30 Ekim 2016 Pazar

Dünya Bankası'ndan Türkiye'ye büyüme önerisi

Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Cyrill Muller, Türkiye ekonomisinin çok sağlam bir şekilde büyüdüğünü ve dünyada en hızlı büyüyen ekonomiler arasında yer aldığını belirterek, "Bu performansını yükselterek sürdürebilmesi için eğitime yapılan yatırımların devam etmesi, bölgesel çatışmaların sona ermesi ve tarım temelli ekonomiden sanayi merkezli ekonomiye geçişin hızlanması gerekiyor." dedi.
Türkiye ekonomisinin performansı ve sürdürülebilir büyümenin gereklilikleri hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulunan Muller, Türkiye'nin sahip olduğu potansiyeli göz önüne alarak daha müreffeh bir seviyeye erişebilmek için mevcut büyüme hızının da üzerine çıkabileceğini ifade etti.
Muller, Türkiye ekonomisinin büyüme hızını artırabilmesi ve performansını sürdürülebilir seviyede tutabilmesi için eğitime yapılan yatırımların devam etmesinin, bölgesel çatışmaların sona ermesinin ve tarım temelli ekonomiden sanayi merkezli ekonomiye geçişin hızlanmasının gerektiğinin altını çizerek şu değerlendirmelerde bulundu:
"Diğer ülkeler ile karşılaştırdığımızda, Türkiye ekonomisinin büyüme performansı gerçekten sağlam ve açıkçası en hızlı büyüyenlerden birisi. Bunun bu şekilde devam edebilmesi için öncelikle eğitim konusuna ağırlık verilmeli. Eğitime erişebilme ve mezun verme oranlarınız çok iyi. Ancak alınan eğitimin kalitesi ve genç insanların bu eğitimle iş bulabilmesi konuları da önemli. Eğitim sisteminin daha yaratıcı, daha yenilikçi, daha modern bir ekonomiye geçişle doğrudan bağlantısı olduğunu düşünüyoruz.
İkinci olarak, ülkenizin de içinde bulunduğu bölgede devam eden karışıklıkların, Türkiye ekonomisinin büyümesini olumsuz yönde etkiliyor ama söz konusu karışıklıklardan bazılarının çözüleceğini ve gerilimin azalacağını düşünüyorum. Bu da Türkiye'ye ekonomisini büyütmesi için fırsatlar sunacak.
Son olarak şunu söylemek isterim ki Türkiye belli bir süredir tarımsal ekonomiden üretim ve hizmet ekonomisine geçme konusunda çok başarılı bir performans sergiledi. Ancak geldiği pozisyonu sağlamlaştırarak daha ileriye taşıyabilmesi için kendisini teknolojinin daha yoğun kullanıldığı, yenilikçi ve yaratıcı anlayışla üretilmiş katma değeri yüksek ürün ve hizmetlerin etrafında konumlandırmalı.
Bu üç hususun size yardımı olacağını düşünüyorum. Mesela yatırım konusunda, özellik altyapı yatırımları konusunda çok iyisiniz ki bu ekonomik büyüme için önemli bir bileşendir. Buna ek olarak canlı bir ekonominiz, güçlü bir talebiniz ve daha yüksek seviyeye ulaşmanıza yardımcı olacak genç nüfusunuz var."
"Günümüzde eğer güvenilir makro politikalarınız yoksa kaybedersiniz"Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Muller, sağlam makro ekonomi ve maliye politikalarının önemini hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:
"Bir iktisatçı olarak bu değerlendirmeleri yaparken tabii ki makro ekonomi ve maliye politikalarının düzgün uygulandığı kabulüyle konuştum. Çünkü sağlam politikaların yokluğunda Türkiye için her şey çok zor olur. Günümüz dünyasında eğer güvenilir politikalarınız yoksa kaybedersiniz. Çünkü düşük hızlı büyümenin hakim olduğu bu iklimin yatırımcıları her zaman hassas riskten kaçmaya eğilimli. Bu yüzden, yakın geçmişte küresel boyutta finansal kriz geçirmiş bir dünyayı düşünerek söylüyorum, ekonominizi büyütebilmek için çok sağlam makro iktisadi politikalara ve istikrara ihtiyacınız var. Aksi takdirde yatırımlarınız olumsuz etkilenecektir."
"Metodoloji değişikliği Türkiye'nin sıralamasını düşürdü"Muller, Dünya Bankası tarafından her yıl güncellenen ve 2017 versiyonu kısa bir süre önce açıklanan, ülkeleri iş yapabilme imkanlarıyla ilgili bir dizi ölçüme göre sıralayan, "2017 İş Yapma Kolaylığı" raporundaki sıralamada Türkiye'nin birkaç basamak aşağıya düşmesiyle ilgili olarak, "Türkiye'nin sıralamadaki yeri metodoloji değişikliği nedeniyle düştü. Türkiye'nin bir şeyleri eksik yapması söz konusu değil. Ayrıca diğer ülkelerden bazıları daha agresif bir gelişme gösterdiği için Türkiye'nin önüne geçtiler." dedi.
İleriye dönük beklentisinin yüksek olduğunu belirten Muller, "Hükümetinizin yaptığı açıklamalar ve çalışmalar, önümüzdeki süreçte Türkiye'nin söz konusu kriterlerde daha ileriye gideceğini düşünmemi sağlıyor." diye konuştu.
Alıntı:
http://www.borsagundem.com/haber/dunya-bankasindan-turkiyeye-buyume-onerisi/1131832

İhracatın yarıdan fazlası İstanbul'dan

İstanbul, yılın ilk 8 ayında Türkiye'den yapılan ihracatın 54,5’ini tek başına gerçekleştirdi.

Türkiye'nin ihracat şampiyonları yılın ilk 8 ayında İstanbul, Bursa ve İzmir oldu. Gümüşhane, Tunceli ve Kars ise en az ihracat yapan iller olarak son sıralarda yer aldı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Diyarbakır Bölge Müdürlüğü’nden alınan verilere göre, yılın ilk 8 ayında 93 milyar 320 milyon 378 bin dolar ihracat gerçekleşti.
Verilere göre, yılın ilk 8 ayında Türkiye'nin ihracat şampiyonu 50 milyar 906 milyon 266 bin dolar ile yine İstanbul oldu.
Uzak ara ihracat şampiyonu olan mega kent İstanbul, Türkiye ihracatının yüzde 54,5’ini tek başına gerçekleştirdi. İstanbul’u 6 milyar 272 milyon 841 bin Dolar ile Bursa ve 5 milyar 559 milyon 78 bin dolar ile İzmir takip etti.
İllere göre dolar bazında ihracat rakamları şöyle:
“Gaziantep 4 milyar 196 milyon 778 bin,
Kocaeli 4 milyar 178 milyon 753 bin,
Denizli bir milyar 583 milyon 516 bin,
Sakarya bir milyar 213 milyon 542 bin,
Manisa bir milyar 171 milyon 976 bin,
Hatay bir milyar 36 milyon 517 bin,
Adana bir milyar 18 milyon 534 bin,
Kayseri bir milyar 2 milyon 185 bin,
Konya 866 milyon 551 bin,
Mersin 852 milyon 297 bin,
Trabzon 789 milyon 363 bin,
Antalya 620 milyon 355 bin,
Tekirdağ 614 milyon 758 bin,
Mardin 582 milyon 691 bin,
Kahramanmaraş 579 milyon 789 bin,
Eskişehir 561 milyon 875 bin,
Aydın 393 milyon 363 bin,
Balıkesir 331 milyon 477 bin,
Adıyaman 289 milyon 728 bin,
Muğla 272 milyon 181 bin,
Samsun 236 milyon 108 bin,
Şırnak 235 milyon 222 bin,
Afyonkarahisar 194 milyon 936 bin, Karaman 186 milyon 795 bin, Uşak 164 milyon 157 bin, Karabük 161 milyon 277 bin, Malatya 155 milyon 226 bin, Çorum 148 milyon 355 bin, Zonguldak 141 milyon 910 bin, Şanlıurfa 136 milyon 746 bin, Kırklareli 127 milyon 519 bin, Elazığ 123 milyon 105 bin, Burdur 119 milyon 450 bin, Kütahya 118 milyon 76 bin, Kırşehir 115 milyon 514 bin, Isparta 113 milyon 429 bin, Rize 107 milyon 499 bin, Diyarbakır 105 milyon 667 bin, Giresun 102 milyon 474 bin, Osmaniye 100 milyon 165 bin, Bolu 97 milyon 888 bin, Ordu 94 milyon 661 bin, Yalova 74 milyon 574 bin, Kilis 74 milyon 155 bin, Çanakkale 72 milyon 416 bin, Iğdır 67 milyon 327 bin, Düzce 60 milyon 395 bin, Siirt 59 milyon 733 bin, Bilecik 57 milyon 23 bin, Aksaray 53 milyon 328 bin, Çankırı 53 milyon 9 bin, Amasya 51 milyon 883 bin, Sivas 47 milyon 949 bin, Artvin 39 milyon 463 bin, Niğde 36 milyon 971 bin, Ağrı 36 milyon 401 bin, Kastamonu 29 milyon 200 bin, Edirne 26 milyon 519 bin, Nevşehir 26 milyon 457 bin, Batman 25 milyon 190 bin, Van 24 milyon 72 bin, Yozgat 15 milyon 795 bin, Tokat 13 milyon 891 bin, Hakkâri 13 milyon 799 bin, Kırıkkale 13 milyon 477 bin, Sinop 12 milyon 884 bin, Erzurum 12 milyon 611 bin, Bartın 8 milyon 224 bin, Bayburt 6 milyon 912 bin, Erzincan 5 milyon 202 bin, Ardahan bir milyon 121 bin, Bitlis bir milyon 74 bin, Bingöl 598 bin, Muş 290 bin.”

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Ücretsiz portföy programı: Google Finance

Hisse senetlerini alan, satan pekçok yatırımcı yatırımlarını bir programdan takip etmez, edenler de genelde Excel programından faydalanırlar. Takip için ise aracı kurumların ekstreleri ve uygulamaları tercih edilir. Portföy programları portföy yönetimleri içindir ve pahalıdır.
Bugün portföyümü, stratejileri Google Finance üzerinden ücretsiz nasıl takip edebiliriz inceleyeceğiz.
Google Finance kullanabilmek için bir Google hesabınızı olması yeterli.
Örnek olması için Sihirli Formül Stratejisinin 2016 yılında aldığımız hisselerini kullanacağız.
Şimdi adım adım portföyü nasıl aktaracağımızı özetleyelim.
Soldaki menüden Portfolios sekmesine tıkla:


Sağ üstte Create New Portfolio tuşuna tıklayarak portföyümüzü oluşturmaya başlayalım. Ben portföy ismini SF2016 olarak verdim.
Portföy ismini verdikten sonra boş bir sayfa gelecek buradan Edit portfolio sekmesini açacağız:


Açılan pencereden para birimini TL yapmamız gerekiyor, bu adım önemli bunu atlarsak sistem düzgün çalışmaz.


Kaydedip çıkalım.
Portföy hala boş. Portföyü 100000 TL ile başlatacağım. Bunun için Deposit tuşuna basıp işlemi giriyorum. Sonrasında Add to portfolio tuşuna tıklayıp portföye eklemem gerekiyor:


TL yatırdıktan sonra görünüm:


Portföy hala daha boş.
2016 yılında yapılan işlemleri 20 hisseli portföy için aktaracağım. Hisseleri 31/12/2015 tarihinde alıp 31/3/2016 tarihinde sattığımı, oluşan TL rakamını kullanarak yeni grup hisseleri 31/3/2016 tarihinde aldığımı ve bu hisseleri 30/6/2016 tarihinde sattığımı, daha sonra elimdeki para ile 30/6/2016 tarihinde yeni hisseleri aldığımı varsayacağım. Komisyon ödemedim.
İşlemleri yapabilmek için Excel’de oluşturup Google Finance portföye aktaracağım. Bunun için import transactions kullanılacak:


Gelen ekrandan Gözat:


İlgili dosyayı seçtikten sonra preview import tuşuna bastıktan sonra portföy işlemleri ekrana gelmeli. Bu ekranda sütunları eşleştirmek gerekiyor:


Sol üstteki kutucuğu işaretledikten sonra tüm işlemler seçilecek. Bilgi satırını seçim dışı bıraktıktan sonra altta yer alan import tuşuna basacağız ve portföy işlemleri aktarılacak.
Herşey doğru gittiyse aşağıdaki mesaj gelecek:


Aktarım sonrasında ise edit transactions ile tüm işlemleri cash linked olarak işaretlemek gerekecek. Kaydettikten sonra portföyü inceleyebiliriz:


Kapatılan pozisyonlar closed olarak gelecek, diğerleri ise açık olacak. Her bir hissenin performansı vs incelenebilir.


12 Temmuz 2016 Salı

Almanya’da geçtiğimiz Mayıs ayında 97 milyar 200 milyon Euro’luk ihracat yapıldı

Dünyada Çin ve Amerika ile birlikte “en çok ihracat yapan ülkeler” sıralamasında ilk üçe oynayan Almanya’da geçtiğimiz Mayıs ayında 97 milyar 200 milyon Euro’luk ihracat yapıldı.
Dünyada Çin ve Amerika ile birlikte “en çok ihracat yapan ülkeler” sıralamasında ilk üçe oynayan Almanya’da geçtiğimiz Mayıs ayında 97 milyar 200 milyon Euro’luk ihracat yapıldı. Bu miktar bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,6’lık bir artışı ifade ediyor.
Merkezi Almanya’nın Wiesbaden şehrinde bulunan Federal İstatistik Dairesi tarafından açıklanan ihracat rakamlarına göre, Almanya, geçtiğimiz Mayıs ayı içinde 76 milyar 200 milyon Euro’luk da ithalat gerçekleştirdi. Bu da ithalatta yüzde 0,1’lik bir azalmaya karşılık geliyor. Almanya’da Mayıs 2016 ihracat/ithalat dengesi 21 milyar Euro ihracat lehine fazlalık verdi.
Almanya 2002 ile 2009 arasındaki dönemde tam 7 yıl Dünya ihracat şampiyonuydu. 2009 ve 2010 yıllarında bu şampiyonluğu Çin’e kaptırdı. Geçen sene Çin 2 trilyon 274 milyar Dolar ile Dünya ihracat şampiyonluğunu kazandı.
Geçen yıl 1, 5 trilyon Dolar ile Amerika aynı sıralamada Dünya ikincisi, 1,3 trilyon Dolar ile ise Almanya dünya üçüncüsü olmuştu. Bu arada, Türkiye’nin Mayıs 2016 ihracatı 10 milyar 794 milyon dolar oldu.
Alıntı:

31 Mayıs 2016 Salı

Dijitalleşme: Teknolojiyle yarış

Üretim ve verimin gelişen teknoloji sayesinde artırılması hedefleniyor. Ancak robot ve bilgisayarların birçok işi üstlenmesiyle çoğu iş yeri tehlikeye giriyor.
Dijitalleşmenin iş hayatına etkisi ne? Alman hükümeti Meseberg'deki bugünkü oturumunda bu soruya cevap arıyor. Paris'teki Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) Forumu'nun yıllık toplantısının ve Haziran 2017'deki Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) ana konusu yine bu olacak.
Dünya genelinde hükümetler dijitalleşmenin iş dünyasına ve buna bağlı olarak topluma ve küresel kalkınmaya etkisine kafa yoruyor. Günümüzde robotlar depo işçilerinin yerini aldı; perakendeciler bir bir kapanırken Amazon gibi büyük e-ticaret firmaları giderek devasa bir hal alıyor. Banka çalışanlarının yerine online bankacılık getirilirken, küresel çaptaki sevkiyatların hazırlanmasında çalışan üçüncü dünya ülkelerindeki ucuz işgücünün yerine de yeme-içme ve uykuya ihtiyaç duymayan robotlar kullanılır oldu.
Orta sınıf işler azalıyor
ING-DiBa Bankası'nın 30 milyondan fazla işyeri üzerinde yaptığı bir araştırmada bu işyerlerinin yüzde 59'una denk gelen 18,3 milyonunun teknolojik yenilikler yüzünden tehdit altında olduğu ortaya kondu. Özellikle sekreterlik, kuryelik gibi işler dijitalleşmenin tehdidinde.
Başka araştırmalar; örneğin OECD'nin benzer araştırmaları ING-DiBa'nınki kadar kötümser bir tablo çizmese de uzmanlar bu yöndeki genel bir trendin var olduğu görüşünde. Dünya Bankası'nın konuyla ilgili 2016 Digidal Dividends adlı gelişim raporunda, dijitalleşmenin olumsuz etkilerine vurgu yapıldı. Kalkınmakta olan ülkelerle sanayi toplumlarında çoğu insan teknolojik yeniliklerden fayda sağladığını belirten ve bu yılki raporu kaleme alan Dünya Bankası Baş ekonomisti Deepak Mishra, "ancak bu gelişme orta sınıf vasıfsız işlerin azalmasına ve yüksek eğitim gerektiren işlerin artmasına neden oldu" diyor.
"Yukarı" büyüme eğilimi
ILO'dan Irmgard Nübler küresel teknolojik gelişmelerin daha çok üst tabakaya yaramış olmasının pek de şaşırılacak bir şey olmadığını belirtiyor. Nübler, "Şu anki sorun, gerekli makinelere ve paraya sahip olanların kazançları katlamasına ve bu da gelir adaletsizliğine yol açması" diyor.
Benzer bir gelişim geçmişteki sanayileşme adımlarıyla örneğin buhar makineleri ve elektriğin bulunmasıyla yaşanmış. Ancak uzmanlar o dönemle günümüz arasındaki farkı, geçmişte gelişen teknolojiyle mevcut işlerin azalırken yerine yenilerinin gelmesini ancak günümüzde kaybolan işlerin yerine yenilerinin gelmemesi olarak gösteriyor. Bu sayede daha fazla boş zaman alanı yaratılırken buna bağlı olarak da hizmet sektöründe gelişme kaydedildi. Zira orta sınıfın alım gücü yeni işyerleri nedeniyle arttı.
Geleceğin dijital mimarisi
Irmgard Nübler, "geleceğin teknolojik gelişmelerle nasıl şekilleneceği asıl soruyu oluşturuyor" diyerek, orta sınıf işlerin elde tutulması için nasıl adımlar atılacağının önemli olduğunu vurguluyor. Nübler, "Yaşlanan bir toplumuz. Kalkınmakta olan ülkelerin üretimlerini artırmaları için yeni teknolojiye ihtiyacı ancak dijitalleşmeyle birlikte yapısal değişimler de gerekli" diyor.
Dünya Bankası Baş Ekonomisti Deepak Mishra da hükümetlerin otomasyon konusuyla ister istemez muhatap olduğunun altını çizerek, siyasetin gelişen teknoloji ve yeni yasal düzenlemeler konusundaki yarışta çoktan yer aldığını belirtiyor. Mishra "Kesin olan şey, kazan sadece dijitalleşme konusunda erkenden gerekli tedbirleri alan ülkeler olacak" tespitinde bulunuyor.
Alıntı:
http://www.dw.com/tr/dijitalle%C5%9Fme-teknolojiyle-yar%C4%B1%C5%9F/a-19293251

22 Mayıs 2016 Pazar

ABD'de toplam 500 milyar dolar nakit 5 şirketin elinde

Uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody's, ABD'li 5 teknoloji şirketinin elinde bulundurduğu toplam nakit miktarının 500 milyar doların üzerinde olduğunu açıkladı.
Moody's'in "Teknoloji Diğer Sektörlerin Önüne Geçiyor" raporunda, ABD'li teknoloji devlerinden Apple, Microsoft, Google, Cisco Systems ve Oracle'ın elinde bulunan toplam nakit miktarının geçen sene 504 milyar dolara ulaştığı bildirildi.

Söz konusu 5 şirketin geçen yıl elinde bulunan toplam nakit miktarının, ABD'de finansal olmayan bütün kuruluşların toplam nakit miktarı olan 1,68 trilyon doların yüzde 30'unu oluşturduğunun vurgulandığı raporda, 2014'te bu oranın yüzde 27, 2013'te ise yüzde 25 olduğu kaydedildi.

Raporda, ayrıca, teknoloji endüstrisindeki nakit miktarının, finansal olmayan bütün sektörlerdeki toplam nakit miktarının içinde 2007 yılında yüzde 37 paya sahipken, bu oranın 2015'te yüzde 63'ya arttığına dikkat çekildi.

Alıntı:
http://www.yeniasya.com.tr/ekonomi/abd-de-toplam-500-milyar-dolar-nakit-5-sirketin-elinde_397713

16 Nisan 2016 Cumartesi

Türkiye iyi gidiyor, para girişi artacak

Şekerbank’ın Yönetim Kurulu Başkanı HASAN Basri Göktan, Milliyet'ten Kadife Şahin'in sorularını yanıtladı. Göktan, Türkiye’nin büyümesinde bankacılığın önemine vurgu yaparak, üzerlerindeki yükün hafifletilmesi halinde reel sektöre aktarılacak kaynakta ciddi artış olacağını söyledi. Göktan, Fed stratejisinin lehimize olduğunu ifade etti. İşte o röportaj:
Şekerbank’ın Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Basri Göktan, “Aldığı son kararlar gösteriyor ki FED korktu, dedi ki ‘ben sıkı para politikasına girersem, faizleri yükseltirsem, gelişmekte olan ülkeler borçlanmayacak.’ Dünya borçlansın istiyorlar” sözlerinin ardından, Türkiye’nin global ekonomideki bu oyunu lehine çevirebileceğini söyledi.
Şekerbank’ın İstanbul’da yeni taşındığı Genel Müdürlük binasında bir araya geldiğimiz deneyimli bankacı Göktan, yapılacak ince ayarlar ve alınacak tedbirler sonrasında özellikle reel sektörün atılımının önünün açılacağına vurgu yaptı. Hasan Basri Göktan, başta Türkiye ekonomisi olmak üzere gündemdeki birçok konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı.
Fed neden korktu?
- ABD Merkez Bankası (Fed) Art arda faiz artırımlarının önünü açacağı bir noktada, geri adım attı. Sizce bunun sebebi nedir?
Dünyadaki gelişen ülkelerin borçlanma tutarının toplamı 57 trilyon dolardan 200 trilyon dolara çıktı. Böyle acayip bir borçlanma var. Bu borçlanmanın yüzde 40’ı da bu ülkelerde büyüme ve istihdam yaratıyor. Fed kararı sonrası bu durumun değişme olasılığı ortaya çıktı. Dünyadaki tek geçerli para sisteminin dolar olduğunu düşünürseniz (bahsettiğimiz tüm bu borçlanmalar ABD Doları ile yapılıyor) gelişmekte olan ülkelerde bir anda sıkıntı başladı. Son 10 yıldır yüzde 10 büyüyen Çin’in büyümesi yüzde 7’lere düşüştü, parasını devalüe etti. Petrol krizi malum. Petrol üreten ülkelerin gelirleri düştü. Fed bir anda bu ve benzeri birçok gelişmeyi tetikledi.
- O zaman tüm bunlar bir anda ABD’yi de etkiledi...
Tabii, Amerika da bundan etkilenmeye başladı. Fed korktu, dedi ki ben sıkı para politikasına girersem, faizleri yükseltirsem, gelişmekte olan ülkeler borçlanmayacak. Dünya borçlansın istiyorlar. ‘Borçlandığının yüzde 40 ile ekonomi gelişsin, yine benden mal alsınlar, ben onlara mal satayım’ diyor. Çünkü dünyada hala yüksek teknolojiyi Amerikan şirketleri yapıyor. Amerikan şirketleri uluslararası sermayeyi kontrol ediyorlar. Böyle olunca ABD bundan korktu, ‘gelişmekte olan ülkeler daha az borçlanırsa, büyümeleri düşerse ben de büyüyemem’ dedi. Sıkı para politikasını yavaşlattı. Gelişmekte olan ülkelerin paraları değer kazandı. Paraları değer kazandığında daha fazla borçlanacaklar. Ve dünya ekonomisi biraz daha rahat işleyecek. Çin ve bizimle birlikte diğer ülkelerin paraları değer kazandı. Bu da bu ülkelerde faizlerin biraz aşağı gelmesini sağlayacak. Fed’in bu politikası gelişmekte olan ülkeleri çok sık boğaz etmiyor. Bir noktada haksız rekabeti ortadan kaldırıyor. Siz de gelişmeye büyümeye devam edin diyor. Dünyada dengeli bir büyüme sağlamaya çalışıyor.”
- Bu gelişmeler bize yarıyor mu?
Geçmişte bunu iyi kullandık. Umarım bu kez de iyi kullanırız. Faizlerde ufak geriye gidiş başladı. Umarım bu eğilim mevduat faizlerine de sirayet eder. Daha sonra da kredi faizlerine etki eder. Bunun sonunda da Türkiye ekonomisi canlanır. Türkiye ekonomisi son yıllarda iyi gitti.
‘Gelire göre limit yararlı olur’
- ‘Gelire göre krediye limiti’ nasıl değerlendiriyorsunuz?
İnsanların fazla borçlanmaması ve fazla tüketim yapılmaması adına iyi bir uygulama. Dengeleme bakımından iyi olur diye düşünüyorum.
Çünkü bu netice de tasarrufla ilgili bir olay. Bireysel ve aile tasarruflarının artırılması lazım.
‘Avrupalı bankalardan çok iyi durumdayız...’
- Türkiye’de bankacılığı nasıl görüyorsunuz? Kârların azalması sizi nasıl etkiliyor?
Dünya ekonomisindeki küçülme bankacılık sektörünü de etkiledi. İhracat zora girince orta ve küçük ölçekli şirketler sıkıştılar. Para Amerika’ya yönelince paranın maliyeti arttı. Türkiye’ye gelen paranın miktarı da azaldı. Fakat son iki aydır bu girişler arttı. Ama bankacılık sektörünün maliyetleri de arttı. Sektörün toplam tahsili gecikmiş alacak oranı son birkaç yıldır artış trendinde olsa da yine de yönetilebilir bir seviyededir. Bu anlamda sektörümüz güçlü sermaye yapısı ve insan kaynağı açısından Avrupalı bankalardan çok daha iyi durumda. Ancak Türkiye’nin hedeflenen büyüme seviyesini yakalamasında finans sektörünün üstleneceği rolün önemi açısından, bankacılık sektörünün KOBİ’leri, yatırımları ve üretimi desteklemesi teşvik edilmeli.
- Bankaların sağladığı kredilerde durum ne?
Sektörün sermaye yapısı çok güçlü, yüzde 19’a varan bir özkaynak kârlılığı vardı. Bu düşmeye başladı. Bu yıl yüzde 10 özkaynak kârlılığı zor yakalayanır. Maliyetler artarken sermaye karlılığı azaldı. Bu da bankaların kredi verme kapasitelerini etkileyecek. Reel sektörün büyümesi zorlaşacak.
Turizme ‘yaklaşım’ şart
- Sizce ne yapılmalı?
Bankaların kaynak maliyetlerine etki yapan yükler var. Bunların düşürülmesi lazım. Turizmde sıkıntımız var. Kredilerin geri dönüşü aksayacak. Bunun için 2004’te yapılan İstanbul Yaklaşımı benzeri bir tolerans yapılanmasının kredilerin yapılanmasında, vadesinde, geri ödenmesinde bu yapının gündeme getirilmesinde fayda görüyorum. İhracat yapan sektörlerin de rahatlatılması lazım.
- Gelecek nasıl görünüyor?
İyimser bakıyorum. Son gelişmeler Türkiye’ye para girişini artıracak. Tedricen önce mevduat faizlerine sonra kredi faizlerine yansıyacak. Böylelikle bir kredi rahatlaması ve kredi kullanımının artması söz konusu olacak. Kredi kullananların maliyetleri azalacak. İstihdam artacak.
İkinci yarıda atağa kalkacak
- Şekerbank’ın öncelikleri, bu yıl belirlenen hedefleri nedir?
Kuruluşumuzdan gelen sürdürülebilir kalkınma odaklı bankacılık anlayışını bugün de koruyoruz. Ekonominin bel kemiğini oluşturan KOBİ’lerimizi esnaftan küçük boy işletmelere, tarımsal işletmelerden orta büyüklükteki ticari firmalara her ölçekte destekliyoruz. Aile çiftçiliğinin yaşaması ve böylece kırsal hayatın devam etmesiyle köyden kente göçün engellenmesi için kırsal bölgelerde küçük üreticimizin verimliliğini artırmasına yardımcı oluyoruz. Üretenin yanında olmak istiyoruz. İlk yarıda biraz temkinli olacağız. İkinci yarıdan sonra kampanyalarımızı hızlandıracağız.
Alıntı: