutarı ise 10.000 TL dir. Ayşe Teyze’nin, internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı olan 25.000 TL, 2019 yılı için belirlenen yıllık asgari ücretin brüt tutarı olan 30.700,80 TL’yi aşmadığından, muafiyetten faydalanmaya devam edecektir. İnternet üzerinden yapılan satış 2019 yılında 30.700,80 TL’yi aşacak olur ise, muafiyet kaybedilecek ve 1/1/2020 tarihinden itibaren gelir vergisi mükellefi olunacaktır.
Ayşe Teyze’nin ürünlerini alanlar tevkifat yapacak mıdır?
193 sayılı Kanunun 9'uncu maddesinin son fıkrasında, “Bu muaflığın, 94'üncü madde uyarınca tevkif suretiyle kesilen vergiye şümulü yoktur.” hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 94'üncü maddesinin birinci fıkrasında vergi tevkifatı yapmak zorunda olanlar ile tevkifata tabi tutulacak ödemeler belirtilmiş ve aynı fıkranın (13) numaralı bendinde vergiden muaf esnafa yapılan ödemeler tevkifat kapsamına alınmış olup, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan emtia bedelleri veya bu emtianın imalinde ödenen hizmet bedelleri üzerinden yapılacak tevkifat oranı 6/6/2012 tarihli ve 2012/3322 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %2 olarak belirlenmiştir.
Dolayısı ile, tevkifat yapmakla sorumlu olanlar, vergiden muaf esnaftan internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden veya muafiyet kapsamında diğer şekillerde satın alınan mallar için yapılan ödemeler üzerinden %2 oranında tevkifat yapacaklardır.
Esnaf muaflığından yararlananlardan yapılan alışların tamamının gider pusulası ile belgelendirilmesi esas olmakla birlikte, münhasıran internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satın alınan mallar için yapılan ödemelere ilişkin olmak üzere, gider pusulasında bulunması gereken bilgileri (imza hariç) ihtiva eden banka dekontları ile de belgelendirilmesi mümkündür.
Alıntı:
https://www.borsagundem.com/yazarlar/internet-satislari-30700-tlyi-gecmeyenlere-pilot-ve-kabin-memurlarina-mujde-yazisi/1395302
17 Mart 2019 Pazar
İtalya'da köklü markaları koruma yasa tasarısı
Toksöz Grubu, 2013'te aldığı İtalyan çikolata markası Pernigotti'nin fabrikasını kapatma kararı, İtalya hükümetini harekete geçirdi. Hükümet, köklü markaların korunması için yasa tasarısı hazırlıyor. Fabrikayı kapatan markayı da kaybedecek
İtalya'nın tarihi çikolata markalarından Pernigotti'yi satın alan Toksöz Grubu'nun, markanın ülkedeki tarihi fabrikasını kapama kararı üzerine, İtalya'da köklü markaların korunması amacıyla bir yasa tasarısı hazırlandı.
İtalya'daki koalisyon hükümetinin ortaklarından Lig Partisi tarafından hazırlanan yasa tasarısı bugün Temsilciler Meclisi'nde yapılan basın toplantısıyla duyuruldu. Basın toplantısına, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı, Lig Partisi lideri Matteo Salvini de katıldı.
Lig Partisi Temsilciler Meclisi Grup Başkanı Riccardo Molinari basın toplantısında yaptığı açıklamada, yasa tasarısının Pernigotti vakasından hareketle hazırlandığını belirtti ve şunları söyledi:
"Pernigotti vakası örnek bir vaka, çünkü hükümetin tüm girişimlerine, Başbakan Giuseppe Conte'nin de şahsen devreye girmesine rağmen markayı elinde bulunduran çokuluslu Türk şirketin, başka firmaların fabrikayı satın alma teklifleri gibi herhangi bir anlaşma önerisini kabul etmesini sağlayacak bir siyasi araç bulunamadı."
Yasa tasarısıyla "böyle durumların bir daha yaşanmasını önlemeyi" amaçladıklarını söyleyen Molinari, "Bu yasayla bundan böyle, tarihi İtalyan markalarını satın alanların birkaç yıl sonra İtalya'daki üretim tesislerini kapatıp markayı ise ellerinde tutmaya devam etmesi söz konusu olamayacak" dedi.
Tasarıyla, "toplumsal, bölgesel ve ekonomik değere sahip" 50 yıldan eski İtalyan markalarının Ekonomik Kalkınma Bakanlığı bünyesinde hazırlanacak özel bir listeye alınması planlanıyor.
Bu markaları elinde bulunduranların, kuruluş yeri olan üretim tesislerindeki faaliyeti azaltması veya sona erdirmesi halinde markanın kullanım haklarını kaybetmesi öngörülüyor.
Salvini: Dişimizle, tırnağımızla koruyacağız
Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Matteo Salvini de basın toplantısında yaptığı açıklamada "İtalyan şirketlerini dişimizle, tırnağımızla ve yasalarla korumak istiyoruz" dedi.
Matteo Salvini, Pernigotti vakasına atıfla "Eğer kötü düşünmek istersek, bu çok uluslu Türk şirketinin Türkiye'de üretim yapıp, İtalyan markasını sahte "Made in Italy" damgasıyla İtalya'da satmak istediğini düşünebiliriz… Türkiye'de çikolata üretmek istiyorsan o zaman etiketine "Made in Türkiye" damgası basacaksın" dedi.
Salvini, bu tür etiketleme kurallarını belirleyen Avrupa Birliği yasalarını da eleştirerek gelecek Mayıs'taki Avrupa Parlamentosu seçimleri sonrasında bu konuya ağırlık vereceklerini söyledi.
Pernigotti'yi 2013'te satın alan Toksöz Grubu geçen yıl Kasım ayında, 1860'tan beri İtalya'nın kuzeyindeki Novi Ligure'de üretim yapan Pernigotti fabrikasını kapama kararı almıştı.
Bu haber İtalyan basınında, Pernigotti'nin İtalya'da üretime son vereceği ve üretimi tamamen Türkiye'ye kaydıracağı şeklinde yer almıştı. Toksöz Grup ise bu iddiayı yalanlamış ve fabrika kapansa da "üretim faaliyetlerinin yalnızca (İtalya) ulusal sınırları içinde kaydırılmasının" amaçlandığını belirtmişti.
Novi Ligure'deki tarihi fabrikanın kapanmasını ve işçilerin işsiz kalmasını önlemek için fabrikanın ve markanın başka İtalyan firmalarına satılması da gündeme gelmiş, ancak İtalyan hükümetinin de en üst düzeyde dahil olduğu bu girişimler sonuçsuz kalmıştı.
(BBC Türkçe)
İtalya'nın tarihi çikolata markalarından Pernigotti'yi satın alan Toksöz Grubu'nun, markanın ülkedeki tarihi fabrikasını kapama kararı üzerine, İtalya'da köklü markaların korunması amacıyla bir yasa tasarısı hazırlandı.
İtalya'daki koalisyon hükümetinin ortaklarından Lig Partisi tarafından hazırlanan yasa tasarısı bugün Temsilciler Meclisi'nde yapılan basın toplantısıyla duyuruldu. Basın toplantısına, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı, Lig Partisi lideri Matteo Salvini de katıldı.
Lig Partisi Temsilciler Meclisi Grup Başkanı Riccardo Molinari basın toplantısında yaptığı açıklamada, yasa tasarısının Pernigotti vakasından hareketle hazırlandığını belirtti ve şunları söyledi:
"Pernigotti vakası örnek bir vaka, çünkü hükümetin tüm girişimlerine, Başbakan Giuseppe Conte'nin de şahsen devreye girmesine rağmen markayı elinde bulunduran çokuluslu Türk şirketin, başka firmaların fabrikayı satın alma teklifleri gibi herhangi bir anlaşma önerisini kabul etmesini sağlayacak bir siyasi araç bulunamadı."
Yasa tasarısıyla "böyle durumların bir daha yaşanmasını önlemeyi" amaçladıklarını söyleyen Molinari, "Bu yasayla bundan böyle, tarihi İtalyan markalarını satın alanların birkaç yıl sonra İtalya'daki üretim tesislerini kapatıp markayı ise ellerinde tutmaya devam etmesi söz konusu olamayacak" dedi.
Tasarıyla, "toplumsal, bölgesel ve ekonomik değere sahip" 50 yıldan eski İtalyan markalarının Ekonomik Kalkınma Bakanlığı bünyesinde hazırlanacak özel bir listeye alınması planlanıyor.
Bu markaları elinde bulunduranların, kuruluş yeri olan üretim tesislerindeki faaliyeti azaltması veya sona erdirmesi halinde markanın kullanım haklarını kaybetmesi öngörülüyor.
Salvini: Dişimizle, tırnağımızla koruyacağız
Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Matteo Salvini de basın toplantısında yaptığı açıklamada "İtalyan şirketlerini dişimizle, tırnağımızla ve yasalarla korumak istiyoruz" dedi.
Matteo Salvini, Pernigotti vakasına atıfla "Eğer kötü düşünmek istersek, bu çok uluslu Türk şirketinin Türkiye'de üretim yapıp, İtalyan markasını sahte "Made in Italy" damgasıyla İtalya'da satmak istediğini düşünebiliriz… Türkiye'de çikolata üretmek istiyorsan o zaman etiketine "Made in Türkiye" damgası basacaksın" dedi.
Salvini, bu tür etiketleme kurallarını belirleyen Avrupa Birliği yasalarını da eleştirerek gelecek Mayıs'taki Avrupa Parlamentosu seçimleri sonrasında bu konuya ağırlık vereceklerini söyledi.
Pernigotti'yi 2013'te satın alan Toksöz Grubu geçen yıl Kasım ayında, 1860'tan beri İtalya'nın kuzeyindeki Novi Ligure'de üretim yapan Pernigotti fabrikasını kapama kararı almıştı.
Bu haber İtalyan basınında, Pernigotti'nin İtalya'da üretime son vereceği ve üretimi tamamen Türkiye'ye kaydıracağı şeklinde yer almıştı. Toksöz Grup ise bu iddiayı yalanlamış ve fabrika kapansa da "üretim faaliyetlerinin yalnızca (İtalya) ulusal sınırları içinde kaydırılmasının" amaçlandığını belirtmişti.
Novi Ligure'deki tarihi fabrikanın kapanmasını ve işçilerin işsiz kalmasını önlemek için fabrikanın ve markanın başka İtalyan firmalarına satılması da gündeme gelmiş, ancak İtalyan hükümetinin de en üst düzeyde dahil olduğu bu girişimler sonuçsuz kalmıştı.
(BBC Türkçe)
16 Mart 2019 Cumartesi
Pekcan: Yüksek gelirli ülkeler seviyesine çıkmamızın yolu daha fazla ihracat
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan "İhracatımızı KOBİ'lere, esnaf ve sanatkarımıza, kadın ve genç girişimcilere yayma yönünde çalışmalarımız, projelerimiz var." dedi.
Eskişehir Şoförler Odasında düzenlenen "Esnaf Buluşması" etkinliğinde konuşan Pekcan, esnaf ve sanatkarın, öncelikleri olduğunu söyledi. Pekcan, sermayesini alın teri ve bileğinin gücüyle birleştiren esnaf ve sanatkarın, Türkiye ekonomisinin omurgası olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla, Ahilik kültürüyle bağdaşmayan, dürüst ticarete uymayan iş yerlerinde denetimleri sürdürdüklerini aktaran Pekcan, şöyle devam etti:
"Bu konuda önlemler alıyoruz. Esnaf ve sanatkarımız bu denetimlerde bizim yanımızda oldu. Perakende Yasası'nın güncellenmesiyle ilgili ciddi bir çalışma yaptık. Üç noktaya değineceğim. Bunlardan birisi artık, marketlerde yöresel ürünlere yer verilme zorunluluğu getirdik. Belli bir raf oranı yöresel ürünlere ayrılacak. Bunun dışında marketlerin sadece kendi markalarıyla ürün satışına izin vermeyeceğiz. Ona da oran getireceğiz. Üreticilerimiz kendi markalarıyla üretim yapabilsinler. Önce Türkiye'de rekabetçi olabilsinler ki biz onları dünyaya açalım, ihracat yapabilsinler, dünyada rekabetçi olabilsinler. Bunun dışında perakende bilgi sistemiyle ilgili yazılım programı başlattık. Umuyorum sonbahara kadar hazır olur. Bundan sonra işletmenin açılışı, kapanışı tüm kurumlarla irtibatı bu program üzerinden yapılacak. Ruhsatlar da bu program üzerinden verilecek."
Esnafa faizsiz kredi kullanma imkanı tanındığını hatırlatan Pekcan, 11 bin liraya kadar ticaretlerinin vergiden muaf olmasının sağlandığını dile getirdi.
"Esnafı merkeze alan çalışmalarımız devam edecek"
Esnafa bir yıla kadar vadeli kredilerinde yüzde 4, bir yılı aşkın kredilerinde ise yüzde 5 kredi faizi uygulandığını anlatan Pekcan, "Taşınmazlarının dışından taşınır mallarının da teminat gösterilerek kredi kullanma imkanı getirilmiştir. Taşınırların teminat gösterilmesiyle kullanılan kredi oranlarında çok ciddi artışlar olmuştur. Bunun dışında Ahilik sandığı kuruldu. Firmalarının vergilerini düzenli ödeyen esnaf ve sanatkarımıza 5 puan indirimi getirilmiştir. Aynı şekilde sigorta primlerinde de 5 puan indirim getirilmiştir. Yeni kurulan şirketleşme, yeni kurulan esnaf için sosyal güvenlik priminde de indirim sağlanmıştır. Bundan söyle de esnafı merkeze alan çalışmalarımız devam edecek." diye konuştu.
Bakan Pekcan, Ticaret Bakanlığının ihracata çok önem verdiğine dikkati çekti. Sadece ihracatın artmasını değil, dış ticaret açığının azalmasını da önemsediklerine değinen Pekcan, şunları kaydetti:
"Dış ticaret açığımızın azalmasıyla Türkiye'nin dış finansman açığının azalmasına hizmet ediyoruz. 2018 yılında 168 milyar dolar ihracat rakamına ulaştık. Bu, Cumhuriyet tarihinin rekoruydu. 2019 yılının ilk iki ayında da Allah'a çok şükür iyi gidiyoruz. Üstelik dünya ekonomisi küçülürken, dünyadaki küresel ticaret de küçülürken bunu yapmayı başardık. Sadece 2019 yılının ocak ve şubat aylarında dış ticaret açığını 10,8 milyar dolar aşağı çekerek, Türkiye'nin dış finansman açığını iki ayda 2018'e göre 10,8 milyar azaltmış bulunuyoruz. Bu rakamla sadece dış finansman açığını azaltmıyoruz, aynı zamanda Türkiye'nin büyümesine olumlu katkı veriyoruz. 2018 yılında dış ticaretin büyümeye katkısı üçüncü çeyrekte 6,73, dördüncü çeyrekte 9,70. Allah izin verirse bundan böyle de devam edecek. Dış ticaretin milli gelire oranı ilk defa yüzde 50'ye ulaştı. Türkiye'nin yüksek gelirli ülkeler seviyesine çıkabilmesinin yolu daha fazla ihracat, daha fazla katma değerli ihracattır. İhracatımızı KOBİ'lere, esnaf ve sanatkarımıza, kadın ve genç girişimcilere yayma yönünde çalışmalarımız, projelerimiz var."
Eskişehir Şoförler Odasında düzenlenen "Esnaf Buluşması" etkinliğinde konuşan Pekcan, esnaf ve sanatkarın, öncelikleri olduğunu söyledi. Pekcan, sermayesini alın teri ve bileğinin gücüyle birleştiren esnaf ve sanatkarın, Türkiye ekonomisinin omurgası olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla, Ahilik kültürüyle bağdaşmayan, dürüst ticarete uymayan iş yerlerinde denetimleri sürdürdüklerini aktaran Pekcan, şöyle devam etti:
"Bu konuda önlemler alıyoruz. Esnaf ve sanatkarımız bu denetimlerde bizim yanımızda oldu. Perakende Yasası'nın güncellenmesiyle ilgili ciddi bir çalışma yaptık. Üç noktaya değineceğim. Bunlardan birisi artık, marketlerde yöresel ürünlere yer verilme zorunluluğu getirdik. Belli bir raf oranı yöresel ürünlere ayrılacak. Bunun dışında marketlerin sadece kendi markalarıyla ürün satışına izin vermeyeceğiz. Ona da oran getireceğiz. Üreticilerimiz kendi markalarıyla üretim yapabilsinler. Önce Türkiye'de rekabetçi olabilsinler ki biz onları dünyaya açalım, ihracat yapabilsinler, dünyada rekabetçi olabilsinler. Bunun dışında perakende bilgi sistemiyle ilgili yazılım programı başlattık. Umuyorum sonbahara kadar hazır olur. Bundan sonra işletmenin açılışı, kapanışı tüm kurumlarla irtibatı bu program üzerinden yapılacak. Ruhsatlar da bu program üzerinden verilecek."
Esnafa faizsiz kredi kullanma imkanı tanındığını hatırlatan Pekcan, 11 bin liraya kadar ticaretlerinin vergiden muaf olmasının sağlandığını dile getirdi.
"Esnafı merkeze alan çalışmalarımız devam edecek"
Esnafa bir yıla kadar vadeli kredilerinde yüzde 4, bir yılı aşkın kredilerinde ise yüzde 5 kredi faizi uygulandığını anlatan Pekcan, "Taşınmazlarının dışından taşınır mallarının da teminat gösterilerek kredi kullanma imkanı getirilmiştir. Taşınırların teminat gösterilmesiyle kullanılan kredi oranlarında çok ciddi artışlar olmuştur. Bunun dışında Ahilik sandığı kuruldu. Firmalarının vergilerini düzenli ödeyen esnaf ve sanatkarımıza 5 puan indirimi getirilmiştir. Aynı şekilde sigorta primlerinde de 5 puan indirim getirilmiştir. Yeni kurulan şirketleşme, yeni kurulan esnaf için sosyal güvenlik priminde de indirim sağlanmıştır. Bundan söyle de esnafı merkeze alan çalışmalarımız devam edecek." diye konuştu.
Bakan Pekcan, Ticaret Bakanlığının ihracata çok önem verdiğine dikkati çekti. Sadece ihracatın artmasını değil, dış ticaret açığının azalmasını da önemsediklerine değinen Pekcan, şunları kaydetti:
"Dış ticaret açığımızın azalmasıyla Türkiye'nin dış finansman açığının azalmasına hizmet ediyoruz. 2018 yılında 168 milyar dolar ihracat rakamına ulaştık. Bu, Cumhuriyet tarihinin rekoruydu. 2019 yılının ilk iki ayında da Allah'a çok şükür iyi gidiyoruz. Üstelik dünya ekonomisi küçülürken, dünyadaki küresel ticaret de küçülürken bunu yapmayı başardık. Sadece 2019 yılının ocak ve şubat aylarında dış ticaret açığını 10,8 milyar dolar aşağı çekerek, Türkiye'nin dış finansman açığını iki ayda 2018'e göre 10,8 milyar azaltmış bulunuyoruz. Bu rakamla sadece dış finansman açığını azaltmıyoruz, aynı zamanda Türkiye'nin büyümesine olumlu katkı veriyoruz. 2018 yılında dış ticaretin büyümeye katkısı üçüncü çeyrekte 6,73, dördüncü çeyrekte 9,70. Allah izin verirse bundan böyle de devam edecek. Dış ticaretin milli gelire oranı ilk defa yüzde 50'ye ulaştı. Türkiye'nin yüksek gelirli ülkeler seviyesine çıkabilmesinin yolu daha fazla ihracat, daha fazla katma değerli ihracattır. İhracatımızı KOBİ'lere, esnaf ve sanatkarımıza, kadın ve genç girişimcilere yayma yönünde çalışmalarımız, projelerimiz var."
236 ülkeye ihracat
Yapı endüstrisinde beş kıtada 35 farklı ülkede yapıştırıcı ve tamamlayıcı ürünler üretimi yapan Mapei tarafından Antalya'daki bir otelde toplantı düzenlendi.
Alkin, burada yaptığı konuşmada, ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşlarının ve gerginliğin en çok makine ve ulaştırma endüstrisi taşıtları sektörünü etkilediğini dile getirdi.
Yeni Zelanda'daki terör saldırısına değinen Alkin, şunları kaydetti:
"O çok basit bir olay değil. Polisle çatışmayıp bilhassa yakalanmaları anlaşılıyor ki mahkeme kısmını da istiyorlar. Kendisi spor hocasıydı diyorlar ama özel kuvvetler askeri gibi bütün o silahları rahatlıkla kullanabiliyor. Maalesef Atlantik ittifakındaki ülkelerin aşırı yaşlanma ve dünya ekonomisinde ağırlık kaybından dolayı giderek artan keyifsizliğini aynı zamanda aşırı milliyetçilik ve böyle İslam karşıtlığıyla çok riskli alana gidiyor olması bizim açımızdan yönetilmesi gereken bir konu."
236 ülkeye ihracat
Geçen ay itibarıyla 236 ülkeye ihracat yaptıklarını anlatan Alkin, "İhracatımız ciddi bir pazar çeşitlendirmesi mücadelesi ortaya koyuyor. Bu her ülkenin yapabileceği bir şey değil." dedi.
Alkin, 236 ülkeye ihracat gerçekleştiren 83 bin ihracatçının tebrik edilmesi gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:
"236 ülkeye dokunulmasına rağmen Türkiye'nin ihracatının hala yüzde 52'si AB ülkelerine. Nisan ve mayıs kuru yönetmek için çok kritik iki ay. Açık ve net söylüyorum bu iki ayı kurda yeni bir hareketlenmeye sebep olmayacak bir dirayetle yönetirsek, hazirandan itibaren bu ülke nefes almaya başlar. Seçimler bittikten sonra nisan ve mayıs Türkiye'deki döviz kurlarında yeni bir dalgalanmanın yaşanmamasına azami emek vermemiz gereken iki ay. Enflasyondaki yapışkanlıktan kurtulmaya başlayacağız. Çünkü kurun enflasyona geçişi çok ağır. Türkiye'deki her yüzde 10'luk kur artışı, yıllık enflasyonu 1,5-2 puan sıçratıyor. Zaten zar zor enflasyonu 20'nin altına getirmeye çalışıyorsunuz. 20'nin üzerine çıktığımız andan itibaren piyasadaki bütün fiyatlandırma alışkanlıkları yine bozulmaya başlayacak. O nedenle fiyatlandırma alışkanlıklarının tekrar normalleşmesi için bizim bütün reel sektöre ekonomi aktörlerine enflasyondaki kalıcı inişin başladığını, psikolojik olarak da hissettirmemiz lazım. Bu önemli bir kırılmadır."
Alkin, burada yaptığı konuşmada, ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşlarının ve gerginliğin en çok makine ve ulaştırma endüstrisi taşıtları sektörünü etkilediğini dile getirdi.
Yeni Zelanda'daki terör saldırısına değinen Alkin, şunları kaydetti:
"O çok basit bir olay değil. Polisle çatışmayıp bilhassa yakalanmaları anlaşılıyor ki mahkeme kısmını da istiyorlar. Kendisi spor hocasıydı diyorlar ama özel kuvvetler askeri gibi bütün o silahları rahatlıkla kullanabiliyor. Maalesef Atlantik ittifakındaki ülkelerin aşırı yaşlanma ve dünya ekonomisinde ağırlık kaybından dolayı giderek artan keyifsizliğini aynı zamanda aşırı milliyetçilik ve böyle İslam karşıtlığıyla çok riskli alana gidiyor olması bizim açımızdan yönetilmesi gereken bir konu."
236 ülkeye ihracat
Geçen ay itibarıyla 236 ülkeye ihracat yaptıklarını anlatan Alkin, "İhracatımız ciddi bir pazar çeşitlendirmesi mücadelesi ortaya koyuyor. Bu her ülkenin yapabileceği bir şey değil." dedi.
Alkin, 236 ülkeye ihracat gerçekleştiren 83 bin ihracatçının tebrik edilmesi gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:
"236 ülkeye dokunulmasına rağmen Türkiye'nin ihracatının hala yüzde 52'si AB ülkelerine. Nisan ve mayıs kuru yönetmek için çok kritik iki ay. Açık ve net söylüyorum bu iki ayı kurda yeni bir hareketlenmeye sebep olmayacak bir dirayetle yönetirsek, hazirandan itibaren bu ülke nefes almaya başlar. Seçimler bittikten sonra nisan ve mayıs Türkiye'deki döviz kurlarında yeni bir dalgalanmanın yaşanmamasına azami emek vermemiz gereken iki ay. Enflasyondaki yapışkanlıktan kurtulmaya başlayacağız. Çünkü kurun enflasyona geçişi çok ağır. Türkiye'deki her yüzde 10'luk kur artışı, yıllık enflasyonu 1,5-2 puan sıçratıyor. Zaten zar zor enflasyonu 20'nin altına getirmeye çalışıyorsunuz. 20'nin üzerine çıktığımız andan itibaren piyasadaki bütün fiyatlandırma alışkanlıkları yine bozulmaya başlayacak. O nedenle fiyatlandırma alışkanlıklarının tekrar normalleşmesi için bizim bütün reel sektöre ekonomi aktörlerine enflasyondaki kalıcı inişin başladığını, psikolojik olarak da hissettirmemiz lazım. Bu önemli bir kırılmadır."
Ticaret Bakanı Pekcan: Elektronik çek ve bono uygulamasını başlatacağız
Ticaret Bakanı Pekcan, elektronik çek ve bono uygulamasını başlatacaklarını belirterek, "Saklama sıkıntınız olmayacak. Güvenilirliği takip edilir olacak." dedi.
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Eskişehir'de bir otelde düzenlenen Bölgesel İstişare Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, ihracattaki destekleri artırdıklarını hatırlatarak, kendilerine destek veren Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a teşekkür etti.
Eximbank kaynaklarını artırmaya yönelik girişimlerinin de olduğunu anlatan Pekcan, şöyle konuştu:
"Eximbank'ın verdiği ihracat destekleri 44,2 milyar dolardı. Biz onu 2019'da yüzde 10 artırarak 48,4 milyar dolara çıkarıyoruz. Ticareti kolaylaştırmak için hem iç ticarette hem dış ticarette hem de gümrüklerde dijitalleşmeye çok önem veriyoruz. Ticaretin kolaylaştırılması ana hedeflerimizden birisi. Gümrüklerde çok önemli çalışmalar yaptık. Kapıkule'de biraz kuyruk var. O kuyrukları azaltmak için Bulgaristan makamlarıyla 24 Nisan'da üçüncü toplantıyı yapacağız. Burada Bulgaristan'a ilave iki peron açtırdık. Biz de akaryakıt istasyonlarının sayısını artırıyoruz. Buralarda frigofirik araçlara bir peron ayırdık. Sanal kuyruk projemiz var. Artık gümrük kapılarından randevulu geçiş alabileceksiniz. 'Şu saatte, şuradan geçmek istiyorum.' deyip size randevu verecek ve sizin aracınız o perondan o saatte geçecek, programı tanımladığımız zaman. Tarım ürünlerinin sağlıklı ortamlarda depolanabilmesi ve elektronik borsada işlem görebilmesi için lisanslı depoculuk sistemlerini geliştirdik. Ürün ihtisas borsasını kurduk."
Bakan Pekcan, ticari hayatta son zamanlarda çek ve senedin güvenilirliğinin sorgulandığını dile getirdi.
Karekodlu çekin ardından karekodlu senet uygulamasını başlattıklarını anımsatan Pekcan, "Dünyada ilk defa biz yapıyoruz. Elektronik çek ve bono uygulamasını başlatacağız. Çeklerinizi elektronik ortamda alabileceksiniz, verebileceksiniz. Saklama sıkıntınız olmayacak. Güvenilirliği takip edilir olacak. Aldığınız anda bu çeki hangi bankalardan ve hangi şubelerden tahsil edeceğinizi de göreceksiniz. Bu en kısa sürede devreye girecek." ifadelerini kullandı.
Dünyada e-ticaretin hızla arttığını vurgulayan Pekcan, Türkiye'de yüzde 4 olan e-ticaret oranını yükseltmek istediklerini sözlerine ekledi.
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Eskişehir'de bir otelde düzenlenen Bölgesel İstişare Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, ihracattaki destekleri artırdıklarını hatırlatarak, kendilerine destek veren Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a teşekkür etti.
Eximbank kaynaklarını artırmaya yönelik girişimlerinin de olduğunu anlatan Pekcan, şöyle konuştu:
"Eximbank'ın verdiği ihracat destekleri 44,2 milyar dolardı. Biz onu 2019'da yüzde 10 artırarak 48,4 milyar dolara çıkarıyoruz. Ticareti kolaylaştırmak için hem iç ticarette hem dış ticarette hem de gümrüklerde dijitalleşmeye çok önem veriyoruz. Ticaretin kolaylaştırılması ana hedeflerimizden birisi. Gümrüklerde çok önemli çalışmalar yaptık. Kapıkule'de biraz kuyruk var. O kuyrukları azaltmak için Bulgaristan makamlarıyla 24 Nisan'da üçüncü toplantıyı yapacağız. Burada Bulgaristan'a ilave iki peron açtırdık. Biz de akaryakıt istasyonlarının sayısını artırıyoruz. Buralarda frigofirik araçlara bir peron ayırdık. Sanal kuyruk projemiz var. Artık gümrük kapılarından randevulu geçiş alabileceksiniz. 'Şu saatte, şuradan geçmek istiyorum.' deyip size randevu verecek ve sizin aracınız o perondan o saatte geçecek, programı tanımladığımız zaman. Tarım ürünlerinin sağlıklı ortamlarda depolanabilmesi ve elektronik borsada işlem görebilmesi için lisanslı depoculuk sistemlerini geliştirdik. Ürün ihtisas borsasını kurduk."
Bakan Pekcan, ticari hayatta son zamanlarda çek ve senedin güvenilirliğinin sorgulandığını dile getirdi.
Karekodlu çekin ardından karekodlu senet uygulamasını başlattıklarını anımsatan Pekcan, "Dünyada ilk defa biz yapıyoruz. Elektronik çek ve bono uygulamasını başlatacağız. Çeklerinizi elektronik ortamda alabileceksiniz, verebileceksiniz. Saklama sıkıntınız olmayacak. Güvenilirliği takip edilir olacak. Aldığınız anda bu çeki hangi bankalardan ve hangi şubelerden tahsil edeceğinizi de göreceksiniz. Bu en kısa sürede devreye girecek." ifadelerini kullandı.
Dünyada e-ticaretin hızla arttığını vurgulayan Pekcan, Türkiye'de yüzde 4 olan e-ticaret oranını yükseltmek istediklerini sözlerine ekledi.
12 Mart 2019 Salı
Rusya'nın altın rezervinde Stalin'in rekoru kırıldı
Rusya’nın altın rezervlerinin parasal karşılığı 1 Mart 2019 tarihi itibarıyla tarihteki en yüksek seviye olan 91,6 milyar dolara yükseldi
Dünyada Türkiye ile birlikte altın rezervleri en hızlı artan ülke olan Rusya, bu göstergede yeni bir rekora imza attı. Ülkenin altın rezervleri, Stalin döneminden bu yana en yüksek seviyeye çıktı.
Rusya Merkez Bankası, Batı’nın Moskova'ya yönelik yaptırımları daha da ağırlaştırması riskine karşılık altın rezervlerini hızla artırmaya devam ediyor.
Rusya’nın altın rezervlerinin parasal karşılığı 1 Mart 2019 tarihi itibarıyla tarihteki en yüksek seviye olan 91,6 milyar dolara yükseldi.
Şubat ayında ülkenin altın rezervleri yüzde 2,4 arttı. Böylee altın döviz rezervlerinde altının payı yüzde 19’a kadar çıktı.
Merkez Bankası verilerine göre, Rusya 2018 yılında 8,8 milyon ons (yaklaşık 274 ton) altın satın aldı. Böylece 2018 sonu itibarıyla ülkenin altın rezervleri rekor kırarak 67,9 milyon ons’a (2 bin 112 ton) yükseldi.
Nezavisimaya Gazeta’ya değerlendirmede bulunan Strateji Konseyi Başkanı Viktor Tarakanovski, “Bu rakam, Sovyetler Birliği’nde Stalin’in öldüğü dönemdeki altın rezervlerinden daha yüksek. O zaman rezervlerde 2 bin 40 ton altın vardı” dedi.
1917 Devrimi’nin ardından da Batılı ülkelerin şimdi olduğu gibi Moskova’ya yönelik yaptırımları yürürlüğe koyduğunu hatırlatan uzman, “İşte bu yüzden Stalin altın üretimine ağırlık verdi. 1937 yılında ülke, dünyada altın üretiminde ikinci sıraya yükseldi. 1930’da 74 ton olan altın üretimi, maalesef SSCB’nin dağılmasının ardından 19 tona geriledi” şeklinde bilgi verdi.
(turkrus.com)
Dünyada Türkiye ile birlikte altın rezervleri en hızlı artan ülke olan Rusya, bu göstergede yeni bir rekora imza attı. Ülkenin altın rezervleri, Stalin döneminden bu yana en yüksek seviyeye çıktı.
Rusya Merkez Bankası, Batı’nın Moskova'ya yönelik yaptırımları daha da ağırlaştırması riskine karşılık altın rezervlerini hızla artırmaya devam ediyor.
Rusya’nın altın rezervlerinin parasal karşılığı 1 Mart 2019 tarihi itibarıyla tarihteki en yüksek seviye olan 91,6 milyar dolara yükseldi.
Şubat ayında ülkenin altın rezervleri yüzde 2,4 arttı. Böylee altın döviz rezervlerinde altının payı yüzde 19’a kadar çıktı.
Merkez Bankası verilerine göre, Rusya 2018 yılında 8,8 milyon ons (yaklaşık 274 ton) altın satın aldı. Böylece 2018 sonu itibarıyla ülkenin altın rezervleri rekor kırarak 67,9 milyon ons’a (2 bin 112 ton) yükseldi.
Nezavisimaya Gazeta’ya değerlendirmede bulunan Strateji Konseyi Başkanı Viktor Tarakanovski, “Bu rakam, Sovyetler Birliği’nde Stalin’in öldüğü dönemdeki altın rezervlerinden daha yüksek. O zaman rezervlerde 2 bin 40 ton altın vardı” dedi.
1917 Devrimi’nin ardından da Batılı ülkelerin şimdi olduğu gibi Moskova’ya yönelik yaptırımları yürürlüğe koyduğunu hatırlatan uzman, “İşte bu yüzden Stalin altın üretimine ağırlık verdi. 1937 yılında ülke, dünyada altın üretiminde ikinci sıraya yükseldi. 1930’da 74 ton olan altın üretimi, maalesef SSCB’nin dağılmasının ardından 19 tona geriledi” şeklinde bilgi verdi.
(turkrus.com)
ABD petrol ve gaz ihracatında bu yıl Suudi Arabistan'ı geçecek
ABD'nin, 70 yıldır dünyanın en büyük petrol ve petrol ürünleri ihracatçısı Suudi Arabistan'ı bu yıl geride bırakacağı iddia edildi
Times gazetesinde yer alan bir haberde ABD'nin bu yıl içinde dünyanın en büyük petrol ve petrol ürünleri ihracatçısı olma özelliğini, bu unvanı 70 yıldır elinde bulunduran Suudi Arabistan'ın elinden alacağı belirtiliyor.
Haberde yer verilen Rystad Enerji adlı araştırma şirketinin tahminlerine göre "çok kısa bir süre öncesine kadar akıllara bile gelmeyecek" bu değişim bu yıl içinde gerçekleşecek.
Suudi Arabistan'ın 1950'li yıllarda petrol ihraç etmeye başlamasından bu yana küresel petrol pazarında öncü olduğu, ancak teknolojinin gelişmesiyle Teksas'ta başlayan kaya petrolü üretiminin, "ABD'nin dünya çapındaki kendi enerji hâkimiyeti çağını başlattığı" vurgulanıyor.
Teksas'tan ham petrol ihracatının artmasıyla büyüyen küresel petrol arzının, Rus ve Suudi ekonomilerini zayıflattığı ve bu ülkelerin fiyatların düşmesini engellemek için üretimlerini kısmak zorunda kaldıkları belirtiliyor.
Rystan Enerji'nin ortaklarından Per Magnus Nysveen "Amerikan petrol ve gaz ihracının artmasıyla, ABD'nin ticaret açığı buharlaşacak ve dış borçları çabuk ödenecek" diyor.
'İklim felaketi'
Rystad'ın raporunda, ihracatta ABD'nin sıvı doğalgaz da dahil, Suudi petrol ve petrol ürünlerini yılın üçüncü çeyreğinde geçeceği tahmin ediliyor. Times, şu anda Suudi Arabistan'ın günde 7 milyon varil petrol ve 2 milyon varil sıvı doğalgaz ve diğer ürünleri ihraç ettiğini aktarıyor.
ABD'nin ise günde 3 milyon varil ham petrol ve 5 milyon varil sıvı doğalgaz ve diğer ürünleri ihraç ettiği belirtiliyor.
Geçen yıl ABD'nin ihracatının günde 2 milyon varil arttığı, bu yıl da günde 1 milyon varil büyüyerek Suudi Arabistan'ı geçeceği vurgulanıyor.
Ancak haberde, ABD'nin enerji alanındaki kazanımlarının çevre açısından bir bedeli olduğu ve Change International örgütünün durumu "İklim felaketi" diye nitelediği söyleniyor.
(BBC Türkçe)
Times gazetesinde yer alan bir haberde ABD'nin bu yıl içinde dünyanın en büyük petrol ve petrol ürünleri ihracatçısı olma özelliğini, bu unvanı 70 yıldır elinde bulunduran Suudi Arabistan'ın elinden alacağı belirtiliyor.
Haberde yer verilen Rystad Enerji adlı araştırma şirketinin tahminlerine göre "çok kısa bir süre öncesine kadar akıllara bile gelmeyecek" bu değişim bu yıl içinde gerçekleşecek.
Suudi Arabistan'ın 1950'li yıllarda petrol ihraç etmeye başlamasından bu yana küresel petrol pazarında öncü olduğu, ancak teknolojinin gelişmesiyle Teksas'ta başlayan kaya petrolü üretiminin, "ABD'nin dünya çapındaki kendi enerji hâkimiyeti çağını başlattığı" vurgulanıyor.
Teksas'tan ham petrol ihracatının artmasıyla büyüyen küresel petrol arzının, Rus ve Suudi ekonomilerini zayıflattığı ve bu ülkelerin fiyatların düşmesini engellemek için üretimlerini kısmak zorunda kaldıkları belirtiliyor.
Rystan Enerji'nin ortaklarından Per Magnus Nysveen "Amerikan petrol ve gaz ihracının artmasıyla, ABD'nin ticaret açığı buharlaşacak ve dış borçları çabuk ödenecek" diyor.
'İklim felaketi'
Rystad'ın raporunda, ihracatta ABD'nin sıvı doğalgaz da dahil, Suudi petrol ve petrol ürünlerini yılın üçüncü çeyreğinde geçeceği tahmin ediliyor. Times, şu anda Suudi Arabistan'ın günde 7 milyon varil petrol ve 2 milyon varil sıvı doğalgaz ve diğer ürünleri ihraç ettiğini aktarıyor.
ABD'nin ise günde 3 milyon varil ham petrol ve 5 milyon varil sıvı doğalgaz ve diğer ürünleri ihraç ettiği belirtiliyor.
Geçen yıl ABD'nin ihracatının günde 2 milyon varil arttığı, bu yıl da günde 1 milyon varil büyüyerek Suudi Arabistan'ı geçeceği vurgulanıyor.
Ancak haberde, ABD'nin enerji alanındaki kazanımlarının çevre açısından bir bedeli olduğu ve Change International örgütünün durumu "İklim felaketi" diye nitelediği söyleniyor.
(BBC Türkçe)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)