Çeşitli temaslarda bulunmak için Türkiye'ye gelen ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross ticaret hedeflerini ve yol haritasını Bloomberg HT'ye anlattı.
2 ülkenin 100 milyar dolarlık ticaret hedefinde her sektör için detaylı yol haritası olduğunu belirten Ross "Bu hedef 2 adet 50 milyar dolarlık parçadan oluşuyor. Biri Türkiye tarafından ihracat, bir diğeri ise ABD tarafından ihracat. Bu mevcut ticaret hacmi ile kıyaslandığında büyük görünebilir; ancak bu hedefi Amerika Birleşik Devletleri'nin toplam mallar ve hizmetler tarafındaki ticaret hacmi ile kıyasladığınızda, biz bu noktada 5 trilyon doların üzerindeyiz. Yani bu 50 milyar dolar, bizim ekonomimizin %1’ine eşit." değerlendirmesini yaptı.
"SERBEST TİCARET ANLAŞMASI KONUSUNDA KISA SÜREDE SONUÇ BEKLEMEK ZOR"
Türkiye'yle serbest ticaret anlaşması için henüz müzakerelerin başlamadığını belirten Ross "Normalde ticaret anlaşmaları için müzakere etmek yıllar alır. Trans Pasifik Anlaşması’nı yapmak sanırım 8-10 yıl sürmüştü.. Yani çok kısa bir süre içinde bir şey olmasını bekleyemeyiz. Ve bu tarz anlaşmalar için müzakere sürecine dahi başlamadık. Bunun yerine şu an üzerinde odaklandığımız şey iki ülke arasında gerginlikleri azaltacak yine iki ülkenin de hızla uygulayacağı şeyler. Umuyoruz ki daha sonra daha resmi bir anlaşma patikasında ilerleriz." diye konuştu.
S400 MESELESİ
S400'ler konusunda görüş bildiren Ross "Hazine Bakanı Mnuchin’in yaptığı (Türkiye'ye yaptırımları inceliyoruz) açıklamasında yeni bir şey yok. CAATSA adında bir yasamız var, bu yasa kesin hükümler içeriyor. Görüşmelerin sonucu ne olursa olsun NATO gereksinimleriyle, kurallarıyla uyum sağlaması gerekiyor. Çünkü hem ABD hem de Türkiye NATO üyesi ülkeler. Dediğim gibi bu sebepten ötürü bu koşullara uyum sağlanması gerekiyor. Bir süredir devam eden görüşmelerin amacı da bu zaten. " yorumunu yaptı.
ABD’nin Türkiye çelik sektörüne uyguladığı verginin azaltılıp azaltılmayacağına ilişkin Ross " bir süredir Türk çelik sektörü %50’lik bir vergiye tabi. Bu, ceza niteliğinde bir gümrük vergisi. Ve eminim bu ticaret hacminde azalmaya sebep olmuştur. Evrensel olarak uygulanan gümrük vergisi %25. Yani bu durum Türkiye için farklı bir zorluk yaratmıyor. Bu tarifeleri azalttığımız ülkeler çok sıkı kotalara uymayı kabul etmiş ülkeler. Güney Kore örneğini ele alabiliriz..Onlar 2015'ten 2017'ye kadar geçen süredeki tüm sevkiyatlarının % 70'ine denk bir kota uygulanmasını kabul etmişlerdi. Yani hiçbir ülkeye tarifelerde kolaylık sağlanmıyor. Ancak şunu da eklemek istiyorum. Alüminyum ve çelik sektöründeki Türk şirketlerinden binin üzerinde muafiyet başvurusu aldık. Bu başvurunun temelinde de ABD'de üretilmeyen ürünler ya da ABD'de piyasanın isteklerini karşılamaya yetecek nicelik ve nitelikte üretilmeyen ürünler var. Bu başvuruları kabul ettik. Bu da Türk şirketlerinin yaklaşık %40'ına denk. Bir muafiyet verdiğimizde muafiyet başvurusu yaptıkları güne dönük oluyor. Yani ne gümrük vergisi ödemiş olursa olsunlar, onlara geri ödeme yapılıyor. " değerlendirmesini yaptı.
"Tekstil sektörünün kapasitesi ile ilgili ya da benzer bir sektörün kapasitesi ile ilgili bir sorgulama var mı?" sorusuna ise Ross şu yanıtı verdi; "Kapasite bir sorun. Endüstrinin konsolide olması bir sorun. Tekstil sektöründe çok sayıda küçük şirket var. Yine aynı şekilde mobilya sektöründe çok sayıda küçük şirket var. Türk endüstrilerinde çok sayıda küçük şirket var. Uluslararası ölçekte rekabet edebilmek için belli bir ölçekte olmak gerekiyor. Çünkü şayet Walmart mağazaları düzene sokulacak olsa, oradan 10 parça bir şey almazsınız, ya da 10 tişört almazsınız. Belki binlerce belki de milyonlarca şey almanız gerekir. Yani ölçek önemli bir problem. Ve biz bu sorunun üzerine eğildik. Otomasyon da başka bir sorun. Çinliler bile bir çok otomasyon kullanıyor. Küçük şirketler için otomasyon çok ekonomik değil. Bunun için daha büyük şirketlere ihtiyacınız var. Biz bir noktaya kadar konsolidasyon olmasını savunuyoruz bu endüstrilerde. Küçük şirketlerin büyük şirketlerin alt yüklenicisi olmasını savunuyoruz. "
Wilbur Ross Türkiye temasları kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmüş, Erdoğan 2 ülke arasındaki 20 milyar dolarlık ticaret hacminin gerçek potansiyelin çok altında olduğunu belirtmiş ve ABD'li şirketleri Türkiye'ye daha fazla yatırım yapmaya davet etmişti.
12 Eylül 2019 Perşembe
7 Eylül 2019 Cumartesi
Türkiye 2018’de dünya genelinde turist sayısını en fazla arttıran ülke oldu
2018’de önceki yıla göre turist sayısını en fazla arttıran ülke yüzde 22 ile Türkiye oldu.
Türkiye 2018 yılında dünyada en çok turist çeken 6. ülke oldu. 2018’de önceki yıla göre turist sayısını en fazla arttıran ülke ise yüzde 22 ile Türkiye oldu.
Dünyada en fazla ziyaret edilen ülkeyse Fransa oldu. Türkiye turist sayısında üst sıralarda yer almasına rağmen turizm gelirlerinde ise ilk 10’a giremedi.
Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü 2018 yılı turizm verilerini açıkladı. Buna göre 2018’de en fazla uluslararası turist çeken ülke 89 milyon ile Fransa oldu. İspanya 83 milyon turist çekerken Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 80 milyon turist ağırladı. Dördüncü sırada 63 milyon ile Çin yer alırken onu 62 milyon ile İtalya izledi. Listenin altıncı sırasında ise 46 milyon turist ile Türkiye yer aldı.
Türkiye’yi sırasıyla Meksika (41 milyon), Almanya (39 milyon), Tayland (38 milyon) ve İngiltere (36 milyon) izledi.
Türkiye 2018 yılında dünyada en çok turist çeken 6. ülke oldu. 2018’de önceki yıla göre turist sayısını en fazla arttıran ülke ise yüzde 22 ile Türkiye oldu.
Dünyada en fazla ziyaret edilen ülkeyse Fransa oldu. Türkiye turist sayısında üst sıralarda yer almasına rağmen turizm gelirlerinde ise ilk 10’a giremedi.
Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü 2018 yılı turizm verilerini açıkladı. Buna göre 2018’de en fazla uluslararası turist çeken ülke 89 milyon ile Fransa oldu. İspanya 83 milyon turist çekerken Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 80 milyon turist ağırladı. Dördüncü sırada 63 milyon ile Çin yer alırken onu 62 milyon ile İtalya izledi. Listenin altıncı sırasında ise 46 milyon turist ile Türkiye yer aldı.
Türkiye’yi sırasıyla Meksika (41 milyon), Almanya (39 milyon), Tayland (38 milyon) ve İngiltere (36 milyon) izledi.
İstanbul Havalimanı 30 milyon yolcuya ulaştı
İstanbul Havalimanı'nın işletmecisi İGA, 6 Nisan'daki büyük taşınmanın ardından bugüne kadar 30 milyon yolcu ağırladıklarını sosyal medya hesabından duyurdu.
İstanbul Havalimanı'nda, 6 Nisan'daki büyük taşınmadan bugüne kadar 30 milyon yolcunun ağırlandığı belirtildi.
İstanbul Havalimanı'nın işletmecisi İGA'nın resmi Twitter hesabından yapılan paylaşımda, İstanbul Havalimanı'nda yolcuların benzersiz bir seyahat deneyimi yaşaması için durmadan çalışıldığı aktarıldı.
Paylaşımda, "Bugüne kadar ağırladığımız 30 milyon yolcumuza teşekkür ediyoruz. Birlikte nice güzel yolculuklara." ifadeleri kullanıldı.
İstanbul Havalimanı'nda, 6 Nisan'daki büyük taşınmadan bugüne kadar 30 milyon yolcunun ağırlandığı belirtildi.
İstanbul Havalimanı'nın işletmecisi İGA'nın resmi Twitter hesabından yapılan paylaşımda, İstanbul Havalimanı'nda yolcuların benzersiz bir seyahat deneyimi yaşaması için durmadan çalışıldığı aktarıldı.
Paylaşımda, "Bugüne kadar ağırladığımız 30 milyon yolcumuza teşekkür ediyoruz. Birlikte nice güzel yolculuklara." ifadeleri kullanıldı.
Türkiye demiryolu inşaatları bitince Almanya'yı geçecek
En geniş hızlı tren hattına sahip 9. ülke olan Türkiye yapımı süren hatlar bittiğinde Almanya'yı geçecek.
Uluslararası Demiryolları Birliği’nin (UIC) verilerine göre Türkiye’de faaliyette olan 594 km hızlı tren hattı bulunuyor. Türkiye, dünyada halen en geniş hızlı tren ağı sıralamasında 9. sırada. Yapımı devam eden hatlar ise 1153 km. Bu hatlar tamamlandığında 1747 km hızlı tren hattına sahip olacak ve dünyada 5. sıraya yükselecek. Bu sıralamaya diğer ülkelerin yapımı devam eden hatları da dahil.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "George hızlı trene biniyorsa benim Ahmedim, Mehmedim, Ayşem, Fatmam da bu hızlı trene binecektir.” diyerek Türkiye’de devam eden hızlı tren hatlarının yakın zamanda tamamlanacağına işaret etmişti.
Sivas Kongresi’nin 100. yılı münasebetiyle Sivas’taki etkinliklere katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan Ramazan Bayramı'na kadar yüksek hızlı treninin Sivas'a varacağını açıklamıştı.
Peki, hızlı tren hattı sıralamasında dünyada lider kim? Türkiye’nin durumu nedir?
Diğer ülkelerin toplamı Çin’in yarısı kadar bile değil
Hızlı tren hattı ağında dünyada Çin’in çok açık ara üstünlüğü bulunuyor. UIC verilerine göre Çin’in Mart 2019 itibariyle faaliyette olan 31 bin 43 km hızlı tren hattı var. Dünyadaki diğer tüm ülkelerin toplamı Çin’in yarısı kadar bile etmiyor. İkinci sırada 3 bin 41 km ile Japonya var. Bu ülkeyi İspanya (2 bin 852 km), Fransa (2 bin 734), Almanya (bin 571 km) ve İtalya (896 km) takip ediyor.
Türkiye, Avrupa’da 5. sırada
Türkiye 594 km ile dünyada 9. Sırada yer alıyor. Avrupa’da ise mevcut hızlı tren hatları sıralamasında 5. sırada bulunuyor.
Türkiye yeni hatlara hız verdi
UIC verileri ülkelerin yapımı devam eden hızlı tren hatlarını da gösteriyor. Çin ağını genişletmeye devam ediyor. Çin’in yapımı süren 7 bin 207 km hızlı tren hattı bulunuyor. Henüz faaliyette hızlı tren hattı bulunmayan İran’ın bin 336 km yapımı süren hattı görünüyor. Türkiye’nin ise yapımı devam eden bin 153 km hızlı tren var. Avrupa’nın lideri İspanya da hızlı tren hattını 904 km daha genişletecek. Almanya ise 147 km daha hat yapıyor.
Yeni hatlar tamamlandığında Türkiye Almanya’yı geçecek
Yapımı devam eden hatlar tamamlandığında Türkiye 9. Sıradan 5. sıraya kadar yükselecek. Çin yine açık ara zirvede yer alacak. İspanya Japonya’yı geçip ikinci sıraya yükselecek. Türkiye ise Fransa’nın ardından 5. sırada olacak. Yapımı devam eden hatlar tamamlandığında Türkiye’nin bin 747 km hızlı tren ağı olacak. Almanya yapımı devam eden hatlarını tamamladığında ise bin 718 km ağa sahip olacak.
Uluslararası Demiryolları Birliği’nin (UIC) verilerine göre Türkiye’de faaliyette olan 594 km hızlı tren hattı bulunuyor. Türkiye, dünyada halen en geniş hızlı tren ağı sıralamasında 9. sırada. Yapımı devam eden hatlar ise 1153 km. Bu hatlar tamamlandığında 1747 km hızlı tren hattına sahip olacak ve dünyada 5. sıraya yükselecek. Bu sıralamaya diğer ülkelerin yapımı devam eden hatları da dahil.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "George hızlı trene biniyorsa benim Ahmedim, Mehmedim, Ayşem, Fatmam da bu hızlı trene binecektir.” diyerek Türkiye’de devam eden hızlı tren hatlarının yakın zamanda tamamlanacağına işaret etmişti.
Sivas Kongresi’nin 100. yılı münasebetiyle Sivas’taki etkinliklere katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan Ramazan Bayramı'na kadar yüksek hızlı treninin Sivas'a varacağını açıklamıştı.
Peki, hızlı tren hattı sıralamasında dünyada lider kim? Türkiye’nin durumu nedir?
Diğer ülkelerin toplamı Çin’in yarısı kadar bile değil
Hızlı tren hattı ağında dünyada Çin’in çok açık ara üstünlüğü bulunuyor. UIC verilerine göre Çin’in Mart 2019 itibariyle faaliyette olan 31 bin 43 km hızlı tren hattı var. Dünyadaki diğer tüm ülkelerin toplamı Çin’in yarısı kadar bile etmiyor. İkinci sırada 3 bin 41 km ile Japonya var. Bu ülkeyi İspanya (2 bin 852 km), Fransa (2 bin 734), Almanya (bin 571 km) ve İtalya (896 km) takip ediyor.
Türkiye, Avrupa’da 5. sırada
Türkiye 594 km ile dünyada 9. Sırada yer alıyor. Avrupa’da ise mevcut hızlı tren hatları sıralamasında 5. sırada bulunuyor.
Türkiye yeni hatlara hız verdi
UIC verileri ülkelerin yapımı devam eden hızlı tren hatlarını da gösteriyor. Çin ağını genişletmeye devam ediyor. Çin’in yapımı süren 7 bin 207 km hızlı tren hattı bulunuyor. Henüz faaliyette hızlı tren hattı bulunmayan İran’ın bin 336 km yapımı süren hattı görünüyor. Türkiye’nin ise yapımı devam eden bin 153 km hızlı tren var. Avrupa’nın lideri İspanya da hızlı tren hattını 904 km daha genişletecek. Almanya ise 147 km daha hat yapıyor.
Yeni hatlar tamamlandığında Türkiye Almanya’yı geçecek
Yapımı devam eden hatlar tamamlandığında Türkiye 9. Sıradan 5. sıraya kadar yükselecek. Çin yine açık ara zirvede yer alacak. İspanya Japonya’yı geçip ikinci sıraya yükselecek. Türkiye ise Fransa’nın ardından 5. sırada olacak. Yapımı devam eden hatlar tamamlandığında Türkiye’nin bin 747 km hızlı tren ağı olacak. Almanya yapımı devam eden hatlarını tamamladığında ise bin 718 km ağa sahip olacak.
4 Eylül 2019 Çarşamba
Türkiye ekonomisinde küçülme sürecek mi
TÜİK'in ikinci çeyrek için açıkladığı yüzde 1.5 küçülmenin ardından Türkiye ekonomisinin geleceği konuşulmaya başladı. Öncü göstergeler gelecek dönem için neyi işaret ediyor? Tarımda büyüme nasıl gerçekleşti? İşte yanıtları
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Türkiye ekonomisi bu yılın ikinci çeyreğinde yıllık olarak yüzde 1,5 küçüldü.
Bu üç çeyrektir üst üste ekonominin küçüldüğü anlamına geliyor.
Ekonomi 2018'in son çeyreğinde yüzde 2,8; 2019'un ilk çeyreğinde ise yüzde 2,4 daralmıştı.
Diğer yandan ekonomi bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,2 büyüdü ve resesyonun etkilerinden uzaklaşıldığını gösterdi.
Türkiye ekonomisi 2018'in sonunda iki çeyrek üst üste bir önceki çeyreğe göre küçüldüğü için resesyona girmiş, ancak bu yılın ilk çeyreğinde çeyreklik büyümenin pozitife dönmesiyle resesyondan çıkmıştı.
Diğer yandan piyasalar, ikinci çeyrekte ekonominin daha fazla küçülmesini bekliyordu.
Reuters'ın 18 ekonomistin katılımı ile yaptığı ankete göre, gayri safi yurt içi hasılanın (GSYH) yılın ikinci çeyreğinde iç talepteki yavaşlama ve yatırımlardaki zayıf seyrin etkisiyle yüzde 2 daralması bekleniyordu.
Ancak ikinci çeyrek büyümesi beklenenden daha iyi gelmesine rağmen çok sayıda ekonomiste göre, birçok öncü gösterge bir sonraki çeyrekte de ekonominin küçülmeye devam edeceğini gösteriyor.
Tarım sektörü beklenmedik bir şekilde büyüdü
Bugün açıklanan verinin beklentilerin altında bir daralma göstermesinde, tarımın ekonomiye sürpriz bir şekilde pozitif katkı sağlaması rol oynuyor.
GSYH'yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde tarım sektörü toplam katma değeri %3,4 arttı.
Sanayi sektörü yüzde 2,7 ve inşaat sektörü yüzde 12,7 daraldı.
Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri ise yüzde 0,3 azaldı.
Diğer sektörler daralırken tarım sektörünün büyümesini tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım birkaç faktöre bağlıyor.
"Tarımda yaşanan ciddi sorunlara rağmen üretim devam ediyor. Tarımda küçük aile işletmeleri tasfiye olurken, şirket tarımı yaygınlaşıyor. Sektör dışından tarıma yatırımlar yapılıyor," diyen Ali Ekber Yıldırım, tarım sektörünün büyümesine katkı sunan etmenleri şu şekilde özetliyor:
1- Yerel seçim öncesi yapılan tarımsal destekleme ödemeleri
2- Yerel seçimlerin etkisiyle sulama başta olmak üzere devlet kaynaklı altyapı yatırımlarının hızlandırılması
3- Şehirde işsiz kalanların kırsala sığınması
4- Döviz kurundaki düşüşle birlikte tarımsal ürün ve ham madde ithalatının azalması ve buna bağlı olarak üretimin artması
Yıldırım, tarım sektörünün "yüksek girdi maliyetleri, fiyat, pazarlama ve örgütlenme sorunları çözülürse yaşanan ekonomik krizde ülke için bir çıkış yolu olabileceğini" dile getiriyor.
Yatırımlarda son 10 yılın en büyük düşüşü
Harcamalar yöntemiyle hesaplanan GSYH verilerinde ise büyümeye olumlu katkı sağlayan kalemler, yüzde 3,3 ile devletin nihai tüketim harcamaları ve yüzde 8,1 ile ihracat.
Yine harcamalar yöntemiyle hesaplanan GSYH verilerine bakıldığında ikinci çeyrekte özel tüketim ve yatırımların büyümeyi aşağı çektiği görülüyor.
Özellikle gayrisafi sabit sermaye olarak adlandırılan özel sektör ve kamu sektörü yatırımları, yüzde 22,8 ile çok keskin bir şekilde küçüldü.
Bu 2009 yılının birinci çeyreğinden beri, yani son 10 yılda yatırımlarda görülen en büyük düşüş.
Gayrisafi sabit sermaye oluşumunun kalemlerine baktığımızda, ikinci çeyrekte inşaat yatırımlarının yüzde 29,2 azaldığını, makine-teçhizat yatırımlarının ise yüzde 16,5 daraldığını görüyoruz.
Makine-teçhizat yatırımları son dört çeyrektir daralıyor.
'İş bekleyenler için kötü haber'
BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan ekonomist Mustafa Sönmez, yatırımların 'neredeyse yere yapışmasının' istihdam ve iş bekleyenler açısından 'kötü bir haber' olduğunu söylüyor.
Sönmez, üçüncü çeyrekte ve yılın genelinde de ekonominin küçülmeye devam etmesini bekliyor.
Ekonomist Sönmez, bunun nedenlerini şu şekilde açıklıyor:
* Geçen yılın Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında gerçekleşen katma değer üretimine bu yılın aynı üç ayında erişilmesinin güç olması
* Sanayi üretim endeksleri ve İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) açıkladığı İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) verilerinin zayıf görünmesi
* İçeride hissedilir bir talep artışının olmaması
* İhracat cephesinde Avrupa kaynaklı bir talep düşüşünün olması
Hazine açığının büyümesi nedeniyle devlet cephesinde harcama artışının yavaşlaması
Sönmez, bu tablonun ancak "siyasi havanın değişmesi ve güven ortamının tesisiyle" tersine dönebileceğini düşünüyor.
'Kırılgan bir toparlama'
Reuters'a konuşan İş Yatırım Ekonomisti Muammer Kömürcüoğlu ise yılın ikinci yarısında büyümenin pozitife döneceği görüşünde:
"İkinci çeyrek itibarıyla dipten çıkışın başladığını düşünüyoruz. Yılın ikinci yarısında büyümenin artıya geçmesini bekliyoruz. Üçüncü çeyreğe dair öncü göstergeler toparlanma görüşümüzü destekliyor ancak bu toparlanmanın şimdilik kırılgan olduğunu belirtmek gerek.
"İkinci yarıda toparlanmanın boyutunu TCMB faiz indirimlerinin seyri ve küresel risk iştahı belirleyecek. 2019 toplam büyüme tahminimizi %0'da koruyoruz."
Ekonomist Haluk Bürümcekçi ise paylaştığı piyasa notunda bu yıl büyümenin gerçekleşmesinin üç etmene bağlı olduğunu aktarıyor: Finansal koşulların ne ölçüde iyileşeceği, bankacılık kredi hacminin ne kadar yükseleceği ve dış talep koşulları.
IMF (Uluslararası Para Fonu) Türkiye ekonomisinin 2019'da yüzde 2,5 küçülmesini, 2020'de ise yüzde 2,5 büyümesini bekliyor.
Dünya Bankası'nın Türkiye ekonomisine dair 2019 yılı için büyüme beklentisi ise yüzde 1,6.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 2018 yılının sonunda açıkladığı Yeni Ekonomi Programı'nda (YEP) 2019 büyüme hedefini yüzde 2,3 olarak açıklamıştı. (BBC Türkçe)
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Türkiye ekonomisi bu yılın ikinci çeyreğinde yıllık olarak yüzde 1,5 küçüldü.
Bu üç çeyrektir üst üste ekonominin küçüldüğü anlamına geliyor.
Ekonomi 2018'in son çeyreğinde yüzde 2,8; 2019'un ilk çeyreğinde ise yüzde 2,4 daralmıştı.
Diğer yandan ekonomi bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,2 büyüdü ve resesyonun etkilerinden uzaklaşıldığını gösterdi.
Türkiye ekonomisi 2018'in sonunda iki çeyrek üst üste bir önceki çeyreğe göre küçüldüğü için resesyona girmiş, ancak bu yılın ilk çeyreğinde çeyreklik büyümenin pozitife dönmesiyle resesyondan çıkmıştı.
Diğer yandan piyasalar, ikinci çeyrekte ekonominin daha fazla küçülmesini bekliyordu.
Reuters'ın 18 ekonomistin katılımı ile yaptığı ankete göre, gayri safi yurt içi hasılanın (GSYH) yılın ikinci çeyreğinde iç talepteki yavaşlama ve yatırımlardaki zayıf seyrin etkisiyle yüzde 2 daralması bekleniyordu.
Ancak ikinci çeyrek büyümesi beklenenden daha iyi gelmesine rağmen çok sayıda ekonomiste göre, birçok öncü gösterge bir sonraki çeyrekte de ekonominin küçülmeye devam edeceğini gösteriyor.
Tarım sektörü beklenmedik bir şekilde büyüdü
Bugün açıklanan verinin beklentilerin altında bir daralma göstermesinde, tarımın ekonomiye sürpriz bir şekilde pozitif katkı sağlaması rol oynuyor.
GSYH'yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde tarım sektörü toplam katma değeri %3,4 arttı.
Sanayi sektörü yüzde 2,7 ve inşaat sektörü yüzde 12,7 daraldı.
Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri ise yüzde 0,3 azaldı.
Diğer sektörler daralırken tarım sektörünün büyümesini tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım birkaç faktöre bağlıyor.
"Tarımda yaşanan ciddi sorunlara rağmen üretim devam ediyor. Tarımda küçük aile işletmeleri tasfiye olurken, şirket tarımı yaygınlaşıyor. Sektör dışından tarıma yatırımlar yapılıyor," diyen Ali Ekber Yıldırım, tarım sektörünün büyümesine katkı sunan etmenleri şu şekilde özetliyor:
1- Yerel seçim öncesi yapılan tarımsal destekleme ödemeleri
2- Yerel seçimlerin etkisiyle sulama başta olmak üzere devlet kaynaklı altyapı yatırımlarının hızlandırılması
3- Şehirde işsiz kalanların kırsala sığınması
4- Döviz kurundaki düşüşle birlikte tarımsal ürün ve ham madde ithalatının azalması ve buna bağlı olarak üretimin artması
Yıldırım, tarım sektörünün "yüksek girdi maliyetleri, fiyat, pazarlama ve örgütlenme sorunları çözülürse yaşanan ekonomik krizde ülke için bir çıkış yolu olabileceğini" dile getiriyor.
Yatırımlarda son 10 yılın en büyük düşüşü
Harcamalar yöntemiyle hesaplanan GSYH verilerinde ise büyümeye olumlu katkı sağlayan kalemler, yüzde 3,3 ile devletin nihai tüketim harcamaları ve yüzde 8,1 ile ihracat.
Yine harcamalar yöntemiyle hesaplanan GSYH verilerine bakıldığında ikinci çeyrekte özel tüketim ve yatırımların büyümeyi aşağı çektiği görülüyor.
Özellikle gayrisafi sabit sermaye olarak adlandırılan özel sektör ve kamu sektörü yatırımları, yüzde 22,8 ile çok keskin bir şekilde küçüldü.
Bu 2009 yılının birinci çeyreğinden beri, yani son 10 yılda yatırımlarda görülen en büyük düşüş.
Gayrisafi sabit sermaye oluşumunun kalemlerine baktığımızda, ikinci çeyrekte inşaat yatırımlarının yüzde 29,2 azaldığını, makine-teçhizat yatırımlarının ise yüzde 16,5 daraldığını görüyoruz.
Makine-teçhizat yatırımları son dört çeyrektir daralıyor.
'İş bekleyenler için kötü haber'
BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan ekonomist Mustafa Sönmez, yatırımların 'neredeyse yere yapışmasının' istihdam ve iş bekleyenler açısından 'kötü bir haber' olduğunu söylüyor.
Sönmez, üçüncü çeyrekte ve yılın genelinde de ekonominin küçülmeye devam etmesini bekliyor.
Ekonomist Sönmez, bunun nedenlerini şu şekilde açıklıyor:
* Geçen yılın Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında gerçekleşen katma değer üretimine bu yılın aynı üç ayında erişilmesinin güç olması
* Sanayi üretim endeksleri ve İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) açıkladığı İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) verilerinin zayıf görünmesi
* İçeride hissedilir bir talep artışının olmaması
* İhracat cephesinde Avrupa kaynaklı bir talep düşüşünün olması
Hazine açığının büyümesi nedeniyle devlet cephesinde harcama artışının yavaşlaması
Sönmez, bu tablonun ancak "siyasi havanın değişmesi ve güven ortamının tesisiyle" tersine dönebileceğini düşünüyor.
'Kırılgan bir toparlama'
Reuters'a konuşan İş Yatırım Ekonomisti Muammer Kömürcüoğlu ise yılın ikinci yarısında büyümenin pozitife döneceği görüşünde:
"İkinci çeyrek itibarıyla dipten çıkışın başladığını düşünüyoruz. Yılın ikinci yarısında büyümenin artıya geçmesini bekliyoruz. Üçüncü çeyreğe dair öncü göstergeler toparlanma görüşümüzü destekliyor ancak bu toparlanmanın şimdilik kırılgan olduğunu belirtmek gerek.
"İkinci yarıda toparlanmanın boyutunu TCMB faiz indirimlerinin seyri ve küresel risk iştahı belirleyecek. 2019 toplam büyüme tahminimizi %0'da koruyoruz."
Ekonomist Haluk Bürümcekçi ise paylaştığı piyasa notunda bu yıl büyümenin gerçekleşmesinin üç etmene bağlı olduğunu aktarıyor: Finansal koşulların ne ölçüde iyileşeceği, bankacılık kredi hacminin ne kadar yükseleceği ve dış talep koşulları.
IMF (Uluslararası Para Fonu) Türkiye ekonomisinin 2019'da yüzde 2,5 küçülmesini, 2020'de ise yüzde 2,5 büyümesini bekliyor.
Dünya Bankası'nın Türkiye ekonomisine dair 2019 yılı için büyüme beklentisi ise yüzde 1,6.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 2018 yılının sonunda açıkladığı Yeni Ekonomi Programı'nda (YEP) 2019 büyüme hedefini yüzde 2,3 olarak açıklamıştı. (BBC Türkçe)
Türkiye'nin altın rezervi ne kadar?
Dünya ekonomi tarihinde altın çok önemli bir aktöre sahip. Binlerce yıldır insan hayatından olan altın birçok ülkeye zenginlik anlamında katkı sağladı.
Türkiye de altın rezervi en fazla olan ülkelerden biri olarak biliniyor. Dünyadaki en güçlü ekonomiye sahip ülkeler de altın rezervi anlamında çok güçlü.
Son dönemde üst üste tarihi rekorlar kıran altına ilgi giderek devam ediyor. Dünyada altın rezervleri ne durumda? Hangi ne kadar altına rezervine sahip? İşte dünyada altın rezervlerine sahip olan ülkeler. Türkiye listede yer alan devleri geride bıraktı...
https://www.finansgundem.com/foto-galeri/turkiyenin-altin-rezervi-ne-kadar-galeri/1432738
Türkiye de altın rezervi en fazla olan ülkelerden biri olarak biliniyor. Dünyadaki en güçlü ekonomiye sahip ülkeler de altın rezervi anlamında çok güçlü.
Son dönemde üst üste tarihi rekorlar kıran altına ilgi giderek devam ediyor. Dünyada altın rezervleri ne durumda? Hangi ne kadar altına rezervine sahip? İşte dünyada altın rezervlerine sahip olan ülkeler. Türkiye listede yer alan devleri geride bıraktı...
https://www.finansgundem.com/foto-galeri/turkiyenin-altin-rezervi-ne-kadar-galeri/1432738
3 Eylül 2019 Salı
Arjantin teyakkuzu! Dünya yakından izliyor
Ekonomik krizle boğuşan Arjantin’de hükümet kur kontrolü başlattı. Belirli miktarın üzerinde döviz alımı ve transferi izne bağlandı. Dünya piyasaları bulaşıcı bir etkiye karşı durumu yakından izliyor
Latin Amerika’nın üçüncü büyük ekonomisi Arjantin’de hükümet kur kontrolü başlattı. Ekonomik krizinin derinleştiği ülkede, döviz rezervleri azalan merkez bankasına döviz alımını sınırlama yetkisi verildi. Arjantin’de yaşanan krizin henüz dünya piyasalarına bulaşıcı bir etkisi görülmese de konu ekonomi çevreleri tarafından yakından takip ediliyor.
Arjantin Merkez Bankası, Arjantinlilerin banka hesaplarındaki dövizi çekmelerinin önünde bir engel olmadığını ancak ayda 10 bin doların üzerinde döviz alımı ve transferine kısıtlama getirildiğini bildirdi. Bu limitin üzerindeki işlemler için merkez bankasının izni gerekecek.
Ayrıca Arjantinli ihracatçılar belirli süre içinde döviz kazançlarını ülkeye getirerek peso’ya çevirmek durumunda. Son kararlar özellikle ülkeden para çıkışını durdurmaya yönelik.
Arjantin piyasalarını sarsan gelişmeler ülkedeki seçim süreciyle şiddetini artırdı. Çok uzun zamandır ekonomik sorunlarla boğuşan Arjantin’de resesyon yaşanıyor, enflasyon ise yüzde 22 civarında seyrediyor.
Arjantin’de 27 Ekim’de devlet başkanlığı seçimleri yapılacak. Seçime katılacak adayları belirlemek için 11 Ağustos’ta yapılan ön seçimde ‘piyasa dostu’ olarak tanınan şu anki Devlet Başkanı Mauricio Macri yüzde 32 oyla ikinci sırayı aldı.
Ön seçimde diğer aday Alberto Fernandez ve kendisine destek veren ülkenin eski lideri Cristina Fernandez de Kirchner yüzde 47.7 oyla birinci oldu. Kirchner, ülkeyi yönettiği dönemde uyguladığı ticaret ve kur kontrolleriyle tanınıyor.
1 milyar dolar sattı
Macri’nin tekrar seçilme şansının azaldığı ve piyasalara daha fazla müdahaleden yana bir yönetimin işbaşına geleceği beklentisiyle ön seçim sonrası Arjantin piyasalarında sarsıntı başladı.
Arjantin’in para birimi peso sürekli değer kaybederken, yıl başından bu yana değer kaybı hafta sonu itibarıyla yüzde 36’ya çıktı.
Arjantin merkez bankası, pesonun değer kaybetmesini önlemek için geçen hafta çarşamba gününden bu yana 1 milyar dolara yakın döviz sattı, ancak pesonun istikrar kazanmasını sağlayamadı.
IMF tarihinin en büyük borcunu aldı
Arjantin, bir yıl önce Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) 3 yıllık 57 milyar dolar kredi aldı ve bu kredi, IMF tarihinin en büyük kredisi olarak kayıtlara geçti.
Ön seçimin galibi Alberto Fernandez, başkan seçilirse IMF ile imzalanan 57 milyar dolarlık stand-by anlaşmasını gözden geçireceğini açıkladı. Arjantin’in aldığı önlemleri inceleyen IMF, “Yetkililerimiz önümüzdeki dönemde Arjantinli yetkililerle yakın temasta kalacak ve IMF bu zorlu zamanlarda Arjantin ile birlikte durmaya devam edecek” açıklamasını yaptı.
‘Ağlatma beni Arjantin’
İş Yatırım’ın “Benim için ağlama Arjantin” şarkısına atıfla “Ağlatma beni Arjantin” başlıklı günlük piyasa bülteninde şu değerlendirmeler yapıldı:
“Eylül ayına negatif haber akışıyla başlıyoruz: Arjantin rezerv kaybını engellemek için sermaye kontrolü başlattı; ABD - Çin ticaret savaşında yeni gümrük vergileri devreye girdi. Küresel risk iştahında bozulma işaretleri artıyor.
Henüz Arjantin’den yayılan bulaşıcı bir etki söz konusu değil. Ağustosta Arjantin hisseleri dolar bazında yüzde 50 çakılırken gelişmekte olan ülke borsalarındaki satış yüzde 5 düzeyinde kaldı. Arjantin’de yaşanan son gelişmeler CDS seviyesinde ve kur cephesindeki baskıyı artırabilir.”
Latin Amerika’nın üçüncü büyük ekonomisi Arjantin’de hükümet kur kontrolü başlattı. Ekonomik krizinin derinleştiği ülkede, döviz rezervleri azalan merkez bankasına döviz alımını sınırlama yetkisi verildi. Arjantin’de yaşanan krizin henüz dünya piyasalarına bulaşıcı bir etkisi görülmese de konu ekonomi çevreleri tarafından yakından takip ediliyor.
Arjantin Merkez Bankası, Arjantinlilerin banka hesaplarındaki dövizi çekmelerinin önünde bir engel olmadığını ancak ayda 10 bin doların üzerinde döviz alımı ve transferine kısıtlama getirildiğini bildirdi. Bu limitin üzerindeki işlemler için merkez bankasının izni gerekecek.
Ayrıca Arjantinli ihracatçılar belirli süre içinde döviz kazançlarını ülkeye getirerek peso’ya çevirmek durumunda. Son kararlar özellikle ülkeden para çıkışını durdurmaya yönelik.
Arjantin piyasalarını sarsan gelişmeler ülkedeki seçim süreciyle şiddetini artırdı. Çok uzun zamandır ekonomik sorunlarla boğuşan Arjantin’de resesyon yaşanıyor, enflasyon ise yüzde 22 civarında seyrediyor.
Arjantin’de 27 Ekim’de devlet başkanlığı seçimleri yapılacak. Seçime katılacak adayları belirlemek için 11 Ağustos’ta yapılan ön seçimde ‘piyasa dostu’ olarak tanınan şu anki Devlet Başkanı Mauricio Macri yüzde 32 oyla ikinci sırayı aldı.
Ön seçimde diğer aday Alberto Fernandez ve kendisine destek veren ülkenin eski lideri Cristina Fernandez de Kirchner yüzde 47.7 oyla birinci oldu. Kirchner, ülkeyi yönettiği dönemde uyguladığı ticaret ve kur kontrolleriyle tanınıyor.
1 milyar dolar sattı
Macri’nin tekrar seçilme şansının azaldığı ve piyasalara daha fazla müdahaleden yana bir yönetimin işbaşına geleceği beklentisiyle ön seçim sonrası Arjantin piyasalarında sarsıntı başladı.
Arjantin’in para birimi peso sürekli değer kaybederken, yıl başından bu yana değer kaybı hafta sonu itibarıyla yüzde 36’ya çıktı.
Arjantin merkez bankası, pesonun değer kaybetmesini önlemek için geçen hafta çarşamba gününden bu yana 1 milyar dolara yakın döviz sattı, ancak pesonun istikrar kazanmasını sağlayamadı.
IMF tarihinin en büyük borcunu aldı
Arjantin, bir yıl önce Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) 3 yıllık 57 milyar dolar kredi aldı ve bu kredi, IMF tarihinin en büyük kredisi olarak kayıtlara geçti.
Ön seçimin galibi Alberto Fernandez, başkan seçilirse IMF ile imzalanan 57 milyar dolarlık stand-by anlaşmasını gözden geçireceğini açıkladı. Arjantin’in aldığı önlemleri inceleyen IMF, “Yetkililerimiz önümüzdeki dönemde Arjantinli yetkililerle yakın temasta kalacak ve IMF bu zorlu zamanlarda Arjantin ile birlikte durmaya devam edecek” açıklamasını yaptı.
‘Ağlatma beni Arjantin’
İş Yatırım’ın “Benim için ağlama Arjantin” şarkısına atıfla “Ağlatma beni Arjantin” başlıklı günlük piyasa bülteninde şu değerlendirmeler yapıldı:
“Eylül ayına negatif haber akışıyla başlıyoruz: Arjantin rezerv kaybını engellemek için sermaye kontrolü başlattı; ABD - Çin ticaret savaşında yeni gümrük vergileri devreye girdi. Küresel risk iştahında bozulma işaretleri artıyor.
Henüz Arjantin’den yayılan bulaşıcı bir etki söz konusu değil. Ağustosta Arjantin hisseleri dolar bazında yüzde 50 çakılırken gelişmekte olan ülke borsalarındaki satış yüzde 5 düzeyinde kaldı. Arjantin’de yaşanan son gelişmeler CDS seviyesinde ve kur cephesindeki baskıyı artırabilir.”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


