29 Haziran 2021 Salı

Facebook’un piyasa değeri 1 trilyon doları geçti

 İlk kez trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşan Facebook, 1 trilyon doları aşan 5. ABD şirketi oldu

Facebook hissesi, FTC tarafından getirilen bir antitröst şikayetini reddeden lehte bir yasal kararın yardımıyla gün içi işlemlerde yaklaşık yüzde 3,5 arttı ve bir trilyon dolara ulaştı.


Facebook, Apple, Microsoft, Amazon ve Google’ın ana şirketi Alphabet’e katılarak bu noktaya ulaşan beşinci ABD şirketi oldu.


4 Haziran 2021 Cuma

TÜİK, yanlış girilen enflasyon verisiyle ilgili açıklama yaptı

 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Mayıs ayına ilişkin enflasyon verilerinde yaşanan aksaklıkla ilgili açıklama yayımladı. Kurumun açıklamasında ay genelinde oluşan “ortalama fiyatlar” yerine sehven veritabanına atılan ve aktarım etkisini ölçmeyi amaçlayan çalışmada ise “son gözlenen fiyatlar” verisinin kullanıldığını belirtildi. Açıklamada konuyla ilgili idari sürecin başlatıldığı da ifade edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Mayıs ayına ilişkin enflasyon bülteninde aktarım etkisini ölçmek amacıyla kullanılan "son gözlenen fiyatlar" verisinin sehven ortalama fiyat olarak verildiği belirtildi.


Mayıs ayında tüketici fiyat endeksinde bir önceki aya göre aylık artış yüzde 0,89 olarak kaydedilirken, yapılan yanlış aktarım sonucunda bültende yüzde 1,44 artış yazılmıştı.


TÜİK bu aksaklıkla ilgili olarak yaptığı açıklamada bülten tablolarından daha ayrıntılı ve bölge detayında verilerin yer aldığı MEDAS’a yüklenen veriler ile haber bülteninde yer alan veriler arasında tutarsızlık tespit edildiği belirtildi.


Yapılan incelemede; pandemi nedeniyle ülke genelinde 2021 yılı Mayıs ayında uygulanan tedbirlerin TÜFE üzerindeki etkilerini araştırmak ve literatürde “Aktarım Etkisi" olarak geçen, enflasyonun takip eden aya aktarımını ölçmek amacıyla Kurum içi yapılan analiz çalışması sonuçlarının MEDAS veri tabanına sehven aktarıldığı belirlendi.


TÜFE hesaplamalarında ay genelinde oluşan “ortalama fiyatlar” kullanılmakta iken, sehven veritabanına atılan ve aktarım etkisini ölçmeyi amaçlayan çalışmada ise “son gözlenen fiyatlar” (günlük fiyat derlenen maddeler için son gün fiyatı, haftalık fiyat derlenen maddeler için son hafta fiyatı, iki dönem fiyat derlenen maddeler için ikinci dönem fiyatı) kullanıldı.


Kurum, etki analizi sonucunda bulunan ve sehven veritabanına aktarılan aylık yüzde 1,44 değeri ile haber bülteninde yer alan aylık yüzde 0,89 değeri arasındaki fark, sepette yer alan maddelerin fiyatlarında Haziran ayında hiçbir değişiklik olmaması durumunda takip eden aya aktarılacak katkı tahminini ifade ettiğini vurguladı.


Açıklamada konuyla ilgili idari sürecin başlatıldığı da ifade edildi.


15 Mayıs 2021 Cumartesi

Darphanenin altın üretimi ilk çeyrekte rekor kırdı

 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın verilerine göre, Hazine ve Maliye Bakanlığı Darphane ve Damga Matbaası’nın altın üretimi 2021’in ilk çeyreğinde rekor kırdı.


2021’in ilk çeyreğinde 40,9 ton altın üreten darphane, bunun yüzde 35,5’lik kısmıyla çeyrek altın üretirken yüzde 26,7’lik kısmıyla da birlik sikke altın üretimi gerçekleştirdi.


Ton bazında bir önceki üretim rekoru ise 2020’nin üçüncü çeyreğinde kaydedilmişti. Darphane 2020’nin üçüncü çeyreğinde 38,8 tonluk altın üretirken, bunun yüzde 54,4’üyle sikke altın, yüzde 17,36’sıyla da çeyrek altın üretimi gerçekleştirmişti.

Altın talebinin yurtiçinde ya aşırı güvensiz ortamlarda ya da altın fiyatlarında yaşanan yükseliş ve düşüş dönemlerinde arttığını vurgulayan İstanbul Altın Rafinerisi Stratejisti Haluk İzzet Mutlu, bu rekor dönemlerinde ons altın fiyatlarında yaşanan yükseliş ve düşüşlere dikkat çekti.


2020’nin üçüncü çeyreğinde altın fiyatları ons başına 2.063 dolar seviyesine kadar çıkarken, çeyrek bazında yüzde 5,8 yükseliş kaydetmişti. 2021’de ise altın son 40 senenin en kötü ilk çeyrek performanslarından birini gerçekleştirerek yüzde 10’dan fazla düşüş kaydetti.

Mutlu, iki çeyrekte de rekor kırılmasına rağmen neden farklı altın çeşitlerinin üretimde ağırlık kazandığıyla ilgili, "Bu işçilik maliyetleri ve kuyumculara gelen talepten kaynaklı" dedi.


“2020’nin üçüncü çeyreğinde piyasada çeyrek altında çok yüksek işçilik vardı fakat sikke birlikte bu yoktu. Bir anda talep çeyrekten birliğe kaydı” diyen Mutlu, 2021’in ilk çeyreğindeki rekorun ise düşen altın fiyatları ve risk faktörlerinden kaynaklandığını söyledi.


"Altın tahvili ve kira sertifikaları talep artışında etkili oldu"

Bu dönemlerdeki hızlı fiyat yükseliş-düşüş hareketlerinin ve yükselen risklerin talebi artırdığına değinen Mutlu, “Bunlara ek olarak bir de Hazine’nin ihraç ettiği tahvil ve kira sertifikaları var. Talepteki bu artış bunların ödemelerinin olduğu bir döneme denk geliyor. Bilhassa Ziraat Bankası tahvil geri dönüşlerinde fiziki altın isteyen tahvil sahiplerine darphane ürünlerinden verdi. Bu da o dönemde talebi arttıran bir faktör” diye ekledi.


2019’un son çeyreğinden beri ihraç edilen altın tahvili ve kira sertifikalarının toplamının altın cinsinden karşılığı ise 313,7 kiloya tekabül ediyor.





4 Mayıs 2021 Salı

Halka arz yatırımcılığı: Yanlışı ve doğrusu

 Yıl başından bu yana 11 şirketimiz halka arz oldu. Dünyada da benzer bir gidişat var.


Neden böyle?


Dünyada değerlemeler uçuk. Yüksek çarpanlarla kendilerine ortak almış oluyor şirketler.


Bizde ise hem değerlemeler cazip hem de krediler pahalı. Şirketler büyümek için ya yüksek enflasyondan kaynaklanan fahiş fiyatlı krediler kullanacaklar ya da sermaye piyasasına bakacaklar.


Sermaye piyasası demişken, yanlış anlaşılmasın; yüksek enflasyonun olduğu bir ülkede sermaye piyasası olmaz. Olur da olmaz.


Derinleşemez.


Örneğin enflasyon 17 iken bir bono arzını kaçtan yapabilirsiniz ki? Enflasyonun altında borçlanmak mümkün değil. Çok özel durumlarda. Bu bakımdan halka arzlar çok kıymetli.


Hisse vererek toplu şekilde ve faizsiz biçimde istediğiniz büyümeyi finanse edebilirsiniz.


Geçen yıldan bu yana şirketlerimiz bu yolu tercih ediyorlar çünkü kredi maliyetleri en az yüzde 20’lerde geziyor.


Şirketler cephesinde hayat böyle.


Yatırımcıların zaviyesinden olay nasıl?


Halka arz girilir. En az 2 tavan çekilir. Ardından birkaç gün içinde para ‘en az’ yüzde 20 değerlenir.


Bedava bir öğlen yemeği, yabancıların tabiri ile.


Bu bir süre de böyle devam etti açıkçası. Ta ki devam etmeyene kadar.


Yabancılar Borsamıza uğramaz olduktan sonra, her halka arzda bir başka hisseden çıkarak diğerine girme sanatı türedi. Bir yerden sonra da ‘halka arzların ilk günü’ piyangosu çıkmamaya başladı. İş, sonrası günler amortilerine döndü.


İşin şirket bacağı ve yatırımcıların cephesinden görünümü böyle.


Bir de halka arza gelirken yapılan hesaplar var. Yatırımcıların özellikle bakmaları gereken yer buraları. Hazine burada fakat zannımca en az bakılan da burası.


Kilit burada. Burada çünkü şirketin hangi çarpanlarla, nakdini kaç faizle indirgeyerek buralara geldiğini görmeniz elzem. Örneğin korona zamanında bir turizm şirketi yüksek çarpanlarla mı işlem görüyor? Borsada benzeri olan bir şirket onun çarpanları ile değil de yurt dışı benzerlerine göre mi işlem görüyor? Bunlar bilinmeden yatırım yapılamaz ki.


Unutmayalım, asıl maksat halka arza yatırım yapmak değil! Gayemiz BIST’te bir şirkete, mümkünse de doğru şirkete ve doğru fiyattan ortak olmak. Örneğin iki şirketten ucuz olanı zaten borsada işlem görürken siz özellikle halka arza giriyorsanız bunun tek bir izahı olabilir. Halka arzda oluşabilecek rasyonel olmayan fiyatlamayı satın almak niyeti.


Borsada yabancı sahipliği son yılların en düşük seviyesinde ve yıllardır yüzde 60’larla anılırken şimdilerde yüzde 40’larda. Stok böyleyken akımlar da zayıf. Yabancı yatırımcı gelmiyor. Bu durumda benzer ellerde farklı şirket hisseleri el değiştirir hale geliyor. Keza 1 hisse senedini elinde tutma süresi de zayıf.


Oysa patronları zengin etmeden ama mağdur da etmeden, uzun vadeli bir yatırımcı bazı oluşturmak mümkün. Bunun için de adil fiyat çok önemli. Daha önümüzde çok arz var, belli.


Şirketlerin tüm yukarı potansiyelini bugüne indirgeyip yatırımcıdan almak yerine, onları da olası olumlu gelişmelere ortak etmek en doğrusu. Yoksa bu yıl borsaya gelen neredeyse milyon kişiden mutsuz yığınlar yaratacağız. Onlar da mutlu olmak, daha fazla halka arzdan pay alabilmek için 10-20 hesapla arza katılmaktan kredi çekmeye kadar farklı yöntemler deneyecekler.


Sonucu hüsran olmadan elimizdeki fırsatı kullanmaya davet ediyorum düzenleyicileri, şirket sahiplerini ve aracıları.



Gökhan Şen
Bloomberg HT
https://www.bloomberght.com/yorum/gokhan-sen/2279758-halka-arz-yatirimciligi-yanlisi-ve-dogrusu



3 Mayıs 2021 Pazartesi

Islak imza olmadan banka müşterisi olma dönemi başladı

 Bankacılık sektörünün uzun zamandır beklediği, ıslak imza dönemini kapatan uzaktan müşteri edinimi hayata geçti

Devrim niteliğinde olarak değerlendirilen ve bankacılık sektöründe yepyeni bir dönemin başlangıcı olan ıslak imzaya gerek duyulmayan uzaktan müşteri edinimi uygulaması hayata geçti.


Yeni dönemde artık bankalar, uzaktan kimlik tespiti yaparak mobil cihazlar ve bilgisayarlar aracılığıyla müşteri kabul edebilecek. Başlangıçta bireysel müşteriler için geçerli olan uygulamanın önümüzdeki dönemde kurumsal müşteriler için de uygulamaya geçmesi bekleniyor. Peki uzaktan banka müşterisi olmak isteyenler neler yapmalı?


Türkiye Bankalar Birliği'ne (TBB) göre, uzaktan banka müşterisi olmak için atılması gereken 12 adım şöyle:


1-Uzaktan kimlik tespiti için mutlaka yeni T.C. Kimlik Kartına ve akıllı telefona sahip olmalısınız.

2-Kimlik kartınızın üzerindeki bilgiler okunabilir olmalıdır. Hasar görmüş bir kimlik kartı ile işlem yapılamaz.

3-Hesap açmak istediğiniz bankanın mobil uygulamasını lütfen akıllı cep telefonunuza indirin veya banka internet sitesine adresine girin.

4-Mobil uygulamayı indireceğiniz platformun güvenliğini veya giriş yapacağınız bankanın internet sitesi adresinin doğruluğunu lütfen kontrol edin.

5-Bilgilerinizin doğrulaması banka tarafından gerçekleştirildikten sonra uzaktan kimlik tespiti işlemini gerçekleştirmek için banka temsilcisi ile irtibata geçeceksiniz. Bu nedenle bankanın uygulamasını kullanmaya başlamadan önce lütfen sakin ve aydınlık bir ortama geçin.

6-Görüşme sırasında güneş gözlüğü ve maske gibi yüz tanımayı engelleyici unsurları lütfen kullanmayın.

7-İşleminizi bilgisayarla yapacak dahi olsanız, mobil telefonunuzu lütfen yanınızda bulundurun. Telefonun ön ve arka kameralarının çalıştığını ve internet bağlantınızı lütfen kontrol edin. Görüşme süresince kameranız açık olmalıdır.

8-Bankanız tarafından, mobil telefonlardaki NFC (Yakın Alan İletişimi) özelliğini kullanmanız istenebilir. Bu nedenle telefonunuzda NFC özelliğinin hangi menü altında olduğunu ve nasıl açılacağını mutlaka önceden öğrenin.

9-Doğrulama işlemi için hesap açmak istediğiniz banka başka bir bankadaki hesabınızdan, para transferi yapmanızı talep edebilir.

10-Bu işlemler esnasında başvuru formuna girdiğiniz bilgilerin güncel ve eksiksiz olduğundan emin olun. Size yöneltilen sorulara lütfen eksiksiz ve net cevaplar verin.

11- Görüntü ve ses kalitesinin, şüpheye yer bırakmayacak ve kimlik tespitinde herhangi bir kısıtlamaya imkân vermeyecek şekilde yeterli seviyede olduğundan emin olun.

12-Görüşme boyunca işlemler sadece sizinle gerçekleştirilecektir. Bu nedenle hesap ve işlem

güvenliğiniz için üçüncü bir kişiden yardım/destek almayın.


28 Nisan 2021 Çarşamba

DİJİTAL DÖNÜŞÜME EN HAZIRLIKLI SEKTÖR: Finans

 Sektördeki dijitalleşme ve teknolojik gelişmeler ile İş Bankası'nın bu alandaki çalışmalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aran, salgının dijitalleşmeyi çok hızlandırdığına işaret ederek, şunları kaydetti:


"Salgınla birlikte dijitalleşme rüzgarına en hazırlıklı sektörlerden biri olduğumuzu gördük. Süratle aksiyon aldık. Bankacılık sektörü, hem dijitalleşme seviyesi hem teknolojik altyapı hem de finansal açıdan ne kadar güçlü olduğunu gösterdi. Mobil bankacılık bir anda ana kanal, temassız ödemeler ve internetten ödeme ana ödeme yöntemleri haline geldi. Krediler, bir anda mobilden verilmeye başlandı. Hatta taksit öteleme işlemlerinin bile mobilden yapılabildiği bir aşamaya geldik. Pandemide şubelerin çalışma saatlerinin daralması bankacılık faaliyetlerini etkilemedi. Mevduatlar, dijital kanallardan fiyatlandı. Bu dönemde zorluklara rağmen hiç kimse 'ben bankacılık hizmetlerine ulaşamıyorum' demedi. Türkiye, pandemi dönemi kısıtlamalarında hiçbir aksaklık olmadan finansal hayatına devam etti."


Dünyada uzun süredir dijitalleşme ve teknolojinin önemi konuşulurken, herkesin, dijitalleşmenin moda bir eğilim değil, bir ihtiyaç, ayakta kalmak için hayati bir zorunluluk olduğunu salgın döneminde daha net şekilde farkına vardığını ifade eden Aran, "Bu açıdan bakıldığında, bankalar artık birer teknoloji şirketine dönüşüyor. Bankacılık sektörünün geleceğini bu dönüşüm belirleyecek." dedi.



FİNANS SAKTÖRÜNÜN YENİ OYUNCULARI


İş Bankası Genel Müdürü Aran, rekabetin, eski bildiğimiz sınırlar içinde birbirinden belirgin çizgilerle ayrılan tarzda olmayacağına dikkati çekti.


Bankacılıktaki rekabetin sadece bankalar arasında değil, fintech'ler ve techfin'lerle bankalar arasında da olacağını, bankacılığın sadece bankaların birbirleriyle rekabet ettiği bir alan değil, fintech'ler ve techfin'lerin de girdikleri bir alan haline gelmeye başladığını, tüm bankaların gelecek planlarını buna göre yaptıklarını belirten Aran, bu resmin birtakım fırsatlar da sunduğunu ifade etti.


Aran, dijitalleşmeyi tüm süreçlerine uyarlayan kurumların daha avantajlı hale geldiklerini vurguladı.

 İş Bankası'nın teknoloji ve dijitalleşmedeki eğilimi görerek gereğini yapmak için çok önceden yola çıkan, bu kapsamda dijitalleşmeyi tüm süreçlerine adapte eden, Silikon Vadisi'nden Çin'e, Kıbrıs Kalkanlı'ya inovasyon merkezleri açan ve buralardan beslenen bir kurum olduğunu belirten Aran, her bir müşterinin kendisini "bankanın tek müşterisiymiş" gibi özel hissedeceği geleceğin bankacılık iş modelini, yapay zeka teknolojisini kullanarak hayata geçirmeyi ve müşteri deneyimini mükemmelleştirmeyi amaçladıklarını kaydetti.


Aran, teknoloji yatırımlarıyla müşterilerin pratiklik, hız ve kolaylık yönündeki beklentilerini kusursuz bir dijital deneyimle karşılayacak biçimde kaliteli ve özelleştirilmiş bir bankacılık hizmeti olarak sunmaya özen gösterdiklerini ifade etti.


Gelecekteki bankacılığın; ıslak imzaların atılmadığı, tüm işlemlerin tamamen dijital paralarla internet üzerinden yapıldığı, hatta bunun ötesinde bir banka sistemine girme zorunluluğunun olmadığı, hangi iş nerede yapılıyorsa o işin bir parçası olarak orada bankacılık hizmetlerinin alındığı bir biçimde olacağının altını çizen Aran, "Önümüzdeki dönemde açık bankacılık, platform bankacılığı, görünmez bankacılık, yapay zeka ile kişiselleştirilmiş bankacılık, dijital paralar ve blokzincir en çok konuşulan kavramlar olacak ve bunlar bankacılığa damgasını vuracak. İş Bankası'nı, tüm bu kavramların öncüsü olarak görmeye devam edeceksiniz." dedi.


AÇIK BANKACILIKTA KRİTİK NOKA: VERİ GÜVENLİĞİ


Finans sektörünü ve mevcut bankacılık iş yapış şekillerini temelden değiştirme potansiyeli bulunan açık bankacılığa ilişkin düzenlenmelerin peyderpey devreye girdiğine işaret eden Aran, veri sahipliğinin kurumlardan müşteriye geçtiği açık bankacılığın müşterilerin bankacılık hizmetlerine ilişkin deneyimini, bankaların kendi aralarındaki rekabetini ve fintech'lerle olan iş birliğini etkileyeceğini söyledi.


Aran, devamla şu değerlendirmelerde bulundu:


"Açık bankacılık denildiğinde; finansal erişimde bankaların tek aracı olmadığı, bununla ilgili lisans almış ya da bu alanda faaliyet gösteren fintech'ler ve techfin'lerin de artık müşteriye hizmet verdiği, dolayısıyla finansal erişimin bankalarla sınırlı olmadığı ve çok genişlediği bir dünya hayal etmemiz lazım. A, B, C bankalarındaki hesaplarınızı görmek için o bankaların uygulamalarına girmek zorunda değilsiniz. Bu alanda yeni kurulan bir şirket, gerekli izinleri alırsa size tüm bankalardaki hesaplarınızı gösterebiliyor ve bu hesaplarınız arasında para aktarımı yapabiliyor. Bu anlamda daha önce bankaların yaptığı işlemlerde bankaların tekeli kırılmış oluyor. Finansal erişimi yaygınlaştırması ve kolaylaştırması anlamında artı değer yaratan, müşterinin lehine olan bir kavram. Verinin sahibi olmak güzel, siz istediğiniz kuruma kullandırıyorsunuz. Örneğin, İş Bankası'na talimat gönderiyorsunuz, 'X şirkete benim verimi gösterebilir, onunla veriyi paylaşabilirsiniz' diyorsunuz. Biz de bu müşteri talimatının müşterimizden geldiğini teyit etmek kaydıyla gereğini yapıyoruz.


Buraya kadar olan kısmı çok güzel ama aynı zamanda müşterimizin güvendiği bu kurumların veri merkezlerinin güvenlik ve olgunluk seviyeleri, veri koruma deneyimleri, vatandaşlarımızın teknoloji ve finansal okuryazarlığı, müşterilerimizin verisinin bankacılık gibi sıkı düzenlenen ve denetlenen bir sektör dışında ne ölçüde korunabileceği konularında birtakım endişeler taşıyoruz. Çünkü bankalar; yapıları gereği veriyi koruyabilme kabiliyetine, geçmişine ve kültürüne sahipken, yıllardır bu konuda en sıkı şekilde denetlenirken, yeni kurulan fintech'lerin bu seviyeye ne kadar sürede gelebileceği, vatandaşlarımızın kendi verisine ne kadar sahip çıkabileceği konusu bence açık bankacılığın en kritik noktası."

BANKACILIK SEKTÖRÜ İÇİN YENİ KAVRAM: BLOKZİNCİR 


Aran, gelecekte bankacılık sektöründe önemli rol oynayacak kavramlardan birinin de blokzincir olduğuna işaret etti.


Dijital paralar konusuna da değinen Aran, özellikle dijital paranın para politikasının etkinliğini zayıflatmaması ve güçlendirmesi için mobil penetrasyonun ve Banka hesaplarının toplumda yaygınlaşmasının önemli olduğunu vurguladı.


Aran, "Henüz bankacılıkla tanışmamış kesimler ya da mobil iletişimi olmayan kesimlerin dijital parayla harcama yapması çok kolay değil. Dijital paraya geçmek, dijital parada etkin olmak istiyorsak herkese bir banka hesabı açılması, herkesin bir mobil erişimi olması gerekecek. Bankacılık sektörünün kapsayıcılığının da artması gerekecek. Bu alanda bizi öncü olarak göreceksiniz." şeklinde konuştu.


KRİPTO PARA RİSKLERİ


Hakan Aran, dijital para ve kripto para konusunun birbirine karışmaması gerektiğini söyledi.


Blokzincir teknolojisi ve dijital paraların, geleceğin teknolojileri olduğunu, reform paketindeki dijital para konusunun kripto paradan çok farklı olduğunu daha önce ifade ettiğini aktaran Aran, şunları kaydetti:


"Merkez bankalarının çıkardığı dijital paralar, itibari paraların dijital versiyonudur. Oysa kripto paralar konusu; henüz ülkemiz dahil dünyanın pek çok ülkesinde düzenlemesi yapılmamış ya da kısmi yasaklama yönünde yapılmış, teknoloji, siber hırsızlık, fiyat oynaklığı, dolandırıcılık ve düzenleme açısından çok büyük riskler barındıran, aracılık yapan şirketleri seçerken dikkatli ve temkinli olunması gereken, henüz piyasa yapıcılığı olmayan riskli bir alandır. Bu alandaki servet çok az sayıda adreste toplanmış durumdadır. Ciddi bir yoğunlaşma vardır. Aracılık eden kuruluşların ise bir kısmı şeffaf, sahipliği, finansal gücü ve son durumu bilinen kuruluşlar değildir. Bunları anlatmaya çalışmış ve kripto paraya yatırım yapmış olanlar tarafından eleştirilmiştim. Bugün yaşanan fiyat düşüşleri, faaliyetine bir gecede son veren kripto para borsası ve vatandaşın parasını alarak bir gecede buharlaşan kripto para şirketi; kripto paralar için 'yasal güvenceden yoksun kumardan farksız bir alandır' derken ne demek istediğimi üzücü bir şekilde gösteriyor. Yasal düzenleme yapılana ve piyasa yapıcılığı kavramı gelene kadar vatandaşımızın tüm hayatı boyunca uğraşarak, zorluklarla oluşturduğu ve kripto paraya yatırdığı birikimin bir gecede kaybedilmesi, yarılanması riski vardır. Bir para veya menkul kıymet olmadığından yasal düzenlemesi yapılanlara göre çok yüksek riskli bir dijital varlıktır. Ülkemizde geçen hafta yapılan düzenleme sonrası Türkiye sınırları içinde bir ödeme aracı da değildir. Arkasında bizleri büyüleyen dağıtık blokzincir teknolojisi, lütfen gözlerimizi kamaştırıp kripto paralar konusundaki bu eksiklikleri ve riskleri görmemize engel olmasın."

1 MAYIS HEYECANI 


İş Bankası Genel Müdürü Aran, 1 Mayıs'ta başlayacak uzaktan müşteri edinimi ile ilgili de bu alanı çok sıra dışı bir şekilde kullanacaklarını belirterek, "Finansal kapsayıcılığı sağlamak anlamında, ülkemizde İş Bankası müşterisi olmayan hiçbir vatandaşımız kalmasın istiyoruz. 1 Mayıs tarihini sabırsızlıkla bekliyoruz. Tüm hazırlıklarımızı kusursuz bir müşteri deneyimi için yaptık. Müşterilerimiz evindeyse evinde, iş yerindeyse iş yerinde, her neredeyse bulundukları yerden İş Bankası'nı aradıkları anda cep telefonlarından bir banka hesabı açabilsinler, müşterisi olabilsinler istiyoruz." şeklinde konuştu.


İş Bankası'nın salgın öncesinde ayda 100 bin müşteri edindiğini ancak salgınla beraber bu sayının 50-60 bine indiğini aktaran Aran, şöyle devam etti:


"1 Mayıs'ı sabırsızlıkla beklememizin nedeni, öncelikle yeni müşteri edinimi hızımızın yeniden pandemi öncesi döneme çıkacak olması. Hatta pandemi döneminde müşterimiz olamayan müşterileri de dikkate aldığımızda bunun eski sayılarımızı artırıcı bir etki yaparak aylık 150 bin seviyelerine geleceğimizi öngörüyoruz."


Tüm bankaların evinde ya da iş yerinde olan bir kişinin banka müşterisi olması için eşit mesafede olduğunu ifade eden Aran, bu alanda birinci banka olmayı hedeflediklerini, tüm hazırlıkları buna göre yaptıklarını ve tüm süreçlerini buna göre tasarladıklarını anlattı.


Bu konuda genel müdürlükte, sadece uzaktan müşteri olmak isteyenlerin hesabını açtıkları, sadece onlara hizmet veren bir ekiple adına "diyalog şubesi" dedikleri özel bir dijital ihtisas şubesi kurduklarını belirten Aran, "Dijitaldeki bu deneyim, çağrı merkezi deneyimine indirgenen bir şey değil, fiziksel olarak şubedeki hizmet konforu seviyesine yükselten bir deneyim olacak. O nedenle bu alanda iddialıyız." dedi.

YAPAY ZEKA İLE BANKACILIĞI ZENGİNLEŞTİRECEĞİZ


Yapay zekanın da İş Bankası'nın öncülük ettiği alanlardan biri olduğunu, esasında Banka'nın, teknoloji ve dijitalleşmede pek çok alanda öncü konumda bulunduğunu vurgulayan Aran, yapay zeka strateji ve yol haritası belgesi hazırladıklarını, Banka'nın tüm süreçlerine, hizmetlerine ve ürünlerine yapay zekayı yedirdiklerini söyledi.


Aran, yapay zekayı çalışanların yerine değil, yanına konumlandırdıklarını belirterek, "'Teknolojiyi kadro tasarrufu için değil, çalışanlarımızın yetkinliklerini geliştirmek, onları güçlendirmek, bankacılığı zenginleştirmek için kullanacağız' dedik ve o şekilde de kullanıyoruz. Bu yönüyle ayrıştığımızı, çalışanlarımızı geleceğe hazırlama konusunda öncü olduğumuzu düşünüyorum." dedi.


Dijitalleşmede geleceğin sadece bu alanlarla sınırlı olmadığını, yakın zamanda İş Portföy'ün yatırımcılara "İş Portföy Elektrikli Araçlar Fonu"nu sunduğunu, ay sonunda "İş Portföy Blockchain Teknolojileri Karma Fon", mayıs ayı başında "İş Portföy Dijital Oyun Sektörü Karma Fon" ve son olarak da mayıs ayı sonunda "Siber Güvenlik Teknolojileri ve Yarı İletken Teknolojileri Fonu"nun sunulacağını bildiren Aran, bu tür yenilikçi yatırım araçları konusunda da Banka'nın öncülüğünün devam edeceğini aktardı.


DİJİTAL BANKACILIKTA LİDER ÜLKELERDENİZ


Hakan Aran, Türkiye'de 76 milyon kredi kartı bulunduğunu, yıllık 3,7 milyar adet kredi kartı işlemi yapıldığını ve 142,5 milyar dolarlık işlem hacmi yaratıldığını belirterek, bu rakamlarla ABD, Çin, Japonya, Güney Kore, Kanada ve Brezilya'nın ardından dünyada 7. sırada yer alan Türkiye'nin, İngiltere'nin önünde bulunmasının önemli olduğunu vurguladı.


Aran, "Bankacılık alanındaki dijitalleşmede özellikle ABD ve Çin ile rekabet edebilecek düzeyde, Avrupa'nın ise kesinlikle önünde bir Türkiye var. Bu alanda kendimizi hiç hafife almayalım. Türkiye'nin dijital bankacılık alanında dünyada ilk 3'e girebilecek ülkelerden olduğunu düşünüyorum." diye konuştu.


Dijital kanalların 7/24 kesintisiz hizmet verme sürelerinin Türkiye'de yüzde 99,95 olduğunu aktaran Aran, dünya genelinde ise bu oranın yüzde 98 seviyesinde bulunduğunu, dolayısıyla servislere erişimde Türkiye’nin önde olduğunu vurguladı.


 2021 YILINDAN UMUTLUYUZ


IMF'nin 6 Nisan'da yayınladığı "Dünya Ekonomik Görünüm Raporu"nda dünya ekonomisinin yüzde 6 büyüyeceğinin öngörüldüğünü anımsatan Aran, "Dolayısıyla yüzde 3 küçülen bir yılın arkasından yüzde 6'lık büyüme öngörüsü, 2021'de umutlu olmamızı sağlayan bir husus." dedi.


2021 yılında aşılama çalışmalarına rağmen hala salgının seyrine yönelik belirsizliklerin küresel ekonomi açısından temel risk unsuru olmaya devam ettiğini vurgulayan Aran, sektörler arasındaki ayrışmanın devam edeceğini, hizmet sektörünün de salgın kaynaklı endişelerle bir süre daha baskı altında kalabileceğini söyledi.


 TÜRKİYE’NİN TEMEL SORUNLARI


Hakan Aran, Türkiye'nin temel sorunlarının; yüksek enflasyon, potansiyelinin altında büyüme, düşük istihdam ve cari açığın finansmanı olduğuna dikkati çekerek, küresel ölçekte enflasyonist etkilerin devam ettiği, emtia fiyatlarının yükseliş eğiliminde olduğu bu konjonktürde orta vadede nasıl sürdürülebilir büyüme ortamı yaratılabileceği, diğer bir ifadeyle, fiyat istikrarının ve finansal istikrarın nasıl sağlanacağı, ekonomideki mevcut kırılganlıklara odaklanırken büyüme dinamiklerinin nasıl etkileneceği konusunun en büyük açmaz olduğunu söyledi.


Aran, mart ayı itibarıyla Tüketici Fiyat Endeksi'ndeki artışın yüzde 16,2 olduğunu ve döviz kurundaki dalgalanmaların enflasyona geçişgenlik etkisiyle fiyat istikrarı açısından hala önemli bir risk unsuru olmaya devam ettiğini kaydetti.

 Başta enerji olmak üzere emtia fiyatlarındaki artışlar ve TL'deki değer kayıplarının öncelikle maliyet kanalı üzerinden üretici fiyatlarını arttırdığını belirten Aran, mart ayı itibarıyla Üretici Fiyat Endeksi'nde de yüzde 31,2'ye ulaşan bir artış görüldüğünü anımsattı. Üretici fiyatlarındaki bu yüksek oranlı artışın uygun talep koşullarında tüketici fiyatlarına da yansıma riski olduğuna işaret eden Aran, "Talep bu kadar canlıyken, bir de 'büyüyeceğiz' dediğimizde enflasyonun nerelere varacağı konusu kritik. Bu nedenle ilk ve öncelikli sorunumuz yüksek enflasyon." diye konuştu.

BORÇ ÖDEME SORUNU GÖRMÜYORUZ


İş Bankası Genel Müdürü Aran, diğer önemli sorunun ise büyümek için gerekli olan dış kaynağın temini ve cari açığın nasıl finanse edileceği konusu olduğunu vurguladı.


Şubat ayı itibarıyla 12 aylık kümülatif verilerle cari açığın 37,8 milyar dolar olduğunu belirten Aran, şöyle devam etti:


"Bizim finanse etmemiz gereken 37,8 milyar dolarlık bir cari açığımız var. İçeride bunu finanse edebilecek böyle bir birikimimiz var mı? Tüm borçlarımızı çevirsek dahi cari açığın finansmanını sağlayamadığımızda düşündüğümüz kadar büyüyemiyoruz. Büyümek için dışarıdan ilave sermaye akımına ihtiyacımız var. Bu giriş olmazsa ne olur? Düşündüğümüz kadar büyüyemeyiz. O zaman büyüme ve istihdam da sorunlarımız arasına katılır. Normalde yüzde 5, belki yüzde 6 büyüyebiliriz ama daha fazla büyümemizdeki en büyük engel, cari açığın finansmanı olacak. O nedenle biz Banka olarak 2021'de ülke ekonomisi için yüzde 3,5'lik büyüme öngörüyoruz. Cari açığımızı finanse edecek dış kaynak bulabilir, ülkemize daha fazla sermaye akımı çekebilirsek yüzde 3,5'in üzerinde bir büyüme gerçekleşebilir ama o zaman da enflasyon hedefini tutturmakta, enflasyonu indirmekte zorlanabiliriz. Dolayısıyla birbiriyle etkileşim içerisinde olan gerçekten hassas dengeler söz konusu."


Türkiye'nin 190,3 milyar dolar düzeyindeki kısa vadeli döviz yükümlülüklerinin maliyetine katlanmak kaydıyla çevrilebileceğini ifade eden Aran, "Ülke risk primimiz yükseldiği için daha yüksek faiz oranlarıyla da olsa her kurum borcunu çevirebilir durumda. Dolayısıyla biz ödemeler dengesi konusunda, borç çevirme ve borç ödemede sorun görmüyoruz." dedi.


HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ


"Türkiye'nin kaybettiği bir yerde kazanan olmaz" diyen Aran, devamla şu değerlendirmelerde bulundu:


"Hepimiz aynı gemideyiz. El birliği ile bu fırtınalı dönemi aşmalıyız. Ülkemize sahip çıkmak istiyorsak ekonomimizdeki kırılganlık unsurlarına odaklanmalı ve ihtiyaç duyulan politikalarda belirsizliklere mahal vermeyerek güven ortamını tesis etmeliyiz diye düşünüyorum. Çünkü para politikasının etkinliğini, alınacak kararların enflasyon, büyüme, istihdam üzerinde etkili olmasını ancak bu şekilde sağlayabiliriz. Ülkeye sahip çıkmak istiyorsak gerekli güven ortamını tesis edelim ki düşündüğümüz mekanizmalar çalışsın. Yoksa yıllar gelir geçer ama biz o makus kaderimizi değiştiremeyiz. O yüzden ekonomide serbest piyasa dinamiklerine güvenmemiz, onun çalışmasına fırsat vermemiz ve öngörülebilirliği sabırla tesis etmemiz bence sorunları çözmek için yeter. Ben pek çok şeyin kendiliğinden yoluna girebileceğini, bizi ayrıştıran faktörlerle yapacağımız birkaç hamle ile pek çok şeyin kendiliğinden yola girmesinin zor olmayacağına inanıyorum."


FIRLAMAYA HAZIR SEKTÖRLER VAR


Hakan Aran, Türkiye'deki bütün oyuncuların kırılganlıkları başarılı bir şekilde yönetme becerisi ve kriz deneyimi bulunduğunu ifade ederek, "Biz böyle krizleri çok gördük, geçirdik, bu tür kırılganlıkları yönetme becerisine sahibiz. Kısa dönemli olumsuzluklardan sıyrılsak, ileriye baksak reel sektörde müthiş bir dinamizm var. 2018'den bu yana kur atağı, deprem, sel derken tam düzeleceğiz diye düşündüğümüz sırada pandemi ile karşılaştık. Ertelenmiş, harcamaya dönmek için bekleyen talep var. Bu dönemde yay gibi gerilmiş, ok gibi fırlamaya hazır bir potansiyel barındıran sektörler var." şeklinde konuştu.


Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlayan Türkiye'nin, önemli bir "hub" olduğunu ve ticarette çok önemli bir lokasyonda yer aldığını vurgulayan Aran, ülkenin dinamik nüfusu, gelişmiş altyapısı, finansal altyapısı ve stratejik önemdeki coğrafi konumunun insan kaynağı zenginliği ile birleştirildiğinde ülkeyi pozitif yönde ayrıştıracak özellikler olduğunu sözlerine ekledi.


Banka kredilerinin finansmandaki payı oldukça yüksek

 Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu, "Bundan sonra bizden sık sık ceza almış bir isimle çalışan aracı kurumlar da kusura bakmasınlar onlarla çalışmanın olası bir etkisi varsa piyasaya onlar da o yatırımcılarla beraber karşılığını göreceklerdir." dedi.


Borsaya Kote Ortaklık Yöneticileri Derneği ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Sermaye Piyasası Meclisi iş birliğinde "Ekonomik Büyümede Halka Arzların Önemi Gelinen Nokta ve Beklentiler" başlıklı çevrim içi bir seminer düzenlendi.


Taşkesenlioğlu, yaptığı konuşmada, "Piyasadaki getiriyi ve riskleri genele yayan bu özkaynak finansmanı yöntemi, Türkiye ekonomisinin her açıdan uzun vadeli ve sağlıklı bir yapıya kavuşmasına katkı sunmaktadır." ifadesini kullandı.


2019 yılında 6, 2020'de 8 şirketin halka arz olduğunu anımsatan Taşkesenlioğlu, 2021 yılının ilk 4 ayında ise 11 şirketin halka arz izahnamesinin Kurulca onaylandığını aktardı.


Taşkesenlioğlu, Türkiye’de hangi sektör olursa olsun şirket bilançolarına bakıldığında, banka kredilerinin finansmandaki payının oldukça yüksek olduğunu belirterek, şöyle devam etti:


"Bu durum şirketlerimiz için iki temel riski beraberinde getirmektedir. Birincisi, planlarını ve programlarını ancak banka kredilerinin vadesi kadar yapabilmektedirler. Hatta bazı dönemlerde, kredilerin erken çağırılabilme ihtimali, planlarını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. İkincisi, ciro ve karlılıkta dalgalanmaların yaşandığı dönemlerde bile, faiz ve anapara ödemelerinin düzenli yapılmak zorunda olması, şirketlerin nakit akışlarını olumsuz etkileyebilmektedir. Halka arz yoluyla finansman, bu iki riski önemli ölçüde azaltmaktadır."


Şirketler için halka arzların temel faydasının bilançoların sağlıklı ve uzun vadeli bir yapıya kavuşması olduğunun altını çizen Taşkesenlioğlu, her şeyden önce, halka arzın tek seferlik bir işlem olmadığını ve doğru bir şekilde değerlendirildiğinde, sermaye piyasalarının parçası olmanın, halka arz ile öz kaynak sağlamanın şirketler için tartışmasız büyük bir imkan olduğunu dile getirdi.


"Şirketlerimizi halka arza hazırlık süreçlerini şimdiden başlatmaya davet ediyorum"


SPK Başkanı Taşkesenlioğlu, özellikle son dönemde halka arzlara olan yoğun yatırımcı talebinden faydalanmak isteyen bazı şirketlerin, kurumsal yapılarını hazırlamadan, acele bir biçimde halka arz yapmak istediklerini gördüklerini bildirdi.


Böylesi halka arzların, uzun vadede hem söz konusu şirketlere hem de sermaye piyasalarına zarar verebileceği için oldukça hassas davrandıklarını ve dikkatli bir biçimde incelediklerini vurgulayan Taşkesenlioğlu, "Bu nedenle, kendilerini yatırımcılara doğru bir biçimde anlatabilmek, kurumsal yapılarını güçlendirmek, eksiklerini tamamlayabilmek için, şirketlerimizi halka arza hazırlık süreçlerini şimdiden başlatmaya davet ediyorum. Bu sayede zamanı geldiğinde, sermaye piyasalarına çok daha güçlü bir biçimde girebilecek ve uzun vadeli fonlara erişebileceklerdir." değerlendirmesinde bulundu.


"Yatırımcı mağduriyetleriyle, manipülasyonlarla mücadele içerisindeyiz"


Taşkesenlioğlu, konuşmasının ardında soruları yanıtladı. SPK'nın öteden beri yatırımcı mağduriyetleriyle, manipülasyonlarla, piyasa bozucu işlemlerle ilgili yoğun bir mücadele içerisinde olduğunu belirten Taşkesenlioğlu, "Biz 2-2,5 yıldır sosyal medya üzerinde de örgütlenerek epeyce bir yaptırımlar uyguladık. Cezalar kestik. Biz bazı bültenlerde ceza kestiğimiz insanların hangi işlemleri nasıl yaptıklarını yazdık, ayrıntılı bir şekilde yatırımcılar okusun aydınlansınlar diye. Yani çok takipçili Twitter hesaplarında, Instagram hesaplarında bir hisseyle ilgili tavsiye verilirken aslında kendinin aynı saatlerde aynı dakikalarda satıcı olduğunu, kendisinin ve kendisiyle ilgili hesapların satıcı olduğunu örnekleriyle ortaya koyduk." diye konuştu.


Ancak hala bu kişilerin peşinden giden yatırımcılar bulunduğuna dikkati çeken Taşkesenlioğlu, şöyle devam etti:


Onların da amacı ben öyle okuyorum, o kişiyle birlikte hareket edip fiyatı yükseltip birlikte götürüp başkalarına yüksek fiyatlardan satma amacıdır diye düşünüyorum. Çünkü defalarca bizim ceza kestiğimiz insanların peşinden hala gidiliyorsa yapacak bir şey yok. Bundan sonra bizden sık sık ceza almış bir isimle çalışan aracı kurumlar da kusura bakmasınlar onlarla çalışmanın olası bir etkisi varsa piyasaya onlar da o yatırımcılarla beraber karşılığını göreceklerdir. Onlarla çalışmanın riskinden kendilerinin de zarar göreceklerini görüyorlar ve göreceklerdir de. Belki bundan sonraki süreçte daha sert olacaktır. Tek amacımız manipülatörlerin piyasa bozucu işlem ve eylemlerde bulunan kişilerin piyasaların şeffaflığını ve güvenliğini olumsuz etkilemelerini önüne geçmek. Bununla ilgili mücadelemiz devam ediyor ve edecektir.

Taşkesenlioğlu ayrıca SPK olarak düzenlemeyi küçük yatırımcıların haklarını koruyacak, aynı zamanda halka arz için gelecek şirketlerin de önünü açacak şekilde yaptıklarını ve bu şekilde devam edeceklerini sözlerine ekledi.