23 Mart 2019 Cumartesi

Dövizde güçlü seyrin 8 nedeni

Döviz tevdiat hesapları mart ayında 175 milyar dolar ile zirve yaptı. Yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatının tüm zamanların en yüksek seviyesine yükseldi.
Yurtiçi yerleşiklerinin döviz mevduatlarının yüzde 22’si vadesiz mevduatta, yüzde 72’si ise altı aya kadar vadeli mevduatta tutuluyor.
Şirketler vadesi gelen döviz borçlarını çevirmek için döviz alırken yerli bireysel yatırımcılar enflasyon karşısında paralarının erimemesi için döviz alıyor.
Kimse kur riski almak istemiyor.

Döviz tevdiat hesapları mart ayında zirve yaptı. Kesinti oranlarının artırılması döviz mevduatına yönelimi azaltır mı? Zeynep Aktaş Milliyetteki köşesinde dövizdeki kritik gelişmeleri yazdı.
Yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatının tüm zamanların en yüksek seviyesine yükselmesiyle döviz tevdiat hesaplarından kesinti oranının artırılmasına neden oldu. Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararnamesiyle altı aya kadar olan veri oranlarında değişim olmazken bir yıl ve üzerindeki döviz mevduatlarında oran artırıldı.

Buna göre bir yıldan uzun vadeli döviz mevduat hesaplarında kesinti yüzde 13’ten yüzde 18’e çıktı. Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile altı aya kadar vadeli hesaplarda ise bu oran yüzde 20 oldu.

BDDK Ocak verilerine baktığımızda yurtiçi yerleşiklerin DTH toplamının sadece yüzde beşi 6 ay ve üzeri vadede tutuluyor. 6 aya kadar olan DTH’ta kesinti Ağustos 2018’deki kararla yüzde 18’den yüzde 20’ye çıkarılmıştı. Yurtiçi yerleşiklerinin döviz mevduatlarının yüzde 22’si vadesiz mevduatta, yüzde 72’si ise altı aya kadar vadeli mevduatta tutuluyor.

7 ayda zirveye çıktı

Veriler hane halkının 7 aydır sürekli döviz aldığını gösteriyor. Döviz tevdiat hesapları mart ayında 175 milyar dolar ile zirve yaptı. Alınan bu kararın döviz mevduatına yönelimi azaltması bekleniyor. Ancak küresel piyasalarda doların değer kazanması ve seçim süreci yurtiçi yerleşiklerin dövizden vazgeçmemelerine neden oluyor. Peki, bu karar sonrası döviz sistemden çıkarak yastık altına gider mi? Dövizin sistemden çıkarak yastık altına gitmesi zor. Döviz üzerinde baskı oluşturacak, aşırı kur hareketliliğine neden olacak bir gelişme yaşanmadıkça sistemden döviz çıkışı beklenmemeli. Ağustos ayında yaşanan kur şokunda panikleyenler bir miktar dövizi hem yurt dışına hem de yastık altına kaydırmıştı. Ancak yaşanan krize rağmen döviz hesaplarına herhangi bir müdahalenin olmayacağının net olarak görülmesi döviz sahiplerinde güçlü bir alternatif arayışı gündeme gelmedi.



Güçlü seyrin nedenleri

1 - Özel sektör şirketlerinin borcu 197 milyar dolar. Kur riski almak istemiyorlar. Halk ise enflasyon karşısında reel olarak parasını korumak istiyor.

2 - Rusya’dan alınacak S400 füzelerine yönelik ABD’nin yaptırım endişeleri dövize yönelime neden oluyor.

3 - Olumlu gelişmelere rağmen dolar kurunun 5.40 seviyesinin üzerindeki seyrini koruması.

4 - Küresel piyasalarda büyüme endişelerine rağmen ABD’nin güçlü konumu ve dolara ilginin devam etmesi.

5 - Seçim süreci nedeni ile yatırımcıların risk almak istememesi.

6 - Kredi risk priminin 320 seviyesinde olması ve 300’ün üzerindeki seyrini sürdürmesi. TL varlıklara ilginin artması; kurda kalıcı düşüş ve risk priminin 150’li seviyelere gelmesi ile mümkün.

7 - Yabancı yatırımcıların yılbaşından bu yana tahvilde satış yapmaları. Hisse senetlerinde 15 Mart haftasında 106 milyon dolarlık, tahvilde ise 121.6 milyon dolarlık satış gerçekleştirdiler.

8 - Dolar Endeksi DXY’nin 96 seviyesinin üzerindeki seyrini koruması.



Beklenti kırılmalı

Dövize yönelimin azalması beklentilerin kırılmasına bağlı. Enflasyon ve dolar kuruna yönelik beklentileri kırabilecek adımlar kurlarda gerilemeyi getirdiği takdirde TL varlıklar yatırımcılar açısından daha cazip olur.

Şirketler vadesi gelen döviz borçlarını çevirmek için döviz alırken yerli bireysel yatırımcılar enflasyon karşısında paralarının erimemesi için döviz alıyor. Son iki gün bir düşüş yaşansa da yeniden 5.45’in üzerinde bir hareket görülüyor.

Öte yandan FED faiz kararı toplantısı gerçekleşti. FED, mart ayı toplantısında 2019 yılı faiz artırımı tahminini sıfıra indirdi. FED’in bu yıl faiz artırımı öngörmemesi Amerikan Doları’na sert satış getirdi. Ancak dolar endeksi DXY’nin toparlandığını görüyoruz. Buna bağlı olarak kur da hareketli.





İşlemcilere göre, başta S400-Patriot tercihi olmak üzere ABD-Türkiye ilişkileri, küresel ticaret savaşları, Brexit süreci, yerel seçimler öncesi yavaşlayan ekonomiyi desteklemek adına atılan ve atılabilecek genişlemeci adımlar ve TCMB'den bu yıl beklenen faiz indirimlerine ilişkin tahminler, lokallerin beş aydır aralıksız devam eden döviz alımları, yavaşlayan büyüme, yüksek seyreden işsizlik ve enflasyon zaman zaman piyasalar üzerinde baskı unsuru yaratıyor.

Öte yandan lokallerin devam eden döviz talebi de kurdaki olası düşüşleri engelleyen önemli bir neden olmaya devam ediyor. Yaklaşık altı aydır döviz birikimlerini kesintisiz artırmaya devam eden bireylerin yabancı para cinsinden mevduat ve fonları 15 Mart haftasında 1.64 milyar dolar artışla 105.7 milyar dolar ile tarihi zirveye yükseldi.

TCMB verilerine göre bireysellerin yanında kurumsalları da içeren yurtiçi yerleşiklerin toplam kıymetli maden dahil yabancı para mevduat ve fonları da 15 Mart ile biten haftada 4 milyar dolar artışla 175.8 milyar dolara yükselerek tarihi zirvede.


18 Mart 2019 Pazartesi

ABD'den Rus petrolüne hücum

ABD’nin Venezüela’ya uyguladığı yaptırım yüzünden doğan ithal petrol açığını Rusya ile kapatıyor.
ABD'nin bu yıl içinde dünyanın en büyük petrol ve petrol ürünleri ihracatçısı olma özelliğini, bu unvanı 70 yıldır elinde bulunduran Suudi Arabistan'ın elinden alacağı, haliyle Rusya’yı da geride bırakacağı haberleri dünya basınına yansıdıktan hemen sonra bir başka "ilginç" haber: ABD, Rusya’dan petrol ihracatını arttırdıu

Bir yandan üretimde dünyanın “1 numarası” olmaya yürüyen ABD, yaptırımlarla bunalttığı, enerji savaşlarında en büyük rakibi saydığı Rusya’dan petrol alımını neden son 4 yılın en yüksek seviyesine çıkardı?

ABD’nin günde 150 bin ton Rus ham petrolü almasının sebebi ne?

Washington bir yandan Rusya'ya yaptırımlar uygılayıp, özellikle AB'de "enerji tekeli" konumunu yıkmaya çalışırken, kendi şirketlerinin Rusya'dan artan petrol alımlarına neden kayıtsız kalıyor?

Uzmanlara göre bunun güncel nedeni, şu anda ABD’nin Venezüela’ya uyguladığı yaptırım yüzünden doğan ithal petrol açığını kapatma gereği.

Uluslararası Enerji Kurumu’na göre temel nedenlerden biri de, Rusya’nın ürettiği Ural petrolünün fiyatının, ABD’de üretilen kaya petrolüne kıyasla daha ucuz olması.

Sadece 22 Şubat-1 Mart dönemimde Rus şirketlerinin ABD’ye tankerlerle 3 milyon varilden fazla petrol sattıkları bildiriliyor.

Rusya Petrol ve Gaz Sanayicileri Birliği uzmanı Rustam Tankayev, Business FM’e konuyu analiz ederken, “ABD’nin son yıllarda üretimin arttırdığı kaya petrolü çok kaliteli ama fiyatı çok yüksek. Hatta dünyanın en pahalı petrolü. İç piyasada pompa fiyatlarının artmamamsı için bu pahalı petrolü Venezüela ve Kanada’dan alınan daha ucuz petrolle karıştırıyorlar. Kanada’da üretim az, Venezüela ise artık yaptırım altında. Dünya piyasasında ucuz ürün olarak Rus Ural petrolü var. Aslında ABD Rusya’dan enerji kaynağı almaya kategorik olarak karşı ama ekonominin kanunları işliyor ve daha ucu olduğu için Rus petrolü alıyorlar” dedi.

TeleTrade'in baş analisti Peter Puşkarev ise, ABD'nin Rus petrolğ alma politikasını "zorunlu bir önlem" olarak nitelendirdi. Puşkarev, "Çünkü kendisi dünyanın en büyük üç petrol üreticisinden biri olan ABD, rafinerlerininin tam kapasite çalışmasını sürdürebilmek için her gün en az 7 milyon varil ihhracat yapmak zorunda. Bu bağlamda, Amerikalılar sadece Rusya'dan değil, Venezüela'nın açığını kapatmak için Meksika ve Suudi Arabistan'dan da alımları artırdı. Ekonomiyi siyasetle karıştırmıyorlar" diye konuştu.

Bu arada ABD amragosu karşısında Venezüela, daha aktif olarak Hindistan, Çin ve İngiltere'ye petrol ihraç etmeye başladı.

ABD'nin önlenemeyen yükselişi

ABD’nin yakın zamanda petrol üretiminde “dünyanın 1 numarası” olacağı haberleri geöen hafta gündeme gelmişti:

Uluslararası Enerji Ajansı’na (UEA) göre Amerika 2024 yılı itibariyle Rusya’dan daha fazla petrol ihracatı yapar hale gelecek ve Suudi Arabistan’ın da dünyanın en büyük petrol ihracatçısı tahtını sallıyor olacak.

UEA yıllık yayınladığı 5 yıllık petrol görünüm raporunda, zaten günlük 12 milyon varillik ham petrol üretiminin tüketici ve üretici beklentilerine göre 2024 yılına kadar 4 milyon varil daha artmasının beklendiği belirtildi.

Paranaaliz'in aktardığına göre, UEA İcra Direktörü Fatih Birol “Amerikan kaya gazı devriminde ikinci dalga geliyor” dedi.

Birol, Amerika’nın petrol ve LNG alanlarındaki payını artıracağına ve bu durumun uluslararası petrol ve gaz ticaret akımlarını sarsacağını belirtiyor.

UEA raporunda önümüzdeki beş yıl içerisinde OPEC içerisindeki üretim artışının büyük ölçüde Irak’tan gelmesinin beklendiği tahmin edildi.

Irak’ın Venezuela ve İran’dan kaynaklanan üretim kesintilerini yerine koymaya yardım ederek dünyanın en büyük üçüncü yeni arz kaynağı olacağı düşünülüyor.

Amerika ve Irak’a ek olarak, Brezilya, Norveç ve Güney Afrika’daki Guyana’nın artan petrol talebini karşılamaya yardımcı olacakları dile getirildi.

Aynı rapor içerisinde Brexit’in anlaşmasız gerçekleşmesinin de global petrol talebindeki büyümeyi etkileyeceğine değinildi.

(Turkrus)

17 Mart 2019 Pazar

'Yolcu 3 kg altın getirsin sektörü üçe katlayalım'

Türkiye altın ve mücevherde dünyanın ilk 3 üreticisinden biri. Ancak pazardan sadece yüzde 4.5 pay alıyor. Mustafa Kamar, bu rakamın kolaylıkla 2’ye, 3’e katlanabileceğini söylüyor.
Türkiye altın ve mücevherde dünyanın en iddialı ülkelerinden. Hindistan ve Çin’den sonra ilk üç üreticiden biriyiz. Üretimden ihracat yapanlar sıralamasında İtalya’dan sonra ikinciyiz. Ancak dünya pazarından aldığımız pay sadece yüzde 4.5. Mücevher İhracatçıları Birliği (JTR) Başkanı Mustafa Kamar’a göre, bu oranı kısa süre içinde ikiye, üçe katlamak mümkün. Kamar’ın bunu yapabilmek için bir de önerisi var: "Kanunlarda ufak bir düzenleme yapılsın. Yurtdışından gelen yolcu Türkiye’ye gelirken yanında 3 kilo altın getirebilsin. Bu sayede Türkiye’ye senede 100 ton altın girer."

Dünyada mücevher pazarının büyüklüğü ne kadar? Türkiye’nin hedefleri nasıl?

Türkiye dünyanın en büyük 5 pazarından biri. Dünyada bu sektörde çok iyi konumdayız. İhracatta dünyada 100 milyar dolarlık bir pazar var. Ve biz bunun yüzde 4.5’unu yapıyoruz. Bu seneki hedefimiz 6 milyar dolar. 2023 yılı hedefimiz ise 12 milyar dolar.

Peki, yüzde 4.5 pay az değil mi?

Elmayı ihracat olarak düşünürsek, Cumhurbaşkanımız diyor ki ‘Bana elma lazım’. Biz de diyoruz ki sektörün elma bahçesi sınırsız. Dünyadaki bütün kuyumcular, potansiyel müşterimiz. Biz bu elma bahçesinde sadece elimizle ulaşabildiğimiz elmalarla 4.5 milyar dolar ihracat yapıyoruz. Ve diyoruz ki; ‘Bize merdiven verin’.

Sizin için merdiven nedir?

Devletten ne indirim istiyoruz, ne de teşvik. Biz diyoruz ki yapılacak düzenlemelerle, 2023’e gelmeden 12 milyar dolarlık hedefimizi yakalarız. Tek istediğimiz; yurtdışından gelen yolcu gelirken yanında 3 kilo altın getirebilsin.

Bunu biraz açıklar mısınız?

Üretmeden ihracat yapan bazı ülkeler var. Mesela Dubai 15 milyar dolar ihracat yapıyor. Benden, ondan alıyor, katmadeğerle satıyor. Bu sayede çok ciddi bir pazar haline geldiler. Nasıl ki yolcu Türkiye’ye girişte; ‘Yanımda 1 milyon dolar var’ diye beyan edebiliyorsa, 3 kilo altın için de bunu yapabilsin. Burada bozdursun, tekstil alsın, kürk alsın, mücevher alsın...

Bunun sektöre katkısı ne olur?

Bırakın bizi; turizme, yeme içmeye de doping olur. Yılda 4 milyar dolar, yani 100 ton altın gelebilir.

Irina Shayk takacak, Mert Alaş çekecek

Dünyada Türk mücevherine karşı nasıl bir algı var?

Fason üretiminde güçlü olduğumuzu bütün dünya biliyor. Bugün bir marka çıkarmak kolay değil. Bence zaman alacak ama mutlaka Türkiye’de mücevher sektöründe en az 1-2 tane dünya markası çıkacak. Şu anda da Sevan Bıçakçı, Gilan gibi dünyada iyi bilinen çok iyi markalarımız var.

Türk markaları dünyada tanıtmak için yeni girişimleriniz olacak mı?

Ticaret Bakanlığı tarafından, Türk markaların yurtdışında tanıtılması için kurulmuş olan Türkiye Tanıtım Grubu var. Orada da yönetim kurulu üyesiyim. Ben burada dericiler, tekstilciler, halıcılar ve mücevhercilerin ortak bütçeyle tanıtım yapmasını önerdim. Dünyaca ünlü bir isimle çalışalım; o kişi ‘hem deriyi, tekstili giysin, hem mücevheri taksın, hem de halının üstünde otursun’ dedik. Bunun için Irina Shayk ve Nicole Kidman’dan teklif aldık. Büyük ihtimalle Irina Shayk’la çalışacağız. Çekimleri da Mert Alaş yapacak. Bütçemiz 1 milyon dolar civarında olacak.

Mücevher ihracatı yüzde 95 arttı

Mücevher ihracatta en parlak sektörlerden. Ocakta yüzde 95’lik artış var. Nasıl sağlandı bu artış?

Geçen yıl, yüzde 95’le en büyük artışı yapan biziz. Şubatta da en fazla ihracat yapan üçüncü sektörüz. Birincisi iç piyasadaki sıkıntıdan kurtulmak için ihracat en önemli kalemlerden biri oldu. İkinci faktör ise yönetim etkisi. Yurtdışında faaliyetleri artırdık. . Şu anda Hong Kong’da dev ‘Jewelery=Turkey’ billboardlarımız var yazıyor.

İstanbul’da bir fuarınız olacak...

21 Mart’ta. Fuara 1500 -1600 kişilik bir VIP alım heyeti getiriyoruz. Büyük potansiyeli olan heyetlerin uçak biletlerini dahi karşılıyoruz.

Yastık altından 1 ayda 2 milyar $’lık altın çıktı

Dünya mücevher pazarında hangi segmentler daha baskın?

Son yıllarda üreticiler ya C ve D segmentine 100-200 -300 dolarlık mal üretiyor ya da 10 bin doların üstüne mal üretiyor. Dünya bu iki pazara odaklandı.

Türkiye’de durum nasıl?

Mücevher ve altın Türk kadını için yatırımdır. Ağustos 2018’de Cumhurbaşkanımız ‘altınlarınızı bozdurun’ çağrısı yaptığında Türkiye’de yastık altından 1 ay içinde 2 milyar dolarlık altın çıktı. Bu çok ciddi bir rakam. Bizi hep lüks tüketim aracı olarak görüyorlar ama biz üstüne basa basa söylüyoruz ki ‘hayır biz lüks tüketim aracı değil, lüks tasarruf aracıyız.’

Taksit kalkınca hediyedeki ilk sırayı kaptırdık

Sektörde kredi kartına taksidin kalkması sizi nasıl etkiledi?

İnanılmaz etkiledi. En son Sevgililer Günü'nde elektroniğe 1.9 milyar TL, kozmetiğe 1.3 milyar TL, mücevhere ise 500 milyon TL harcandı. Geçmişte biz onları geçiyorduk. Bu tamamen kredi kartı etkisi. Çünkü bizim rakibimiz artık sadece kuyumcular değil. Telefoncu, tekstilci, çantacı hepsi rakibimiz. Ama onlarda taksit var, bizde yok. Bizim talebimiz sarrafiyede taksidin kalkması ama pırlantada devam etmesi yönünde.

Şenay Büyükköşdere / Akşam

Vatandaşın e-ihaleye ilgisi 246 milyon lira hasılat sağladı

Ticaret Bakanı Pekcan, vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği e-ihale yöntemiyle tasfiyelik araç ve eşya satışından geçen yıl 246 milyon lira hasılat sağlandığını bildirdi.


Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sistemin daha şeffaf, katılımcı ve rekabete açık olmasını sağlamak amacıyla uygulamaya başladıkları elektronik ihalelere büyük ilgi gösterildiğine dikkati çekti.

Tasfiyelik eşya ve araçların satışlarını kapalı teklif yerine açık artırma e-ihale yöntemiyle gerçekleştirdiklerini belirten Pekcan, sistemdeki kullanıcı sayısının her geçen gün arttığına işaret etti.

Pekcan, geçen yıl e-ihale sistemiyle satılan 4 bin 938 araçtan toplam 145,5 milyon lira hasılat elde edildiğini aktararak, söz konusu dönemde elektronik, tekstil ve otomotiv yedek parça ürünlerinin başı çektiği 4 bin 619 eşya grubunun satışından ise 100,5 milyon lira hasılat sağlandığı bilgisini verdi. Pekcan, "Böylece vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği e-ihale yöntemiyle tasfiyelik araç ve eşya satışından geçen yıl 246 milyon lira hasılat elde edildi." dedi.

İhaleye girilmesindeki coğrafi ve mekansal kısıtların ortadan kaldırıldığını ve işlemlerin basitleştirildiğini belirten Pekcan, "www.eihale.gov.tr" adresinden ve e-Devlet üzerinden ihalelere erişebileceğini anımsattı. Pekcan, "Açık teklif yöntemiyle e-ihale usulünün getirilmesinin ardından kayıtlı üye sayısının daha da arttığını gördük. Haziran 2018'de 125 bin olan kayıtlı üye sayısı 360 bine ulaştı. Vatandaşlarımızın sisteme kolayca erişebilmesini sağlayan mobil uygulama, 300 bin vatandaşımız tarafından indirilmiş durumda." değerlendirmesinde bulundu.

"Ticaret Bakanlığı çalışanları ve yakınları katılamıyor"
Bakan Pekcan, tüm vatandaşların e-ihaleye ücretsiz üye olabileceğini belirterek, şöyle devam etti:

"İhalelere ilişkin sistemde tüm bilgiler yer alıyor. İhaleye çıkan araç veya eşyanın fotoğraflarını, videosunu, özel olarak aranan şartlar ve alınması gereken belgelerin bilgisini görmek mümkün. Katılımcılar dilerse teklif vermek istedikleri eşya veya aracı yerinde de görebiliyor. Teklif verilmek istenen ihale için ihaleye esas bedelin yüzde 10'u tutarında teminat bulunması gerekiyor. Üyelerin bir ihaleye teklif vermeleri halinde, ihaleye esas bedelin yüzde 10'u kadar tutar sistem tarafından kişinin teminatından bloke ediliyor. İhale süresi sona erdiğinde en yüksek teklif vermiş olan ihaleyi kazanıyor. Ayrıca, ihaleyi kazanan kişi ihale bedelini yatırıp eşyasını teslim alana kadar, ikinci en iyi teklif veren kullanıcının da teminatı sistemde bloke ediliyor, diğer tüm katılımcıların teminatları ise serbest bırakılıyor ve bu sayede teminatların diğer ihaleler için de kullanılmasına imkanı tanınıyor."

Pekcan, Ticaret Bakanlığı çalışanları ve birinci derece yakınlarının ise şeffaflığın esas olduğu e-ihalelere katılamayacağını da vurguladı.


Borsadaki şirketler 2018'de ne kadar kar etti

Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi altında işlem gören şirketlerin net karı, 2018'de 88 milyar 947 milyon lira oldu.
Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi altında işlem gören şirketlerin net karı, geçen yıl 2017 sonuna göre yüzde 15 artarak 90 milyar liraya dayanırken, en fazla net karı elde eden İş Bankası zirveye yerleşti.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, borsada işlem gören şirketlerin 2018'de elde ettiği net kar, 2017'ye kıyasla yüzde 15 arttı.

Böylece 2017'de 77 milyar 344 milyon lira olan şirketlerin net karı, 2018'de 88 milyar 947 milyon liraya çıktı.

BIST 100 endeksi altında işlem gören ve bilanço açıklama dönemi kapsamında finansal sonuçlarını paylaşan 95 şirketten 76'sı geçen yıl net kar elde etti. Kalan 19 şirket ise net zarar yazdığını duyurdu.

Bu dönemde İş Bankası, Garanti Bankası, Akbank, Ereğli Demir ve Çelik, Koç Holding, Yapı ve Kredi Bankası, VakıfBank, İskenderun Demir ve Çelik, Türk Hava Yolları (THY), Sabancı Holding, Tüpraş, Doğan Holding, Halk Bankası, Şişecam, Aselsan, Turkcell, Ford Otosan, Enka İnşaat, Soda Sanayii, TAV Havalimanları, Tekfen Holding, Tofaş, Emlak Konut, BİM ve Koza Altın olmak üzere 25 şirket net karını 1 milyar liranın üzerine taşıdı.

İş Bankası iki basamak yükselerek zirveye yerleşti

Açıklanan bilançolara göre, BIST 100 endeksi altında işlem gören şirketler arasında geçen yıl en fazla net kar elde eden 6 milyar 769 milyon lirayla İş Bankası oldu. Böylece İş Bankası 2017'de zirvede bulunan Garanti Bankası'nı geride bırakırken, aynı zamanda iki basamak birden yükseliş kaydetti.

Garanti Bankası ise 6 milyar 638 milyon liralık net kar ile ikinci sıraya yerleşti

Net kar büyüklüğü açısından bu iki bankayı, 5 milyar 690 milyon lirayla Akbank, 5 milyar 598 milyon lirayla Ereğli Demir ve Çelik, 5 milyar 537 milyon Koç Holding, 4 milyar 667 milyon lirayla Yapı ve Kredi Bankası, 4 milyar 154 milyon lirayla Vakıflar Bankası, 4 milyar 109 milyon lirayla İskenderun Demir ve Çelik, 4 milyar 45 milyon lirayla da THY izledi.

Bu dönemde en fazla net zararı ise 1 milyar 391 milyon lirayla Türk Telekom açıkladı.

Kar artışında liderlik Doğan Holding'de

Net karını geçen yıl 2017'ye göre miktar bazında en çok artıran şirket Doğan Holding oldu. Söz konusu şirket 2017'de 323 milyon lira zarar ederken, 2018'de 3 milyar 633 milyon lira kar açıkladı. Söz konusu net kar artışında, holdingin 6 Nisan 2018'de medya sektöründe faaliyet gösteren şirketlerdeki paylarının, Demirören Medya Yatırımları Ticaret AŞ'ye 916 milyon dolara satmasının etkili olduğu görüldü.

Net karını en çok artıran şirketler arasında Doğan Holding'in ardından THY geldi. Geçen bir yıllık sürede THY'nin net karı 639 milyon liradan 4 milyar 45 milyon liraya çıktı.

Açıklanan rakamlara yüzdesel olarak bakıldığında ise net kar artışında ilk sırayı Vestel'in aldığı görüldü.

Söz konusu dönemde, Vestel'in net karı 55 milyon liradan 371 milyon liraya ulaşırken, bu da şirketin net karının yaklaşık 7 katına çıktığına işaret etti. Net karı yüzde 533 artarak 4 milyar 45 milyon liraya ulaşan THY ise yüzdesel artış açısından da ikinci sırada yer aldı.

Halk Bankası ve Tüpraş ilk 10'daki yerini kaptırdı

Net kar büyüklüğü açısından 2017'de ilk 10'da yer alan şirketler, büyük ölçüde 2018'de de listede yer almayı başardı.

Garanti Bankası, İş Bankası, Akbank, Koç Holding, Tüpraş, Ereğli Demir ve Çelik, Halk Bankası, VakıfBank, Yapı ve Kredi Bankası ve Sabancı Holding 2017'de en fazla net kar elde eden şirketler şeklinde sıralanmıştı.

Geçen yıl ise söz konusu listeden Tüpraş ve Halk Bankası çıkarken, bu şirketlerin yerine İskenderun Demir ve Çelik ile THY girdi.


Amerikan Şirketler Derneği’nin yeni yönetimi seçildi

Türkiye’de 15. Yılını Kutlayan Amerikan Şirketler Derneği’nin, 15 Mart 2019 tarihinde gerçekleştirilen 15. Olağan Seçimli Genel Kurulu’nda yeni Yönetim Kurulu üyeleri ve başkanı seçildi.
Amerikan Şirketler Derneği (AmCham Türkiye/ABFT) 15. Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısı 15 Mart 2018 Cuma günü İstanbul’da gerçekleştirildi. Toplantının açılış bölümünde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Arda Ermut ve ABD Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeffrey M. Hovenier Amerikan şirketleri ile bir araya geldi.
Olağan Seçimli Genel Kurul gündemi kapsamında Amerikan Şirketler Derneği’nin 2 yıl süreyle
görev yapacak yeni Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulu üyeleri belirlenirken, Dernek Yönetim
Kurulu Başkanlığı’na Citibank A.Ş. Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Serra Akçaoğlu
seçildi.
Genel Kurul’da yaptığı konuşmada AmCham Türkiye/ABFT üyesi şirketlerin Türk ekonomisine
kattıkları değeri vurgulayan Yönetim Kurulu Başkanı Serra Akçaoğlu, “Üye şirketlerimizin ülke
ekonomisine 54 milyar doların üzerinde katkısı bulunuyor.” dedi. Türkiye’de yarattıkları doğrudan
istihdamın 90.000’e yakın olduğunu belirten Akçaoğlu, üye şirketlerin global deneyim ve
uzmanlığını da ülkemize taşıma şansına sahip olduklarını ifade etti.
Türkiye’de 15. yılını kutlayan Amerikan Şirketler Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı seçilen
Serra Akçaoğlu, uluslararası yatırımcılar olarak Türkiye’nin potansiyeline büyük inançları
olduğunu vurguladı.
T. C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Arda Ermut:“2002-2018 döneminde Amerika
Birleşik Devletleri’nden Türkiye’ye 12 milyar dolara yakın doğrudan yatırım girişi gerçekleşti.
Türkiye ve küresel doğrudan yatırımlar için büyük öneme haiz olan ABD’yi Türkiye’de en iyi
şekilde temsil eden, 110 üyesiyle 90 bin kişiyi istihdam eden ve ekonomimize 54 milyar dolar katkı
sağlayan Amerikan Şirketler Derneği’nin de bizim için önemi çok büyük. Türkiye ekonomisine
sağladıkları katkılardan ötürü tüm Amerikan şirketleriyle ilişkilerimizi en üst düzeyde tutmaya
gayret gösteriyoruz.” dedi.
Toplantının açılış konuşmasını yapan ABD Maslahatgüzarı Jeffrey M. Hovenier, geçtiğimiz yıl
ikili ticaret hacminin 20 Milyar Dolar olduğunu belirtti ve “İki ülke ticaret hacmi geçtiğimiz
senelere oranla artmış olsa da, her iki ülke Başkanının da belirttiği gibi bu rakamı çok daha yukarı
çekmek için potansiyel bulunuyor. Bu hedefe ulaşmanın yollarını bulmak için sizlerle birlikte
çalışmayı arzu ediyoruz.” dedi. Hovenier sözlerini şöyle sürdürdü: “ABD’nin Türkiye’deki
Diplomatik Misyonu, yatırımcının güvenini artırabilecek önerilerde bulunmak amacıyla AmCham
ile işbirliği halinde çalışmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri ve ABFT gibi ticari ortaklarının en
büyük amacı, dinamik bir ticaretin yarattığı imkanlardan yararlanan güçlü ve müreffeh bir
Türkiye görmektir.”

Toplantı sonucu belirlenen 2019-2021 Dönemi AmCham Türkiye/ABFT Yeni Yönetim
Kurulu ve Denetim Kurulu asil ve yedek üyeleri şu isimlerden oluşmaktadır:
Yönetim Kurulu Asil Üyeleri
Serra Akçaoğlu – Citibank Türkiye Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi – Başkan
Tankut Turnaoğlu – Procter & Gamble Yönetim Kurulu Başkanı Türkiye ve Kafkasya
Canan Özsoy – GE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür
Halûk Yalçın – PwC Türkiye Başkanı
İhsan Necipoğlu – Dow Türkiye ve Orta Asya Cumhuriyetleri Başkanı
Ayşem Sargın – Boeing Türkiye Genel Müdürü
İsmail G. Esin – Baker & McKenzie Yönetici Ortağı
Levent Yüksel – PepsiCo Türkiye Genel Müdürü
İhsan Karagöz – Mondelez International Türkiye Genel Müdürü
Ayşegül Aydın – Heidrick & Struggles Yönetici Ortağı
Mert Büyükyazgan – 3M Türkiye Genel Müdürü
Renan Özyerli – MSD Türkiye Genel Müdürü
Murat Kansu – Microsoft Türkiye Genel Müdürü
Evguenia Stoichkova – Coca-Cola Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Başkanı
Yönetim Kurulu Genişletilmiş Üye Listesi
Volkan Sözmen – IBM Türkiye Ülke Genel Müdürü
Ayhan Öztürk – Medtronic TWAL Bölge Başkanı
Didem Şekerel Erdoğan – Nielsen Türkiye Genel Müdürü
Burak Kılıç – UPS Türkiye Genel Müdürü
Öget Kantarcı – GittiGidiyor (e-bay) Genel Müdürü
Armin Zerunyan – Hilton Türkiye Bölge Müdürü
Frans van Deursen – Honeywell Türkiye ve Orta Asya Başkanı
Denetim Kurulu Asil Üyeleri
Nesrin Tuncer – KPMG Denetim Lideri, Denetim Kurulu Başkanı
Ural Aküzüm – Bilgi Üniversitesi Laureate Yönetim Kurulu Üyesi
Berna Betül Öztürk – Ulusal Faktoring Genel Müdür Yardımcısı
Denetim Kurulu Genişletilmiş Üye Listesi
Benan Arseven – Moroğlu Arseven Avukatlık Ortaklığı Kurucu Ortağı
Oğuzcan Bülbül – Anadolu Efes Kurumsal İlişkiler ve Rekabet Uyum Direktörü
Samet Serttaş – Herbalife Devlet ve Kurumsal ilişkiler EMEA Bölge Müdürü


Büyükler kâra koştu küçükler frene bastı

Borsa İstanbul’da şirketlerin yıl sonu bilançolarına göre borsanın büyük şirketleri kârını artırırken küçükler düşürdü. Sanayi şirketlerinin kâr ve satışı yüzde 30’un üzerinde gerçekleşirken yıllık enflasyon oranının üzerine çıktı.
Borsada işlem gören şirketlerin 2018 yılına ait sonuçları çarpıcı veriler ortaya koydu. Ekonominin yüzde 2,6 büyüdüğü, enflasyonun yüzde 20,30 oranında artış gösterdiği 2018 yılında borsa şirketleri sektörel bazda farklı sonuçlar ortaya koydu. Açıklanan bilançolara bakıldığında sanayi endeksinde bulunan 153 borsa şirketinin kârı yüzde 30,18 oranında artış gösterdi. 2018’de reel olarak kârını artıran şirketlerin satış gelirleri 299 milyar TL’den 409 milyar TL’ye yükseldi. Borsa şirketlerinin satışları 109 milyar TL artış gösterdi ve yüzde 36 oranında büyüdü. 2018’de yaşanan kur şokuna rağmen sanayi şirketlerinin esas faaliyet karlılıklarını artırdığı dikkat çekti. Şirketlerin büyüme hızı ekonomideki büyüme hızı ile karşılaştırılır. Ekonomide ivme kaybı gözlenirken sanayi şirketlerinin ataklarını sürdürmesi büyük şirketlerin kur şokuna karşı koruma yöntemleri geliştirmeleri de önemli.



Sanayi göz doldurdu

153 borsa şirketi 409 milyarlık satış gerçekleştirirken bunun yüzde 21,5’i tek başına Tüpraş’a ait bulunuyor. Tüpraş’ın satışları 88 milyar TL oldu. Ford Otosan, Ereğli Demir Çelik, Arçelik, Anadolu Efes, Tofaş Oto. Fab., İskenderun Demir Çelik, Vestel, Coca Cola İçecek, Aygaz sanayi endeksinde en yüksek satışı gerçekleştiren şirketler oldu. Bu şirketler borsada işlem gören sanayi şirketlerinin cirosunun yüzde 65’ini oluşturdu.

Sanayi şirketlerinin yatırım faaliyetlerinden gelirleri yüzde 145 oranında artış göstererek 2,8 milyar TL’den 6,9 milyar TL’ye yükseldi.

Hizmette kâr eridi

Toplu bilançolara bakıldığında BIST 100 Kapsamında bulunan borsa 30 şirketlerinin kârlarını yüzde 20 oranında artırdıklarını ancak BIST 100-30 şirketlerinin ise kârlarının yüzde 12 azalttığı görünüyor.

Kârlılıktaki en büyük erime ise hizmet sektöründe gerçekleşti. Hizmet sektörü şirketlerinin kârı yüzde 20 oranında azalma gösterdi.

Mali sektör şirketlerinin kârı yüzde 9,71 artış göstererek yüzde 20,30 oranındaki yıllık enflasyonun altında kaldı.

Yabancı kârlı pozisyonları artırıyor

Yabancı yatırımcıların haftalık alım ve satımları incelendiğinde son üç haftadır hisse senetlerinde alıcı oldukları ancak tahvilde satış yaptıkları görülüyor. Yılbaşından bu yana 10 hafta içerisinde yedi hafta boyunca hisse senetlerinde alım yapan yabancıların Hisse pozisyonları için pozitif eğilimleri devam ediyor. Bunun en önemli nedeni hisse senetlerindeki yüksek iskonto. 14 Mart itibariyle borsadaki yabancı payı yüzde 65,11 seviyesinde bulunuyor. Yabancıların borsadaki paylarında yüzde 65’in üzerindeki seyri koruyor olması önemli. Borsanın dip yaptığı dönemlerde bu oranın yüzde 61’lere indiği, yükselişlerin yaşandığı dönemlerdeyse oranın yüzde 65-66’lara yükseldiği unutulmamalı. Yeterli yerli yatırımcı ilgisinin olmaması hisse senetlerinde yabancı oranının yüzde 65’lere çıktığı dönemlerdeki 120 binlik seviyelerin yüzde 17 altında işlem görülmesine neden oluyor. Öte yandan tahvilde ise ellerindeki kağıtları satarak kâr realizasyonu gerçekleştiriyorlar.

Döviz mevduatı zirveye çıktı

Merkez Bankası verilerine göre, yurtiçi gerçek kişilerinin ve şirketlerin döviz mevduatları 171 milyar dolar ile tüm zamanların zirvesine yükseldi. Gerçek kişilerin ve şirketlerin döviz alımlarının devam etmesi, kırılganlık yaratıyor. Halkın dolar alımı devam ediyor. Dokuz haftadır aralıksız olarak yurtiçi yerleşikler döviz alıyor. Doları güvenli liman olarak görenler 1 Mart - 8 Mart haftasında 834 milyon Dolar daha döviz aldı. 7 Eylül 2018’e göre döviz tevdiat hesapları (DTH) 20 milyar dolar artış gösterdi. 11 Ocaktan bu yana gerçekleşen artış ise 12 milyar dolar. Dövize yönelik yükseliş beklentisinin korunması beraberinde talebi artırıyor.

Zeynep Aktaş / Milliyet