9 Mayıs 2020 Cumartesi

Altın fiyatlarını yükselten 6 etken

1) Dünyadaki yüksek borçluluk
2) Koronavirüs salgını ile birlikte birçok sektörde yaşanan sıkıntılı süreç
3) Dövizlerdeki devalüasyonlar
4) Kıymetli maden piyasası spekülasyonu
5) Yetersiz fiziksel arz
6) Güvenli bir limana sığınma ihtiyacı



Zeynep Aktaş
Milliyet


7 Mayıs 2020 Perşembe

Swap yasağı sonrası dolar tarihi zirveden döndü

Dolar/TL kuru Londra merkezli manipülasyonlar nedeniyle yükseldiği iddiasının ardından yurt dışında 3 bankaya TL bacağında swap yasağı getirilmesi sonrası sert düşüş yaşadı. 7.26’dan 7,15'e ardından 7,10 seviyelerine indi.
Sabah saatlerinden bu yana tarihi zirvelerini yenileyen dolar fren yaptı. 7.21’den başladığı gün içinde önce 7,25 ile yeni zirveye oturan, öğlen saatlerinde bu kez 7,26’yı test eden kurdaki yükseliş, BDDK’nın Swap yasağı kararı sonrası yerini sert düşüşe bıraktı.

Dün gece Londra merkezli bir kur atağı haberi ile son günlerde dünya çapında yaşanan dolar yükselişinin TL karşısında zirveye taşınmasının ardından gelen yurt dışında bazı bankaların TL yükümlülüklerini yerine getirmediği ve temerrüde düştükleri iddiasını BDDK yasağı takip etti. 

BDDK’nın yurtdışında kurulu BNP Paribas, Citibank ve UBS bankalarına yönelik, “Yurtdışında kurulu bu bankalar ile bir bacağı TL olan döviz işlemi yapılmayacak" açıklaması sonrasında dolar 7,15 TL’ye ardından da 7,10 seviyelerine indi.

Çin'in döviz rezervi Nisan ayı sonu itibarıyla 3.09 trilyon dolar oldu

Çin Merkez Bankası (PBOC) verilerine göre Çin'in Döviz rezervi Nisan ayının sonunda 3.0915 trilyon dolar oldu.

Çin'in döviz rezervi, Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre bir önceki ayın sonuna kıyasla 30.8 milyar dolar arttı. Altın rezervi aynı dönemde 106.67 milyar dolar oldu. Mart sonunda 100.79 milyar Dolar idi. Altın rezervi Mart sonunda değişmeyerek 62.64 milyon ons oldu.

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisinin (Uluslararası Para Fonu) IMF rezerv pozisyonu 8.07 milyar dolardan Nisan sonunda 9.04 milyar dolara yükseldi.

SDR cinsinden döviz rezervi 2.243 trilyon SDR'den 2.2622 trilyon SDR'ye yükseldi. SDR rezervi Nisan sonunda 11.0 milyar dolardan 10.8 milyar dolara geriledi.

ABD'de işten çıkarma rekoru kırıldı

ABD'de işten çıkarmalar Nisan'da yıllık %1.577 artışla rekor kırdı
ABD'de korona virüs salgını nedeniyle işten çıkarmalar rekor bir artış gösterdi.
Challenger, Gray & Christmas tarafından yapılan açıklamaya göre, işten çıkarmalar Nisan ayında bir önceki aya göre %202,0 artarak 671 bin 129 oldu. İşten çıkarmalar yıllık bazda %1.577 arttı.
Böylece işten çıkarmalar verilerin tutulmaya başlandığı 1993 yılı Ocak ayından bu yana en yüksek seviyesini gördü. 
İşten çıkarılanlar Mart ayında 222 bin 288, 2019 yılı Nisan ayında 40 bin 23 olarak gerçekleşmişti. 
En fazla işten çıkarma 415 bin 206 ile eğlence sektöründe oldu. Perakende sektöründe 114 bin 327, hizmet sektöründe 73 bin 137 kişi işten çıkarıldı. 
İşten çıkarmaların en yüksek olduğu eyalet 84 bin 738 ile New York olarak gerçekleşti.
İşten çıkarma nedeni 633 bin 82 kişi için korona virüs salgını olarak açıklandı.
Dün açıklanan ADP özel sektör istihdamında 20,24 milyon düşüş yaşanmıştı. Nisan ayına ilişkin istihdam verileri yarın açıklanacak. Piyasa beklentisi 20 milyonun üzerinde bir düşüş olacağı yönünde. Challenger'ın bir sonraki raporu 4 Haziran'da yayımlanacak.

Adana'da 1, İstanbul'da 6 lira

Soğan ve patateste üretici ile tüketici makası açılıyor. Adana'da tüccarın 1 liraya aldığı soğanın fiyatı İstanbul'da 4-6,5 lira. Uzmanlar, "Ürün üreticiden direkt tüketiciye ulaşmalı" diyor
Üretici ile market fiyatlarında soğan ve patateste makas durmadan açılıyor.

Milliyet gazetesinin haberine göre, yeni hasatların başlaması da bu artışa çare olmadı. Öyle ki, nisan ayı enflasyonunda tüketici bazında fiyatı en çok artan ürünler patates ve soğan olurken geçen hafta itibariyle İstanbul'da markette soğan 6.5 liraya kadar, patates ise 7.5 liraya kadar çıktı.

İlerleyen günlerde fiyatlarda bir gevşeme beklense de üreticiler, büyükşehirlerde fiyatın soğanda en fazla 3, patateste ise 4 lira bandında olması gerektiğini belirtiyor.

Fiyatların belli bir seviyede tutulması için çiftçiden direkt tüketiciye ulaşacak, nakliye sorununu da çözecek bir yapılanma oluşturulması öneriliyor. 

"DÜŞECEĞİNE YÜKSELDİ"

Bir ay öncesine giderek, 2 Nisan tarihli market fiyatına bakıldığında soğanın kilosunun 5.99 liraya, patatesin ise 6.65 liraya satıldığı görülüyor.

Nisanın üçüncü haftasında Adana ve Reyhanlı'da başlayan hasatla fiyatların düşmesi öngörülüyordu. Ancak beklenildiği gibi olmadı ve ambalajın da etkisiyle fiyat soğanda fiyat 6.5 liraya, patateste ise 7.5 liraya çıktı. Zincir marketlerde ise kuru soğan 4-7 lira, patates 4.5-8.75 lira aralığında satılıyor.

Soğan ve patateste iki sezondur yaşanan yüksek fiyat sorununa 'fazla ürünün' de çare olmadığını belirten Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, “İki hafta önce hasat başladı. Hatta hasadı erken yaptılar çünkü restoran, otel gibi alanlar kapalı olduğu için büyük gubaş soğan alımı daha az olacaktı. Tam büyümeden erken söküldü. Piyasaya 2.5-3 liradan girdi. Şimdi 1 liradan satılıyor. Şu anda hava yağmurlu olduğu için toplanmıyor. Biraz daha toplasak 1 liranın da altına düşecek" diye konuştu.

"3 LİRAYI GEÇMEMELİ"

Çiftçinin ürününü direkt satabileceğini ve aradakilerin devre dışı bırakılması gerektiğini vurgulayan Doğan, şunları söyledi:

"Toptan kilosuna tüccar 1 lira veriyor. Toplama, işçilik 40 kuruş, tüccara maliyeti 60 kuruş. Üzerine kilo başına 30 kuruş nakliye koyarsak 1.30 liraya İstanbul'a geliyor. Sonra hale inecek. Hale satınca komisyonu var. Semt pazarına nakliye ve kâr konuluyor. Bu süreçte de 1-.1.5 lira eklenmesi lazım. Yani kuru soğan İstanbul'da satış fiyatı 3 lirayı geçmemeli. Üretici kazanamıyor, tüketici pahalıya yiyor."

6 Mayıs 2020 Çarşamba

Amerika, Japonlara yaptığını Çin'de de deniyor: İt ve düşür

Covid19 salgını çıkmadan 2020 gündemi nasıldı?

Ticaret savaşları, Brexit sonrası İngiltere ve Avrupa, ABD’de seçim ve gelişen ülkelerin daha fazla katkıda bulundukları bir küresel büyüme tablosu.

Hepsinin içinde aktığı yatak ise küreselleşme karşıtı, korumacı bir dünya vizyonu. Doğrunun imal edildiği ve yeterli sayıda insanın inanması sağlandıktan sonra ‘gerçek doğru’ haline geldiği dünya.

Gerçeklerin imal edilebilmesi ve yeni normlar haline gelebilmeleri için birkaç şey gerekiyor. Bunları imal edecek makinenin dümeninde bir kaptan, bir siyasetçi. Kurumsal denetimden kaçabilmek için bir rota. Denetimi yapacak kurumların zayıflatılması. Tüm bu eylemlerin müsebbibi olacak bir düşman.

Çin ve onun işgal ettiği konular kümesi yukarıda saydığım her şeyi tek başına karşılıyor.

Kaptan Trump, ticaret savaşları, Dünya Ticaret Örgütü’nü devamlı baskı altına almak ve Çin. Yukarıdaki boş bırakılan yerlere yazılabilir.

Çin’in başına gelenler sadece Trump’tan kaynaklanmıyor aslında. İlk de değil.

1980’lerin ihracat şampiyonu Japonya’sı 40 yıl önceden bize sesleniyor. Aynı şarkıyı söylüyor: ABD teknolojik üstünlüğü kaptırmak istemiyor.

80’lerin Japonya'sı, küresel ihracattaki payını kısa sürede katlıyordu. Milli gelirde ABD’nin ardından dünyanın en büyüğü olmuştu bile. Reagan göreve gelir gelmez tüm kötülükleri Japonlardan bilen açıklamalar yapıyor ve onları ‘şeytanlaştırıyordu’. ABD’nin dış ticaret açığının %42’si Japonlara veriliyordu.

Savaş kazanıldı. 20-30 yıl içinde ülkenin dünya ihracatından aldığı pay üçte birine indi...

Japonya’nın, ABD’nin de dirsek hamlelerinin de etkisi ile global oyunculuktan emekli olmasının ardından sahneye Çin çıkıyordu.

Başkan Trump’ın aynen Reagan gibi Çin’e karşı ticaret savaşları kanalı ile adeta ‘girişmesi’ 80’lerin kopyası gibi. Bugün ABD, verdiği ticaret açığının kabaca yarısını Çin’e karşı veriyor. Hoş, arz zincirleri sebebiyle büyük ihtimalle açık çok daha küçük. Yani Çin’e ait olmayan ürünlerin orada montajlanıp ABD’ye girmesi sebebi ile açık olduğundan büyük görünüyor.

OECD bu şekilde yapılan ticaretin büyüklüğünü toplam açığını %35-40’ı gibi tahmin ediyor ki bugünün Çin’i aslında 80’lerin Japonya’sı yanında çok daha masum kalıyor. Ancak fark etmeyecek. ABD her yolu deneyecek.

Şimdilerde ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Başkan Trump gibi önemli figürlerin ‘virüs Wuhan’da bir laboratuvarda üretildi’ salvoları boşa değil. ABD’ye göre pandemi bitti. Şimdi yeniden, herkes ne yapıyorduysa o noktaya geri döndük. Ticaret savaşları geri dönülemez. Henüz yeni başladı. Pandeminin etkileri madem ki zayıflıyor.

Öyleyse yüklenmeye devam. 80’lermiş gibi...

Gökhan Şen
Habertürk



5 Mayıs 2020 Salı

Borsada yatırım yapmanın altın kuralları

Birçok yatırımcı, büyük paralar kazanma isteği yüzünden borsa dünyasına girer ancak hisse senetleri piyasasında para kazanmak hiç de kolay değildir. Başarılı olmak için son derece sabırlı ve disiplinli olmanız gerektiği gibi çok araştırma yapmalı ve piyasalardan iyi anlamalısınız.

Bunun yanı sıra son yıllarda borsadaki dalgalanmalar yüzünden yatırımcıların büyük şoklar yaşadığını da belirtmeliyiz. Haliyle yatırımcılar, borsaya girip girmemek ve ellerindeki hisseleri satıp satmamak konusunda sürekli ikilemde kalıyorlar.

Borsada başarı elde etmenin kesin bir yolu yok ama bazı altın kurallar da var tabii. Bu kurallara uyarsanız para kazanma şansınız artabilir. İşte sizlere borsaya yatırım yaparken dikkate almanız gereken 10 altın kural:

1. Sürü psikolojisine kapılmayın

Alıcılar, genellikle etrafındakilerden, komşularından ya da akrabalarından ciddi anlamda etkilenirler. Bu yüzden de tanıdıkları insanlar belli bir hisseye yatırım yapıyorlarsa potansiyel yatırımcılar da aynı hisseye yönelmeye meyillidir. Ancak bu stratejinin uzun vadede ters tepme ihtimali vardır.

Borsada bin bir zahmete katlanarak kazandığınız paraları kaybetmek istemiyorsanız doğal olarak sürü psikolojisine kapılmamanız gerekir. Dünyanın en büyük yatırımcısı Warren Buffett bu konuda şöyle diyor: “Başkaları açgözlü davrandığında korkun, onlar korktuğunda ise açgözlü olun!”

2. Elinizdeki bilgilere göre karar verin

Hisselere yatırım yapmadan önce her zaman düzgün araştırma yapın. Yatırımcılar genellikle şirketlerin itibarına ya da çalıştıkları sektöre göre yatırım yaparlar. Lakin bunun pek de doğru bir borsa taktiği olduğu söylenemez.

3. Bildiğiniz işe yatırım yapın

Asla hisseye yatırım yapmayın, bir işe yatırım yapın ve bu iş iyi anladığınız bir iş olsun. Yani başka bir deyişle, bir şirkete yatırım yapmadan önce söz konusu şirketin ne işle uğraştığını bilmeli ve bu işi yeterince bildiğinizden emin olmalısınız.

4. Hisse fiyatlarını tahmin etmeye çalışmayın

Borsadaki hisse fiyatlarını tahmin etmeye çalışmak Warren Buffett’in bile hiç yapmadığı şeylerden biri. Düşünün, hisseler hakkındaki bilgisi o kadar sağlam biri bile tahminde bulunmaktan kaçınıyor. Ancak yatırımcıların çoğu maalesef bunun tam tersini yapıyor, mali planlamacıların uyarılarına aldırış etmeden fiyatları önceden kestirmeye çalışıyor ve emek vererek kazandıkları paraları bu süreçte kaybediyor.

Bu konuda Bajaj Capital CEO ve direktörü Anil Chopra şöyle diyor: “Uzun lafın kısası, hiçbir zaman fiyatları tahmin etmeye çalışmayın. Hatta borsa dünyasında farklı hisseler üzerinde bunu deneyip de sürekli başarı elde etmiş biri yok. Hisseleri her zaman en düşük fiyattan alıp en yüksek değerden satmak bir şehir efsanesinden başka bir şey değil. Günümüzde durum böyle, emin olun gelecekte de aynı olacak. Şu ana kadar hisse fiyatlarını tahmin etmeye kalkışıp da para kaybeden kişilerin sayısı para kazananlardan çok daha fazladır.”

5. Disiplinli bir yatırım yaklaşımı benimseyin

Borsa tarihine baktığımızda hisselerin muazzam düzeyde yükseldiği zamanlarda bile yatırımcıların panik yaşadığı anlar olduğunu görürüz. Yatırımcılar, yükselen hisse fiyatlarına rağmen piyasalardaki dalgalanmalar yüzünden para kaybediyorlar.

Bununla birlikte düzenli olarak doğru hisselere para koyan ve sabırla fırsat kollayan yatırımcıların çok iyi sonuçlar elde ettiğini görüyoruz. Dolayısıyla sabırlı olup disiplinli bir yatırım yaklaşımı benimsemek ve uzun vadeli düşünmek çok önemli.

6. Duygularınız kararlarınızı etkilemesin

Birçok yatırımcı duygularına, bilhassa öfke ve kazanma hırsına hakim olamadığı için borsada kayıplar yaşıyor. Hisse fiyatlarının yükseldiği bir piyasada kısa yoldan zengin olma isteğine karşı koymak güçtür. Kısa sürede muazzam kazanç elde edenler hakkında hikayeler duyan yatırımcıların doğal olarak iştahı kabarır. Kapur’un bu konudaki görüşleri şöyle: “Böyle hikayeler duyanlar tahminde bulunup hiç bilmedikleri şirketlerin hisselerini satın alır veya riskleri tam anlamıyla tahlil etmeden yatırım yaparlar.”

Bu yatırımcılar para kazanmak yerine piyasada meydana gelen en ufak değişiklikte tabiri caizse akılsızlıklarının bedelini öderler. Diğer taraftan hisse senedi fiyatlarının düştüğü bir piyasada yatırımcılar paniğe kapılıp hisselerini çok düşük fiyatlardan satarlar. Kısacası yatırımcılar, korkmamalı ve açgözlü olmamalıdırlar.

7. Geniş bir portföy oluşturun

Varlık sınıfları bakımından zengin bir portföy oluşturmak, riski azalarak iyi getiri elde etmek için olmazsa olmaz bir unsurdur. Ancak fazla çeşitlilik de kazanç miktarınızı aşağı çekecektir. Portföyü çeşitlendirme düzeyi, yatırımcının risk alma seviyesine bağlı olarak değişiklik gösterecektir.

8. Gerçekçi olun

Yatırımlarınızdan en iyi sonucu almayı ummak kadar normal bir şey yoktur ama mali amaçlarınız gerçekçi olmayan varsayımlara dayanıyorsa işin ucunda sizi bekleyen sorunlar olabilir. Örneğin geçtiğimizde yıllardaki hisse fiyatı artışlarında birçok hisse %50’den fazla kazanç sağladı.

Ancak bu, borsadan her zaman aynı şekilde kazanç elde edeceğiniz anlamına gelmez. Bu yüzden Warren Buffet, borsada yıllık %20’den fazla kazanmanın tamamen acemi şansı olduğunu söylüyor. Buffet’a göre fazla kazandığınız için kıs kıs gülüyor ve elinizi ovuşturuyorsanız “ibreninin tersine dönmesi yakın” demektir.

9. Sadece elinizdeki kâr ile yatırım yapın

Dalgalı bir piyasada risk almak istiyorsanız kaybetmeyi göze alabileceğiniz ve kâr olarak elinize geçmiş fonları kullanın. Böylece acil paraya ihtiyaç duyduğunuzda hisse senedinizi zarardayken satmak zorunda kalmazsınız.

10. Piyasaları çok dikkatli takip edin

Günümüzde adeta küresel bir köyde yaşıyoruz. Dünyanın ücra bir köşesinde meydana gelen önemli bir olay bulunduğunuz yerdeki piyasaları etkileyebilir. Dolayısıyla portföyünüzü sürekli takip etmeniz ve gerekli değişiklikleri yapmanız gerekir.

Zamanınızın yetersiz olmasından veya bilgi eksikliğinden dolayı portföyünüzü gözden geçiremiyorsanız iyi bir mali planlamacıdan veya bu işlerden anlayan birinden yardım almalısınız. Kapur, bu konuda potansiyel yatırımcılara şu tavsiyelerde bulunuyor: “Bu bahsettiklerimi yapamayacaksanız borsa size göre değil demektir. Öyleyse gidin, paranızı güvenli veya daha az riskli bir şeye yatırın.”