2019'da en yüksek gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay %46,3 oldu.
15 Eylül 2020 Salı
Türkiye'de gelirin yarısı zenginlerin!
Morgan Stanley: Yuan 10 yıl sonra en değerli 3. para birimi olacak
Çin'in finansal piyasalarını açarak, dolar bağımlılığını azaltmasıyla yuanın, 2030 yılında, dolar ve euronun ardından, dünyanın en değerli üçüncü para birimi olacağı öngörüldü.
Morgan Stanley analisti Robin Xing, küresel yatırımcıların, ağustos ayı sonunda 409 milyar dolara ulaşan ve 2030 yılında toplam değeri 3 trilyon dolara yükselmesi beklenen, yuan cinsinden varlıkları satın almak istemeleri ile yuanın 2030 yılında yüzde 5-10 arası hacme ulaşarak, gelecek 10 yılda dünyanın en değerli üçüncü para birimi olmasını beklediğini söyledi.
Morgan Stanley raporunda, küresel döviz piyasalarında Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) mart ayında açıkladığı verilere göre payı yüzde 2,02 olan yuanın, Çin'in finansal piyasalarını açmasıyla artan sınır ötesi sermaye piyasaları birleştirmeleri ile söz konusu artışın mümkün olduğuna işaret edilirken, ABD ve Çin arasında artan gerilimlerin Çin'in yuanı uluslararası piyasalarda kullanma planını hızlandıracağı belirtildi.
ABD'nin Çinli birey ve kurumları çeşitli mali yaptırımlarla tehdit etmesi ile Çin geçtiğimiz aylarda uluslararası piyasalarda yuan ile yaptığı işlemleri artırdı. ABD'nin tehditleri, Çin'in dolar ödemelerini ve ABD pazarına erişimini engellemeye varma potansiyeli olan bir dizi yaptırımı içeriyor.
ABD yaptırımlarına karşılık olarak, Çinli politika yapıcıların, Şangay'ı yuanı kullanılan küresel bir finans merkezine dönüştürme ve yeni bir yerli kripto para piyasaya sürmek gibi dolar bağımlılığını azaltma planlarını hükümete önerdikleri duyuruldu.
Dönmez: 5 yılda 100 ton altın üretimini yakalamak istiyoruz
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Kovid-19 salgınına rağmen bu yıl sonunda 44 ton altın üretim hedeflerinin olduğunu belirterek, "Önümüzdeki 5 yıl içerisinde inşallah 100 ton altın üretimini yakalamak istiyoruz" dedi.
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, yaptığı yazılı açıklamada temmuz ayından itibaren madencilik faaliyetlerinin aktif günlerine dönmeye başladığını belirtti. Bakan Dönmez, "Altında uzun yıllar itibarıyla yıllık 8-10 milyar dolar civarında ithalatımız var. 2017'de başlayıp 2018’de tamamladığımız havadan jeofizik görüntüleme ile Türkiye’nin dört bir tarafını havadan röntgenini çektik. Türkiye genelinde bu çalışmayı bitirdik. Her yıl ortalama 1 milyon metre sondaj yapıyoruz. O sondajlardan da bazı maden varlıklarının rezervlerini tespit ediyoruz, sonrasında da ilgili bölgenin sınırlarını tespit ederek saha işletilip ekonomiye kazandırılıyor. Hatırlayacağınız gibi geçen yıl 38 ton altın üretmiştik. Bu Türkiye tarihinde bir rekordur. Zira 2000'den önce ülkemizde altın üretimi hemen hemen yoktu. Bu üretime biz 2000’li yıllardan sonra ulaştık. Bu yılda salgına rağmen inşallah 44 ton altın üretim hedefimizi yakalayacağız. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde de bu üretimleri katlayarak yıllık 100 ton altın üreteceğiz" dedi.
'TÜRKİYE OLARAK AYNI PROSEDÜRLERİ UYGULUYORUZ'
Türkiye'nin yıllık ortalama 150 ton altın ithalatı olduğunu belirten Bakan Dönmez, "Bu rakamlara ulaştığımızda da altın ithalatına ödediğimiz rakamlar üretimimiz oranında azalacak. Topraklarımızda var olan altını çıkarmamız gerekiyor. Tıpkı Amerika, Kanada, Avustralya ve diğer ülkelerin yaptığı gibi. Gelişmiş ülkeler altın çıkarmada hangi prosedürleri uyguluyorlar ise, biz de Türkiye olarak aynı prosedürleri uyguluyoruz. Altın ithalatının cari açığın oluşmasında önemli bir rolü olduğunu görüyoruz. Örneğin 2019 yılında 12,5 milyar dolarlık altın ithal etmişiz. Saf altını da işleyerek 7 milyar dolarlık altın ihraç etmişiz. Net açık 5,5 milyar dolar. Bu yılın ilk 6 ayında ise 11,5 milyar dolarlık altın ithal etmişiz. Buna karşın 3 milyar dolarlık da altın ihraç etmişiz. 6 ayda 8,5 milyar dolarlık altında net dış ticaret açığımız var" diye konuştu.
'LİTYUM ÜRETİMİNE BU YIL SONUNDA BAŞLIYORUZ'
Elektrikli otomobil bataryalarında da kullanılan lityum ile ilgili çalışmalarının olduğunu beliren Bakan Dönmez, "Eskişehir Sivrihisar’da Eti Maden İşletmeleri bir pilot tesis kurma çalışmalarına başladı. Bor atıklarından lityum üretimine bu yıl sonunda da başlayacağız inşallah. Başlangıçta yılda 10 ton olmak üzere bu yıl sonu itibarıyla üretime geçiyoruz. Kısa vadede bu üretimi 500 tonun üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Salgın sürecinde madencilik alanında faaliyetler çok büyük ölçüde yavaşladı. Bu sebeple üretimde de ciddi düşüşler yaşandı. Temmuz ayından itibaren madencilik faaliyetleri eski, aktif, güzel günlerine dönmeye başladı. Çin’de de işlerin açılmasıyla beraber ihracatta da kıpırdanmalar başladı" ifadesini kullandı.
'YENİLENEBİLİR ENERJİDE TÜRKİYE HIZLI BİR DÖNÜŞÜM YAŞIYOR'
Bakan Dönmez, ekim ayı içerisinde 1000 megawattlık (MW) Mini YEKA-GES yarışmasını yapacaklarını belirterek şunları kaydetti:
"10 yıl içerisinde 10 bin MW rüzgar ve 10 bin MW güneş kapasitesinin eklenmesi hedefleniyoruz. Sadece üretim değil yenilenebilir enerji teknolojilerinin üretimine de yatırım yapılıyor. Rüzgar türbini üreten fabrikanın açılışı yapılacak. Lisanssız üretimde 6.500 MW seviyelerine gelindi. Yaklaşık yüzde 92'si güneş kaynaklı. Temmuz ayı sonu itibarıyla 2020’nin ilk 7 ayında yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretim oranı yüzde 63,7. 2017 yılından beri yenilenebilir enerji kapasite artışında ülkemiz dünyada 9'uncu Avrupa’da üçüncüyüz. 2019’da yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektrik enerjisi miktarında Avrupa’da 2'nci sırada yer aldık. Yerli kaynakların elektrik üretimindeki payı Aralık 2018’den bu yana aralıksız olarak 19 aydır aylık bazda yüzde 50’nin üzerinde seyrediyor."
Notlar neden önemli?
Moody’s ve benzeri kredi değerlendirme kuruluşlarının raporları borç veren ülkeler ve fonlar için önemli bir referans kaynağı. Bu nedenle piyasalar tarafından yakından takip ediliyor. Söz konusu notların aşağıya kayması kredi verecek kuruluşların aldığı riskin de artması anlamına geleceğinden buna bağlı olarak faiz oranlarının yükselmesine ve borçlanma maliyetinin artmaya sebep oluyor. Aynı şekilde ülkeye gelen fonların çıkmasına yol açıyor. Bu nedenle kredi derecelendirme kuruluşlarının yaptığı değerlendirmeler önemli olmakta.
(Zeynep Aktaş-Milliyet)
Borsaya 488 bin yeni yatırımcı geldi
Borsa İstanbul'da ağustos sonu itibarıyla yerli yatırımcı sayısı 1 milyon 676 bin 196 ile tüm zamanların zirvesini gördü.
Türkiye'de sermaye piyasalarına ilgi her geçen gün artıyor. Merkezi Kayıt Kuruluşu'nun (MKK) ağustos verilerine göre, ağustosta 76 bin 398 artan yerli gerçek yatırımcı sayısı 1 milyon 676 bin 196'ya ulaşarak rekor tazelerken, yılbaşından bu yana Borsa İstanbul'daki yerli yatırımcı sayısı 488 bin 138 yükseldi. Bu da yaklaşık yüzde 41'lik artışa işaret etti.
Ağustostaki artışla birlikte Borsa İstanbul'daki yerli yatırımcı sayısı üst üste 13 aydır artarken, bu dönemde aylık bazda ortalama 40 bin 500 yatırımcı Borsa İstanbul'la tanıştı. MKK verilerine göre, nisanda 88 bin 992 artan yerli yatırımcı sayısı, aylık bazda tüm zamanların en çok arttığı dönem oldu.
Borsa İstanbul'da yatırım yapan yabancı kurumsal yatırımcı sayısı ise son dönemde düşüş eğilimi gösterirken, ağustosta 43 azalarak 1.277'ye geriledi. Bununla birlikte yabancı gerçek yatırımcı sayısı ise son 9 aydır artıyor. Söz konusu dönemde aylık ortalama 203 kişi yatırımlarını değerlendirmek için Borsa İstanbul'u tercih etti.
EN ÇOK 'KÜÇÜKLERİN' PORTFÖYÜ ARTTI
MKK verilerine göre, ağustosta Borsa İstanbul'da yatırım yapanların toplam portföy değeri yüzde 7,4 azalışla 558 milyar 768 milyon liraya gerilerken, aynı dönemde yatırımcı sayısı 76 bin 619 artarak 1 milyon 693 bin 714'e yükseldi.
Yerli yatırımcıların portföy değeri ağustosta yüzde 0,5 düşüşle 272 milyar 277 milyona düşerken, bu dönemdeki yatırımcı sayısı 1 milyon 682 bin 511 oldu. Yatırımcı sayısı 144 artan yabancı yatırımcının portföy değeri ise yüzde 13,1 azalışla 286 milyar 491 milyon liraya indi.
MKK verileri portföy dilimi bazında incelendiğinde, gerçek kişiler arasında ağustosta portföy değeri en çok artan grup yüzde 7,9 ile 10 bin lira ve altı portföye sahip bulunanlar oldu. Yatırımcısı sayısı 495 binden 522 bine çıkan 10 ila 100 bin liralık portföy dilimindeki yüzde 5,5'lik değişim, bu alandaki en yüksek artışa işaret etti.
Yılbaşından bu yana 100 bin ila 1 milyon lira portföy dilimindeki yatırımcı diliminin portföy değeri yüzde 92, yatırımcı sayısı ise yüzde 93 arttı ve en iyi performans gösteren grup oldu.
HER YAŞTAN YATIRIMCI
Ağustosta 75 ve üstü yaş grubu hariç bütün yaş gruplarında yerli yatırımcı sayısı artarken, en yüksek artış 15 bin 773 kişi ile 30-34 yaş grubunda yaşandı.
Portföy değerini en çok artıran yaş grubu 1 milyar 38 milyon lirayla 40-44 olurken, bu yaş grubu, 21 milyar 656 milyon lirayla en yüksek portföy değeri ve 227 bin 852 yatırımcıyla zirvede bulunuyor.
Yılbaşından bu yana bütün yaş gruplarında yatırımcı sayısı yükseldi. Söz konusu dönemde en yüksek artış 98 bin 327 kişiyle 30-34 grubunda yaşanırken, bu yaş grubunu 88 bin 183 kişiyle 25-29 yaş grubu takip etti.
Ocak-ağustos döneminde portföy değerini en çok artıran grup ise yüzde 176 ile 25-29 olurken, bu yaş grubunun portföy değeri 8 ayda 1 milyar 719 milyon liradan 4 milyar 753 milyon liraya yükseldi.
Kredi notu nedir, kredi notunu kim verir?
Türkiye cuma akşamı sürpriz gelen not düşüşü ile kredi derecelendirme kuruluşlarını konuşuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan karara tepki gösterirken notu 'yok hükmünde' tanımladı. Peki kim bu kredi derecelendirme kuruluşları?
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, ülkelerin ve şirketlerin profillerini çıkararak bu ülkeye yatırım yapmak isteyen kişilere rehber hazırlayan şirketler. Örneğin bir şirkete ortak olmayı düşünen bir yatırımcı kredi notuna ve şirketle ilgili hazırlanan raporlara göz atıyor, böylece daha önce detaylı olarak incelemediği şirketin borçları ve kasadaki nakit durumuna ilişkin fikir ediniyor.
Özellikle yabancı ülkelerde yatırım yapmak isteyen yatırımcılara ülkeleri daha detaylı tanıtmak için bu kredi notları oldukça önemli. Kredi notları benzetmek gerekirse ikinci el otomobil almak isteyen birinin tarafsız bir kurumsal ekspere aracı götürüp rapor alması gibi düşünülebilir.
Mesela Fitch’te notu AAA olan bir ülke notu C olan bir ülkeye göre daha yatırım yapılabilir olarak tanımlanıyor. Uluslararası yatırımcıların dolayısıyla da hükümetlerin nazarında kredi notları önemsenerek yakından takip ediliyor. Hal böyle olunca Türkiye ekonomisi için de Fitch, S&P ve Moody’s gibi kurumların verdiği kredi notları oldukça öne çıkıyor. İç siyasette politikacılar bu notların çok bir anlamı olmadığını söylese de özellikle yabancı yatırımcılar Türkiye’ye ilişkin kararlarında bu notları yakından takip ediyor.
Kredi notu veren bu kurumlar sadece Türkiye’de değil dünya siyasetinde de tartışmalı bir şekilde izleniyor.
Kredi derecelendirme kuruluşlarının tarihi 20. yüzyılın başına kadar gidiyor. ABD’de faaliyetlerine başlayan şirketler daha sonra dünyaya açıldı. İşte kredi derecelendirme kuruluşlarının kısa tarihi…
MOODY'S
John Moody 1900 yılında ABD'deki büyük şirketler ve hükümet kurumlarının özeliklerini geleceğe yönelik performans tahminlerini Moody'nin Sanayi ve Çeşitli Güvenlikler isimli kitabında topladı. Kitaptaki bilgiler şirketlerin hisse ve satış rakamlarını içeriyordu. Kitap kısa süre içerisinde büyük başarı gösterdi ve ilk iki ayda tükendi. 1903 yılına gelindiğinde Moody ABD'de ünlü bir otorite haline gelmişti. Bu başarısına rağmen 1907'ye gelindiğinde Fed yapısındaki değişiklik sebebiyle ülkede baş gösteren ekonomik krize direnemeyen John Moody yayıncılık şirketini kapatmak zorunda kaldı.
1909 yılına gelindiğinde John Moody yeni raporu Demiryolları Yatırımlarının Analizi'ni çıkardı. Bu kitapta oldukça büyük bir başarıya imza atarken John Moody Moody's Yayımcılık Şirketi'ni kurdu. 1924 yılına gelindiğinde ABD'deki halka açık dev şirketlerin tamamı Moody's tarafından notlanmaya başladı. Şirket 1962 yılına kadar Moody Ailesi'nde kaldı. Firma 1962'de Dun&Bradstreet'e satıldı.
1970 yılına gelindiği zaman Moody's notladığı kurum ve şirketlerden ücret almaya başladı ve kuruluş ciddi şekilde büyüdü. Şirketin günümüzde 10.400 çalışanı bulunuyor.
ERDOĞAN: KIYMETİ YOK
Moody's Türkiye'nin kredi notunu geçen cuma günü yatırım yapılabilir seviyenin beş basamak altı olan B2'ye indirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Moody's'in bu hamlesi sonrası, 'Puanlamalarınızın kıymet-i harbiyesi yok' açıklamasında bulundu.
FITCH
Fitch, John Knowles tarafından 1913'te kuruldu. Knowles'un ilk bilinen çalışması “The Fitch Hisse ve Bono Pazarı Rehberi” olarak çıktı. Knowles 1924 yılında AAA'dan D'ye doğru giden bir notlama sistemine geçti. Bu notlama sistemi endüstrinin tamamı tarafından kabul edildi ve uygulanmaya başlandı. Kurum 1990'ların soruna doğru tam zamanlı bir notlama şirketi oldu. Fitch bünyesinde iki bin kişi çalışıyor.
İSTANBUL OFİSİNİ KAPATTI
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, 2018 yılının ocak ayında İstanbul'daki ofisini kapattı. Firma ofisinin kapandığı tarihte 75'ten fazla Türk şirketine not veriyordu.
S&P
Standard&Poor's'un tarihi 1860 yılına kadar dayanıyor. Henry Varnum Poor tarafından yayımlanan ‘ABD'deki Demiryolları ve Kanalların Kısa Tarihi' isimli kitapta bu alanlarda iş yapan şirketlerin genel bilgileri yer alıyordu. Herny Varnum oğluyla beraber 1868'de H.V. Ve H.W. Poor Co. isimli şirketi kurdu. Babaoğul demiryolları şirketleriyle ilgili iki tane kitap yazdı.
1906 yılında Luther Lee Blake Standard İstatistik Bürosu'nu kurdu. Standard firması dönemlik kitaplar basmak yerine 12.5 cm x 20 cm'lik kartlar üzerine şirketlerin durumlarını açıklayan yazılar hazırladı. Kart sistemini kullanmalarının nedeni daha sık not değerlendirmesi yapmalarıydı. 1941 yılında Poor Publishing ve Standard Statistic birleşerek S&P adını aldı. Firma 1966 yılında McGraw-Hill tarafından satın alındı. S&P'nin şu an 10 bin civarında çalışanı bulunuyor.
ABD YÖNETİMİ DAVA AÇMIŞTI
ABD yönetimi 2007 yılında mortgage kredilerine verdiği olumlu notlardan dolayı S&P'ye dava açmıştı. S&P, 2008-2010 yılları arasında büyük bir krize neden olan mortgage varlıklarına yüksek notlar verirken riskleri görmezden gelip kazançlara odaklanmakla suçlanıyor.
İşsizlik Sigortası Fonu büyüklüğü 112 milyar TL'ye geriledi
İşsizlik Sigortası Fonu'nun toplam varlığı Ağustos ayında bir önceki aya göre 741,2 milyon TL düşüş gösterdi ve 112 milyar liraya geriledi.
İŞKUR'un 'İşsizlik Sigortası Fonu Bülteni'ne göre, Temmuz sonu 112 milyar 780,0 milyon TL olan Fon'un menkul kıymet ve nakit diğer Ağustos başında 112 milyar 39,1 milyon TL civarında indi.
Fon varlığının yüzde 80,53'ü tahvil yüzde 19,47'si mevduattan oluştu. Bir önceki ay tahvil miktarı yüzde 85,84, mevduat miktarı yüzde 14,16 olmuştu. Aynı ayda fonun geliri 2,90 milyar TL, gideri ise 3,65 milyar TL olarak gerçekleşti. Fon'dan en fazla ödeme 1,89 milyar TL ile kısa çalışma ödeneği için yapıldı.
Ağustos ayında önceki dönemden ödemesi devam edenlerle birlikte 1 milyon 212 bin 308 kişiye kısa temin ödemesi gerçekleştirildi.
İşsizlik ödeneğine 18 yılda 14 milyon başvuru yapıldı
Mart 2002 tarihi 31.08.2020 kadar işsizlik ödeneğine 13 milyon 921 bin 236 kişi başvurdu, 8 milyon 95 bin 875 kişi ödenek davası hak kazandı. Buda kapsam hak eden kişilere toplam 36,3 milyar TL ödeme yapıldı.
2020 Ağustos ayında, önceki dönemden ödemesi devam edenlerle birlikte 356 bin 858 kişi için ödeme miktarı 438 milyon TL oldu. İşsizlik Sigortası Fonundan bugüne kadar hak eden 14 milyon 210 bin kişi için 72,4 milyar TL ödeme yapıldı.