1- İlgi alanınıza girmeyen sektöre yatırım yapmayın
İlgi duymadığınız alanlarda bilgi sahibi olmanız ve başarıya ulaşmanız zordur. Warren Buffett gibi dünyanın en başarılıları arasına girmiş bir yatırımcının ilk uyarısı: “Anlamadığınız sektöre yatırım yapmayın” . Bu uyarıyı şöyle anlamalıyız: Ne iş yaptığı konusunda fikir sahibi olmadığınız şirketlerin hisselerini satın almayın! Bu hatadan kaçınmanın en iyi yolu, yatırım fonlarına yönelmekten geçer. Bu kapsamda çeşitlendirilmiş bir borsa yatırım fonu portföyü oluşturabilirsiniz. Bireysel hisse senetlerine yatırım yapmak istediğiniz takdirde, bu hisselerin ait olduğu şirketi iyice tanıdığınızdan emin olun ve sonra yatırımınızı yapın.
2- Bir Şirkete Takılıp Kalmayın
Bir şirketin hisselerini uzun süre elimizde bulundurduğunuzda ve özellikle bu şirket bir dönem iyi iş çıkarmışsa kendinizi o şirkete bağlanmış gibi hissedebilirsiniz. Hisselerini satın almış olmaktan öte resmen aşıksınızdır. Para kazanmak için borsada olduğunuzu ve bu amaçla bu şirketin hisselerini satın aldığınızı asla aklınızdan çıkarmayın. Bu hisseleri satın almanızdaki sebepler kurgusu değiştiği takdirde satış yapmaktan çekinmeyin.
3- Sabırsızlık göstermeyin
Gerek form tutmak için spor alanında olsun, gerekse derslerinizde yüksek not için okulda veya iyi bir pozisyona gelmek adına kariyerinizde, yavaş ama istikrarlı davranmak her zaman başarı kapısını açan anahtar hükmündedir. Öyleyse yatırım yaparken neden farklı olmasını bekliyorsunuz ki? Yavaş, istikrarlı ve disiplinli bir yaklaşım, inanın “körün taşı, ya tutarsa” diyerek son dakika sergilenen beyhude çabalara her zaman üstün gelir. Oluşturduğunuz portföyden, yapmak için tasarlandığından başkasını beklemek felakete davetiye çıkarmaktır. Bu nedenle, sahip olduğunuz her bir hisse senedinin hangi oranda büyüyeceğine ve bu büyümenin süresine yönelik beklentilerinizi gerçekçi tutun. Ayağınız her zaman yere bassın ve sabırlı olun.
Jeff Bezos Warren Buffet ile tanıştığında sorarlar. Senin yatırım stratejin bu kadar basitken insanlar neden bunu kopyalamıyor?
Warren Buffet: ” Çünkü hiç kimse uzun yoldan zengin olmak istemiyor. Herkes kısa yoldan zengin olmanın peşinde.”
4- Günlük al-sat yapmaktan Uzak Durun
Alış ve satış pozisyonu arasında sürekli gidip gelmek deyim yerindeyse tam bir getiri katilidir. Yaptığınız işlemler için düşük komisyon oranlarından faydalanan kurumsal bir yatırımcı değilseniz, işlem masrafları adeta canınıza okur. Uzun vadeli işlemlerin kendine has getirilerinden faydalanamamak ise fırsat maliyeti olarak hanenize yazılır.
5- Piyasa fiyat hareketlerini tahmin etmeye çalışmayın
Tıpkı günlük al-sat yapmak gibi fiyat hareketlerini tahmin etmek adına hisseleri alıp satmak da kazanç düşmanı diğer bir hatadır. Çünkü piyasanın nasıl fiyatlanacağını başarılı bir şekilde tahmin etmek uzmanlar için bile oldukça zordur. Hayatını borsada işlem yaparak kazanan kurumsal yatırımcılar dahi bu işin zorluğunu bilirler ve stratejilerini fiyat tahmini üzerine kurmazlar. Gary P. Brinson, L. Randolph Hood ve Gilbert Beerbower tarafından yapılan “Portföy Performansının Belirleyicileri” (Finansal Analizciler Dergisi, 1986), isimli bilimsel bir araştırmada fiyat hareketlerinin tahmin edilmesinin borsada ne kadar etkili olduğu incelenmiştir. Bu çalışmaya göre, borsa yatırımlarınızdaki getirinizin %94’ünü varlık tahsisi stratejiniz etkiliyor. Varlık tahsisi amiyane tabirle, portföyünüzdeki hisse senedi, tahvil ve diğer varlık sınıflarının karışımının nasıl yapıldığına ve toplam sermayenizin ne kadarının yatırıldığına işaret eder. Almaya hazır olduğunuz risk doğrultusunda doğru dengeye (doğru varlık tahsisi) sahip olmak kazancınızı %94 oranında etkiler. Piyasanın nasıl fiyatlanacağını tahmin etmeye çalışmak ve al-sat yapmak gördüğünüz üzere başarılı olsanız bile diğer faktörlerle birlikte %6 etkiye sahiptir.
6- Satış için hissenin tekrar aynı değere gelmesini beklemeyin
Değer kaybı yaşayan hissenizi satmak için yükselip aynı değere gelmesini beklemek potansiyel getirinizi buharlaştıran başka bir hatadır. Davranış bilimi ile bu ticari davranış incelendiğinde, buna “bilişsel hata” adı verilmektedir. Zarar ettiğini fark etmemekle yatırımcılar aslında iki şekilde kaybetmektedirler. Birincisi, düşmekte olan bir hisseyi satmaktan imtina ederek hissenin değer kaybetmeye devam etmesine kayıtsız kalırlar. İkincisi ise, hisseyi satıp yükselecek bir hisse satın alma seçeneğini uygulamayarak potansiyel bir getiriden mahrum olurlar. Bu nedenle daha önceden belirlediğiniz oranlarda kayıp yaşatan bir hisseyi gözünüzü kırpmadan satarak kazanç sağlayacağını düşündüğünüz başka hisse senetlerine yönelmelisiniz.
7- Tekdüze bir yaklaşımdan uzak durun
Şirketlerin iç dinamikleri nedeniyle oluşan riskler sistematik olmayan riskler olarak adlandırılırlar. Örneğin, sebze üretimi alanında faaliyet gösteren bir şirketin kuraklıktan etkilenmesi, inşaat üzerine faaliyet gösteren bir şirketten çok daha fazladır. Bu durumda sistematik olmayan risk katsayısı yani “alfa katsayısı” daha yüksektir. Profesyonel yatırımcılar alfa katsayılarını, yani şirketlerin iç dinamiklerinin oluşturduğu riskleri iyi anlayarak ve yakından takip ederek belli bir sektöre odaklanabilir ve belli alanda konsantre bir portföyü yönetebilir. Ancak bu tekdüze yaklaşım sizin için çok risklidir. Bu nedenle çeşitlendirme ilkesine daima bağlı kalın. Yani portföyünüzü oluştururken, içine hem şemsiye alanında hem de güneş gözlüğü alanında faaliyet gösteren şirketlerin hisselerini katın. Böylece hem yağmurlu günlerde hem de güneşli günlerde zarar etmezsiniz. Bu çeşitlendirmeyi orana vurmak gerekirse, genel kaide olarak aynı sektöre ait hisse senetlerinizin oranı toplamın %10’unu geçmesin. Portföyünüzü diğer ana sektörlere ait hisseler ile daima çeşitlendirin.
8- Duygularınızın esiri olmayın
Borsadaki kazancınızın önündeki bir numaralı engel duygularınızdır. Borsadaki temel önermelerden biri şudur: Borsayı korku ve açgözlülük yönetir. Açgözlülüğünüzün ya da korkunuzun size galip gelmesine izin vermeyin. Her zaman soğukkanlılıkla biraz daha yüksekten bakarak büyük resmi görmeye çalışın. Dar bir zaman periyoduna bakıldığında borsada yukarı ve aşağı dalgalanmalar görülebilir, ancak daha uzun bir dönemde özellikle büyük şirketlerin hisselerinin genellikle ortalama %10 seviyesinde değer kazandığı görülebilir. Sakin olun ve uzun vadede portföyünüzün bu ortalama doğrultusunda bir getiri sağlayacağını aklınızdan çıkarmayın. Hatta soğukkanlılığınız sayesinde diğer yatırımcıların duygusallıkları size kazanç olarak yansıyabilir bile.
Peki bu hatalardan nasıl sakınabilirsiniz?
İşte size bu hatalardan sakınmanın yolları:
Bir Yatırım Eylem Planınız Olsun
Örneğin 20 yıl içerisinde ayda ortalama 200 TL yatırım yaparak emeklilik fonu oluşturmak, ya da 10 yıl yatırım yaparak çocuğunuzun üniversite eğitim hayatını fonlamak veya 5 yıl içerisinde üst sınıf bir araba alacak parayı kazanmak… Özetle bir yatırım amacı, süresi ve bu süre sonunda elde etmek istediğiniz bir getiri hedefi belirleyin. Bunu yatırım hayat döngünüz olarak da adlandırabilirsiniz. Yatırım hayat döngünüzü belirledikten sonra zaman içerisinde bu döngünün neresinde olduğunuzu ve yatırım hedeflerinize ulaşmada doğru yolda olup olmadığınızı gözden geçirerek kararlarınızı bu doğrultuda verin. Bunu yapmak için yeterli olduğunuzu düşünmüyorsanız, bir finans danışmanından yardım alın. Yatırım amacınızı asla aklınızdan çıkarmayın. Bu amaç sizi daha fazla tasarruf etmeniz yolunda teşvik edecek ve portföyünüzü oluştururken varlık tahsisini doğru yapmanıza yardımcı olacaktır. Getiri beklentilerinizi gerçekçi tutun. Bu amaçla geçmiş dönem getiri verilerinden faydalanın. Sükûtu hayale uğramamak için bir gecede zengin olmayı beklemeyin. Zenginliği ancak tutarlı ve uzun vadeli bir yatırım stratejisi ile elde edebileceğinizi unutmayın.
Eylem planınıza yönelik kurallar koyun ve prensipler belirleyin
Gelirinizin arttığı oranda yatırım miktarınızı artırın. Bu doğrultuda bir yatırım sermayesi oranı belirlemelisiniz. Örneğin kazancınızın %10’u ile yatırım yapmaya karar verdiniz. 1000 lira kazanırken 100 liranızı yatırım için ayırırsınız. Kazancınız 2000 liraya çıkarsa orana sadık kalarak yatırım sermayenizi 200 liraya çıkarın. Düzenli gözden geçirmeler ile yatırımlarınızı takip edin. Bu kapsamda yatırımlarınızın genel performans değerlendirmesini rutin olarak mesela her yılın sonunda yapın. Yatırım için ayıracağınız sermayenin gelirinize olan oranını artırma konusunu da zaman zaman değerlendirin. Örneğin bu oran %10 iken %12 ya da %15’e çıkarmayı düşünebilirsiniz.
Eğlenceye de biraz para ayırın
Riske edebileceğiniz, size heyecan yaşatacak daha kısa süreli ve riskli yatırımlar için de bir miktar para ayırın. Bu tavsiyemizin öncekiler ile çeliştiğini düşünmeyin, aksine onları tamamlar niteliktedir. Çünkü, yatırım yaparken heyecan yaşama arzusu insanın doğasında var. Bu duyguyla savaşmak yerine onu kontrol edin ve tadını çıkarmaya çalışın. “Eğlenceli yatırım paranızı” ayrı bir yere koyun ve diğer sermayeniz ile karıştırmayın. Ayrıca bu miktarın toplam sermayenizin %5’ini geçmesine de izin vermeyin. Özellikle emeklilik için ayırdığınız bir fonunuz varsa bu parayı kesinlikle kullanmayın. Her zaman hatırı sayılır bir finans kuruluşundan ya da bir finans danışmanından yardım almayı düşünün.
Unutmayın hala yatırım yapıyorsunuz. Eğlenceli yatırımı kumar ile karıştırmayın. Kendinize yine bazı kurallar ve prensipler belirleyin. Bu kapsamda kendinize bir kayıp oranı belirlemek faydalı olabilir. Örneğin hisse senetlerinizin değeri aldığınız değerin %7-8 altına düştüğü takdirde satış emri verin. Ayırdığınız paranın tamamını kaybetmeye hazır olun. Ve en önemlisi eğlence yatırımı için ayırdığınız para limitini asla arttırmayın. Bu limite her zaman sadık kalın. Hepsini kaybetseniz bile.
Hatalar yatırım sürecinin doğal bir parçasıdır. Ancak sık yapılan bu hatalardan sakınabilmenin yolu onların farkında olmaktan geçer. Artık borsada en sık yapılan 8 hatanın farkındasınız. Bu nedenle bu hatalardan sakınmak için, kapsamlı ve sistematik bir yatırım planı geliştirin ve buna sadık kalın. Eğlenmek de hakkınız. Yalnız bu iş için tamamen kaybetmeye hazır olduğunuz bir sermaye oluşturun ve bu “eğlence parasını” anaparanızdan kesinlikle ayrı tutun. Yazımızdaki tavsiyeleri yatırım hayatınızda uygulayın ve başarılı olmaya hazır olun
5 Mayıs 2020 Salı
4 Mayıs 2020 Pazartesi
Kripto değil, dijital para dönemi başlıyor
Ekonomist Ali Ağaoğlu, Milliyet'te bugünkü yazısında dijitalleşen dünyada ulusal paraların dönüşümünü ve BKM'nin hakim ortağı olan TCMB'nin planını yazdı. İşte Ağaoğlu'nun o yazısı:
Dijital paralar ulusal paraların yerini almaya hazırlanıyor. Çin yakında dijital para ile maaş bile ödeyecek. Ancak dijital para ile kripto parayı karıştırmayalım. Dijital paraların arkasında yine merkez bankaları olacak.
Dünyada 5G teknolojisinde önde giden Çin, dijital para sistemini de ilk hayata geçiren büyük ekonomi olmaya doğru gidiyor. Halihazırda Alipay ve WeChat ile dijital ödeme sistemine aşina olan Çin halkı, koronavirüs karantinası sırasında e-ticarete, dolayısıyla dijital ödeme sistemlerine daha fazla yönelmiş.
2014’ten bu yana dijital para geliştirmelerine başlamış olan Çin yeni ekonomi bölgesi olan Xiong’an’da dijital Renminbi kullanımını başlatıyor. İlk pilot bölgede 38 milyondan fazla nüfus var. Akıllı telefonlardaki elektronik cüzdan uygulamalarına yüklenecek olan e-RMB (e-Renminbi) ilk aşamada küçük ölçekli ödemelerin yapılmasına izin verecek. Elinde nakit bulunduranların da bu nakitlerini dijital paraya (e-RMB) dönüştürülmesine doğal olarak izin verilecek. Küresel anlamda dijital paraya geçen büyük ekonomilerden ilki olan Çin’de bazı kamu görevlileri mayıs ayından itibaren ücretlerini e-RMB olarak alacaklar.
Kripto para değil
Dijital paralar ile kripto paraları karıştırmayalım! Zira dijital paralar, hali hazırda kullanılan ulusal paraların yerini alacak. Aslında halihazırda hepimiz dijital para kullanıyoruz. Bankadaki IBAN hesaplarımızın arasında gidip - gelen paralar zaten dijital para. Kripto paralar Ulusal Merkez Bankaları dışındaki blokchain sistemlerinde madenciliği yapana verilen “ödül paralar” ve arkalarında herhangi bir otorite yok (Bu konuya başka bir yazıda değineceğim!). Dijital paraların ise öyle değil, arkalarında yine merkez bankaları olacak.
Merkez Bankası BKM’ye hakim ortak
Geçtiğimiz haftanın pek de dikkati çekmeyen gelişmelerinden birisi de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Kasım 2019’da yapılan bir yasa değişikliğine dayanarak Bankalararası Kart Merkezi’ne (BKM) hakim hissedar olarak ortak olmasıydı. Yapılan açıklamada ilgili kanuna atıfta bulunularak “... Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına (TCMB) “ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerinin kesintisiz işletimini sağlamak amacıyla sistemik öneme sahip kurulmuş veya kurulacak sistem işleticilerine hissedar olabilme” yetkisi verilmiştir.
TCMB, ödemeler altyapısına ve yenilikçi iş yapış yöntemlerine ilişkin önemli geliştirme alanları belirlemiştir. Bu doğrultuda yapılacak çalışmalar açısından BKM’nin, mevcut durumda üstlendiği ve temel olarak kartlı ödemeler alanına odaklanan rollerine ilave olarak önemli görevler üstlenmesi planlanmaktadır” denilmiş.
Hazırlık yapıyor
“Geliştirme alanları ve önemli görevlerden” kastın yeni dünyadaki ödeme yöntemlerinde yaşanacak değişimler, dijital paraların virüs sonrasında çok daha hızlı bir şekilde hayatımıza girecek olmasına hazırlık olacağını varsayıyorum. Zira yine 2019 yılında yapılan kanuni değişiklikle ödeme sistemleri ve bunları işleten elektronik para şirketlerinin denetim ve düzenlemesi BDDK’dan TCMB’ye alınmıştı. TCMB artık Türkiye’deki tüm ödeme sistemlerinin tek yasal düzenleyicisi ve denetleyicisi oldu.
İŞTE 6 TERCİH SEBEBİ
Negatif faiz için birebir...
Korona virüs salgını sırasında paraların virüsü taşıdığı; bu nedenle nakit kullanımından insanları soğutmak için bu virüsün yayıldığına kadar varan komplo teorileri türetildi. Doğru olduğunu düşünmüyorum! Dijital paraların gelişinin hızlanmasının bana göre çok farklı sebepleri var:
1-) Nakit para sistemde oldukça, negatif faiz politikası çalışmıyor! Merkez bankaları politika faizlerini eksiye düşürerek tasarruf sahiplerini bir anlamda ‘cezalandırarak’ tüketime veya yatırıma yönlendirmeye çalışıyorlar. Ancak güven sorunu yaşayan tasarruf sahipleri tüketim veya yatırım yerine parasını bankadan çekip, kasaya ya da yastık altına koyuyor. Böylelikle negatif faize maruz kalmıyor.
Ama bu da MB politikalarını işlevsizleştiriyor. En azından negatif faizin işlevini görebilmesi için nakit paranın ortadan kalkması lazım!
Paraya son kullanma tarihi
2-) “Son kullanım tarihli para” yaratılabilecek! Gelişmiş devletlerin birçoğu vatandaşlarının hesaplarına doğrudan para “indirdiler”. ABD 80 milyon vatandaşının hesaplarına 1200’şer dolar yatırdı. Bu çekler dağıtılmadan önce yapılan bir ankette yüzde 60 oranında “biriktiririm” yanıtı çıkmıştı.
Kriz zamanlarında gelecek endişesi ile tasarruf güdüsü artar. Ancak bu güdü, dağıtılan paraların arzu edildiği gibi ekonomiye tüketim olarak dönmesini engelliyor. Bunun önüne geçebilmek için dijital para sayesinde “son kullanım tarihli” para üretilebilecek. Örneğin 3 ayda harcamadığınız kısmın yüzde 25’i, 6 ay içinde harcamadığın kısmın yarısı hesabınızdan düşülecek denebilecek. Biraz daha büyük ölçekte şirketler, kurumlar için yıllara sari olarak da tasarlanabilir. Dijital paralar bu konuda önemli esneklikler getirecek.
Kuruşuna kadar takip edilir
3-) Yolsuzlukla mücadele kolaylaşacak! Dijital paranın her bir kuruşuna “kuyruk (string)” eklenebilecek. Bu sayede o kuruş ilk defa MB’ndan çıktıktan sonra nerede, ne zaman, kimden kime ödenmiş bilgisi takip edilebilecek.
Kuantum bilgisayar teknolojisi geliştikçe bu çok daha kolaylaşacak. Böylelikle dünya üzerinde ağırlıklı olarak nakit ödenen rüşvet veya benzeri “ödemeler” artık kolaylıkla takip edileceğinden bu konuda önemli kazanımlar olacak.
Kalpazan yok
4-) Kalpazanlıkla mücadeleye gerek kalmayacak! Nakit para ortadan kalktığında ‘kalpazanlık mesleği’ tarihe karışacak. Ne MB’ları nakit paraları taklit edilmesin diye daha güvenli hale getirmek için uğraşacak, ne de kalpazanlar bunları taklit etmekle... Diyebilirsiniz bu sefer de bilgisayar korsanları (hacker’lar) devreye girecek. Sanırım bu konuda haklısınız. Ancak MB eliyle yürütülecek güvenlik sistemleri ve bizlerin “dijital okuryazarlığımız” arttıkça bu riskin yönetilebileceğini düşünüyorum. (Farklı MB’larının sistemlerini hack’lemek için siber saldırı trafiği de mutlaka katlanacaktır!)
Çok düşük komisyon
5-) Düşük işlem komisyonları olacak! Özellikle akıllı telefonlar üzerinden anında yapılacak ödemeler; bankacılık işlem komisyonlarından (Kredi kartı komisyon, kart bedelinin esnafın hesabına geç geçmesi vb) havale masraflarından ve işlem maliyetlerinden tasarruf sağlayacak. Özellikle küçük esnafı ve düşük birim fiyatlı ürün satanları (örneğin simitçi, kestaneci...) çok rahatlatacak. Bankacılar için kötü; bireyler, esnaf ve KOBİ’ler için iyi haber.
‘Büyük Veri’ Merkez’de
6-) “Büyük Veri (Big Data) merkez bankalarına akacak! Çin’de olsun, ABD’de (Fed) olsun ve hatta geçtiğimiz hafta TCMB’nin BKM’de hakim ortak olması ülke ekonomisindeki tüm faaliyetlerden anında haberdar olmasını da beraberinde getirecek. Evet bir anlamda “Büyük Birader” hepimizi izliyor olacak (gerçi şu anda da izliyor!) ama bunun MB’larına, ekonomi politika yapıcılarına değişimleri anlamak açısından çok daha fazla bilgi sağlama açısından önemi olacak.
Ekonominin nabzı
Hadi abartmayalım saatlik veya günlük değil ama haftalık para ve maliye politikası kararları bile alınabilecek hale gelecek. Zira ödeme sistemlerinden üretilen bilgiler doğrudan ekonominin nabzını tutmak anlamına gelecektir. İnsanlar gıda tüketimlerini artırdılar mı, ülkenin ortalama kilosu mu yükseliyor yoksa enflasyondan mı kaynaklanıyor. Bu enflasyon gıda arz güvenliği nedeniyle mi yoksa lüks gıdaya yönelimden dolayı mı oluyor? Akaryakıt harcamalarından ekonominin hızlanıp, yavaşladığını anlamaya kadar birçok konuda politika yapıcılara yardımcı olacaktır.
Dijital paralar ulusal paraların yerini almaya hazırlanıyor. Çin yakında dijital para ile maaş bile ödeyecek. Ancak dijital para ile kripto parayı karıştırmayalım. Dijital paraların arkasında yine merkez bankaları olacak.
Dünyada 5G teknolojisinde önde giden Çin, dijital para sistemini de ilk hayata geçiren büyük ekonomi olmaya doğru gidiyor. Halihazırda Alipay ve WeChat ile dijital ödeme sistemine aşina olan Çin halkı, koronavirüs karantinası sırasında e-ticarete, dolayısıyla dijital ödeme sistemlerine daha fazla yönelmiş.
2014’ten bu yana dijital para geliştirmelerine başlamış olan Çin yeni ekonomi bölgesi olan Xiong’an’da dijital Renminbi kullanımını başlatıyor. İlk pilot bölgede 38 milyondan fazla nüfus var. Akıllı telefonlardaki elektronik cüzdan uygulamalarına yüklenecek olan e-RMB (e-Renminbi) ilk aşamada küçük ölçekli ödemelerin yapılmasına izin verecek. Elinde nakit bulunduranların da bu nakitlerini dijital paraya (e-RMB) dönüştürülmesine doğal olarak izin verilecek. Küresel anlamda dijital paraya geçen büyük ekonomilerden ilki olan Çin’de bazı kamu görevlileri mayıs ayından itibaren ücretlerini e-RMB olarak alacaklar.
Kripto para değil
Dijital paralar ile kripto paraları karıştırmayalım! Zira dijital paralar, hali hazırda kullanılan ulusal paraların yerini alacak. Aslında halihazırda hepimiz dijital para kullanıyoruz. Bankadaki IBAN hesaplarımızın arasında gidip - gelen paralar zaten dijital para. Kripto paralar Ulusal Merkez Bankaları dışındaki blokchain sistemlerinde madenciliği yapana verilen “ödül paralar” ve arkalarında herhangi bir otorite yok (Bu konuya başka bir yazıda değineceğim!). Dijital paraların ise öyle değil, arkalarında yine merkez bankaları olacak.
Merkez Bankası BKM’ye hakim ortak
Geçtiğimiz haftanın pek de dikkati çekmeyen gelişmelerinden birisi de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Kasım 2019’da yapılan bir yasa değişikliğine dayanarak Bankalararası Kart Merkezi’ne (BKM) hakim hissedar olarak ortak olmasıydı. Yapılan açıklamada ilgili kanuna atıfta bulunularak “... Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına (TCMB) “ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerinin kesintisiz işletimini sağlamak amacıyla sistemik öneme sahip kurulmuş veya kurulacak sistem işleticilerine hissedar olabilme” yetkisi verilmiştir.
TCMB, ödemeler altyapısına ve yenilikçi iş yapış yöntemlerine ilişkin önemli geliştirme alanları belirlemiştir. Bu doğrultuda yapılacak çalışmalar açısından BKM’nin, mevcut durumda üstlendiği ve temel olarak kartlı ödemeler alanına odaklanan rollerine ilave olarak önemli görevler üstlenmesi planlanmaktadır” denilmiş.
Hazırlık yapıyor
“Geliştirme alanları ve önemli görevlerden” kastın yeni dünyadaki ödeme yöntemlerinde yaşanacak değişimler, dijital paraların virüs sonrasında çok daha hızlı bir şekilde hayatımıza girecek olmasına hazırlık olacağını varsayıyorum. Zira yine 2019 yılında yapılan kanuni değişiklikle ödeme sistemleri ve bunları işleten elektronik para şirketlerinin denetim ve düzenlemesi BDDK’dan TCMB’ye alınmıştı. TCMB artık Türkiye’deki tüm ödeme sistemlerinin tek yasal düzenleyicisi ve denetleyicisi oldu.
İŞTE 6 TERCİH SEBEBİ
Negatif faiz için birebir...
Korona virüs salgını sırasında paraların virüsü taşıdığı; bu nedenle nakit kullanımından insanları soğutmak için bu virüsün yayıldığına kadar varan komplo teorileri türetildi. Doğru olduğunu düşünmüyorum! Dijital paraların gelişinin hızlanmasının bana göre çok farklı sebepleri var:
1-) Nakit para sistemde oldukça, negatif faiz politikası çalışmıyor! Merkez bankaları politika faizlerini eksiye düşürerek tasarruf sahiplerini bir anlamda ‘cezalandırarak’ tüketime veya yatırıma yönlendirmeye çalışıyorlar. Ancak güven sorunu yaşayan tasarruf sahipleri tüketim veya yatırım yerine parasını bankadan çekip, kasaya ya da yastık altına koyuyor. Böylelikle negatif faize maruz kalmıyor.
Ama bu da MB politikalarını işlevsizleştiriyor. En azından negatif faizin işlevini görebilmesi için nakit paranın ortadan kalkması lazım!
Paraya son kullanma tarihi
2-) “Son kullanım tarihli para” yaratılabilecek! Gelişmiş devletlerin birçoğu vatandaşlarının hesaplarına doğrudan para “indirdiler”. ABD 80 milyon vatandaşının hesaplarına 1200’şer dolar yatırdı. Bu çekler dağıtılmadan önce yapılan bir ankette yüzde 60 oranında “biriktiririm” yanıtı çıkmıştı.
Kriz zamanlarında gelecek endişesi ile tasarruf güdüsü artar. Ancak bu güdü, dağıtılan paraların arzu edildiği gibi ekonomiye tüketim olarak dönmesini engelliyor. Bunun önüne geçebilmek için dijital para sayesinde “son kullanım tarihli” para üretilebilecek. Örneğin 3 ayda harcamadığınız kısmın yüzde 25’i, 6 ay içinde harcamadığın kısmın yarısı hesabınızdan düşülecek denebilecek. Biraz daha büyük ölçekte şirketler, kurumlar için yıllara sari olarak da tasarlanabilir. Dijital paralar bu konuda önemli esneklikler getirecek.
Kuruşuna kadar takip edilir
3-) Yolsuzlukla mücadele kolaylaşacak! Dijital paranın her bir kuruşuna “kuyruk (string)” eklenebilecek. Bu sayede o kuruş ilk defa MB’ndan çıktıktan sonra nerede, ne zaman, kimden kime ödenmiş bilgisi takip edilebilecek.
Kuantum bilgisayar teknolojisi geliştikçe bu çok daha kolaylaşacak. Böylelikle dünya üzerinde ağırlıklı olarak nakit ödenen rüşvet veya benzeri “ödemeler” artık kolaylıkla takip edileceğinden bu konuda önemli kazanımlar olacak.
Kalpazan yok
4-) Kalpazanlıkla mücadeleye gerek kalmayacak! Nakit para ortadan kalktığında ‘kalpazanlık mesleği’ tarihe karışacak. Ne MB’ları nakit paraları taklit edilmesin diye daha güvenli hale getirmek için uğraşacak, ne de kalpazanlar bunları taklit etmekle... Diyebilirsiniz bu sefer de bilgisayar korsanları (hacker’lar) devreye girecek. Sanırım bu konuda haklısınız. Ancak MB eliyle yürütülecek güvenlik sistemleri ve bizlerin “dijital okuryazarlığımız” arttıkça bu riskin yönetilebileceğini düşünüyorum. (Farklı MB’larının sistemlerini hack’lemek için siber saldırı trafiği de mutlaka katlanacaktır!)
Çok düşük komisyon
5-) Düşük işlem komisyonları olacak! Özellikle akıllı telefonlar üzerinden anında yapılacak ödemeler; bankacılık işlem komisyonlarından (Kredi kartı komisyon, kart bedelinin esnafın hesabına geç geçmesi vb) havale masraflarından ve işlem maliyetlerinden tasarruf sağlayacak. Özellikle küçük esnafı ve düşük birim fiyatlı ürün satanları (örneğin simitçi, kestaneci...) çok rahatlatacak. Bankacılar için kötü; bireyler, esnaf ve KOBİ’ler için iyi haber.
‘Büyük Veri’ Merkez’de
6-) “Büyük Veri (Big Data) merkez bankalarına akacak! Çin’de olsun, ABD’de (Fed) olsun ve hatta geçtiğimiz hafta TCMB’nin BKM’de hakim ortak olması ülke ekonomisindeki tüm faaliyetlerden anında haberdar olmasını da beraberinde getirecek. Evet bir anlamda “Büyük Birader” hepimizi izliyor olacak (gerçi şu anda da izliyor!) ama bunun MB’larına, ekonomi politika yapıcılarına değişimleri anlamak açısından çok daha fazla bilgi sağlama açısından önemi olacak.
Ekonominin nabzı
Hadi abartmayalım saatlik veya günlük değil ama haftalık para ve maliye politikası kararları bile alınabilecek hale gelecek. Zira ödeme sistemlerinden üretilen bilgiler doğrudan ekonominin nabzını tutmak anlamına gelecektir. İnsanlar gıda tüketimlerini artırdılar mı, ülkenin ortalama kilosu mu yükseliyor yoksa enflasyondan mı kaynaklanıyor. Bu enflasyon gıda arz güvenliği nedeniyle mi yoksa lüks gıdaya yönelimden dolayı mı oluyor? Akaryakıt harcamalarından ekonominin hızlanıp, yavaşladığını anlamaya kadar birçok konuda politika yapıcılara yardımcı olacaktır.
Dört ayda yüzde 34 kazandıran altın
Gram altın farkı
Altın dolarla fiyatlandığı için dolar artıkça altın da artıyor. Dünya standartlarında 1 ons altın yaklaşık 31,10 gram altına denk geliyor. Yani bugün 1.700 dolar seviyesinde fiyatlanan bir ons altın, 31,10’a bölündüğünde 1 gram altının yaklaşık fiyatı olan 54,6 dolara ulaşılır. Bu da 7,02 TL’lik dolar kuru ile hesaplandığında 383,7 TL seviyesine denk gelir.
Gram altın hem dolara hem de altına talep sürdüğü için zirve üstüne zirve yapmakta. Son üç yılda ortalama yüzde 34 performans düşük riskli yatırım araçlarında oldukça dikkat çeken bir oran. Altının yükselişine yol açan unsurların başında merkez bankalarının altın toplaması geliyor. Küresel bazda ticaret savaşları altını gözde yatırım enstrümanı olarak öne çıkardı. Merkez bankaları altın toplamayı durduracaklarını açıklamalarına rağmen altına ilgi sürdü. Koronavirüs salgınıyla altın yeniden zirveye oturdu.
4 ayda yıllık getiri
Koronavirüs ile gram altındaki yükseliş zirve yaptı. Altının onsu 1.700 dolara tırmandı ve dolar kuru da 7 lirayı mayıs ayının ilk günü test etti. Peki, bu seyir devam edecek mi? Yatırım dünyasında bir emtianın sürekli aynı hızla yükselmesi ya da düşmesi beklenmez. Bu çerçevede normalleşme sürecine girilmesiyle birlikte altındaki bu yükseliş hızının da ivme kaybetmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Normalleşme halinde geleneksel birikim aracı olması itibariyle uzun vadede yükseliş sürse dahi bunun düzeltmelerle devam ettiği görülecektir.
Borsada panikle satanlar kaybetti
Borsadaki hızlı dalgalanmalar bir kez daha gösteriyor ki, karamsarlığın zirve yaptığı dönemlerde fiyatlardaki aşağı yönlü dalgalanmalar aşırıdır ve dönüşü başlatacak en ufak bir gelişme çok hızlı fiyatlanabilir.
Koronavirüs bittiğinde elbette etkileri hemen geçmeyecek. Ancak nasıl ki virüsün yayılma hızının ekonomileri kilitleyeceği görüldüğü anda fiyatlamalar aşağı yönde sert şekilde gelişti ise ekonomilerin açılma ve hayatın normalleşme belirtileri de o ölçüde hızlı fiyatlanacaktır.
Zeynep Aktaş
Milliyet
Altın dolarla fiyatlandığı için dolar artıkça altın da artıyor. Dünya standartlarında 1 ons altın yaklaşık 31,10 gram altına denk geliyor. Yani bugün 1.700 dolar seviyesinde fiyatlanan bir ons altın, 31,10’a bölündüğünde 1 gram altının yaklaşık fiyatı olan 54,6 dolara ulaşılır. Bu da 7,02 TL’lik dolar kuru ile hesaplandığında 383,7 TL seviyesine denk gelir.
Gram altın hem dolara hem de altına talep sürdüğü için zirve üstüne zirve yapmakta. Son üç yılda ortalama yüzde 34 performans düşük riskli yatırım araçlarında oldukça dikkat çeken bir oran. Altının yükselişine yol açan unsurların başında merkez bankalarının altın toplaması geliyor. Küresel bazda ticaret savaşları altını gözde yatırım enstrümanı olarak öne çıkardı. Merkez bankaları altın toplamayı durduracaklarını açıklamalarına rağmen altına ilgi sürdü. Koronavirüs salgınıyla altın yeniden zirveye oturdu.
4 ayda yıllık getiri
Koronavirüs ile gram altındaki yükseliş zirve yaptı. Altının onsu 1.700 dolara tırmandı ve dolar kuru da 7 lirayı mayıs ayının ilk günü test etti. Peki, bu seyir devam edecek mi? Yatırım dünyasında bir emtianın sürekli aynı hızla yükselmesi ya da düşmesi beklenmez. Bu çerçevede normalleşme sürecine girilmesiyle birlikte altındaki bu yükseliş hızının da ivme kaybetmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Normalleşme halinde geleneksel birikim aracı olması itibariyle uzun vadede yükseliş sürse dahi bunun düzeltmelerle devam ettiği görülecektir.
Borsada panikle satanlar kaybetti
Borsadaki hızlı dalgalanmalar bir kez daha gösteriyor ki, karamsarlığın zirve yaptığı dönemlerde fiyatlardaki aşağı yönlü dalgalanmalar aşırıdır ve dönüşü başlatacak en ufak bir gelişme çok hızlı fiyatlanabilir.
Koronavirüs bittiğinde elbette etkileri hemen geçmeyecek. Ancak nasıl ki virüsün yayılma hızının ekonomileri kilitleyeceği görüldüğü anda fiyatlamalar aşağı yönde sert şekilde gelişti ise ekonomilerin açılma ve hayatın normalleşme belirtileri de o ölçüde hızlı fiyatlanacaktır.
Zeynep Aktaş
Milliyet
Ankara’nın Tarihi Alışveriş Adresi: Çıkrıkçılar Yokuşu
Ankara’nın tarihi Çıkrıkçılar Yokuşu. Vehbi Koç gibi nice iş adamı ve politikacıyı ülkeye kazandırmış bu yokuşun esnafı, şimdi göğü delen alışveriş merkezleri ile mücadele ediyor. Ankara’nın tarihi pazar yeri olan Çıkrıkçılar Yokuşu, tarihten günümüze geleneksel dokusunu koruyor.
Ulus Semti’nde bulunan Çıkrıkçılar Yokuşu, Ankara Tiftik Keçisi’nden elde edilen yünün çıkrıklarla eğrilip kumaş dokunan tarihi çarşısı. Güler yüzlü esnafı ve alışveriş mozaiği ile insanlara ilginç ve renkli bir görüntü sunan çarşı, alışveriş merkezlerinin tek fiyat uygulaması ve rekabetine karşın her bütçeye uygun ürünleri ile Ankaralıların gözde mekânları arasında olmaya devam ediyor. Çarşının sokakları, sokakta icra edilen mesleğe göre isim alıyor. Nalbantlar, Kavaflar, Saraçlar, At Pazarı ve Çıkrıkçılar gibi farklı sokak isimleri ile anılıyor ama yaşam standartlarının farklılaşması ile birlikte bu meslekler zamanla önemini kaybediyor. Birçok kez yangın olayı ile karşılaşan Çıkrıkçılar Yokuşu şimdilerde ayakta kalma mücadelesi veriyor.
Çocukluğundan beri Çıkrıkçılar Yokuşu’nda esnaflık yapan birçok esnaf burada hala zamana karşı direniyor. Konuştuğumuz esnaflar, esnaf arası ilişkilerin iyi olduğunu ancak eskiden daha iyi ve sıcak olduğunu dile getirdiler. Birçok esnaftan edinilen bilgileri şu kelimelerle özetleyebiliriz: “Eskiden, maddiyatçılık çok fazla yoktu. Herkes herkesin derdine koşardı. Elinden geldiğince yardım ederdi. İnsanlarda her şeyi ben kazanayım hırsı yoktu. Esnaf, ‘Ben bugün siftahımı yaptım nafakamı aldım’ derdi. İnsanlar şimdi daha bencil. Maddiyat daha çok önem kazandı. Maddiyatın önem kazanmasıyla birlikte esnaf arasındaki ilişki de bozuldu, çöktü. Eski sıcak samimi ilişkiler ve yardımlaşmalar kalmadı.”
Alışveriş merkezlerinde her ürünün tek fiyatı var. İnsanların aldatılmaması açısından tek fiyat uygulaması güzel bir fikir. Çarşı esnafına bunu sorduğumuz zamansa aldığımız cevap şöyle oldu: “Biz de zamanında çarşı esnafı olarak tek fiyat uygulaması yapalım dedik. Bu seferde insanların pazarlık etme arzu ve istekleri ortadan kalkıyor. İnsanlar için pazarlığın bir ihtiyaç olduğu kanısına vardık. İnsanlar bu mücadeleyi vermek istiyor. Bundan dolayı eski usul alışverişe devam etme kararı aldık. Bunun avantajlı ve dezavantajlı tarafı da var. İnsan psikolojik olarak pazarlık yapınca rahat hissedebiliyor. Ama dezavantaj olarak tüketiciye mal tedarikinde farklı fiyatlar ortaya çıkabiliyor.”
Çıkrıkçılar Yokuşu Ankara’nın en eski yerlerinden biridir. Otantik özellikler taşıyan yerlerin mutlaka korunması lazım. Geleceğe de miras olarak aktırılması gerekiyor. Objektif olarak baktığımız zaman Altındağ Belediyesi’nin buralara verdiği çok büyük destek var. Çok güzel yenileme çalışması yaptı. Kale ve Hamamönü çevresinde bunu görebilirsiniz. Çıkrıkçılar yokuşu esnafı, insanların bu tarihi çarşıya gelip alışveriş yapmalarının hem onlar için hem de çarşı esnafı için daha sağlıklı ve kazançlı bir alışveriş olacağını söylüyorlar.
Çıkrıkçılar Yokuşu Hakkında Bilgi
Beş asırlık geçmişi ile Anadolu’nun en eski yaşayan alışveriş merkezlerinden biri olan Çıkrıkçılar Yokuşu’nun iki yanındaki manifaturacılar, perdeciler, tuhafiyeciler genellikle el ürünleri satarlar. Yurdun dört bir yanından getirilen dokumalar, çeşitli bezler, seccadeler, duvar halıları, sofra örtüleri, döşemelikler, yazmalar, çevreler, yemeniler, şallar, şalvarlar, kadifeler.
Bu yokuşta, tahta, ağaç oyma işleri de yapılır. Bebe beşiği, çeyiz sandığı, düvenciler, tabutçular, özellikle yün eğirmek için yapılan çıkrıkçılar da hep bu yokuştadır. Yokuşun bitimine yakın yerde hırdavatçılar tipik Ankara esnafının davranış ve geleneklerini yansıtırlar. Bakırcılar Çarşısı ise bakırın kızıllığının pirincin sarısına karıştığı, küçük çekiçlerden çıkan ritmik seslerin müziğe dönüştüğü bir ortamdır. Çarşı; birbirleriyle kesişen sokaklar, geçitler, pasajlar, labirentler arasında yer alan dükkan ve mağazaları ile adeta bir bayram yeri gibidir ve burada yok yoktur! Çarşıda ağırlıklı olarak manifaturacılar, ev tekstili mağazaları, perdeciler, konfeksiyoncular, ve tuhafiyeciler göze çarpar. Ankaralılar ev tekstili ihtiyaçlarının büyük bir bölümünü buradaki mefruşatçılar ve manifaturacılardan temin ederler. Öte yanda çarşıda geniş bir yelpazede halıcı ve mobilyacılar, elektrikli cihaz ve malzemeciler, nakliyeciler, inşaat malzemeleri satıcıları, hırdavatçılar, inşaat müteahhitleri, hazır ayakkabı imalatçıları, kırtasiyeciler, eczacılar, makine ve madeni eşyacıları, matbaacılar, mücellitler, fotoğraf malzemesi satanlar, hurdacılar, nalburlar, kuyumcular, saraciye imalatçıları, tıbbi cihaz satıcıları yer alırlar.
--
Ankara'nın en eski alışveriş adresi: Çıkrıkçılar Yokuşu
Ulus'taki romanlara konu olan Çıkrıkçılar Yokuşu, Ankara'nın ilk alışveriş adresi olarak biliniyor.
Ankara’nın ilk yerleşim yerlerinden Ulus’taki Çıkrıkçılar Yokuşu yıllarca alışverişin merkezi oldu. İstanbul’daki Eminönü ile kıyaslanan çarşının geçmişi Osmanlı dönemine kadar uzanıyor. Ankara’nın çeşitli mahallelerinden, çevre köy ve kasabalardan gelenlerin her türlü alışverişini karşıladığı yerdeki çarşı.
Turkish Cargo dünya beşincisi oldu
Türk Hava Yolları (THY) hava kargoda dünyanın en hızlı büyüyen şirketi oldu. THY’nin hava kargo markası Turkish Cargo, Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’nin (IATA) kilometre başına taşınan kargo değerlendirmelerine (Freight Tonne Kilometres – FTK) göre Şubat 2020’de yüzde 16.6 büyüme oranınaulaştı.
Turkish Cargo bu sonuçlarla dünyanın en büyük 25 hava kargo taşıyıcısı arasında en yüksek büyüme oranını gerçekleştirerek 5’nci sıraya yükseldi.
Geçen yıl 8’nci sırada yer alan Turkish Cargo, koronavirüs salgını sebebiyle küresel hava kargo sektörünün yüzde 2.6 daralma gösterdiği piyasada pazar payını da yüzde 4.4’e çıkardı.
Başarılı gelişmeyi değerlendiren THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı İlker Aycı, milleti gibi yenilmeyi ve vazgeçmeyi hiç sevmeyen bir şirket olduklarını, yalnızca kargo taşıyabildikleri bu zor günlerde görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştıklarını belirtti.
Hem insani hem de ticari yönden değerli işlere imza attıklarını kaydeden Aycı açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Turkish Cargo’nun sergilediği başarı, ülkemizi hava kargo sektöründe dünyanın merkezi konumuna taşımak için kararlı olduğumuzu gösteriyor. Nitekim Kovid-19 salgını sonrası jeopolitik konumumuz ve imkânlarımız hava kargo sektöründe ülkemizi daha önemli bir oyuncu konumuna taşıyacak. Böylece 2023 yılında Turkish Cargo’yu en iyi 5 hava kargo markasından biri konumuna taşıma hedefimize daha sağlam adımlarla ilerleyeceğiz.”
Turkish Cargo, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde gıda, yardım malzemesi, maske, medikal ekipmanlar ve ilaç taşımaları yaparak, global tedarik zincirinin aksamaması adına operasyonlarına 7/24 devam ediyor.
Turkish Cargo, ihtiyaç duyulan ilaç ve tıbbi ekipmanları öncelikle farklı kıtalardan Türkiye’ye, Türkiye’den de; Şikago, Taipei, Atlanta, Sao Paulo, Seul, New York ve Kiev başta olmak üzere dünyanın dört bir yanına ulaştırmaya devam ediyor. Şirket, nisan ayında 4 bin ton ilaç taşıması ve 500 ton medikal ekipman taşıması gerçekleştirdi.
Dünyanın en büyük altıncı hava kargo taşıma kapasitesine sahip olan Turkish Cargo, 25 yüksek kapasiteli kargo uçağını kullanarak, direkt kargo destinasyonu olan 90 noktanın yanı sıra ana markası Türk Hava Yolları’nın filosunda bulunan 19 adet geniş gövdeli yolcu uçağıyla; Londra, Moskova, Kahire, Şanghay, Bangkok, Doha, Dubai ve Kazablanka olmak üzere 38 destinasyona hava kargo operasyonu düzenliyor.
Bu kritik süreçte de uluslararası köprü vazifesi görmeye devam eden Turkish Cargo, nisan ayında kargo ve yolcu uçaklarıyla 900’den fazla sefer düzenledi.
BKM daha etkin bir kurum olacak
TCMB'nin BKM'ye hissedarlık kararıyla ilgili konuşan TCMB Başkan Yardımcısı Emrah Şener, "Bu karar, ödeme sistemleri ve finansal teknolojilere uyumu güçlendirmek ve bu dönüşümü yönlendirmek amaçlıdır" dedi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkan Yardımcısı Emrah Şener, "Ödemeler alanında bankamızca belirlenen geliştirme konularında Bankalararası Kart Merkezi'ne (BKM) ilave rol ve sorumluluklar verilecektir." dedi.
Şener, AA muhabirinin Merkez Bankası'nın BKM'ye hakim ortak olma süreci, ödemeler sisteminin geleceği ve yeni dönemde BKM'nin faaliyetlerine ilişkin sorularına şu yanıtları verdi.
SORU: "2019 yılı kasım ayında gerçekleştirilen 6493 sayılı kanun değişikliği ile Merkez Bankası'na neden bir kuruluşa hissedar olma yetkisi verildi?"
CEVAP: "Ülkemizdeki ödeme sistemlerinin kesintisiz çalışmasını sağlamak' Merkez Bankası'nın asli görevlerinden biridir. Bu anlamda bankamız, ülkemizin en önemli ödeme sistemi olan Elektronik Fon Transfer (EFT) sisteminin hem kurucusu hem de işleticisidir. Kasım 2019'da 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun'da önemli değişiklikler yapıldı. Merkez Bankası ödemeler alanında tek yetkili kurum haline gelirken, bu alandaki rol ve sorumluluklarımız da arttı. Yasadaki yeni düzenlemeler bankamıza, sahip oldukları sistemin işleyişinde bir sıkıntı oluşması durumunda finansal istikrarı ve ekonomik aktiviteyi ciddi biçimde olumsuz etkileme potansiyeli bulunan, yani 'sistemik öneme sahip' sistem işleticilerine hissedar olma yetkisi tanıdı."
SORU: "BKM'de nasıl bir hissedarlıktan bahsediyorsunuz, biraz açabilir misiniz?"
CEVAP: "BKM, kartlı ödemeler alanında hizmet vermek üzere kurulmuş olan bir anonim şirkettir. Ülkemizde gerçekleşen kartlı ödemeler için yönlendirme ve doğrulama hizmeti, kartlı işlemlere ilişkin ihraççı ve kabulcü kuruluşlar arasındaki takas ve mutabakatın yürütülmesi, yurt dışı kartlı sistem kuruluşları ile bağlantı kurulması gibi konularda BKM oldukça kritik roller üstlenmektedir. Ayrıca, kartlı ödemeler alanında faaliyet gösteren kuruluşlar tarafından uygulanan bazı standartlar da yine BKM tarafından belirlenmektedir. Alınan karar ile Merkez Bankası, sistemik öneme sahip bir sistem işleticisi olan BKM'ye, çoğunluk hisselerini satın alarak hissedar oldu. Bu hissedarlığa paralel olarak ödemeler alanına ilişkin bankamızca belirlenen geliştirme konularında BKM'ye de ilave rol ve sorumluluklar verilecektir. Değişen hissedarlık yapısı sonrasında hakim ortak Merkez Bankası olmak kaydıyla bankaların payları ve yönetim kurulunda temsilcileri olmaya devam edecektir."
"Ödemeler sisteminde dünya çapında örnek model olmak istiyoruz"
SORU: "Hissedarı olacağınız BKM, kar amacı güdüyor olacak mı?"
CEVAP: "BKM, kesinlikle kar amacı güden bir kuruluş olmayacaktır. Burada alınan karar, ödeme sistemleri ve finansal teknolojilere uyumu güçlendirmek ve dönüşümünü yönlendirmek amacıyla alınmıştır. Bu inisiyatifin amacı, ödeme sistemlerinin kamu yararı gözetilerek, kapsayıcı, kesintisiz, etkin ve verimli işletilmesi yönünde bankamıza düşen sorumlulukların yerine getirilebilmesidir."
SORU: "Merkez Bankası'nın hissedar olmasından sonra BKM'nin faaliyetlerinde ne gibi değişiklikler beklemeliyiz?"
CEVAP: "Merkez Bankası olarak ödeme sistemlerinde dünya çapında örnek model olabilecek, teknolojisini günün gereklerine uygun şekilde sürekli geliştiren ve rekabetçi bir ödemeler ekosisteminin oluşmasına katkı sağlamak istiyoruz. Öngörülen yeni yapıda BKM, kartlı ödemeler alanındaki faaliyetlerinin yanında, yenilikçi ödeme yöntemlerine yönelik uygulama alanlarını araştıracak, 7/24 çalışacak anlık perakende ödemeler platformunun geliştirilmesine katkı sunacak, QR kod ve açık bankacılık gibi ödemeler alanının ihtiyacı olan standartların oluşturulmasında aktif rol alacaktır. BKM'nin uzun vadede yurt dışına açılması ve ağını genişleterek ülkemizin ödemeler alanında önce bölgesel, daha sonra küresel bir referans noktası haline gelmesi için üstleneceği role ilişkin yol haritamızı da yakında kamuoyu ile paylaşacağız."
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkan Yardımcısı Emrah Şener, "Ödemeler alanında bankamızca belirlenen geliştirme konularında Bankalararası Kart Merkezi'ne (BKM) ilave rol ve sorumluluklar verilecektir." dedi.
Şener, AA muhabirinin Merkez Bankası'nın BKM'ye hakim ortak olma süreci, ödemeler sisteminin geleceği ve yeni dönemde BKM'nin faaliyetlerine ilişkin sorularına şu yanıtları verdi.
SORU: "2019 yılı kasım ayında gerçekleştirilen 6493 sayılı kanun değişikliği ile Merkez Bankası'na neden bir kuruluşa hissedar olma yetkisi verildi?"
CEVAP: "Ülkemizdeki ödeme sistemlerinin kesintisiz çalışmasını sağlamak' Merkez Bankası'nın asli görevlerinden biridir. Bu anlamda bankamız, ülkemizin en önemli ödeme sistemi olan Elektronik Fon Transfer (EFT) sisteminin hem kurucusu hem de işleticisidir. Kasım 2019'da 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun'da önemli değişiklikler yapıldı. Merkez Bankası ödemeler alanında tek yetkili kurum haline gelirken, bu alandaki rol ve sorumluluklarımız da arttı. Yasadaki yeni düzenlemeler bankamıza, sahip oldukları sistemin işleyişinde bir sıkıntı oluşması durumunda finansal istikrarı ve ekonomik aktiviteyi ciddi biçimde olumsuz etkileme potansiyeli bulunan, yani 'sistemik öneme sahip' sistem işleticilerine hissedar olma yetkisi tanıdı."
SORU: "BKM'de nasıl bir hissedarlıktan bahsediyorsunuz, biraz açabilir misiniz?"
CEVAP: "BKM, kartlı ödemeler alanında hizmet vermek üzere kurulmuş olan bir anonim şirkettir. Ülkemizde gerçekleşen kartlı ödemeler için yönlendirme ve doğrulama hizmeti, kartlı işlemlere ilişkin ihraççı ve kabulcü kuruluşlar arasındaki takas ve mutabakatın yürütülmesi, yurt dışı kartlı sistem kuruluşları ile bağlantı kurulması gibi konularda BKM oldukça kritik roller üstlenmektedir. Ayrıca, kartlı ödemeler alanında faaliyet gösteren kuruluşlar tarafından uygulanan bazı standartlar da yine BKM tarafından belirlenmektedir. Alınan karar ile Merkez Bankası, sistemik öneme sahip bir sistem işleticisi olan BKM'ye, çoğunluk hisselerini satın alarak hissedar oldu. Bu hissedarlığa paralel olarak ödemeler alanına ilişkin bankamızca belirlenen geliştirme konularında BKM'ye de ilave rol ve sorumluluklar verilecektir. Değişen hissedarlık yapısı sonrasında hakim ortak Merkez Bankası olmak kaydıyla bankaların payları ve yönetim kurulunda temsilcileri olmaya devam edecektir."
"Ödemeler sisteminde dünya çapında örnek model olmak istiyoruz"
SORU: "Hissedarı olacağınız BKM, kar amacı güdüyor olacak mı?"
CEVAP: "BKM, kesinlikle kar amacı güden bir kuruluş olmayacaktır. Burada alınan karar, ödeme sistemleri ve finansal teknolojilere uyumu güçlendirmek ve dönüşümünü yönlendirmek amacıyla alınmıştır. Bu inisiyatifin amacı, ödeme sistemlerinin kamu yararı gözetilerek, kapsayıcı, kesintisiz, etkin ve verimli işletilmesi yönünde bankamıza düşen sorumlulukların yerine getirilebilmesidir."
SORU: "Merkez Bankası'nın hissedar olmasından sonra BKM'nin faaliyetlerinde ne gibi değişiklikler beklemeliyiz?"
CEVAP: "Merkez Bankası olarak ödeme sistemlerinde dünya çapında örnek model olabilecek, teknolojisini günün gereklerine uygun şekilde sürekli geliştiren ve rekabetçi bir ödemeler ekosisteminin oluşmasına katkı sağlamak istiyoruz. Öngörülen yeni yapıda BKM, kartlı ödemeler alanındaki faaliyetlerinin yanında, yenilikçi ödeme yöntemlerine yönelik uygulama alanlarını araştıracak, 7/24 çalışacak anlık perakende ödemeler platformunun geliştirilmesine katkı sunacak, QR kod ve açık bankacılık gibi ödemeler alanının ihtiyacı olan standartların oluşturulmasında aktif rol alacaktır. BKM'nin uzun vadede yurt dışına açılması ve ağını genişleterek ülkemizin ödemeler alanında önce bölgesel, daha sonra küresel bir referans noktası haline gelmesi için üstleneceği role ilişkin yol haritamızı da yakında kamuoyu ile paylaşacağız."
1 Mayıs 2020 Cuma
Merkez Bankası, Bankalararası Kart Merkezine ortak oldu
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) resmi web sitesi üzerinden paylaşılan bilgilere göre Merkez Bankası, Bankalararası Kart Merkezi‘ne hakim ortak oldu.
Merkez Bankası tarafından yapılan resmi açıklama şöyle:
“12 Kasım 2019 tarihli ve 7192 sayılı Kanun ile, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’un 8. maddesinin dördüncü fıkrası olarak eklenen hüküm uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına (TCMB) “ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerinin kesintisiz işletimini sağlamak amacıyla sistemik öneme sahip kurulmuş veya kurulacak sistem işleticilerine hissedar olabilme” yetkisi verilmiştir.
Bankalararası Kart Merkezi A.Ş. (BKM), Bankamızdan aldığı izinler kapsamında faaliyet göstermektedir ve gerçekleştirdiği faaliyetler nedeniyle Ülkemiz ödeme sistemleri açısından sistemik öneme sahip bir sistem işleticisi olarak değerlendirilmektedir.
TCMB, ödemeler altyapısına ve yenilikçi iş yapış yöntemlerine ilişkin önemli geliştirme alanları belirlemiştir. Bu doğrultuda yapılacak çalışmalar açısından BKM’nin, mevcut durumda üstlendiği ve temel olarak kartlı ödemeler alanına odaklanan rollerine ilave olarak önemli görevler üstlenmesi planlanmaktadır.
Bu kapsamda TCMB, 6493 sayılı Kanun’un 8. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca BKM’ye hâkim ortak olarak hissedar olmuştur.
Kamuoyunun bilgisine sunulur.”
Merkez Bankası tarafından yapılan resmi açıklama şöyle:
“12 Kasım 2019 tarihli ve 7192 sayılı Kanun ile, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’un 8. maddesinin dördüncü fıkrası olarak eklenen hüküm uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına (TCMB) “ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerinin kesintisiz işletimini sağlamak amacıyla sistemik öneme sahip kurulmuş veya kurulacak sistem işleticilerine hissedar olabilme” yetkisi verilmiştir.
Bankalararası Kart Merkezi A.Ş. (BKM), Bankamızdan aldığı izinler kapsamında faaliyet göstermektedir ve gerçekleştirdiği faaliyetler nedeniyle Ülkemiz ödeme sistemleri açısından sistemik öneme sahip bir sistem işleticisi olarak değerlendirilmektedir.
TCMB, ödemeler altyapısına ve yenilikçi iş yapış yöntemlerine ilişkin önemli geliştirme alanları belirlemiştir. Bu doğrultuda yapılacak çalışmalar açısından BKM’nin, mevcut durumda üstlendiği ve temel olarak kartlı ödemeler alanına odaklanan rollerine ilave olarak önemli görevler üstlenmesi planlanmaktadır.
Bu kapsamda TCMB, 6493 sayılı Kanun’un 8. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca BKM’ye hâkim ortak olarak hissedar olmuştur.
Kamuoyunun bilgisine sunulur.”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

