https://www.borsagundem.com/foto-galeri/ulkelerin-altin-rezervleri-galeri/1408686
19 Mayıs 2019 Pazar
18 Mayıs 2019 Cumartesi
Forbes'in, dünyanın en büyük halka açık şirketleri listesi
Forbes dergisi her yıl tekrarladığı dünyanın en büyük halka açık şirketleri listesini açıkladı. 2 bin şirketin yer aldığı listeye Türkiye’den 9 şirket ismini yazdırdı. Araştırmada şirketlerin gelirleri, net kârları, aktif büyüklükleri ve piyasa değerleri göz önünde bulunduruldu. Listeye Rusya'dan ise 22 şirket girdi.
Listenin zirvesindeki Çinli ICBC bankasının 2018 yılı gelirleri 175,9 milyar dolar, net kârı 45,2 milyar dolar olarak açıklandı.
JPMorgan Chase (ABD), Çin İnşaat Bankası, Çin Ziraat Bankası ve Bank of America listede ilk beşteki diğer şirketler.
Listede 575 ABD, 309 Çin şirketi yer aldı.
Türkiye’den hangi şirketler var?
Listede İşbank 663’üncü, Koç Holding 744’üncü, Garanti Bank 777’inci, Sabancı Holding 849’uncu, Akbank 869’uncu sırada yer aldı.
TÜRKİYE'DEN GİREN ŞİRKETLER VE 2018 BİLANÇOLARI İÇİN TIKLAYIN
https://www.forbes.com/global2000/list/#country:Turkey
Listedeki Rus şirketleri
Listede Rus doğal gaz devi Gazprom, 2018 yılındaki 128,4 milyar dolar geliriyle 40’ıncı sırada yer aldı. Gazprom’un net kârı geçen sene 18,9 milyar dolar, aktif büyüklüğü 305,9 milyar dolar, piyasa değeri 59,9 milyar dolar oldu.
47’inci sıradaki Sberbank’ın 2018 yılı gelirleri 51,6 milyar dolar, net kârı 13,3 milyar dolar, aktifleri 449,7 milyar dolar ve piyasa değeri 78,5 milyar dolar olarak kaydedildi.
Rus petrol devi Rosneft 112,9 milyar dolar gelir, 8,7 milyar dolar net kârla listeye 52’inci, Lukoil 127,9 milyar Dolar gelir ve 9,9 milyar dolar net kârla 97’inci sıradan girdi.
Listenin zirvesindeki Çinli ICBC bankasının 2018 yılı gelirleri 175,9 milyar dolar, net kârı 45,2 milyar dolar olarak açıklandı.
JPMorgan Chase (ABD), Çin İnşaat Bankası, Çin Ziraat Bankası ve Bank of America listede ilk beşteki diğer şirketler.
Listede 575 ABD, 309 Çin şirketi yer aldı.
Türkiye’den hangi şirketler var?
Listede İşbank 663’üncü, Koç Holding 744’üncü, Garanti Bank 777’inci, Sabancı Holding 849’uncu, Akbank 869’uncu sırada yer aldı.
TÜRKİYE'DEN GİREN ŞİRKETLER VE 2018 BİLANÇOLARI İÇİN TIKLAYIN
https://www.forbes.com/global2000/list/#country:Turkey
Listedeki Rus şirketleri
Listede Rus doğal gaz devi Gazprom, 2018 yılındaki 128,4 milyar dolar geliriyle 40’ıncı sırada yer aldı. Gazprom’un net kârı geçen sene 18,9 milyar dolar, aktif büyüklüğü 305,9 milyar dolar, piyasa değeri 59,9 milyar dolar oldu.
47’inci sıradaki Sberbank’ın 2018 yılı gelirleri 51,6 milyar dolar, net kârı 13,3 milyar dolar, aktifleri 449,7 milyar dolar ve piyasa değeri 78,5 milyar dolar olarak kaydedildi.
Rus petrol devi Rosneft 112,9 milyar dolar gelir, 8,7 milyar dolar net kârla listeye 52’inci, Lukoil 127,9 milyar Dolar gelir ve 9,9 milyar dolar net kârla 97’inci sıradan girdi.
14 Mayıs 2019 Salı
12 Mayıs 2019 Pazar
Türkiye'de 84 bine yakın dolar milyoneri bulunuyor
Londra merkezli gayrimenkul danışmanlık firması Knight Frank'ın raporuna göre, Türkiye'de bulunan dolar milyoneri sayısı 2018'de önceki yıla göre yüzde 1 artarak 83 bin 947'ye yükseldi.
Türk yatırımcılara konut ve perakende gayrimenkul konularında danışmanlık ve aracılık hizmeti veren Global Real Estate Development'in (GRED) iş birliği gerçekleştirdiği başka bir gayrimenkul danışmanlık firması Knight Frank, 2019 Servet Raporu'nu ilk kez Türkiye'de açıkladı.
Düzenlenen basın toplantısında raporun sonuçlarını paylaşan Knight Frank Ortağı Kate Everett-Allen, bu yıl 13'üncüsü açıklanan raporun, ultra net yüksek değerli kişilerin ülkelere göre dağılımına, servetin ortaya çıkmasını etkileyen faktörlere, küresel servet şehirleri indeksine ve lüks yatırım indeksine ilişkin bilgiler içerdiğini söyledi.
Rapora göre geçen sene dünya çapında küresel servet büyümesinin yavaşladığını, yalnızca Asya'da büyüme gözlendiği dile getiren Allen, raporda, ABD-Çin arasındaki ticaret savaşlarına, Singapur'a ve lüks yatırımlarıyla yabancılar için cazibe noktası olmaya başlayan Güney Afrika'ya özel verilerin bulunduğunu aktardı.
Allen, raporu, servet danışmanı, aile şirketi ya da özel bankacılardan oluşan 600 kişiye dayandırdıklarını kaydederek, bu kişilerin toplamda 77 bin müşteri ve 3 trilyon dolar değerinde bir serveti simgelediğini bildirdi.
Dünya genelinde bir milyon dolar ve üzeri servete sahip kişi sayısı 2018'de önceki yıla göre yüzde 3 artarak 18 milyon 985 bin 606'dan 19 milyon 603 bin 681'e yükseldiğini dile getiren Allen, rakamın 2023'te yüzde 19 artışla 23 milyon 404 bin 810'a ulaşmasını beklediklerini aktardı.
Allen, kullandığı evi dışındaki varlıklarının değeri 30 milyon dolar olan ve ultra net yüksek değerli kişi olarak tanımlananların sayısının ise 2018'de önceki yıla göre yüzde 4 artarak 198 bin 342'ye yükseldiğini, rakamın 2023'te 250 bin kişiye çıkacağının tahmin edildiğini söyledi.
Bu grup içerisindeki kişilerin halihazırda en çok Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya'da yaşadığını anlatan Allen, "Orta Doğu'daki petrol zengini ülkelerin küresel öneminin alternatif enerji kaynakları dolayısıyla düşeceği ön görülürken, Afrika'da Güney Afrika Cumhuriyeti ve Güney Amerika'da da Brezilya’nın mevcut konumlarını koruyacaklarını düşünülüyor." dedi.
"Türkiye'de dolar milyoneri sayısı yüzde 3 artacak"
Allen, Türkiye'de dolar milyonerleri sayısının 2018'de önceki yıla göre yüzde 1 azalarak 83 bin 947'ye gerilediğini kaydederek, rakamın 2023'te yüzde 3 yükselişle 86 bin 467'e ulaşacağını bildirdi.
Ultra net yüksek değerli kişi sayısının Türkiye'de 2018'de yüzde 2 azalarak bin 695'e düştüğünü dile getiren Allen, bu rakamın ise yüzde 3 artışla 2023'te bin 752'ye yükseleceğini aktardı.
Allen, kişilerin gelirleri arttıkça hükümetlerin de bu gelir sahibi kişileri kendi ülkelerine çekmek için bazı girişimleri olduğunu belirterek, bu girişimlere örnekler verdi.
"Servet sahiplerinin yüzde 36'sı ikinci pasaport sahibi"
Kate Everett-Allen, ultra net yüksek değerli kişilerin önceliğinin taşınmak olduğunu ifade ederek, bugün için ultra net yüksek değerli kişilerin yüzde 36'sının ikinci pasaporta sahip olduğunu, yüzde 29'unun ise ikinci pasaport sahibi olmayı düşündüğünü söyledi.
Allen, yüksek gelirli kişilerin yüzde 42'sinin halihazırda başka bir ülkede evi bulunduğunu, yüzde 22'sinin ise farklı bir ülkeden ev almayı hedeflediğini kaydederek, "Araştırmamıza katılanlar arasından başka bir ülkede ev sahibi olanların başında yüzde 83 ile Suudiler, yüzde 71 ile Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşları geliyor." diye konuştu.
Raporda dünyadaki fiyat hareketlerini izleyerek ülke bazlı gayrimenkul taleplerini ortaya çıkaran Prime International Residential Index'in (PIRI 100) de yer aldığını dile getiren Allen, buna göre, ilk sırada yüzde 11,1'lik bir büyümeyle Filipinler'in başkenti Manila'nın geldiğini bildirdi.
Allen, "Fiyat hareketleriyle ölçümlediğimiz bir diğer konu da bir milyon dolar karşılığı sahip olunabilen metrekare miktarı. Bu çerçevede listenin başında 16 metrekare ile Monaco geliyor. Monaco'yu 22 metrekare ile Hong Kong ve 31 metrekare ile Londra takip ediyor." ifadelerini kullandı.
Gayrimenkul fiyatlarında en zengin yüzde 5'lik dilime hitaben hayata geçirilen projelerin ücretlerini baz aldıklarını kaydeden Allen, buna göre Türkiye'de bir milyon dolara 109 metrekare konut satın alınabildiğini, böylece İstanbul'un, Orta Doğu'da Dubai'den daha değerli olduğunun ortaya çıktığını anlattı.
"Londra servet oranı açısından ilk sırada"
GRED Kurucusu ve Üst yöneticisi (CEO) Meltem Türker ise, Knight Frank'ın söz konusu raporunu İstanbul'da tanıtmasının Türkiye'ye verdiği değeri gösterdiğini belirterek, "Bu değeri hem Türk hem de yabancı yatırımcılar için bir fırsat haline dönüştürebilmek amacıyla The Global Showcase (Global Vitrin) buluşmalarını düzenliyoruz." dedi.
İkincisini düzenledikleri etkinlikte, Londra'dan yatırım yapılabilecek üç seçkin projeyi (Bermondsey, Spitalfields ve The Star & Garter) tanıttıklarını dile getiren Türker, Londra'nın, Knight Frank'ın raporunda hem yaşam tarzı hem de servet oranı açısından ilk sırada yer aldığını bildirdi.
Türker, "Londra, her zaman için değerli bir pazar olarak öne çıkıyor. GRED olarak Knight Frank ile iş birliğimiz çerçevesinde hem Türk hem de yabancı yatırımcılar için köprü görevi görerek tüm taraflara kazandırmaya devam edeceğiz." diye konuştu.
Knight Frank Uluslararası Proje Satışları Sorumlusu Matthew Goldsworthy de, İngiltere'deki gayrimenkul pazarına ilişkin bilgiler aktardı.
Vergisel değişimler ve siyasi belirsizlik nedeniyle İngiltere'deki ev fiyatlarındaki artışın yüzde 1,7'ye kadar yavaşladığını dile getiren Goldsworthy, Londra özelinde bakıldığında gayrimenkul fiyatlarında bölge bölge ciddi değişimler gözlendiğini anlattı.
Türk yatırımcılara konut ve perakende gayrimenkul konularında danışmanlık ve aracılık hizmeti veren Global Real Estate Development'in (GRED) iş birliği gerçekleştirdiği başka bir gayrimenkul danışmanlık firması Knight Frank, 2019 Servet Raporu'nu ilk kez Türkiye'de açıkladı.
Düzenlenen basın toplantısında raporun sonuçlarını paylaşan Knight Frank Ortağı Kate Everett-Allen, bu yıl 13'üncüsü açıklanan raporun, ultra net yüksek değerli kişilerin ülkelere göre dağılımına, servetin ortaya çıkmasını etkileyen faktörlere, küresel servet şehirleri indeksine ve lüks yatırım indeksine ilişkin bilgiler içerdiğini söyledi.
Rapora göre geçen sene dünya çapında küresel servet büyümesinin yavaşladığını, yalnızca Asya'da büyüme gözlendiği dile getiren Allen, raporda, ABD-Çin arasındaki ticaret savaşlarına, Singapur'a ve lüks yatırımlarıyla yabancılar için cazibe noktası olmaya başlayan Güney Afrika'ya özel verilerin bulunduğunu aktardı.
Allen, raporu, servet danışmanı, aile şirketi ya da özel bankacılardan oluşan 600 kişiye dayandırdıklarını kaydederek, bu kişilerin toplamda 77 bin müşteri ve 3 trilyon dolar değerinde bir serveti simgelediğini bildirdi.
Dünya genelinde bir milyon dolar ve üzeri servete sahip kişi sayısı 2018'de önceki yıla göre yüzde 3 artarak 18 milyon 985 bin 606'dan 19 milyon 603 bin 681'e yükseldiğini dile getiren Allen, rakamın 2023'te yüzde 19 artışla 23 milyon 404 bin 810'a ulaşmasını beklediklerini aktardı.
Allen, kullandığı evi dışındaki varlıklarının değeri 30 milyon dolar olan ve ultra net yüksek değerli kişi olarak tanımlananların sayısının ise 2018'de önceki yıla göre yüzde 4 artarak 198 bin 342'ye yükseldiğini, rakamın 2023'te 250 bin kişiye çıkacağının tahmin edildiğini söyledi.
Bu grup içerisindeki kişilerin halihazırda en çok Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya'da yaşadığını anlatan Allen, "Orta Doğu'daki petrol zengini ülkelerin küresel öneminin alternatif enerji kaynakları dolayısıyla düşeceği ön görülürken, Afrika'da Güney Afrika Cumhuriyeti ve Güney Amerika'da da Brezilya’nın mevcut konumlarını koruyacaklarını düşünülüyor." dedi.
"Türkiye'de dolar milyoneri sayısı yüzde 3 artacak"
Allen, Türkiye'de dolar milyonerleri sayısının 2018'de önceki yıla göre yüzde 1 azalarak 83 bin 947'ye gerilediğini kaydederek, rakamın 2023'te yüzde 3 yükselişle 86 bin 467'e ulaşacağını bildirdi.
Ultra net yüksek değerli kişi sayısının Türkiye'de 2018'de yüzde 2 azalarak bin 695'e düştüğünü dile getiren Allen, bu rakamın ise yüzde 3 artışla 2023'te bin 752'ye yükseleceğini aktardı.
Allen, kişilerin gelirleri arttıkça hükümetlerin de bu gelir sahibi kişileri kendi ülkelerine çekmek için bazı girişimleri olduğunu belirterek, bu girişimlere örnekler verdi.
"Servet sahiplerinin yüzde 36'sı ikinci pasaport sahibi"
Kate Everett-Allen, ultra net yüksek değerli kişilerin önceliğinin taşınmak olduğunu ifade ederek, bugün için ultra net yüksek değerli kişilerin yüzde 36'sının ikinci pasaporta sahip olduğunu, yüzde 29'unun ise ikinci pasaport sahibi olmayı düşündüğünü söyledi.
Allen, yüksek gelirli kişilerin yüzde 42'sinin halihazırda başka bir ülkede evi bulunduğunu, yüzde 22'sinin ise farklı bir ülkeden ev almayı hedeflediğini kaydederek, "Araştırmamıza katılanlar arasından başka bir ülkede ev sahibi olanların başında yüzde 83 ile Suudiler, yüzde 71 ile Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşları geliyor." diye konuştu.
Raporda dünyadaki fiyat hareketlerini izleyerek ülke bazlı gayrimenkul taleplerini ortaya çıkaran Prime International Residential Index'in (PIRI 100) de yer aldığını dile getiren Allen, buna göre, ilk sırada yüzde 11,1'lik bir büyümeyle Filipinler'in başkenti Manila'nın geldiğini bildirdi.
Allen, "Fiyat hareketleriyle ölçümlediğimiz bir diğer konu da bir milyon dolar karşılığı sahip olunabilen metrekare miktarı. Bu çerçevede listenin başında 16 metrekare ile Monaco geliyor. Monaco'yu 22 metrekare ile Hong Kong ve 31 metrekare ile Londra takip ediyor." ifadelerini kullandı.
Gayrimenkul fiyatlarında en zengin yüzde 5'lik dilime hitaben hayata geçirilen projelerin ücretlerini baz aldıklarını kaydeden Allen, buna göre Türkiye'de bir milyon dolara 109 metrekare konut satın alınabildiğini, böylece İstanbul'un, Orta Doğu'da Dubai'den daha değerli olduğunun ortaya çıktığını anlattı.
"Londra servet oranı açısından ilk sırada"
GRED Kurucusu ve Üst yöneticisi (CEO) Meltem Türker ise, Knight Frank'ın söz konusu raporunu İstanbul'da tanıtmasının Türkiye'ye verdiği değeri gösterdiğini belirterek, "Bu değeri hem Türk hem de yabancı yatırımcılar için bir fırsat haline dönüştürebilmek amacıyla The Global Showcase (Global Vitrin) buluşmalarını düzenliyoruz." dedi.
İkincisini düzenledikleri etkinlikte, Londra'dan yatırım yapılabilecek üç seçkin projeyi (Bermondsey, Spitalfields ve The Star & Garter) tanıttıklarını dile getiren Türker, Londra'nın, Knight Frank'ın raporunda hem yaşam tarzı hem de servet oranı açısından ilk sırada yer aldığını bildirdi.
Türker, "Londra, her zaman için değerli bir pazar olarak öne çıkıyor. GRED olarak Knight Frank ile iş birliğimiz çerçevesinde hem Türk hem de yabancı yatırımcılar için köprü görevi görerek tüm taraflara kazandırmaya devam edeceğiz." diye konuştu.
Knight Frank Uluslararası Proje Satışları Sorumlusu Matthew Goldsworthy de, İngiltere'deki gayrimenkul pazarına ilişkin bilgiler aktardı.
Vergisel değişimler ve siyasi belirsizlik nedeniyle İngiltere'deki ev fiyatlarındaki artışın yüzde 1,7'ye kadar yavaşladığını dile getiren Goldsworthy, Londra özelinde bakıldığında gayrimenkul fiyatlarında bölge bölge ciddi değişimler gözlendiğini anlattı.
Kişisel verilerin korunması ihlalinde 1 milyon liraya kadar para cezası
Rızası olmadan telefon numarası ve kimlik bilgileri gibi kişisel verileri üçüncü şahıslar ve ticari işletmelere verilen kişilerin, Kişisel Verileri Koruma Kurumuna ihlal bildiriminde bulunarak hakkını arayabileceği belirtildi.
Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, "Herhangi bir şekilde veri sorumlusuna iletişim ya da kimlik verilerinizi açık rızanızla vermediğinizi düşünüyorsanız bir sorgulama yapmanız gerekiyor. Öncelikle veri sorumlusuna müracaat etmelisiniz. Onlar da 30 gün içerisinde ya bir cevap verecekler ya da reddedecekler. Bu durumda 30 gün içinde KVKK'ye müracaat edebiliyorsunuz." dedi.
Bilir, AA muhabirine yaptığı açıklama, 2017'de kurulan KVKK'nin vatandaşın kişisel verilerinin korunması konusunda aktif çalışma yürüttüğünü, insanların mahremi, güvenliği ve hakkını gayretle savunduğunu söyledi.
Anayasa'da yer alan "özel hayatın gizliliği" ile "temel hak ve özgürlüklerin korunması" kapsamında hareket ettiklerini belirten Bilir, "Kişisel verilerin korunmasını sağlama ve buna yönelik farkındalık oluşturarak bilinç düzeyini geliştirme, aynı zamanda veri temelli ekonomide özel ve kamusal aktörlerin uluslararası rekabet kapasitelerini artırıcı bir ortam oluşturma faaliyetlerini yürütüyoruz." diye konuştu.
"70 ihlal bildiriminden 22'siyle ilgili işlem yapıldı"
Bilir, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na göre vatandaşı bilinçlendirmek ve özel hayatın gizliliği haklarını korumak için kendilerine gelen her ihlal bildirimiyle ilgilendiklerini dile getirerek şöyle devam etti:
"2018 yılında 23 adet, 2019'un ilk 3 aylık döneminde de 30'ün üzerinde başvuru tarafımıza ulaştı. Kurulduğumuz tarihten bugüne toplam 70 ihlal bildirimi geldi. Bunlardan 22'sine ilişkin inceleme ve kararımızı internet sitemizde yayınladık. Kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından ele geçirilmesi durumunda, veri sahiplerinin birtakım tedbirler alması gerekiyor. Kurul uygun görürse bunları sayfasında yayınlayabiliyor. Bu bildirimimiz ilgili kişilerin tedbir almasına fayda sağlarken, veri ihlali tespitiyle de idari para cezası uyguluyoruz."
Vatandaşın bazen kendisine gelen bir aramayla kişisel verilerinin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edildiğini fark ettiğine dikkati çeken Bilir, kişinin telefon numarasını bir şekilde elde edip "eşya, ev, araba, tatil" satmak isteyenlerle ilgili başvuru ve şikayette bulunabileceğini vurguladı.
1 milyon liraya kadar para cezası uygulanabiliyor
Bilir, idari cezanın bu durumda caydırıcı olabileceğine işaret ederek şunları söyledi:
"Herhangi bir şekilde veri sorumlusuna iletişim ya da kimlik verilerinizi açık rızanızla vermediğinizi düşünüyorsanız bir sorgulama yapmanız gerekiyor. Öncelikle veri sorumlusuna müracaat etmelisiniz. Onlar da 30 gün içerisinde ya bir cevap verecekler ya da reddedecekler. Bu durumda 30 gün içinde KVKK'ye müracaat edebiliyorsunuz. Eğer yaygın ihlal durumu varsa kurul resen inceleme başlatabiliyor, idari para cezası uyguluyor. 4 konuda idari para cezası uygulanabiliyor. Kişisel verilerin korunması ihlalinde idari para cezasında alt sınır 5 bin lira, üst sınır 1 milyon liraya kadar çıkabiliyor."
Bilir, kişisel verilerin korunması konusunda bilinçlenmenin arttığını, vatandaşın bir mağazadan yapacağı kıyafet alışverişi sırasında telefon numarası ve TC kimlik numarası gibi özel bilgilerini verme zorunluluğunun bulunmadığını dile getirdi.
Otellerde kalanların kimlik fotokopilerinin çekildiğine değinen Bilir, kanunda böyle bir düzenleme bulunmadığına, otellerin kimlik doğrulaması yapabileceğini ama fotokopi alıp saklamasına gerek olmadığına işaret etti.
Kanunu ülke genelinde anlatmak için toplantılar düzenlediklerini anımsatan Bilir, Milli Eğitim Bakanlığınca 7 Nisan'ın "Kişisel Verileri Koruma Günü Olarak" olarak belirlendiğinin altını çizdi.
Ülkeleri ziyaret edip, kişisel verilerin korunması konusunda temaslarda bulunduklarına kaydeden Bilir, "Almanya, Avusturya, İtalya’ya ziyaret gerçekleştirdik. Tabii ki onların kuruluşu bizden daha eski ama bu konuda onlardan geri kalmadığımızı görüyoruz." dedi.
Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, "Herhangi bir şekilde veri sorumlusuna iletişim ya da kimlik verilerinizi açık rızanızla vermediğinizi düşünüyorsanız bir sorgulama yapmanız gerekiyor. Öncelikle veri sorumlusuna müracaat etmelisiniz. Onlar da 30 gün içerisinde ya bir cevap verecekler ya da reddedecekler. Bu durumda 30 gün içinde KVKK'ye müracaat edebiliyorsunuz." dedi.
Bilir, AA muhabirine yaptığı açıklama, 2017'de kurulan KVKK'nin vatandaşın kişisel verilerinin korunması konusunda aktif çalışma yürüttüğünü, insanların mahremi, güvenliği ve hakkını gayretle savunduğunu söyledi.
Anayasa'da yer alan "özel hayatın gizliliği" ile "temel hak ve özgürlüklerin korunması" kapsamında hareket ettiklerini belirten Bilir, "Kişisel verilerin korunmasını sağlama ve buna yönelik farkındalık oluşturarak bilinç düzeyini geliştirme, aynı zamanda veri temelli ekonomide özel ve kamusal aktörlerin uluslararası rekabet kapasitelerini artırıcı bir ortam oluşturma faaliyetlerini yürütüyoruz." diye konuştu.
"70 ihlal bildiriminden 22'siyle ilgili işlem yapıldı"
Bilir, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na göre vatandaşı bilinçlendirmek ve özel hayatın gizliliği haklarını korumak için kendilerine gelen her ihlal bildirimiyle ilgilendiklerini dile getirerek şöyle devam etti:
"2018 yılında 23 adet, 2019'un ilk 3 aylık döneminde de 30'ün üzerinde başvuru tarafımıza ulaştı. Kurulduğumuz tarihten bugüne toplam 70 ihlal bildirimi geldi. Bunlardan 22'sine ilişkin inceleme ve kararımızı internet sitemizde yayınladık. Kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından ele geçirilmesi durumunda, veri sahiplerinin birtakım tedbirler alması gerekiyor. Kurul uygun görürse bunları sayfasında yayınlayabiliyor. Bu bildirimimiz ilgili kişilerin tedbir almasına fayda sağlarken, veri ihlali tespitiyle de idari para cezası uyguluyoruz."
Vatandaşın bazen kendisine gelen bir aramayla kişisel verilerinin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edildiğini fark ettiğine dikkati çeken Bilir, kişinin telefon numarasını bir şekilde elde edip "eşya, ev, araba, tatil" satmak isteyenlerle ilgili başvuru ve şikayette bulunabileceğini vurguladı.
1 milyon liraya kadar para cezası uygulanabiliyor
Bilir, idari cezanın bu durumda caydırıcı olabileceğine işaret ederek şunları söyledi:
"Herhangi bir şekilde veri sorumlusuna iletişim ya da kimlik verilerinizi açık rızanızla vermediğinizi düşünüyorsanız bir sorgulama yapmanız gerekiyor. Öncelikle veri sorumlusuna müracaat etmelisiniz. Onlar da 30 gün içerisinde ya bir cevap verecekler ya da reddedecekler. Bu durumda 30 gün içinde KVKK'ye müracaat edebiliyorsunuz. Eğer yaygın ihlal durumu varsa kurul resen inceleme başlatabiliyor, idari para cezası uyguluyor. 4 konuda idari para cezası uygulanabiliyor. Kişisel verilerin korunması ihlalinde idari para cezasında alt sınır 5 bin lira, üst sınır 1 milyon liraya kadar çıkabiliyor."
Bilir, kişisel verilerin korunması konusunda bilinçlenmenin arttığını, vatandaşın bir mağazadan yapacağı kıyafet alışverişi sırasında telefon numarası ve TC kimlik numarası gibi özel bilgilerini verme zorunluluğunun bulunmadığını dile getirdi.
Otellerde kalanların kimlik fotokopilerinin çekildiğine değinen Bilir, kanunda böyle bir düzenleme bulunmadığına, otellerin kimlik doğrulaması yapabileceğini ama fotokopi alıp saklamasına gerek olmadığına işaret etti.
Kanunu ülke genelinde anlatmak için toplantılar düzenlediklerini anımsatan Bilir, Milli Eğitim Bakanlığınca 7 Nisan'ın "Kişisel Verileri Koruma Günü Olarak" olarak belirlendiğinin altını çizdi.
Ülkeleri ziyaret edip, kişisel verilerin korunması konusunda temaslarda bulunduklarına kaydeden Bilir, "Almanya, Avusturya, İtalya’ya ziyaret gerçekleştirdik. Tabii ki onların kuruluşu bizden daha eski ama bu konuda onlardan geri kalmadığımızı görüyoruz." dedi.
5 Mayıs 2019 Pazar
Kanada Merkez Bankası ile Singapur Merkez Bankası blockchain kullandı
Kanada Merkez Bankası ile Singapur Merkez Bankası blockchain teknolojiyle birbirlerine dijital para gönderdiler. İki Merkez Bankası arasında ilk başarılı deneme gerçekleştirilmiş oldu
Kanada Merkez Bankası ve Singapur Merkez Bankası, birbirine blockchain teknolojisini kullanarak dijital para gönderdiler. Böylece iki merkez bankası arasındaki ilk başarılı deneme gerçekleşmiş oldu.
İki merkez bankası dağıtık kayıt teknolojisi (DLT) ve MB dijital paralarının sınır ötesi ödeme süreçleri ucuzlatmak, hız kazandırmak ve daha güvenli hale getirmek için kullanımı konusunda halihazırda işbirliği yapıyordu.
Kanada MB'nin deneysel iç ödeme ağı olan Jasper Projesi, test kapsamında Singapur'ın Ubin Projesi ağıyla birleştirildi. Accentura ile JPMorgan Chase & Co. da teste katkı sağladı.
Singapur MB FinTech başkanı Sopnendu Mohanty, “Jasper Projesi ile Ubin Projesi, sınır ötesi ödeme ve takasın daha basit ve daha etkin yapılabileceğini göstermek için ödemeler alanında önceki yeniliklerin üzerine kuruldu. Bu projeler birçok teknik soruya değindi ve teknolojiyi daha üst bir olgunluk seviyesine getirdi.” dedi.
Merkez bankaları tarafından yayınlanan ortak raporda, sınır ötesi ödemeler sistemleri için olası kısıtlamaları ve zorluklarına değinilen farklı tasarım seçeneklerine yer verildi.
Kanada MB finansal teknoloji kıdemli direktörü Scott Hendry, “Bu teknolojinin olgunlaşması ve politika yapıcıların potansiyelini tam olarak anlaması sadece işbirliğinin ve araştırmanın sürmesiyle mümkün hale gelecek.” dedi.
Accenture'nin küresel blockchain biriminin yöneticisi David Treat, söz konusu test için “Sınır ötesi, parasal arası aktarımın modernizasyonu için büyük bir kilometre taşı.” değerlendirmesinde bulundu.
Kanada Merkez Bankası ve Singapur Merkez Bankası, birbirine blockchain teknolojisini kullanarak dijital para gönderdiler. Böylece iki merkez bankası arasındaki ilk başarılı deneme gerçekleşmiş oldu.
İki merkez bankası dağıtık kayıt teknolojisi (DLT) ve MB dijital paralarının sınır ötesi ödeme süreçleri ucuzlatmak, hız kazandırmak ve daha güvenli hale getirmek için kullanımı konusunda halihazırda işbirliği yapıyordu.
Kanada MB'nin deneysel iç ödeme ağı olan Jasper Projesi, test kapsamında Singapur'ın Ubin Projesi ağıyla birleştirildi. Accentura ile JPMorgan Chase & Co. da teste katkı sağladı.
Singapur MB FinTech başkanı Sopnendu Mohanty, “Jasper Projesi ile Ubin Projesi, sınır ötesi ödeme ve takasın daha basit ve daha etkin yapılabileceğini göstermek için ödemeler alanında önceki yeniliklerin üzerine kuruldu. Bu projeler birçok teknik soruya değindi ve teknolojiyi daha üst bir olgunluk seviyesine getirdi.” dedi.
Merkez bankaları tarafından yayınlanan ortak raporda, sınır ötesi ödemeler sistemleri için olası kısıtlamaları ve zorluklarına değinilen farklı tasarım seçeneklerine yer verildi.
Kanada MB finansal teknoloji kıdemli direktörü Scott Hendry, “Bu teknolojinin olgunlaşması ve politika yapıcıların potansiyelini tam olarak anlaması sadece işbirliğinin ve araştırmanın sürmesiyle mümkün hale gelecek.” dedi.
Accenture'nin küresel blockchain biriminin yöneticisi David Treat, söz konusu test için “Sınır ötesi, parasal arası aktarımın modernizasyonu için büyük bir kilometre taşı.” değerlendirmesinde bulundu.
Prof. Sak: Başkalarının üretim sürecinin içinde olmak lazım
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Güven Sak, Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatının düşük olmasının nedeninin, ihraç edilen malların, başka ülkelerin ihracatı içinde kullanılmamasından kaynaklandığına dikkat çekerek, "Başkalarının üretim sürecinin içinde olmak lazım" diye uyardı.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) 14. Sanayi Kongresi’nin bu yılki ana konuşmacısı TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) İcra Direktörü Prof. Dr. Güven Sak oldu. “Dünyada Korumacılık Rüzgarı ve Küresel Rekabet Gücümüzün Geleceği” başlıklı bir konuşma yapan Güven Sak, Türkiye’nin küresel rekabet gücünün artması için yapılması gereken noktaları vurguladı.
Türkiye’nin zengin bir ülke olması için içine kapanmak yerine küresel değer zincirinin parçası haline gelmesi gerektiğine dikkat çeken Güven Sak “Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatının düşük olmasının nedeni, küresel değer zincirinin bir parçası olamamasıdır. Yurt dışına sattığımız mallar, başka ülkelerin ihracatı içinde kullanılmıyor. Başkalarının üretim sürecinin içinde olmak lazım. Yabancılar buraya sadece mal satmak için geliyorsa, siz onlara mal satamıyorsanız, sıkıntı var demektir“ dedi.
Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artırmak için yalnızca ekonomi değil çok yönlü bir dönüşüm programına ihtiyaç duyduğunu dile getiren Güven Sak, “Öncelikle makro ve finansal istikrarı tesis etmeli. Daha güçlü maliye ve banka politikaları lazım. Hukukun üstünlüğünü yeniden ihya etmek, kamu idaresi reformunu tamamlamak, yeni büyüme stratejisi ve yapısal reform programı hazırlamak, yeni Türkiye ikayesi ve lobi faaliyetleri yapmak gerekiyor” dedi.
Dünyada siyasi amaçlarla mevcut kuralları değiştirmenin Trump ile başlamadığını, ABD’nin Irak’ı işgal operasyonu ile George Bush zamanında bunun zaten keyfi hale geldiğini söyledi. Artık bu durumun iktisadi sistemlere yöneldiğini belirten Sak, “Böyle bir altüst oluş döneminde Türkiye’nin odaklanması gereken konu; küresel rekabet gücünü artırmaktır. Milli olmanı anlamı budur. Bunun için asıl odaklanılması gereken, serbestleşmeyi, şeffaflaşmayı başlatmaktır” dedi.
İnteraktif bir sunum gerçekleştiren Sak, IMF ile ilişkiler konusunda gelen bir soruya verdiği yanıtta “Türkiye’nin mevcut şartlarda IMF’ye ihtiyacı yok. Burda önemli olan husus; kredibilite. İyi bir takımla, iyi bir iktisat politikası, kredibl politika ortaya koymak lazım. İhtiyaç olan şey bu. Türkiye içine kapanarak zenginleşemez. İçine kapanırsa, cari işlemler açığı için aldığımız yabancı tasarruflar gelmezse, milli gelirimiz azalır” diye konuştu.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) 14. Sanayi Kongresi’nin bu yılki ana konuşmacısı TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) İcra Direktörü Prof. Dr. Güven Sak oldu. “Dünyada Korumacılık Rüzgarı ve Küresel Rekabet Gücümüzün Geleceği” başlıklı bir konuşma yapan Güven Sak, Türkiye’nin küresel rekabet gücünün artması için yapılması gereken noktaları vurguladı.
Türkiye’nin zengin bir ülke olması için içine kapanmak yerine küresel değer zincirinin parçası haline gelmesi gerektiğine dikkat çeken Güven Sak “Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatının düşük olmasının nedeni, küresel değer zincirinin bir parçası olamamasıdır. Yurt dışına sattığımız mallar, başka ülkelerin ihracatı içinde kullanılmıyor. Başkalarının üretim sürecinin içinde olmak lazım. Yabancılar buraya sadece mal satmak için geliyorsa, siz onlara mal satamıyorsanız, sıkıntı var demektir“ dedi.
Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artırmak için yalnızca ekonomi değil çok yönlü bir dönüşüm programına ihtiyaç duyduğunu dile getiren Güven Sak, “Öncelikle makro ve finansal istikrarı tesis etmeli. Daha güçlü maliye ve banka politikaları lazım. Hukukun üstünlüğünü yeniden ihya etmek, kamu idaresi reformunu tamamlamak, yeni büyüme stratejisi ve yapısal reform programı hazırlamak, yeni Türkiye ikayesi ve lobi faaliyetleri yapmak gerekiyor” dedi.
Dünyada siyasi amaçlarla mevcut kuralları değiştirmenin Trump ile başlamadığını, ABD’nin Irak’ı işgal operasyonu ile George Bush zamanında bunun zaten keyfi hale geldiğini söyledi. Artık bu durumun iktisadi sistemlere yöneldiğini belirten Sak, “Böyle bir altüst oluş döneminde Türkiye’nin odaklanması gereken konu; küresel rekabet gücünü artırmaktır. Milli olmanı anlamı budur. Bunun için asıl odaklanılması gereken, serbestleşmeyi, şeffaflaşmayı başlatmaktır” dedi.
İnteraktif bir sunum gerçekleştiren Sak, IMF ile ilişkiler konusunda gelen bir soruya verdiği yanıtta “Türkiye’nin mevcut şartlarda IMF’ye ihtiyacı yok. Burda önemli olan husus; kredibilite. İyi bir takımla, iyi bir iktisat politikası, kredibl politika ortaya koymak lazım. İhtiyaç olan şey bu. Türkiye içine kapanarak zenginleşemez. İçine kapanırsa, cari işlemler açığı için aldığımız yabancı tasarruflar gelmezse, milli gelirimiz azalır” diye konuştu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)