20 Ekim 2020 Salı

İstikrarlı getiri mi hızlı kazanç mı?

 Borsaya yönelenlerin sayısı giderek artıyor. Borsada ‘iyi hisse’ bir ayda yüzde 700 kazandıran mı, yoksa istikrarlı getiri sağlayan mı? Bireysel yatırımcılar riskleri göz ardı etmemeli.


Borsaya yönelenlerin bugünlerde en fazla cevabını aradığı soru iyi ya da mükemmel hissenin ne olduğu... Bir ayda yüzde 700 kazandıran mıdır iyi hisse, yoksa istikrarlı şekilde getiri sağlayan mıdır?


Pay piyasasındaki kazançlar yatırımcı iştahını kabartıyor. Kimi hisse senetlerinde bir ayda yüzde 700’e varan getiriler oluşurken BIST 100 endeksindeki çıkış yüzde 5.14 ile sınırlı kaldı.

Yüksek prim...


Borsaya ilk defa ilgi duyanlar için bir ayda yaşanan bu çıkışlar göz kamaştırıcı olurken hisse alımı için de teşvik edici... Neticede bu süredeki kazançlar ne konutta ne dolarda ne altında var. Adeta uçan getiriler söz konusu. Peki bu getiriler ne kadar gerçekçi?


Her borsaya gelen endeksinin üzerinde getiri amaçlar. Eğer yatırımda bulunulan şirket uzun vadede büyüyen bir niteliğe sahipse getirinin artma olanağı gündeme gelecektir. Böylesi bir yaklaşımda asıl olan ise borsanın geneline değil de gelişen sektörlere, trendlere ve şirketlere yatırım yapılması yönündedir.


Çıkış kovalamak


Ancak şimdilerde yüksek primlerin gözlendiği hisselerin BIST 100 dışında kalan hisseler olduğu gözlenmekte. Öte yandan sektör olarak da pandemiyle bağlantılı gıda, sağlık, teknoloji, perakende ticaret sektörü öne çıkarken kimya ve kağıt sektörü hisseleri de değer kazanıyor.


Kısa sürede trendlere bağlı olarak spekülatif çıkışların yaşanması her zaman mümkün. Kimilerinin de bu tür çıkışları kovalaması bir tercih olarak öne çıkabilmekte. Ancak kısa vadede bu tür hisseleri yakalayabilmenin ve yüksekten satabilmenin oldukça zor olduğunu ve profesyonelliği gerektirdiği göz ardı etmemeli.

HANGİ ŞİRKETLER GELECEK VADEDER?


Bireysel yatırımcıların uzun vadede düşük riskle hareket etmesi daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Bu nedenledir ki bireysel yatırımcıların yatırımda bulunurken BIST 100, BIST 50 hatta BIST 30 şirketleri arasında gelir ve kârlılık noktasında düzenli büyüyen firmaların tercih edilmesi daha doğru bir yaklaşım olacaktır. 

Mevcut durumda da bu şirketler defter değerinin altında işlem görüyor. Yabancı satışı borsa genelinde hala devam ediyor. Hisse bazında alımları ise sürmekte.


Yabancı satışı durduğu anda bu hisselere yerli talebi de artacaktır. Bir şirket düzenli büyüyor, yatırım yapıyor, yeni teknolojiler kullanıyor, pazar payını artırmayı başarıyorsa bu şirket her zaman yatırımcı açısından gelecek vadeder.


YÜZDE 10 FORMÜLÜ


Bireysel yatırımcılar her şeye rağmen küçük hisselerin getirilerinden yararlanmak istiyorsa bu hisselere yatıracakları paranın mevcut borsaya ayırdıkları kısmın yüzde 10’unu aşmaması onları olabilecek risklerden de koruyacaktır. Zira bu hisseler yüksek getiriler sağlayabildiği gibi satılmak istendiğinde elden çıkartılma noktasında düşük hacimden dolayı zorluğa sebep olmakta. Tavandan tabana dönüldüğünde en yüksek kârı yapanın çok az kişi olduğu unutulmamalı. Bu tür hisselerde aşırı değerlenmesinden ötürü tepeden ortak satışları da gözlenmekte.


Unutulmaması gerekiyor ki işlem yapan biri hisse senedinden oluşan portföyüne ve bundan dolayı sağlayabileceği getiriye ne kadar bağımlıysa, hayatının bu bölümünde beklenmeyen olaylara ve endişe duyduğu olasılıklara karşı o kadar hazırlıklı olmak zorundadır. Muhafazakâr yatırımcı saldırgan yatırımcıya döndüğünde riskleri kaldıramayabilir ve hatalı işlem yapma olasılığı artar.


Savunmacı ve muhafazakâr yatırımcılar eğer ortalamanın üzerinde getiri hedefliyorsa kendileri hisse portföyü oluşturmak yerine profesyoneller tarafından yönetilen yatırım fonlarına da yönelebilir.


Alıntı:

https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/zeynep-aktas/istikrarli-getiri-mi-hizli-kazanc-mi-6324558



18 Ekim 2020 Pazar

Bütçede en büyük pay eğitime ayrıldı

 Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş sonrasında hazırlanan 3'üncü bütçe olan 2021 yılı bütçesinde en büyük pay eğitime ayırıldı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasını taşıyan 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi, TBMM Başkanlığı'na sunuldu. AK Parti hükümetlerinin 19’uncu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne  geçiş sonrası ise hazırlanan 3’üncü bütçe olan 2021 yılı bütçesi, bu yıl ilk kez  Program Bütçe esaslarına göre hazırlandı. Merkezi Yönetim Bütçesindeki ödenekler,  68 program arasında dağıtıldı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasını taşıyan teklifle, 2021 yılı Merkezi  Yönetim Bütçesi bu yıl program bütçe sistemine göre uygulamaya konulacak. Program  bütçe ile kamu idarelerinin bütçelerinin yasama süreçlerinde ve kamuoyu nezdinde  amaç ve sonuçlarının anlaşılırlığının güçlendirilmesi ve dolayısıyla  şeffaflığının ve hesap verebilirliğinin daha da artırılması hedefleniyor.


Teklifte 2021 yılında bütçe giderleri 1 trilyon 346,1 milyar lira,  faiz hariç giderler 1 trilyon 166,6 milyar lira, bütçe gelirleri 1 trilyon 101,1  milyar lira, vergi gelirleri 922,7 milyar lira, bütçe açığı 245 milyar lira  olarak öngörüldü.


2021 yılında vergi gelirlerinin alt kalemleri ise şu şekilde tahmin  edildi: “Gelir vergisi 195,3 milyar lira, kurumlar vergisi 105,2 milyar lira,  özel tüketim vergisi 213,7 milyar lira, dahilde alınan KDV 70,6 milyar lira,  ithalatta alınan KDV 194,9 milyar lira, motorlu taşıtlar vergisi 18,5 milyar  lira, BSMV 28,5 milyar lira, damga vergisi 23,8 milyar lira, harçlar 34,4 milyar  lira, diğer vergiler 37,9 milyar lira.”


Vergi dışı gelirlerin ise 178,4 milyar lira olması öngörüldü


Teklifle, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 1 trilyon 223,5  milyar lira, özel bütçeli idarelere 119,9 milyar lira, düzenleyici ve denetleyici  kurumlara da 2,7 milyar lira ödenek veriliyor.


2021 bütçesinde personel giderlerine 326,6 milyar lira, sosyal  güvenlik prim ödemelerine 54,5 milyar lira, kamu kurum ve kuruluşlarının mal ve  hizmet alım giderlerine 89,1 milyar lira, cari transferlere 536 milyar lira,  sermaye giderlerine 103,7 milyar lira, sermaye transferlerine 8,8 milyar lira,  borç verme giderlerine 38 milyar lira, yedek ödeneklere 9,9 milyar lira, faiz  giderlerine de 179,5 milyar lira ayrılıyor.


Bütçeden yerel yönetimlere ayrılan kaynak, 114 milyar lira seviyesine  ulaştı. Mahalli idarelere genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan pay kapsamında  106,9 milyar lira, sokak aydınlatma desteği kapsamında 2,7 milyar lira, köylerin  altyapısının desteklenmesi için oluşturulan KÖYDES projesi kapsamında 1,6 milyar  lira, belediyelerin su ve kanalizasyon altyapılarını güçlendirmek için  oluşturulan SUKAP projesi kapsamında 897 milyon lira ayrıldı.


Bütçede en büyük pay eğitime


Bütçedeki program yapısı incelendiğinde, Milli Eğitim Bakanlığı ile  eğitim hizmeti veren diğer kurum ve kuruluşlara 2021 yılında 19,1 milyar lirası  yatırım olmak üzere toplamda 211,4 milyar lira kaynak ayrıldı.


Bu kapsamda; Yükseköğretim Programına 52,2 milyar lira, Ortaöğretim  Programına 43 milyar lira, Temel Eğitim Programına 82,2 milyar lira, Engellilerin  Toplumsal Hayata Katılımı ve Özel Eğitim Programı içinde yer alan Engelli  Eğitimine 4,8 milyar lira, Hayat Boyu Öğrenme Programına 3 milyar lira,  Uluslararası Eğitim İşbirlikleri ve Yurtdışı Eğitim Programına 1,9 milyar lira  ayrıldı.


Eğitime ayrılan kaynakta Milli Eğitim Bakanlığının yatırım  ödeneğindeki artış dikkati çekti. 2020 yılı bütçesinde söz konusu Bakanlığın  yatırım ödeneği 5,8 milyar lira iken, bu rakam yüzde 94 artışla 11,3 milyar  liraya çıkarıldı.


Böylece, 2021 yılı bütçesinde en büyük pay eğitim hizmetlerine ve bu  hizmetleri yürüten kuruluşlara ayrılmış oldu.


Sağlık yatırımlarına hız verildi


2020 yılı bütçesinde, sağlık sektörü yatırımlarına 11,6 milyar lira  kaynak ayrılmışken, bu rakamın 2021 yılı bütçesinde 20,1 milyar liraya yükseldiği  görüldü. Söz konusu rakamın 18,5 milyar lirasının Sağlık Bakanlığı, 1,6 milyar  lirasının ise üniversiteler için ayrılması öngörülüyor.


Tarımda sulama ve içme suyu yatırımları için ayrılan kaynak 2 kattan  fazla arttı


Bütçeden tarıma ayrılan kaynakta, 2020 yılı bütçesine göre 9 milyar  lira seviyesinde artış olduğu gözlendi. Böylece, teklifle önümüzdeki yılın  bütçesinde tarıma 42,4 milyar lira ayrılması öngörüldü.


Bu kapsamda, tarımsal destek programları için 22 milyar lira, tarım  sektörü yatırımları için 12,1 milyar lira, tarımsal kredi sübvansiyonu, müdahale  alımları, tarımsal KİT’lerin finansmanı ve ihracat destekleri için 8,3 milyar  lira kaynak ayrıldı.


Tarım alanında en büyük yatırımcı kuruluş olan Devlet Su İşleri Genel  Müdürlüğü tarafından yürütülen sulama yatırımlarındaki artış da dikkati çekti.  DSİ’ye 2020 yılında yatırımlar için ayrılan toplam kaynak 6,3 milyar lira  düzeyindeyken, 2021 yılında bu rakam 15,1 milyar liraya ulaştı.


Yatırım bütçesinde büyük artış


2021 yılı bütçe teklifinde, 2020 yılına göre en fazla ödenek artışı  yatırım projeleri için sağlandı. Bu çerçevede, 2020 yılında 56,6 milyar lira olan  sermaye gideri ödenekleri, yüzde 83 oranında artarak (47,1 milyar lira artışla)  103,7 milyar liraya ulaştı.    Söz konusu rakam 2020 yılı bütçesi ile karşılaştırıldığında, oransal  olarak tarımdaki artış yüzde 147, eğitimdeki artış yüzde 83, ulaştırmadaki artış  yüzde 82, sağlıktaki artış yüzde 72 oldu.


Büyük yatırımcı kuruluşlar açısından bakıldığında ise yatırım ödeneği  bir önceki yıla göre oransal olarak en fazla artış gösteren kurum yüzde 139 ile  DSİ, yüzde 94 ile Milli Eğitim Bakanlığı ve yüzde 84 ile Karayolları Genel  Müdürlüğü oldu.


OSB ve KSS’lerin altyapısı için ayrılan kaynak 5,5 kat artı


Teklifte, Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) ve Küçük Sanayi Siteleri’ne  (KSS) ayrılan yatırım ödeneğindeki artış da dikkati çekti. 2020 yılında OSB ve  KSS yatırımlarına 204 milyon lira kaynak ayrılmışken, 2021 yılında bu rakamın 1  milyar 124 milyon liraya ulaştığı görüldü.


Reel sektör desteklerinde önemli artış


Özel sektörün üretken yatırımlarının ve istihdamın desteklenmesi  stratejisi kapsamında sosyal güvenlik işveren prim destekleri için 27,7 milyar  lira, tarımsal kredi faiz destekleri için 5,5 milyar lira, hazine destekli  kefaletler için 5,5 milyar lira, ihracat destekleri için 4,1 milyar lira,  esnafların finansmana erişimi için 3,8 milyar lira ayrıldı.


TÜBİTAK’ın Ar-Ge destek bütçesi 2 katına çıktı


TÜBİTAK tarafından yürütülen Ar-Ge destek programı TARAL için 2020  yılında 1 milyar 63 milyon lira ödenek ayrılmışken, 2021 yılı bütçe teklifinde bu  rakamın 2 milyar 163 milyon liraya ulaştığı görüldü.


Ayrıca, program bütçe sınıflandırmasına göre bakıldığında da  araştırma, geliştirme ve yenilik için ayrılan toplam kaynak 6 milyar 842 milyon  lira oldu.


14 Ekim 2020 Çarşamba

Borsada 'zarara' yatırım yarışı!

 Borsada zarar eden şirketler marttan bu yana ortalama yüzde 218 yükseldi.

Yeni gelen yaklaşık 700 bin taze yatırımcının akını sonucu Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin finansal sonuçları ile hisse değerleri arasında inanılmaz fark oluştu. Yılın ilk yarısında 16 milyar lira zarar eden 129 şirketin hisse değerleri pandeminin başladığı mart ayından bu yana ortalama yüzde 218 yükseldi. Zarar edenlerden sadece THY, Denizli Cam, Pegasus, Tüpraş, Mavi Giyim ve TAV'ın hisseleri olması gerektiği gibi düştü. Buna karşın en çok kar eden 20 şirketin hissesi ancak yüzde 4.7 artabildi.


Habertürk'ten Rahim Ak'ın haberine göre, korona virüs salgınının Türkiye'de etkili olmaya başladığı Mart 2020'den bu yana Borsa İstanbul'daki yatırımcı sayısı 1,1 milyon kişiden dün itibariyle 1 milyon 863 bine çıktı. Yeni gelen ve borsa yatırımından habersiz küçük yatırımcının kulaktan dolma bilgilerle derinliği az veya halka açıklık oranı düşük olan kolay yönlendirilebilir şirket hisselerine yönelmesiyle bu şirketlerin hisse senetleri uçuşa geçti. Twitter başta olmak üzere sosyal medyadan yönlendirilen 763 bin yeni yatırımcının devam eden akımı ile yüzde bin, 2 bin hatta 9 bin artan hisseleri gördük. Bu hisselere yatırım yapan küçük yatırımcıların hissenin sürekli yükselmesini arzu etmesi nedeniyle hisseler hakkında risklere dikkat çeken haber ve yorum yapılması tepki çekse de aynı şirketlerin bilançoları ile hisse senetlerinin hareketi arasındaki anormallik dile getirilmeyecek gibi değil.


ZARAR EDENLER YÜZDE 218 YÜKSELDİ


Çünkü Borsa İstanbul'da şirketlerin bilançoları ve hisse senetlerinin hareketleri neredeyse birbirine zıt hareket eder hale geldi. Yani zarar eden şirketin hissesi yükselirken kar eden şirketin hissesi ya düşüyor veya yükselemiyor. Rakamlar borsada oluşan tersliği öyle güzel ortaya koyuyor ki başka bir uyarı yapmaya, söz söylemeye gerek de kalmıyor. Borsa şirketlerinin açıkladığı yılın ilk yarısındaki bilonçolara bakıldığında toplam 16 milyar lira zarar eden 129 borsa şirketinin hisse değerlerinin pandeminin başladığı mart ayından bu yana ortalama yüzde 218 yükseldiği görülüyor. Zarar eden bu şirketlerden, 7 ayda yüzde 6.500 değer kazanan Taze Kuru, yüzde 2 binin üstünde yükselen Eminiş Ambalaj ve Uzertaş, yüzde bini aşan Artı Yatırım ve yüzde bine yaklaşan Bomonti Elektrik hisselerinin bu finansal sonuçlara rağmen nasıl yükseldiği şaşkınlık yaratıyor. Hem zarar eden hem de Hisse senedi değer kazanan hisselerin içinde bulunan Çimentaş ve Ak Enerji gibi borsanın dişli ve köklü şirketlerinin ise halka açıklık oranını az olduğu yani bu nedenle hisselerinin kolay hareket ettirilebileceği dikkat çekiyor. Zarar eden şirketlerden sadece THY, Denizli Cam, Pegasus, Tüpraş, Mavi Giyim ve TAV'ın hisse değerinin olması gerektiği gibi düştüğünü aktaralım.



 KAR EDENLER YÜZDE 4.7'DE KALDI


Borsanın geri kalan 253 şirketi yılın ilk 6 ayında 56 milyar lira kar etti. Aslında bu karın büyük bölümü ilk 20 şirketten geldi. Türkiye'nin devi banka ve büyük reel sektör şirketlerinden oluşan bu 20 şirket 40 milyar liralık kara karşın hisse senetleri 7 ayda ancak ortalama yüzde 4.7 yükselebildi. En çok kar eden 50 şirketin karı ise 51 milyar lira ve hisse senetlerinin ortalama değer kazancı ise yüzde 37 olarak hesaplandı. Pandemi nedeniyle küçük şirketlerin Hisse senetlerine olan ilgi devam ederken ve bu hisseler de yükselişi sürdürürken uzmanlar küçük yatırımcıları pandemi kaynaklı yatırımcı akınının durması halinde bu hisselerin aynı hızla geri gelebileceği konusunda uyarıyor. Borsa aracı kurumları aracılığı ile bir yatırım danışmanlığı hizmeti alınarak karlı veya geleceği olan şirketlere yatırım yapılmasının tesadüfen borsaya gelmiş bu kitleye kazandıracağını ifade eden uzmanlar Borsa İstanbul'da yatırım yapılabilir çok sayıda geleceği parlak hisse senedi bulunduğuna işaret ediyor.


13 Ekim 2020 Salı

Borsada 904 bin kişinin hesabı 10 bin liranın altında

 Yatırımcı sayısı bu yıl yaklaşık 660 binle rekor artış kaydeden Borsa İstanbul'da 22 bin kişi hisselerin yüzde 89'la büyük çoğunluğunu elinde bulunduruyor. 78 bin kişi sıfır çekerken, 904 bin kişinin toplam hissesi sadece 1,7 milyar TL seviyesinde

Borsa İstanbul’da bu yıl yatırımcı sayısında tarihi bir patlama yaşandı ancak rakamların ayrıntılarına bakıldığında ortaya çarpıcı bir tablo çıkıyor. Milyonlarca kişi ekonominin gidişatına ilişkin bir gösterge olarak ve yüz binlerce kişi de yatırımı olduğu için borsayı yakından takip ederken, hisselerin büyük kısmı çok küçük bir azınlığın elinde bulunuyor.


Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre, yılbaşından bu yana Borsa İstanbul’da yatırımcı sayısı 659 bin 614 artışla 1 milyon 863 bin 52’ye yükseldi.


608 MİLYAR TL’NİN 528 MİLYAR TL’Sİ 22 BİN KİŞİDE

Eylül sonu itibarıyla işlem gören hisselerin toplam portföy değeri 608 milyar 139 milyon TL olurken, bu rakamın 528 milyar 154 milyon TL’si, 22 bin 333 kişinin elinde bulunuyor. Söz konusu kişiler, elindeki hisselerin değeri 1 milyon TL üzerinde olanlar.


Yani, toplam değerin yüzde 86,9’u, toplam yatırımcı sayısının yüzde 1,3’ünün elinde.


Geçen senenin aynı döneminde, toplam portföy değerinin yüzde 91,8’i, toplam yatırımcı sayısının yüzde 0,9’unun elindeydi.


Yatırımcı sayısına, yerli ve yabancı tüzel ve gerçek kişiler dahil ediliyor.


78 BİN KİŞİ SIFIRDA

Borsa İstanbul’da yatırımcı olmak için kayıt yaptıran ancak henüz elinde hisse bulunmayan 78 bin yatırımcı bulunuyor. Yıl başında bu rakam 95 bindi.


2 TL ile 100 TL arasında yatırımı bulunan kişi sayısı ise 387 bin kişi, 101 TL ile 1000 TL arasında 163 bin kişi, 1001 TL ile 5 bin TL arasında 206 bin kişi, 5 bin 1 TL ile 10 bin TL arasında 139 bin kişi bulunuyor.


904 BİN KİŞİ 10 BİN TL VE ALTINDA HİSSEYE SAHİP

10 bin TL ve altında yatırımı olan toplam 904 bin kişinin elindeki hisselerin toplam değeri 1 milyar 658 milyon TL. Yani toplam yatırımcı sayısının yüzde 51,3’lük kesimi, toplam hisselerin sadece yüzde 0,27’sine sahip.


Yıl başında, 10 bin TL ve altı yatırımı olan yatırımcı sayısı 801 bindi. Bu kümede yıl başından bu yana artış 103 bin oldu.


10 BİN İLE 100 BİN TL ARALIĞINDA 260 BİN KİŞİLİK ARTIŞ

10 bin TL ile 100 bin TL arasında yatırımı olan ise 549 bin kişi bulunuyor. Bu kişilerin elindeki hisselerin toplam değeri ise 21 milyar 132 milyon TL. Yılbaşında bu kümedeki yatırımcı sayısı 289 bindi. Bu kümede yıl başından bu yana artış 260 bin oldu.


100 bin TL ile 1 milyon TL arasında yatırımı olan kişi sayısı ise 214 bin. Yıl başında bu rakam 100 bindi. Böylece 100 bin ile 1 milyon TL arasında yatırımı olan kişi sayısı ocak-eylül döneminde 114 bin arttı.


1 milyon TL üzerinde yatırımı olan kişi sayısı ise ocak-eylül döneminde 12 binden 22 bine yükselirken, bu kişilerin elindeki hisselerin portföy değeri, 437,9 milyar TL’den 528,1 milyar TL’ye sıçradı.

(Emre Deveci /Sözcü)


12 Ekim 2020 Pazartesi

Borsa İstanbul yerli yatırımcı sayısı rekorlarla yoluna devam ediyor

 Yerli gerçek yatırımcı sayısı, eylülde 67 bin 554 artarak 1 milyon 743 bin 750 ile rekor tazelerken, yılbaşından bu yana Borsa İstanbul'daki yerli yatırımcı sayısı 555 bin 692 yükseldi.

Yerli yatırımcının Borsa İstanbul'a ilgisi hız kesmeden devam ederken, yılbaşından bu yana yerli yatırımcı sayısı 555 bin 692 artış gösterdi.


Türkiye'de sermaye piyasalarına ilgi her geçen gün artıyor. Borsa İstanbul'daki Hisse Senedi Piyasası'nda işlem yapan yerli yatırımcılar ve bu yatırımcıların portföy değerleri aydan aya artmaya devam ediyor.


Özellikle son dönemdeki halka arzlar yeni yatırımcıları Borsa İstanbul'a çeken önemli unsurlardan biri olarak öne çıkarken, eylülde halka arz edilen Esenboğa Elektrik'e 6,5 kat talep geldi. Ağustosta halka arzı yapılan Fade Gıda'ya 12, Dinamik Isı Makine Yalıtım'a da 27 kat talep gelmişti. Kontrolmatik Teknoloji de 12-13 Ekim'de halka arz edilecek.


Analistler, son dönemdeki getiri arayışı, gelişen teknolojiyle birlikte aracı kurum ve bankaların mobil uygulamalarından kolayca işlem yapılmasının da yatırımcıları pay piyasasına çeken önemli faktörlerden olduğunu söyledi. 


Yerli yatırımcı sayısı rekor kırmaya devam ediyor 


AA muhabirinin Merkezi Kayıt Kuruluşu'nun (MKK) eylül verilerinden derlediği bilgilere göre, eylülde 67 bin 554 artan yerli gerçek yatırımcı sayısı, 1 milyon 743 bin 750'ye ulaşarak rekor tazelerken, yılbaşından bu yana Borsa İstanbul'daki yerli yatırımcı sayısı 555 bin 692'ye yükseldi. Bu da yaklaşık yüzde 47'lik artışa işaret etti.


Eylüldeki artışla birlikte Borsa İstanbul'daki yerli yatırımcı sayısı üst üste 14 aydır artarak Temmuz 2017-Ağustos 2018 dönemindeki rekorunu geride bıraktı. Bu dönemde aylık bazda ortalama 42 bin 400 yatırımcı Borsa İstanbul ile tanıştı. Bir önceki rekor döneminde yerli yatırımcı sayısındaki ortalama artış 10 bin 600 düzeyinde gerçekleşmişti.


Eylülde yerli yatırımcının portföy değerinde yaşanan 20,4 milyar liralık artış, Borsa İstanbul tarihindeki en yüksek ikinci aylık değişime işaret ederken, 167,8 milyar liraya ulaşan yerli yatırımcı portföy değeri de son 6 aydır rekor tazelemiş oldu.


Borsa İstanbul'da yatırım yapan yabancı kurumsal yatırımcı sayısı ise son dönemde düşüş eğilimi gösterdi. Yabancı kurumsal yatırımcı sayısı, eylülde de yüzde 5 azalarak 1.272'ye geriledi. Yabancı kurumsal yatımcının portföy değeri ise yaklaşık 2,5 milyar liralık artışla 188,6 milyar liraya çıktı.


Bununla birlikte yabancı gerçek yatırımcı sayısı son 10 aydır artıyor. Söz konusu dönemde aylık ortalama 205 kişi, yatırımlarını değerlendirmek için Borsa İstanbul'u tercih etti. 


En çok büyük yatırımcının portföyü arttı


MKK verilerine göre, eylülde Borsa İstanbul'da yatırım yapanların toplam portföy değeri yüzde 8,8 artışla 608 milyar 139 milyon liraya yükselirken, aynı dönemde yatırımcı sayısı 67 bin 832 artarak 1 milyon 761 bin 546'ya ulaştı.


Yerli yatırımcıların portföy değeri eylülde yüzde 15,8 artışla 315 milyar 401 milyona çıktı. Bu dönemdeki yatırımcı sayısı da 1 milyon 750 bin 149 oldu. Yatırımcı sayısı, 194 artan yabancı yatırımcının portföy değeri ise yüzde 2,2 yükselişle 292 milyar 738 milyon liraya yükseldi.


MKK verileri portföy dilimi bazında incelendiğinde, yerli yatırımcılar arasında eylülde portföy değeri en çok artan grup yüzde 17,7 ile 1 milyon lira ve üstü portföye sahip bulunanlar oldu. Söz konusu grubun portföy değeri, eylülde 200,4 milyar liradan yaklaşık 236 milyar liraya çıktı.


1 milyon lira ve üzeri portföye sahip olanlar, yatırımcı sayısında da yüzde 17,4'lük artışla en iyi performansı sergilerken, onu yüzde 11,5 yükselişle 100 bin ila 1 milyon liralık portföye sahip olanlar izledi.


Yabancı yatırımcıların 292 milyar 738 milyon liralık portföyünün 292 milyar 204 milyon liralık kısmını 1 milyon lira ve üzeri portföy grubu oluşturdu. Bu gruptaki yatırımcı sayısı eylülde 12 artarak 2 bin 266'ya çıktı.


10 Ekim 2020 Cumartesi

Sultan Abdülaziz'in 'Dereyolu' hayali gerçekleşiyor

 Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz döneminde ilk kez gündeme gelen, 2'nci Abdülhamid zamanında projesi çizilen, 145 yıllık Karadeniz- Akdeniz Otoyolu Projesi'nin yüzde 84'ü tamamlandı.

Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz döneminde 'Dereyolu' olarak gündeme getirilen Karadeniz-Akdeniz Otoyolu projesi, 2'nci Abdülhamid tarafından Fransız mühendislere çizdirildi. Projenin temeli 1929'da dönemin Ordu Valisi Ali Kemal Aksüt tarafından atıldı. 1970'li yıllarda Sovyet işgalinde tankların Karadeniz'den İç Anadolu'ya kolayca ulaşmasını sağlayabileceği gerekçesiyle, çalışmalar durduruldu. 


Dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, AK Parti Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler'in girişim ve çalışmalarıyla Mesudiye ilçesi Topçam'da Melet Irmağı üzerine baraj yapılması için çalışma başlatıldı. 2004 yılında 'Topçam Barajı ve Ulaşım Yolları' adıyla tekrar gündeme getirilen proje, Karadeniz- Akdeniz Otoyolu Projesi olarak devam etti.


1 MİLYAR 466 MİLYON TL'YE MAL OLACAK


Orta ve Doğu Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan Karadeniz-Akdeniz Yolu Projesi; Ordu, Sivas, Kayseri, Kahramanmaraş, Adana ve Hatay ili sınırları içinden geçiyor. Toplam uzunluğu 818 kilometre olan projesinin Ordu sınırları içinde kalan bölümü ise 100 kilometreden oluşuyor. İhalesi 2008 yılında yapılan, toplam proje bedeli 1 milyar 466 milyon TL olan Karadeniz- Akdeniz Yolu Projesi'ne şu ana kadar 1 milyar 187 milyon TL harcama yapıldı. Projede, yüzde 84 oranında fiziki gerçekleşme sağlanırken, etapların tamamlanmasıyla ulaşımda ciddi oranda kısalma yaşanacak.

KARADENİZ- AKDENİZ 6 SAATE İNECEK


Projenin en önemli etabı ise Ordu'nun Mesudiye ilçesi sınırları içinde yer alıyor. Altınordu-Mesudiye arasındaki mesafe, 3 kilometrelik Topçam Tüneli'nin 2018 yılında açılması ve diğer çalışmalarla 81 kilometreye inerken, yaklaşık 2,5 saat süren yol ise 1 saate indi. Kısa süre içinde tamamlanması planlanan yol ile Karadeniz'den Akdeniz'e ulaşım ise 6 saate inecek.


25 TÜNELİN 23'Ü TAMAMLANDI


Karayolları tarafından yapılan 88 kilometrelik Ordu etabında, toplam uzunluğu 15,1 kilometre tek tüplü 25 tünelin, 13,3 kilometrelik 23 tüneli tamamlanırken, 1,8 kilometrelik 2 tünelin de yapım çalışmaları sürüyor. Yine güzergah üzerinde; yapımı tamamlanan toplam 331 metre olan viyadük, toplam uzunluğu 280 metre olan 5 tek köprü ve 32 metre çift köprü de yer alıyor.


'HEM ZAMAN, HEM DE YAKIT TASARRUFU SAĞLANACAK'


Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler yapımı devam eden Karadeniz-Akdeniz Yolu ile ilgili açıklamalarda bulundu. Güler, yolun Ordu'dan Akdeniz illerine kadar ulaşımı kolaylaştırmasının yanı sıra, Rusya ve Gürcistan gibi Karadeniz'e kıyısı olan ülkelere de kent üzerinden ihracatta önemli rol üstleneceğini söyledi. Bu açıdan projeyi önemsediklerini ifade eden Başkan Güler, "Karadeniz-Akdeniz Yolu'nda çalışmalar hummalı bir şekilde sürüyor. Bu yol tamamlandığında 41 vilayetin ihracatı ve ithalatı Ordu ve Mersin'den yapılacak. Bununla ilgili olarak komşu illerde de bir hareketlenme var. Mesela Sivaslılar, Kayseriler ilimize yakın ilgi gösteriyorlar. Bu şu anlama geliyor; hem Sivas'ın hem Kayseri'nin hem de arada bulunan illerin aynı zamanda liman kenti olma durumunda olacak. Buradan da Rusya'ya, Romanya'ya, Gürcistan'a ve diğer ülkelere de gitme imkanı artacak. Başka türlü gemi ile aynı bağlantıyı üç günde yapacakken, 6 saatte bunu gerçekleştirmiş oluyoruz. Hem zaman, hem yakıt tasarrufu, hem de buradan ihraç edilen sebze veya meyvelerin bayatlamamasını için de büyük bir avantaj sağlanmış olacak" diye konuştu.


'TÜRKİYE’NİN ÜSTÜNLÜK KAZANACAĞI PROJE'


Karadeniz-Akdeniz Yolu ile Türkiye'nin üstünlük kazanacağını kaydeden Başkan Güler, "Biz zaten şehircilik anlamında da kendi kendine yeten bir kent olmaya çalışırken, iller arasında da önemli bir yere gelmiş oluyor. Bu hem Türkiye için önemli, hem de komşu ülkelerin de Türkiye ile temas ettiği noktalardan bir tanesi olacak. Bu bakımdan heyecan verici bir projedir. Sadece Ordu’nun değil, bölgenin ve ayrıca Türkiye’nin üstünlük kazanacağı bir proje olacak" dedi.






9 Ekim 2020 Cuma

Yuan dolar karşısında 17 yılın en yüksek noktasında

 Tatilden geri dönen Çin piyasalarında hareketli bir gün yaşandı. Borsalar yüzde 2'ye yakın primlenirken Çin yuanı, ABD doları karşısında son 17 yılın zirvesine tırmandı.

Uzun tatilden geri dönen Çin piyasalarında yuan, ABD doları karşısında değer kazandı. Çin yuanı, ABD'de 3 Kasım'da yapılacak seçimi Joe Biden'in kazanacağına işaret eden anketlerin etkisi ile ABD doları karşısında 17 yılın en yüksek seviyesine çıktı.


Yuanın bugün gösterdiği değer artışı 2005 yılından bu yana tek bir günde yaşanan en yüksek artış olarak kayıtlara geçti.


Güne ABD doları karşısında 6.7365 seviyesinden başlayan yuan, 6.7084 seviyesine kadar güçlendi.


Analistler, ABD'de seçimi Biden'in kazanması halinde Çin ile ABD ilişkilerindeki havanın değişeceği, ABD'nin tek taraflı uygulamaya kolduğu tarifeleri kaldırabileceği beklentilerinin ön planda olduğunu ifade ediyorlar.