17 Haziran 2020 Çarşamba

Borsa İstanbul'dan "Devre Kesici Nedir?" videosu

Borsa İstanbul'un "Devre Kesici Nedir?" videosunda, "Devre kesici, yatırımcıların belirlenen eşikleri aşan fiyat değişimlerinden olumsuz etkilenmemesi için piyasaya soluklanma imkanı sağlayan bir sigorta sistemidir" denildi.

Borsa İstanbul, hisse senetlerinde belirlenen eşikleri aşan fiyat değişimleri dolayısıyla devreye giren ve yatırımcıyı korumayı amaçlayan "Devre Kesici" sistemi hakkında bilgilendirme videosu hazırlayarak sosyal medya hesaplarından paylaştı.

Borsa İstanbul, katma değeri yüksek içeriklerle hazırladığı videolarla yatırımcıları doğru yatırımın esasları hakkında bilgilendirip onlara farkındalık kazandırmaya devam ediyor.

Borsa İstanbul tarafından bugün paylaşılan videoda, "Devre kesici, yatırımcıların belirlenen eşikleri aşan fiyat değişimlerinden olumsuz etkilenmemesi için piyasaya soluklanma imkanı sağlayan bir sigorta sistemidir." ifadelerine yer verildi. 

Hisse senetlerindeki alış ve satış işlemlerinin otobana benzetildiği videoda, "Devre Kesici" sistemi, trafiğin sıkıştığı durumlarda sıkışıklığını gidermek için trafik görevlilerinin müdahale ederek koordinasyon sağlamasına benzetilerek, böylece hisse senedindeki spekülatif atakların önlendiği kaydedildi.

Videoda Devre Kesici ile ilgili şunlar kaydedildi:

"Bu sistem, işlemleri geçici olarak durdurarak yatırımcılara piyasayı anlama fırsatı verir ve bilgiye erişebilmeleri için zaman tanır. Bu sayede panik satışların, spekülatif atakların ve anormal dalgalanmaların durulması için imkan sağlanır."

Piyasanın bazen normal seyirdeyken, yeni bir haber, gelişme ya da spekülatif bir atakla bozulabileceği belirtilen videoda, "Bu şekilde, bir payın fiyatında yüzde 10 yükseliş veya yüzde 5 düşüş olduğunda sistem devreye girer." denildi.  

Videoda, Devre Kesici'nin çalıştığı bir hisse senedinde sürekli işleme ara verildiği kaydedilerek, şu ifadelere yer verildi:

"Devre kesiciyi tetikleyen, yani belirlenen fiyat eşiklerini aşan emir iptal edilir. Devre Kesici çalıştığında, ilgili payda tek fiyat yöntemi ile fiyat oluşturmak için belirli bir süre emir toplanır, süre sonunda emirler eşleştirilir ve fiyat oluşturulur. Oluşan fiyatın ilan edilmesinin ardından işlemlere sürekli işlem yöntemiyle devam edilir. Devre kesici uygulamaları hem yatırımcıyı, hem de piyasaları korur."



15 Haziran 2020 Pazartesi

Ekonomiye yılda 2.8 milyar TL

Fikir olarak 1950’de ortaya atılan, 1982 yılında planlanan, 2008’de inşaatına başlanılan Ilısu Barajı’nda elektrik üretimi başladı. 4 ay içinde tam kapasiteye ulaşacak olan tesis, Türkiye ekonomisine yılda 2.8 milyar liralık katma değer sağlayacak

Mardin, Diyarbakır, Siirt, Batman, Şırnak illerini kapsayan Ilısu, yeni adıyla Veysel Eroğlu Barajı, 19 Mayıs tarihinde faaliyete geçti. Cengiz İnşaat A.Ş. Su Yapıları Direktörü İbrahim Yavrucu, “Baraj, önyüzü beton kaplı kaya dolgu barajı bakımında 244.391 metrekarelik beton yüzey alanı ile kendi kategorisinde dünyanın en büyüğü. Ayrıca dolgu barajın kret uzunluğu 1775 metre ve kret genişliği 8 metre ile başka bir dünya rekoruna da sahip. Gövde hacmi bakımından da Atatürk Barajı’ndan sonra Türkiye’nin en büyüğü. Altı tribünden ilki 19 Mayıs’ta enerji üretmeye başladı. Yaklaşık ekim ayı gibi 6 tribün de devreye girmiş olacak ve günlük 7 milyon liranın üzerinde Türk ekonomisine katkı sağlayacak. Bir başka ifadeyle yıllık 2.8 milyar TL gibi bir üretim değeri olacak” diye konuştu.

Maliyeti 18 milyar TL
Enerji üretimi açısından Türkiye’nin en büyük dördüncü barajını inşa ettiklerini söyleyen Yavrucu, “Proje kamulaştırmalarla birlikte 18 milyar liraya mal oldu. Barajın inşası için 1.2 milyar euro harcandı” dedi.

11 Haziran 2020 Perşembe

Ticaret sicil belgesi başvurusu elektronik ortamda yapılacak

Ticaret Bakanlığı, iç ticarette dijital dönüşüm için yeni adımlar attı. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, “MERSİS üzerinden başlattığımız elektronik belge uygulaması ile şirket yetkilileri ihtiyaç duydukları ticaret sicili belgelerine ilişkin başvurularını elektronik ortamda yapabilecek ve harç bedellerini ödeyebilecek” dedi.

Pekcan, bugün itibarıyla Ankara, İstanbul ve İzmir Ticaret Sicili Müdürlüklerinde hayata geçirilen ve kısa sürede tüm müdürlüklerde devreye alınacak e-belge uygulaması ile işlemlerin hızlı bir şekilde tamamlanacağını ve Ticaret Sicili Müdürlüklerindeki yoğunluğun asgari düzeye indirileceğini belirtti.

Anonim şirketlerin genel kurul toplantıları için bakanlık temsilcisi görevlendirme işlemlerinin de MERSİS üzerinden elektronik ortamda gerçekleştirilebileceğini ifade eden Pekcan, “İç ticaretin dijitalleşmesine, vatandaşlarımızın talep ettikleri hizmete daha kolay, şeffaf, hızlı, güvenli şekilde ulaşmasına katkı sağlayacak bu çalışmalarımızın ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

TİCARET SİCİLİ BELGELE BAŞVURULARI ELEKTRONİK ORTAMDA

Bakanlıktan yapılan bilgilendirmeye göre, dijital dönüşüm projeleri kapsamında Ticaret Sicili Müdürlükleri ve Ticaret İl Müdürlüklerinde yürütülen işlemlerin elektronik ortama taşınması çalışmalarına hız verildi.

Bu çerçevede, en önemli dijital dönüşüm projelerinden biri olan Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) üzerinden elektronik ortamda yürütülen ticari işlemlerin kapsamı genişletilerek, özellikle korona virüs salgın sürecinde sosyal temasın en aza indirilmesini amaçlayan ve vatandaşların hayatını kolaylaştıran çalışmalara ağırlık verildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile işbirliği halinde MERSİS üzerinden başlatılan elektronik belge uygulaması ile Ticaret Sicili Müdürlüklerine fiziki olarak başvuru yapılmak suretiyle alınabilen ticaret sicili belgelerinin artık elektronik ortamda temin edilmesi sağlandı. Şirket yetkilileri ihtiyaç duydukları ticaret sicili belgelerine ilişkin başvuruları MERSİS üzerinden elektronik ortamda yapabilecek ve harç bedelleri elektronik ortamda ödenerek söz konusu belgeler MERSİS üzerinden temin edebilecek.

BAKANLIK TEMSİLCİLERİ MERSİS ÜZERİNDEN GÖREVLENDİRİLECEK

18 Mayıs’ta Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğü’nde pilot olarak devreye alınan elektronik belge uygulaması, İstanbul ve İzmir Ticaret Sicili Müdürlükleri de dahil olması ile bugün itibariyle üç büyük ilde hayata geçti. Kısa bir süre içinde tüm Ticaret Sicili Müdürlüklerinde devreye alınması planlanan e-belge uygulamasının, Ticaret Sicili Müdürlüklerindeki yoğunluğu ve teması asgari seviyeye çekerek işlemlerin hızlı bir şekilde yürütülmesine katkı sağlaması bekleniyor.

Anonim şirketlerin genel kurul toplantıları için Bakanlık temsilcisi görevlendirme işlemleri MERSİS üzerinden elektronik ortamda gerçekleştirilecek. Bakanlık temsilcisi bulundurma zorunluluğu bulunan anonim şirket genel kurul toplantılarına temsilci görevlendirilmesine yönelik işlemler Ticaret İl Müdürlüklerine başvurularak fiziki ortamda yürütülüyordu. MERSİS üzerinden geliştirilen ve tüm İl Müdürlüklerinin ve vatandaşların kullanımına açılan Genel Kurul Modülü ile anonim şirket genel kurul toplantılarına Bakanlık temsilcisi taleplerinin İl Müdürlüklerine gidilmeden elektronik ortamda alınması, görevlendirme işlemlerinin elektronik ortamda yapılması ve genel kurul toplantılarına ilişkin belgelerin elektronik ortamda saklanması mümkün hale getirildi.

Türkiye Varlık Fonu, ‘maden holding' için çalışmalara başladı

Türkiye Varlık Fonu'nun (TVF) yaklaşık 20 değerli maden sahasını bünyesine kattığını belirten TVF Yönetimi AŞ Genel Müdürü Zafer Sönmez, büyük bir maden holding oluşturmak için çalışmalara başladıklarını söyledi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Mersin Milletvekili Lütfi Elvan başkanlığında toplanarak, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi ile Türkiye Varlık Fonunun 2018 Yılı Mali Tabloları ve Faaliyetleri ile ilgili Denetim Raporlarının Sunulduğuna Dair Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi görüşüldü. Komisyonda sunum yapan Genel Müdür Sönmez, dünyadaki varlık fonlarının değerinin 8 trilyon dolar civarında, 2018 konsolide denetimine göre TVF'nin sermaye toplamının ise yaklaşık 33 milyar dolar olduğunu bildirdi.

Afşin-Elbistan C segmentini aktive etmek için çalışıyor

Maden projelerini devreye soktuklarını, 20'ye yakın önemli, kıymetli madeni TVF altına aldıklarını vurgulayan Zafer Sönmez, "Türkiye'nin büyük bir maden holdingini oluşturmak için çalışmalara başladık. Türkiye'nin demir, altın, kömür, bakır, alüminyum, çinko gibi madenlerde büyük bir ithalatı bulunuyor. Cari açığa yönelik başka bir projenin yerli kömürden elektrik üretimi olduğuna değinen Sönmez, TVF'nin büyük bir linyit yatağı olan Afşin-Elbistan C segmentini aktive etmek için fiili olarak çalıştığını kaydetti.

Zafer Sönmez, TVF’nin yol haritasının; şirketlerin değerini arttırmak, Türkiye’nin stratejik yatırımlarına sermaye sağlamak, yurt dışı stratejisine destek için şirketleri destekleyen yatırımlar yapmak, finansal piyasalardaki iyileşme ve derinleşmeyi desteklemek olduğunun altını çizdi. TVF’nin bilançosuyla ilgili de bilgi veren Sönmez “Toplam aktifleri 1.2 trilyon lira. Öz kaynakları 207 milyar lira. Bunun yüzde 14’ü azınlık payı. Toplam satışları 139-140 milyar lira. Net karı da 17.1 milyar liradır” dedi.

10 Haziran 2020 Çarşamba

‘fiyat/kazanç’ oranı ve ‘piyasa değeri/defter değeri’ oranı

‘fiyat/kazanç’ oranı: Hisse senetlerinde piyasa değerinin yıllık kâra oranını gösteren ortalama

‘piyasa değeri/defter değeri’ oranı: Piyasa değerinin özsermayeye oranını gösteren oran


8 Haziran 2020 Pazartesi

Devletlerin eski uzayından, özel ve ticari yeni uzaya

NASA ile özel şirket Space X ortaklığında tasarlanan roketin başarıyla Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderilmesi, bürokratik, devletçi “Eski Uzay” dan, devlet dışı aktörlerden özel şirketlerin de yer aldığı “Yeni Uzay” ortamına geçişin başlangıcı.


30 Mayıs 2020 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri Kennedy Uzay Merkezi’nden, ülke tarihinde ilk kez ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA) ile girişimci Elon Musk’a ait özel bir ticari şirket Space X ortaklığında tasarlanan, ilk Falcon-9 uzay roketinin iki astronotla Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderilmesi başarıyla gerçekleşti.

Bu yolculuk, özel şirket tasarımı bir uzay roketiyle ilk deneme seyahatinin yapılması ve 2011’den sonra ilk defa ABD hükümetinin kendi topraklarından, mürettebatlı alçak yörünge uçuşunun gerçekleştirilmesi açısından tarihi bir öneme sahip. Uzayın yeni geleceğini şekillendirmesi, bir başka ifadeyle özel şirketlere dış uzay çalışmalarına katılma imkânı vermesinin yanı sıra ABD’nin önderliğinde ilk insanlı ticari uzay uçuşu girişimi olmasından dolayı da büyük önem taşıyor. Bu uçuş, bürokratik, devletçi “Eski Uzay” dan, dinamik, devlet dışı aktörlerden özel şirketlerin de yer aldığı “Yeni Uzay” ortamına geçişin başlangıcı oldu.

NASA ile özel şirket Space X ortaklığında tasarlanan roketin başarıyla Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderilmesi, bürokratik, devletçi “Eski Uzay” dan, dinamik, devlet dışı aktörlerden özel şirketlerin de yer aldığı “Yeni Uzay” ortamına geçişin başlangıcı
Ticari uzay kavramının ortaya çıkışı

Literatürde ticari uzay kavramı, dünya alçak yörüngesine ve dış uzaya ekipman kullanılarak ticari değeri olan mal ve hizmetlerin sağlanması şeklinde ortaya çıktı. Bu kavram, uzay endüstrisinin devlet kurumları dışında özel firmalar tarafından imalat kısmında roket, ekipman, kapsül gibi uzay uçuşlarının ihtiyaçlarını karşılama, ulaşım/taşımacılık/kargo gönderimi ve turizm, uydu geliştirme, uzayda inşaat faaliyetleri kapsamında üs kurma ve otel yapma, uzay madenciliği, üniversiteler ve araştırma enstitüleri tarafından uzay ve uzay teknolojileri geliştirme araştırmaları yapmak, İsveç/İsrail ortaklı Space Pharma gibi ilaç endüstrisi için yerçekimsiz ortamdan faydalanarak yörüngede uydu merkezli bir laboratuvarda yeni hücre çalışmaları yapmak, protein kristalleştirme faaliyetleri gibi geniş alandaki iş alanlarını da kapsıyor. Uydulardan elde edilen bilgiler, “Büyük Veri (Big data)” kavramının önem kazandığı günümüzde hayati önem taşıyor. Bu uydular, uzaya dayalı bilgi toplamanın ve internet sağlamanın vazgeçilmezi haline gelmiş durumda. Yakın zamanda dünyanın etrafındaki uzay çöplerini temizlemek, hurdaları imha etmek ve yeniden kullanabilir hale getirmek için atık uzay temizleme faaliyetleri de hayata geçirilebilir. Uzay sanayii diğer iş alanlarından ayrı olarak kendine has birtakım özelliklere sahip. Maliyetleri diğer iş kollarına nazaran daha yüksek ve son teknoloji içeren, dünya genelinde devlet kontrolünde, bilim dünyasıyla işbirliği gerektiren, sürekli teste dayalı, yüksek riskleri olan bir sektör.

Ticari uzay alanında, özel şirketlerin yatırımları 1962 yılında, telefon iletişimi için uzaya gönderilen Telstar1 uydusuyla başladı. Uydu geliştirmeden sonra özel sektör birçok insanlı ve insansız uzay görevlerinde ülkeler tarafından görevlendirilmiştir. Asteroit madenciliği iki Amerikan şirketi Planetary Resources ve Deep Space Industries tarafından yürütülüyor. Kargo gönderme işlevini de üstlenen özel şirket yatırımları, son dönemde mekik üretim tasarımlarına ağırlık verdiler. Yeniden kullanılabilen uzay mekiği tasarımlarında iki tip düşünülmüştür. Bunlar uzay mekiği gibi yere inen roket uçaklar ve yere dikey iniş yaparak geri dönen yeniden kullanılabilir (Space X) tarzı roketlerdir. Kolay, hızlı ve güvenli bir şekilde uzaya insan ve malzeme ulaşımını sağlamak, sivil ticari şirketlerin uzay mekiği projelerinde birincil hedef olarak belirlenmiştir. Space X bunu başararak, özel şirketler için ticari uzay faaliyetlerini başlattı. Ticari uzay alanında şirketler için piyasa, “düşük yörünge” alanı öncelik olarak belirlenmiş durumda.


Sivil girişimci ve şirketlerin uzay çalışmalarına dâhil edilmesi, devletler açısından, düşük maliyet -kısa zaman- bilimsel gelişmenin artırılması yönüyle bir kazanım olarak görülüyor.
Mekikler insan ve malzeme transferi yaparak, Ay’da inşa edilecek, 2024’te bitmesi planlanan yapıları gerçekleştirecekler. NASA’nın Artemis projesi kapsamında Ay’a insan inişini sağlayacak üç Amerikan firması, Blue Origin of Kent, Dynetics ve SpaceX görevlendirildi. Space X, Ay’a gidecek insanlı roketi tasarladıktan sonra Mars için de yeni bir roket tasarımını yapacak. İnsanlar getirildikten sonra, Ay’da 3D yazıcı sistemiyle yapılar inşa edilmesi planlanıyor. Böylece turizm ve madencilik gibi diğer ticari uzay faaliyetlerinin gerçekleşmesinin de önü açılacak. Ay’da bir üs kurulduktan sonra, 2030’da Mars projesi hayata geçirilecek. Bir zincir gibi her halka tamamlandıkça diğer halkalar inşa edilecek ve insanlığın uzayın derinliğine ve diğer gezegenlerine dağılma, kolonileşme projeleri gerçekleşecek.

Mekik tasarlamak oldukça detaylı ve bilgi yoğun teknoloji gerektiriyor. Uzayın yapısının radyasyon içermesi, kalkış ve dünyaya dönüş aşamasında uzay kapsülünün ısıya dayanıklı olması, roket sistemlerinin mekiği uzaya gönderebilme ve yörüngeye yerleşmesini sağlayabilme, dönüşte dünyada kara ve denize geri dönebilme özelliğinde imal edilmiş olması, güneş panelleriyle enerji sağlamak gibi dikkatli ve detaylı bir tasarım gerektiriyor. Genelde tasarlanan mekiklerin yörüngeye oturamaması, kalkış esnasında yakıt tankının patlaması, roketlerin çalışmaması gibi riskler tüm faaliyetleri sonuçsuz bırakıyor. Süreçlerin birinde gerçekleşebilecek bir hata tüm çalışmayı sonlandırabilmekte; para ve zaman kaybına neden olabilmektedir. İlaveten uzay teknolojisi bir bütün olarak düşünülse bile, çok disiplinli bir alan olarak, yapay zekâ, bileşim teknolojisi, iletişim teknolojisi, nano teknoloji, roket teknolojisi gibi çok çeşitli bilimsel çalışmaları bünyesinde birleştiriyor. ABD örneğinde olduğu gibi hükümetin uzay alanında geçmiş çalışmaları ve deneyiminin olması, sivil özel girişimcilere bu alanda rehberlik yapmasında ve onları yönlendirmesinde rol oynuyor. Nitekim ABD ordusunun yeni oluşturduğu Uzay Komutanlığı’nın görev tanımı içerisinde, uzay ticari faaliyetlerinin güvenli şekilde gerçekleştirilmesi de yer alıyor.

Şirketlerin açısından ise ulusal ve uluslararası alanda prestij kazanma, tarihe, insanlığa ve bilimsel gelişmelere yön veren girişimcilik öyküleri, devlet ihalesinden alınan parasal destek, uzay turizmi ve madencilik alanındaki faaliyetler başlıca kazançlar sayılabilir.
ABD’de ticari uzay çalışmaları

ABD hükümeti 2011 yılında, iş dünyasını dış uzay çalışmalarına dahil etme kararı alarak, NASA "Ticari Mürettebat Geliştirme Programını" hayata geçirdi. Bu program dış uzayda dünya alçak yörüngesine uçulmasını ve Uluslararası Uzay İstasyonu’na, özel şirketlerin ürettiği mekikler aracılığıyla astronot ve malzeme taşımayı amaçlıyor. NASA bu programla mekik uçuşlarını sona erdirerek, uzay uçuşlarını özel şirketlere devretti.

Program kapsamında, hangi şirketin nasıl başarılı olabileceğini görebilme açısından bir ihale açıldı. Seçilen altı şirketten, ürün tasarımları geliştirmeleri istendi; içlerinden üçünün projeleri kabul gördü ve bunlarla anlaşma yapıldı. NASA tarafından desteklenmesi kabul edilen bu şirketler, Elon Musk tarafından 2002 yılında kurulan uzay taşımacılığı firması Space X, yılların deneyimli havacılık şirketi Boeing ve Türk girişimciler Fatih Özmen ve eşi Eren Özmen’e ait olan Sierra Nevada Corporation’dır. 2017 yılında Sierra Nevada Corporation şirketi, Dream Chaser uzay uçağıyla ilk atmosferik serbest uçuş denemesini başarıyla gerçekleştirdi. Boeing ve Space X de geliştirdikleri roketleri öncelikle insansız uzaya göndererek deneme yaptılar. 2019'da Space X firmasının “Dragon Crew” mekiği başarılı şekilde uluslararası uzay istasyonuna bağlanıp dünyaya dönerken, Boeing “CST-100 Starliner” uzaya çıksa da yörüngeye bağlanamadığından dünyaya geri döndü. Öte yandan çalışmalara başlayan üç firma içerisinde, Elon Musk daha hızlı hareket eden ve başaran girişimci oldu. Yenilikçi bir yaklaşımla, fırlatıldıktan sonra denizdeki platforma başarıyla dönen yeniden kullanılabilir roketler ve 3D yazıcı sistemi kullanılarak hızlı şekilde basılmış dragon mekiğinin parçaları üretildi. Dokunmatik ekranla kolay şekilde yönetilebilen mekik, eski tasarım mekiklere göre daha pratik. Yörüngeye hızla çıkabilen ve yapısında bulunan dokuz roketten dolayı Falcon-9 adını alan Space X uzay roketi tasarımı, bu şirkete yenilikçi bilimsel teknoloji kullanması dolayısıyla en gelişmiş uzay şirketi ünvanını kazandırdı. Boeing firmasının da yakın zamanda insanlı uzay mekiği denemesi yapması bekleniyor.

Uzay çalışmalarında öne çıkanlar arasında Türk kökenli firma sahiplerinin de olması ülkemiz açısından büyük bir başarı olarak görülürken, yüksek kârlı uzay ticaretinin dünyada yeni bir ekonomik rekabet alanı olarak yerleşeceğini gösteriyor.
Space X ve Boeing firmalarının astronotlu sivil uzay uçuşu projeleri, ABD devletinin uzay politikalarına hizmet amaçlı kabul edildi. 2011’den itibaren Rus yapımı Soyuz uzay aracı ile Uluslararası Uzay İstasyonu’na götürülen astronotlar ve malzemeler nedeniyle ABD hükümeti Rus hükümetine belirli miktar bir para ödemekteydi. Uluslararası politik alanda farklı bölgelerde Rusya ile karşı karşıya gelebildiklerinden, ABD hem bu bağımlılığı ortadan kaldırmak hem de Çin’in uzay atılımlarına karşılık uzayda çalışmalarının sürdürülebilirliğini sağlamak için gelecek Ay ve Mars projeleri kapsamında daha fazla sivil girişimcinin desteklenmesini bir devlet politikası olarak belirledi. Uzayda kendi kendine yeterli olmak, küresel bir aktör için birincil öncelikli stratejidir. Devlet yapılarının niteliğinden dolayı daha hızlı uzay faaliyetleri geliştirebilen Rusya ile Çin’e karşılık, liberal sistemdeki ABD’de NASA çoğu zaman bütçesinin daraltılmasıyla karşılaşarak faaliyetlerini yavaşlatmak durumunda kaldı. Bu nedenle sivil girişimci ve şirketlerin uzay çalışmalarına dâhil edilmesi, düşük maliyet -kısa zaman- bilimsel gelişmenin artırılması açısından bir kazanım olarak görülüyor. Şirketlerin açısından ise her şeyden önce ulusal ve uluslararası alanda prestij kazanma, tarihe, insanlığa ve bilimsel gelişmelere yön veren girişimcilik öyküleri, devlet ihalesinden alınan parasal destek, uzay turizmi ve madencilik alanındaki faaliyetler yüksek kazanç sayılabilir.

NASA 3 Ekim 2019’da düşük yörüngede inşa edilecek ticari bir uzay istasyonu projesini de başlattı. ABD’yi Rusların da denetiminde olan Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan ayıracak yeni istasyon, özel firmaların da uzayda rahatlıkla ticari faaliyetlerini sürdüreceği bir alan ve Ay ile Mars yolculuklarını yapılabileceği bir kalkış platformu olarak da planlanmakta. Dünyada üretip uzaya götürmek yerine, “Made in Space” üretimi 3-D yazıcı ile mümkün hale geldi. Bu çerçevede uzayda dünyadan bağımsız kendi kendine yaşam sürdürebilecek bir ekosistem oluşturulması ve bunun inşasında yeni istasyon ve teknolojilerin kullanılması düşünülüyor. Bu istasyonlarda istihdam konusunda insan odaklı bir personel yaklaşımından çok, yarı otonom yapay zekâ sistemine bağlı robotların yer alması da planlanıyor. Şirketler bazında Bigelow Aerospace yörüngede bir uzay istasyonu kurmak isterken, Axiom Space firması yerçekimsiz ortamda bilimsel araştırma yapma imkanı sağlayacak yeni bir tesis inşa etmeyi planlıyor.

Boeing ve Space X firmalarını takiben, Amazon şirketinin kurucusu Jeff Bezos yönetimindeki Blue Origin firmasının ürettiği “New Shepard 3” roketi ve İngiliz iş adamı Richard Branson’ın Virgin Galactic şirketinin tasarladığı “Uzay Gemisi 2” roket uçak uzaya gönderilmeyi beklemekte. Jeff Bezos Ay’da bir köy kurmayı planlarken, Richard Branson alçak yörüngeye insan seyahati yapabilecek uzay turizmini hedefliyor. Elon Musk’ın Mars projesi de hızla geliştirilmeye devam ediyor. Devletler arasındaki uzay yarışı, bu şekilde dünya zenginleri arasında uzay rekabetine dönüşen sürece girerken bu durum “milyonerlerin uzay yarışı” olarak da adlandırılıyor.

Yeni uzay ekonomisi, dijital ekonomi gibi yeni fırsat alanları oluştururken aynı zamanda uzayın insanlık için bilinmezliğini minimuma indirecek yeni bir dönemin de başlangıcını oluşturacak.
Uzay mekiği projelerinde Türkler

Türkiye Uzay Ajansı’nın faaliyete geçmesiyle, bu alandaki çalışmalara ağırlık veren ülkemizin uzay yolculuğunda hızlı bir başlangıç yapmasını sağlayacak kişilerin yurt dışındaki Türkler olacağı görülüyor. İlk başarı öyküsü, ABD’de NASA tarafından, Ticari Mürettebat Geliştirme Programı kapsamında anlaşma yapılan ve desteklenen üçüncü firma Eren-Fatih Özmen’e ait Sierra Nivada Corporation’dır. İlk atmosfer denemesini 2017’de başarıyla gerçekleştiren, NASA destekli alçak yörünge uçuşu yapan Dream Cheaser, uzay istasyonundaki ekibe malzeme ve 7 astronot taşıyacak bir uçak şeklinde tasarlandı. En önemli özelliği diğer uzay mekiklerinden farklı olarak, her ticari havalimanına inebilecek pist iniş kabiliyetine sahip tek uzay aracı olmasıdır. Şirket aynı zamanda NASA’nın birçok Ay ve Mars projelerine dahil oldu. 2021’de şirketin uzay aracı, kargo modülüyle Kennedy Uzay merkezinden test edilecek.

Diğer bir proje Almanya’da Bülent Altan tarafından kurulan Isar Aerospace şirketinin, 2021’de uzaya göndermeyi planladığı “Spectrum” roketidir. Space X’in eski çekirdek kadrosu içerisinde yer alan Bülent Altan, Elon Musk’ın uzaya füze gönderme ve geri döndürme başarısının arkasındaki kişi olarak biliniyor. 2021 yılında başarıyla sonuçlanması beklenen roket deneyinde, Türkiye’den yeni girişimcilerin de bu alana yatırımı teşvik edeceği düşünülüyor.


İlk başarılı girişimci olarak ticari uzay mekik uçuşlarını başlatan Elon Musk’ın ardından birçok firma ve şirket bunun devamını getirecektir. İçlerinde Türk kökenli firma sahiplerinin de olması ülkemiz açısından büyük bir başarı olarak görülürken, yüksek kârlı uzay ticaretinin dünyada yeni bir ekonomik rekabet alanı olarak yerleşeceğini gösteriyor. Yeni uzay ekonomisi, dijital ekonomi gibi yeni fırsat alanları oluştururken aynı zamanda uzayın insanlık için bilinmezliğini minimuma indirecek yeni bir dönemin de başlangıcını oluşturacak. 

(AA için makaleyi hazırlayan: Doç. Dr. A. İnci Sökmen Alaca - İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler İngilizce bölümü öğretim görevlisi)


Yenilenebilir enerjinin kurulu güçteki payı yüzde 45,2’ye yükseldi

EPDK'nin "2019 Yılı Elektrik Piyasası Gelişim Raporu"na göre, yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam lisanslı elektrik üretimindeki payı, 2018'de yüzde 30,7 iken 2019'da yüzde 42,1'e çıktı
Yenilenebilir enerji kaynaklarının 2018'de yüzde 44,7 olan toplam kurulu güçteki payı, 2019'da yüzde 45,2’ye yükseldi.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) "2019 Yılı Elektrik Piyasası Gelişim Raporu"na göre, geçen yıl lisanslı kurulu güç bir önceki yıla oranla yüzde 2,1 artarak 84 bin 957 megavat oldu.

Geçen yıl lisanslı kurulu güçte aslan payı yüzde 30,5 ile doğal gazın olurken, bunu yüzde 24,3 ile barajlı hidroelektrik, yüzde 11,9 ile linyit ve yüzde 10,6 ile de ithal kömür santralleri izledi. 

Yenilenebilir enerji kaynaklarının 2018'de yüzde 44,7 olan toplam kurulu güç içerisindeki payı da 2019'da yüzde 45,2’ye yükseldi. Toplam termik kurulu gücün oranı ise 2018'de yüzde 55,3 iken 2019'da yüzde 54,8’e geriledi.

Lisanslı üretimde lider hidroelektrik santralleri

Geçen yıl lisanslı elektrik üretim miktarı, bir önceki yıla göre yüzde 0,6 azalarak 294 bin 251 gigavatsaat oldu. Bu üretimde en yüksek payı yüzde 30,2 ile hidroelektrik santralleri aldı. Bunu yüzde 20,5 ile ithal kömür, yüzde 19,2 ile doğal gaz ve 15,9 ile de linyit santralleri takip etti.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam lisanslı elektrik üretimi içerisindeki payı da 2018'de yüzde 30,7 iken 2019'da yüzde 42,1'e çıktı. Toplam termik kurulu gücün oranı ise 2018'de yüzde 69,3 iken, geçen yıl yüzde 57,9'a geriledi.

Lisanssızda yüzde 92'lik pay güneşin

Lisanssız kurulu güç ise geçen yıl bir önceki yıla kıyasla yüzde 18,8 artışla 6 bin 309 megavata yükseldi. Bu miktarın yüzde 92,3’ünü güneş enerjisine dayalı santraller oluşturdu. Bunu, yüzde 5,2 ile doğal gaz ve yüzde 1,2 ile de biyokütle santralleri izledi. 

Geçen yıl lisanssız üretim miktarı da 2018'e göre yüzde 19,7 artarak 9 bin 829 gigavatsaate ulaştı. Bu miktarın yüzde 95,9’u güneş enerjisinden elde edildi.

İthalat ve ihracat azaldı

Öte yandan, geçen yıl elektrik ithalatı bir önceki yıla göre yüzde 10,3 azalarak 2,2 teravatsaat olarak gerçekleşti. Bu ithalatın yüzde 88,7’si Bulgaristan’dan, yüzde 11,2’si Gürcistan’dan ve yüzde 0,2’si de Yunanistan’dan yapıldı. Aylık bazda en yüksek elektrik ithalatı kasımda, en düşük elektrik ithalatı ise nisanda gerçekleşti.

Elektrik ihracatı ise geçen yıla göre yüzde 9,3 azalarak 2,8 teravatsaat oldu. Bunun yüzde 95,7’lik kısmı Yunanistan'a, kalan yüzde 4,3’lük kısmı da Bulgaristan ve Gürcistan’a gerçekleştirildi. Aylık bazda en yüksek elektrik ihracatı mayısta, en düşük elektrik ihracatı ise haziranda yapıldı.