Hükümet tarafından TBMM'ye sunulan 2019 bütçe teklifinde kamu bankalarından 20 milyar lira temettü gelirinin bütçeye aktarılması öngörülüyor.
2019 yılı bütçe teklifinde KİT ve kamu bankalarından gelecek gelir 24.3 milyar lira olarak belirlendi.
Bunun 20 milyar lirası kamu bankalarından elde edilecek temettü gelirinden gelecek. Temettü geliri başta Merkez Bankası olmak üzere Ziraat Bankası gibi kamu bankalarının elde ettiği kârların bütçeye aktarılmasıyla elde ediliyor.
Merkez Bankası 2017 yılı faaliyetlerinden dolayı 21.5 milyar lira kâr elde etti. 2018 yılında açıklanan kârı üzerinden 3 milyar lira kurumlar vergisi ödendi. Vergi sonrası kâr olan 18.4 milyar liranın belli bir kısmı ihtiyat akçesi olarak ayrılıyor. Kalan kısım Hazine’ye aktarılıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerinde Merkez Bankası’nın aktardığı 12.4 milyar lira yer alırken, Ziraat Bankası’ndan herhangi bir aktarım yer almıyor. 2017 yılında ise Ziraat Bankası 250 milyon lira aktardı. Bu durumda 2019 yılında bütçeye aktarılacak 20 milyar liranın büyük bir kısmının Merkez Bankası’ndan gelmesi bekleniyor. Merkez Bankası’nın 2018 yılının tamamına ilişkin faaliyet kârı gelecek yıl mart ayı sonlarında netleşecek. Nisan ayında hissedarlar genel kurulu olduğunda da kamuoyuna açıklanacak. Vergisi ödendikten sonra da kalan kâr Hazine’ye aktarılacak.
Merkez Bankası 2014 yılında kârı üzerinden Hazine’ye 3.4 milyar lira, 2015 yılında 5.8 milyar lira, 2016 yılında 9.3 milyar lira, 2017 yılında 6.4 milyar lira ve 2018 yılında da 12.4 milyar lira aktardı. Bütçe teklifine göre 2019 ve 2020 yıllarında kamu bankalarından gelecek temettü gelirinin büyük oranda gerileyeceği ve milyar düzeyinden milyonlu rakamlara ineceği tahmini yer alıyor. Kamu bankalarından 2020 yılında 9 milyon, 2021 yılında ise 11 milyon temettü geliri gelmesi bekleniyor.
(Hürriyet / Neşe Karanfil)
23 Ekim 2018 Salı
20 Ekim 2018 Cumartesi
İşte Dünya 'Star'ı
Türkiye’nin cari açığını yıllık en az 1.5 milyar dolar azaltması hedeflenen ve yerlileşme yolunda en büyük adımlardan biri olan ‘Star Rafinerisi’ hizmete girdi. Rafinerinin maliyeti 6.3 milyar dolar
Türkiye’ye tek kalemde yapılan en büyük özel sektör yatırımı olan ‘Star Rafinerisi’ hizmete alındı. Yapımı yaklaşık 7 yıl süren ve 6.3 milyar dolara mal olan yatırım, Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde son yıllarda gerçekleştirilen en büyük petrol operasyonları arasında yer alıyor. Türkiye’deki ilk “Stratejik Yatırım Teşvik Belgesi”ne sahip proje olma özelliği taşıyan rafinerinin Türkiye’nin cari açığını tek başına yıllık en az 1.5 milyar dolar azaltacağı öngörülüyor. Banu Şen'in Hürriyet'teki haberine göre yıllık 10 milyon ton ham petrol işleme kapasiteli tesisin 4.8 milyon tonluk dizel üretim kabiliyetiyle dizelde ithalat oranını yüzde 40’ların altına düşürmesi bekleniyor. İnşaatında günlük ortalama 10 bin işçinin çalıştığı tesiste açılışın ardından bin 100 kişi istihdam edilecek.
Azerbaycan devlet petrol şirketi Socar’ın iştiraki Socar Türkiye tarafından yapılan Star Rafinerisi’nin açılışını dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev birlikte gerçekleştirdi. Açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, öncelikle 18 Ekim Azerbaycan’ın bağımsızlık günün tebrik ederken rafinerinin açılışıyla Türkiye Azerbaycan arasında dünyaya örnek olan ilişkinin bir adım öteye taşındığını kaydetti. Erdoğan, Azerbaycan ile ilişkileri sadece hamaset ve siyaset boyutunda bırakmayıp güçlü bir ekonomik çerçeveye oturttuklarını vurgulayarak şöyle konuştu: “İki ülke arasındaki enerji dayanışmasını güçlendirmek için uzun süredir yaptığımız çalışmaların en önemli ve somut örneğidir. Star Rafinerisi’yle birlikte Azerbaycan ile kardeşlik ilişkilerimizin stratejik boyutunu daha da güçlendiriyoruz. Türkiye, Azerbaycan öncülüğünde hayata geçen her proje ülkelerimizin bölgesel güç olma hedefine katkı yapacaktır. Dünyanın ticaret savaşları ve krizlerle sarsıldığı dönemde açtığımız projeler, ülkelerimizi tek tek kendi gayelerine ve ortak hedeflerine yaklaştırıyor.”
DOSTLUKLA GERÇEKLEŞTİ
Star Rafinerisi’nin 6.3 milyar dolarlık bir yatırım olduğunu ancak bunun dışında kruvaziyer limanı, ilk açılışıyla adımını attığımız petrokimya tesislerinin de alındığı zaman yaklaşık 10 milyar dolarlık bir yatırım söz konusu olduğuna dikkat çeken Erdoğan, “2008 yılından beri enerji alanında ülkemizde önemli yatırımlara imza atan Azerbaycan devlet şirketi Socar ülkemize Star Rafinerisi’ni kazandırdı. Son 30 yıldır gerçekleştirilen en büyük reel sektör yatırımı olarak Star Rafinerisi, Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki en büyük petrol tesislerinden biri olarak faaliyet gösterecek. İlk stratejik teşvik belgesi alan yatırım olma özelliğine sahip. Böyle yatırım olunca bizim üzerimize düşen görev var. Bizim üzerimize düşen görev de şu sadece Bakanlık’ta işlemler ve teşviklerden istifade etmiş olacak” dedi. Rafinerinin ayrıca en büyük yerlileşme adımı olduğunu söyleyen Erdoğan her yıl 1.5 milyar dolar civarında tasarruf edilmesinin ve petrol ürünlerinde dışa bağımlılığın azaltılmasının hedeflendiğini vurguladı.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de yaptığı konuşmada, böylesi dev projenin hayata geçmesinin esas sebebinin Türkiye ve Azerbaycan dostluğu ile kardeşliği olduğuna dikkat çekerek “Türkiye Azerbaycan işbirliği en yüksek seviyededir. Nesiller boyu birlikte yaşamışız, proje de bizi birbirimize ayrılmaz olduğumuzu gösteriyor. Türkiye dünya çapında söz sahibidir. Bu bizi çok sevindiriyor. Türkiye’nin gücü bizim gücümüzdür” dedi.
DIŞA BAĞIMLILIĞI AZALTACAK
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak açılışta, “Bu tesise çok büyük önem veriyorduk. Bu büyük proje sağlayacağı istihdamdan değil dışa bağlılığı azaltmasına yönelik katkıdan dolayı önemli. Bu proje dünyanın içinden geçtiği belirsizliği de aslında en güzel çözüm formülünü sunuyor. Son dönemde ekonomide yaşadığımız spekülatif dalgalanmaları geride bıraktık. Biz bu fotoğrafı kardeşliği, bu birlik ve beraberliği Türkiye ve Azerbaycan olarak hep birlikte koruyacağız. Ortaya koyduğumuz hedeflere kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Ve korumakla kalmayıp, en güçlü ve güzel bir şekilde yarınlara taşıyacağız” dedi.
ENERJİ TEMİNİNE KATKI
TBMM Başkanı Binali Yıldırım, rafineride 3 bin mühendis ve 19 bin 500 ustanın çalıştığını vurguladı. Yıldırım, “Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerini ebediyete taşıyacak bu projelerimizle iftihar ediyoruz. Buna benzer büyük ve stratejik olan bu projeler Azerbaycan Türkiye kardeşliğini pekiştirmiyor. Aynı zamanda Kafkasların, Orta Asya’nın ve Avrupa’nın enerji teminine katkı sağlıyor” dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, rafinerinin Türkiye’nin işlenmiş petrol ihtiyacının dörtte birini karşılayacağını belirterek, “Bu da cari açığımızın yıllık 1.5 milyar dolar azalmasına katkı sağlayacak. Star Rafineri devreye girdikten sonra toplam rafinaj kapasitemiz yüzde 33 artarak yıllık yaklaşık 40 milyon tona ulaşacak. Bu da kendi öz yeterliliğimiz anlamında oldukça önemli” diye konuştu.
KİMLER KATILDI?
Star Rafinerisi içerisinde özel olarak hazırlanan açılış töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in yanı sıra TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir Valisi Erol Ayyıldız, SOCAR Başkanı Rövnag Abdullayev, SOCAR Türkiye ve Petkim Yönetim Kurulu Başkanı Vagif Aliyev de katıldı. Demirören Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Yıldırım Demirören’in de katıldığı açılışta iş dünyasından birçok isim de yer aldı.
Türkiye’ye tek kalemde yapılan en büyük özel sektör yatırımı olan ‘Star Rafinerisi’ hizmete alındı. Yapımı yaklaşık 7 yıl süren ve 6.3 milyar dolara mal olan yatırım, Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde son yıllarda gerçekleştirilen en büyük petrol operasyonları arasında yer alıyor. Türkiye’deki ilk “Stratejik Yatırım Teşvik Belgesi”ne sahip proje olma özelliği taşıyan rafinerinin Türkiye’nin cari açığını tek başına yıllık en az 1.5 milyar dolar azaltacağı öngörülüyor. Banu Şen'in Hürriyet'teki haberine göre yıllık 10 milyon ton ham petrol işleme kapasiteli tesisin 4.8 milyon tonluk dizel üretim kabiliyetiyle dizelde ithalat oranını yüzde 40’ların altına düşürmesi bekleniyor. İnşaatında günlük ortalama 10 bin işçinin çalıştığı tesiste açılışın ardından bin 100 kişi istihdam edilecek.
Azerbaycan devlet petrol şirketi Socar’ın iştiraki Socar Türkiye tarafından yapılan Star Rafinerisi’nin açılışını dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev birlikte gerçekleştirdi. Açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, öncelikle 18 Ekim Azerbaycan’ın bağımsızlık günün tebrik ederken rafinerinin açılışıyla Türkiye Azerbaycan arasında dünyaya örnek olan ilişkinin bir adım öteye taşındığını kaydetti. Erdoğan, Azerbaycan ile ilişkileri sadece hamaset ve siyaset boyutunda bırakmayıp güçlü bir ekonomik çerçeveye oturttuklarını vurgulayarak şöyle konuştu: “İki ülke arasındaki enerji dayanışmasını güçlendirmek için uzun süredir yaptığımız çalışmaların en önemli ve somut örneğidir. Star Rafinerisi’yle birlikte Azerbaycan ile kardeşlik ilişkilerimizin stratejik boyutunu daha da güçlendiriyoruz. Türkiye, Azerbaycan öncülüğünde hayata geçen her proje ülkelerimizin bölgesel güç olma hedefine katkı yapacaktır. Dünyanın ticaret savaşları ve krizlerle sarsıldığı dönemde açtığımız projeler, ülkelerimizi tek tek kendi gayelerine ve ortak hedeflerine yaklaştırıyor.”
DOSTLUKLA GERÇEKLEŞTİ
Star Rafinerisi’nin 6.3 milyar dolarlık bir yatırım olduğunu ancak bunun dışında kruvaziyer limanı, ilk açılışıyla adımını attığımız petrokimya tesislerinin de alındığı zaman yaklaşık 10 milyar dolarlık bir yatırım söz konusu olduğuna dikkat çeken Erdoğan, “2008 yılından beri enerji alanında ülkemizde önemli yatırımlara imza atan Azerbaycan devlet şirketi Socar ülkemize Star Rafinerisi’ni kazandırdı. Son 30 yıldır gerçekleştirilen en büyük reel sektör yatırımı olarak Star Rafinerisi, Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki en büyük petrol tesislerinden biri olarak faaliyet gösterecek. İlk stratejik teşvik belgesi alan yatırım olma özelliğine sahip. Böyle yatırım olunca bizim üzerimize düşen görev var. Bizim üzerimize düşen görev de şu sadece Bakanlık’ta işlemler ve teşviklerden istifade etmiş olacak” dedi. Rafinerinin ayrıca en büyük yerlileşme adımı olduğunu söyleyen Erdoğan her yıl 1.5 milyar dolar civarında tasarruf edilmesinin ve petrol ürünlerinde dışa bağımlılığın azaltılmasının hedeflendiğini vurguladı.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de yaptığı konuşmada, böylesi dev projenin hayata geçmesinin esas sebebinin Türkiye ve Azerbaycan dostluğu ile kardeşliği olduğuna dikkat çekerek “Türkiye Azerbaycan işbirliği en yüksek seviyededir. Nesiller boyu birlikte yaşamışız, proje de bizi birbirimize ayrılmaz olduğumuzu gösteriyor. Türkiye dünya çapında söz sahibidir. Bu bizi çok sevindiriyor. Türkiye’nin gücü bizim gücümüzdür” dedi.
DIŞA BAĞIMLILIĞI AZALTACAK
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak açılışta, “Bu tesise çok büyük önem veriyorduk. Bu büyük proje sağlayacağı istihdamdan değil dışa bağlılığı azaltmasına yönelik katkıdan dolayı önemli. Bu proje dünyanın içinden geçtiği belirsizliği de aslında en güzel çözüm formülünü sunuyor. Son dönemde ekonomide yaşadığımız spekülatif dalgalanmaları geride bıraktık. Biz bu fotoğrafı kardeşliği, bu birlik ve beraberliği Türkiye ve Azerbaycan olarak hep birlikte koruyacağız. Ortaya koyduğumuz hedeflere kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Ve korumakla kalmayıp, en güçlü ve güzel bir şekilde yarınlara taşıyacağız” dedi.
ENERJİ TEMİNİNE KATKI
TBMM Başkanı Binali Yıldırım, rafineride 3 bin mühendis ve 19 bin 500 ustanın çalıştığını vurguladı. Yıldırım, “Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerini ebediyete taşıyacak bu projelerimizle iftihar ediyoruz. Buna benzer büyük ve stratejik olan bu projeler Azerbaycan Türkiye kardeşliğini pekiştirmiyor. Aynı zamanda Kafkasların, Orta Asya’nın ve Avrupa’nın enerji teminine katkı sağlıyor” dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, rafinerinin Türkiye’nin işlenmiş petrol ihtiyacının dörtte birini karşılayacağını belirterek, “Bu da cari açığımızın yıllık 1.5 milyar dolar azalmasına katkı sağlayacak. Star Rafineri devreye girdikten sonra toplam rafinaj kapasitemiz yüzde 33 artarak yıllık yaklaşık 40 milyon tona ulaşacak. Bu da kendi öz yeterliliğimiz anlamında oldukça önemli” diye konuştu.
KİMLER KATILDI?
Star Rafinerisi içerisinde özel olarak hazırlanan açılış töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in yanı sıra TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir Valisi Erol Ayyıldız, SOCAR Başkanı Rövnag Abdullayev, SOCAR Türkiye ve Petkim Yönetim Kurulu Başkanı Vagif Aliyev de katıldı. Demirören Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Yıldırım Demirören’in de katıldığı açılışta iş dünyasından birçok isim de yer aldı.
İran, Çin'e tankerle petrol gönderiyor
ABD'nin İran'ın petrol ihracatına karşı yaptırımları kasım başında devreye girmeden önce Tahran, kuzeydoğu Çin'deki Dalian limanına, şimdiye kadar eşi görülmemiş büyük miktarlarda ham petrol gönderiyor
Refinitiv Eikon verilerine göre İran Ulusal Tanker Şirketi'ne (NITC) ait süper tankerlere yüklenen 22 milyon varil petrol Dalian limanına doğru yola çıktı. Bu tankerler ekim ve kasım ayları içinde Dalian'a varmış olacak.
2015 Ocak ayına kadar geri giden veriler, Dalian'a normal koşullarda her ay 1 ile 3 milyon varil arasında İran ham petrolü sevk edildiğini gösteriyor.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) üçüncü büyük üreticisi olan İran 4 Kasım'da yürürlüğe girecek olan Amerikan yaptırımları yaklaştıkça, alıcılarının sayısının azaldığını görüyor.
İran'ın, 2014 yılında maruz kaldığı önceki yaptırımlar döneminde Dalian'da stokladığı petrol daha sonra Güney Kore ve Hindistan'daki alıcılara satılmıştı. Çin'in en büyük rafinerilerinden ve ticari depolama tesislerinden bazıları Dalian bölgesinde bulunuyor.
NITC'ye ait VLCC (Very Large Crude Carrier) sınıfı bir tankerin Dalian limanının Xingang bölümünde bulunan bir antrepoya 8 Ekim'de petrol boşalttığı biliniyor.
Petrolü antrepolarda tutmak, kargonun sahibine malı Çin'e ya da bölgedeki başka müşterilere satma imkanı veriyor.
NITC tankerleri yükleme ve boşaltma sırasında sistemlerindeki izleme cihazlarını kapatarak ABD yetkililerinin bilgi edinmesini engelliyorlar.
Refinitiv Eikon verilerine göre halen üç tanker Çin'in Changxing adasına doğru yol alıyor. Bu tankerler kasım ayında limana varmış olacak.
Refinitiv Eikon verilerine göre İran Ulusal Tanker Şirketi'ne (NITC) ait süper tankerlere yüklenen 22 milyon varil petrol Dalian limanına doğru yola çıktı. Bu tankerler ekim ve kasım ayları içinde Dalian'a varmış olacak.
2015 Ocak ayına kadar geri giden veriler, Dalian'a normal koşullarda her ay 1 ile 3 milyon varil arasında İran ham petrolü sevk edildiğini gösteriyor.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) üçüncü büyük üreticisi olan İran 4 Kasım'da yürürlüğe girecek olan Amerikan yaptırımları yaklaştıkça, alıcılarının sayısının azaldığını görüyor.
İran'ın, 2014 yılında maruz kaldığı önceki yaptırımlar döneminde Dalian'da stokladığı petrol daha sonra Güney Kore ve Hindistan'daki alıcılara satılmıştı. Çin'in en büyük rafinerilerinden ve ticari depolama tesislerinden bazıları Dalian bölgesinde bulunuyor.
NITC'ye ait VLCC (Very Large Crude Carrier) sınıfı bir tankerin Dalian limanının Xingang bölümünde bulunan bir antrepoya 8 Ekim'de petrol boşalttığı biliniyor.
Petrolü antrepolarda tutmak, kargonun sahibine malı Çin'e ya da bölgedeki başka müşterilere satma imkanı veriyor.
NITC tankerleri yükleme ve boşaltma sırasında sistemlerindeki izleme cihazlarını kapatarak ABD yetkililerinin bilgi edinmesini engelliyorlar.
Refinitiv Eikon verilerine göre halen üç tanker Çin'in Changxing adasına doğru yol alıyor. Bu tankerler kasım ayında limana varmış olacak.
ABD 1 trilyon doları piyasadan çekiyor
Tüm dünyayı etkileyen 2008 krizini atlatmak için 200 yıllık tarihinde bastığı paranın dört katını basan ABD, şimdi de bastığı bu paraların en az 1 trilyon dolarını piyasadan çekip yok ediyor
ABD, 2008 krizine gelene kadar tarihinde sadece 870 milyar dolar Merkez Bankası baz parası basmıştı. 2008'de tüm bankacılık sistemi batma noktasına gelince Amerikan Merkez Bankası FED, bu miktarı bir kaç yıl içerisinde 4 trilyon doların üzerine taşıdı. Dünyanın diğer önemli merkez bankaları da ’quantitative easing’ (QE) adı verilen bu operasyonda, ABD'yi takip etmişti. Bazı kaynaklara göre, toplamda basılan baz para, 20 Trilyon doları bulmuştu.
Dünya finansal sistemini yüzdürmek için ortaya çıkarılan bu muazzam kaynak, özellikle bono, emlak ve hisse senedi piyasalarına akmıştı. QE operasyonuna, tüm dünyada ciddi faiz indirimleri de eşlik etmişti.
2016 yılından itibaren ABD önce faizleri artırmaya başladı. Bir sonraki adım olarak da 2017 yıl sonunda piyasaya verilen Merkez Bankası parasının geri çekilmesi operasyonu yani quantitative tighting (QT) başlatıldı. Dönemin FED Başkanı Janet Yellen ekim 2017'de yaptığı bir konuşmada, faiz artırımı ve QTnin bir sonraki krizde Merkez Bankasına hareket alanı açmak amacıyla (tekrar faiz indirip para basabilmesi için) yapıldığına işaret etmişti.
Merkez bankaları, genelde kendi devletlerinin çıkardığı borç senetlerini (bono,tahvil) satın alarak piyasaya para veriyorlar. Böylece, devlet bonoları Merkez Bankası bilançosunda birikiyor. Normalde bonoların vadesi geldikçe devlet, Merkez Bankasına borcunu ödüyor ve merkez bankası yeni bono satın alarak tekrar parayı piyasaya geri veriyor. Merkez Bankası para çekmek istediğinde ise vadesi gelen bononun ödemesini devletten alıyor ve bu parayı yok ediyor. Devletten yeni bono almıyor.
PARA YAKMA OPERASYONU 2017'DE BAŞLADI
ABD, 2017 ekim ayında sessiz sedasız yine tarihin en büyük para yakma (QT) operasyonunu başlattı. Bu operasyon, kademeli olarak artacak şekilde tasarlanmıştı. Ekim-kasım-aralık 2017 döneminde piyasadan her ay 10ar milyar dolar çekildi. 2018 ilk çeyreğinde, bu miktar aylık 20 milyar dolara, ikinci çeyrekte aylık 30 milyar dolara, üçüncü çeyrekte ise aylık 40 milyar dolara yükseltildi. Ekim ayında ise piyasadan çekilecek dolar miktarı aylık 50 milyar dolara çıkarılıyor. Bundan sonra FED, yaptığı açıklamada, ABD Borsası çökmediği sürece piyasadan her ay 50 milyar Dolar çekip yok etmeye devam edeceğini belirtmişti. Bu plana göre, 2018 ekim ayına kadar FED, 300 milyar dolar yakmış oldu. Planda bir değişiklik olmadığı takdirde FED'in yakacağı dolar miktarı 2019 sonunda yaklaşık 1 trilyon dolara ulaşacak.
Tarihin en büyük para basma (QE) operasyonu özellikle borsaları desteklemiş rekor üzerine rekor kırmalarını sağlamıştı.Tarihin gördüğü en büyük para yakma (QT) operasyonu ise piyasalarda dalgalanmalara neden oldu.
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN PARA BİRİMLERİNİ ZAYIFLATTI
zerohedge.com sitesinin hesaplamalarına göre 2018'in ilk yarısında dünya borsalarında 10 trilyon dolarlık kayıp yaşandı. Üstelik bu dönem geçen hafta yaşanan büyük kayıpları kapsamıyor. Faiz artışları ve QT'in bir başka negatif etkisi de doları güçlendirmesi ve cari açığı olan Arjantin, Türkiye, Güney Afrika ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin para birimlerini ciddi şekilde zayıflatması oldu.
Para basma operasyonunuda daha önce ABD'yi takip eden dünya merkez bankaları para yakma operasyonuna henüz geçemedi. Ancak, başta Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası (BOJ) piyasaya verdikleri para miktarını azaltıyorlar. Böylece, 2019 yılı başında merkez bankalarının dünya piyasalarına verdikleri para negatife dönecek. Yani sadece ABD'den değil; küresel piyasadan para çekilmeye başlanmış olacak.
ABD, 2008 krizine gelene kadar tarihinde sadece 870 milyar dolar Merkez Bankası baz parası basmıştı. 2008'de tüm bankacılık sistemi batma noktasına gelince Amerikan Merkez Bankası FED, bu miktarı bir kaç yıl içerisinde 4 trilyon doların üzerine taşıdı. Dünyanın diğer önemli merkez bankaları da ’quantitative easing’ (QE) adı verilen bu operasyonda, ABD'yi takip etmişti. Bazı kaynaklara göre, toplamda basılan baz para, 20 Trilyon doları bulmuştu.
Dünya finansal sistemini yüzdürmek için ortaya çıkarılan bu muazzam kaynak, özellikle bono, emlak ve hisse senedi piyasalarına akmıştı. QE operasyonuna, tüm dünyada ciddi faiz indirimleri de eşlik etmişti.
2016 yılından itibaren ABD önce faizleri artırmaya başladı. Bir sonraki adım olarak da 2017 yıl sonunda piyasaya verilen Merkez Bankası parasının geri çekilmesi operasyonu yani quantitative tighting (QT) başlatıldı. Dönemin FED Başkanı Janet Yellen ekim 2017'de yaptığı bir konuşmada, faiz artırımı ve QTnin bir sonraki krizde Merkez Bankasına hareket alanı açmak amacıyla (tekrar faiz indirip para basabilmesi için) yapıldığına işaret etmişti.
Merkez bankaları, genelde kendi devletlerinin çıkardığı borç senetlerini (bono,tahvil) satın alarak piyasaya para veriyorlar. Böylece, devlet bonoları Merkez Bankası bilançosunda birikiyor. Normalde bonoların vadesi geldikçe devlet, Merkez Bankasına borcunu ödüyor ve merkez bankası yeni bono satın alarak tekrar parayı piyasaya geri veriyor. Merkez Bankası para çekmek istediğinde ise vadesi gelen bononun ödemesini devletten alıyor ve bu parayı yok ediyor. Devletten yeni bono almıyor.
PARA YAKMA OPERASYONU 2017'DE BAŞLADI
ABD, 2017 ekim ayında sessiz sedasız yine tarihin en büyük para yakma (QT) operasyonunu başlattı. Bu operasyon, kademeli olarak artacak şekilde tasarlanmıştı. Ekim-kasım-aralık 2017 döneminde piyasadan her ay 10ar milyar dolar çekildi. 2018 ilk çeyreğinde, bu miktar aylık 20 milyar dolara, ikinci çeyrekte aylık 30 milyar dolara, üçüncü çeyrekte ise aylık 40 milyar dolara yükseltildi. Ekim ayında ise piyasadan çekilecek dolar miktarı aylık 50 milyar dolara çıkarılıyor. Bundan sonra FED, yaptığı açıklamada, ABD Borsası çökmediği sürece piyasadan her ay 50 milyar Dolar çekip yok etmeye devam edeceğini belirtmişti. Bu plana göre, 2018 ekim ayına kadar FED, 300 milyar dolar yakmış oldu. Planda bir değişiklik olmadığı takdirde FED'in yakacağı dolar miktarı 2019 sonunda yaklaşık 1 trilyon dolara ulaşacak.
Tarihin en büyük para basma (QE) operasyonu özellikle borsaları desteklemiş rekor üzerine rekor kırmalarını sağlamıştı.Tarihin gördüğü en büyük para yakma (QT) operasyonu ise piyasalarda dalgalanmalara neden oldu.
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN PARA BİRİMLERİNİ ZAYIFLATTI
zerohedge.com sitesinin hesaplamalarına göre 2018'in ilk yarısında dünya borsalarında 10 trilyon dolarlık kayıp yaşandı. Üstelik bu dönem geçen hafta yaşanan büyük kayıpları kapsamıyor. Faiz artışları ve QT'in bir başka negatif etkisi de doları güçlendirmesi ve cari açığı olan Arjantin, Türkiye, Güney Afrika ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin para birimlerini ciddi şekilde zayıflatması oldu.
Para basma operasyonunuda daha önce ABD'yi takip eden dünya merkez bankaları para yakma operasyonuna henüz geçemedi. Ancak, başta Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası (BOJ) piyasaya verdikleri para miktarını azaltıyorlar. Böylece, 2019 yılı başında merkez bankalarının dünya piyasalarına verdikleri para negatife dönecek. Yani sadece ABD'den değil; küresel piyasadan para çekilmeye başlanmış olacak.
Toplam bütçe geliri 2019 yılında 966 milyar 672 milyon 787 bin lira olması bekleniyor
Devletin kasasına gelecek yıl özel tüketim vergisinden (ÖTV) 164 milyar lira girmesi planlanırken, gelir vergisinden 176,7 milyar lira, kurumlar vergisinden de 81 milyar liralık kaynak hedefleniyor.
TBMM Başkanlığına sunulan 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nden derlediği bilgilere göre, toplam bütçe gelirinin gelecek yıl 966 milyar 672 milyon 787 bin lira olması bekleniyor. Gelirlerde ret ve iadelerin de 99 milyar 376 milyon 384 bin lira olarak gerçekleşeceği tahmin ediliyor.
Gelecek yıl bütçesinde ÖTV'den 164 milyar 31 milyon 56 bin liralık, 2020'de 193 milyar 745 milyon 951 bin liralık tahsilat öngörülüyor.
ÖTV'nin dağılımına bakıldığında, 2019'da petrol ve doğal gaz ürünlerinden 68 milyar 743 milyon 839 bin lira, motorlu taşıtlardan 24 milyar 36 milyon 32 bin lira, alkollü içkilerden 15 milyar 309 milyon 448 bin lira, tütün mamullerinden 45 milyar 655 milyon 442 bin lira, kolalı gazozlardan 936 milyon 945 bin lira, dayanıklı tüketim ve diğer mallardan 9 milyar 349 milyon 350 bin lira gelir hedefleniyor.
Kurumlar ve gelir vergisi gelirleri
Gelecek yıl bütçesinde gelir vergisinden 176,7 milyar lira, kurumlar vergisinden 81 milyar liralık gelir bekleniyor. Gelir vergisinin 2020'de 206,2 milyar liraya, 2021'de de 230,2 milyar liraya ulaşacağı tahmin ediliyor.
Kurumlar vergisinden de devletin 2020'de yaklaşık 96,8 milyar liralık, 2021'de de 109,3 milyar liralık gelir hedefi bulunuyor.
Dahilde alınan KDV gelirinin gelecek yıl yaklaşık 153 milyar lira, 2020'de 178,7 milyar lira, 2021'de de 200,2 milyar lira olması bekleniyor.
Gelecek yıl veraset ve intikal vergisinden 1 milyar lira, motorlu taşıtlar vergisinden 16,1 milyar lira gelir öngörülüyor.
TBMM Başkanlığına sunulan 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nden derlediği bilgilere göre, toplam bütçe gelirinin gelecek yıl 966 milyar 672 milyon 787 bin lira olması bekleniyor. Gelirlerde ret ve iadelerin de 99 milyar 376 milyon 384 bin lira olarak gerçekleşeceği tahmin ediliyor.
Gelecek yıl bütçesinde ÖTV'den 164 milyar 31 milyon 56 bin liralık, 2020'de 193 milyar 745 milyon 951 bin liralık tahsilat öngörülüyor.
ÖTV'nin dağılımına bakıldığında, 2019'da petrol ve doğal gaz ürünlerinden 68 milyar 743 milyon 839 bin lira, motorlu taşıtlardan 24 milyar 36 milyon 32 bin lira, alkollü içkilerden 15 milyar 309 milyon 448 bin lira, tütün mamullerinden 45 milyar 655 milyon 442 bin lira, kolalı gazozlardan 936 milyon 945 bin lira, dayanıklı tüketim ve diğer mallardan 9 milyar 349 milyon 350 bin lira gelir hedefleniyor.
Kurumlar ve gelir vergisi gelirleri
Gelecek yıl bütçesinde gelir vergisinden 176,7 milyar lira, kurumlar vergisinden 81 milyar liralık gelir bekleniyor. Gelir vergisinin 2020'de 206,2 milyar liraya, 2021'de de 230,2 milyar liraya ulaşacağı tahmin ediliyor.
Kurumlar vergisinden de devletin 2020'de yaklaşık 96,8 milyar liralık, 2021'de de 109,3 milyar liralık gelir hedefi bulunuyor.
Dahilde alınan KDV gelirinin gelecek yıl yaklaşık 153 milyar lira, 2020'de 178,7 milyar lira, 2021'de de 200,2 milyar lira olması bekleniyor.
Gelecek yıl veraset ve intikal vergisinden 1 milyar lira, motorlu taşıtlar vergisinden 16,1 milyar lira gelir öngörülüyor.
18 Ekim 2018 Perşembe
Bezos servetiyle en büyük rakiplerini satın alabilir
Amazon'un kurucusu ve CEO'su Jeff Bezos, sahip olduğu 157 milyar dolarlık serveti ile dilediği an Amazon'un en büyük on rakibinin tüm ürünlerini tek kalemde satın alabilir
Amazon'un kurucusu ve CEO'su ABD'li iş adamı Jeff Bezos'un şu anki serveti 157 milyar doları bulmuş durumda. Bezos sahip olduğu bu servet ile dilediği an hem Amazon'un hem de en büyük 10 e-ticaret rakibinin envanterindeki tüm ürünleri tek kalemde satın alabilir.
Amazon'un 2. çeyrek 2018 finansal rakamlarına göre şirketin envanterindeki ürünlerinin değeri 14,8 milyar dolar seviyesinde.
Bu miktar S&P 500 içerisinde envanter değeri açısından 61,3 milyar dolar ile ilk sırada yer alan Boeing'i geçemiyor olsa da envanter değeri yüksek olan şirketlerin piyasa değerinin de yüksek olması gerekmiyor.
Örneğin bu yılın ikinci çeyreği itibarıyla Apple 1 trilyon dolardan fazla piyasa değeri ile dünyanın en değerli şirketi olsa da envanterindeki ürünlerin toplam değeri 6 milyar Dolar civarında.
Bezos, istediğinde Amazon ve Apple'ın envanterindeki tüm ürünleri satın aldıktan sonra kalan parasıyla Boeing, Walmart ve General Electric'in de tüm ürünlerini tek kalemde satın alabilir.
Hatta eğer dilerse Bezos, Amazon'un en büyük on rakibi Walmart, CVS, Home Depot, Lowes, Costco, Walgreens, Target, Kroger, Best Buy ve Macy’in sattığı tüm ürünlerin sahibi de olabilir.
Amazon'un kurucusu ve CEO'su ABD'li iş adamı Jeff Bezos'un şu anki serveti 157 milyar doları bulmuş durumda. Bezos sahip olduğu bu servet ile dilediği an hem Amazon'un hem de en büyük 10 e-ticaret rakibinin envanterindeki tüm ürünleri tek kalemde satın alabilir.
Amazon'un 2. çeyrek 2018 finansal rakamlarına göre şirketin envanterindeki ürünlerinin değeri 14,8 milyar dolar seviyesinde.
Bu miktar S&P 500 içerisinde envanter değeri açısından 61,3 milyar dolar ile ilk sırada yer alan Boeing'i geçemiyor olsa da envanter değeri yüksek olan şirketlerin piyasa değerinin de yüksek olması gerekmiyor.
Örneğin bu yılın ikinci çeyreği itibarıyla Apple 1 trilyon dolardan fazla piyasa değeri ile dünyanın en değerli şirketi olsa da envanterindeki ürünlerin toplam değeri 6 milyar Dolar civarında.
Bezos, istediğinde Amazon ve Apple'ın envanterindeki tüm ürünleri satın aldıktan sonra kalan parasıyla Boeing, Walmart ve General Electric'in de tüm ürünlerini tek kalemde satın alabilir.
Hatta eğer dilerse Bezos, Amazon'un en büyük on rakibi Walmart, CVS, Home Depot, Lowes, Costco, Walgreens, Target, Kroger, Best Buy ve Macy’in sattığı tüm ürünlerin sahibi de olabilir.
17 Ekim 2018 Çarşamba
Küresel ekonomi zor durumda
Yüksek borçlar, ticaret savaşları, zorlu Brexit, İtalyan’nın borçları ve hükümet politikası, ABD ekonomisindeki büyümenin yavaşlaması ve ticaret savaşları küresel ekonomiyi zor durumda bırakıyor
Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) gibi uluslararası kuruluşların yükselen riskler nedeniyle küresel ekonomiye ilişkin büyüme tahminlerini düşürmesi, söz konusu riskleri tekrar gündeme getirdi.
Uluslararası kuruluşlar küresel ekonominin bu yıl yüzde 3’ün üzerinde büyüyeceğini tahmin ediliyor. Küresel ekonomin yüksek borçlar, ABD ekonomisinin yükselişinin durması, doların evine dönmesi, zorlu Brexit, İtalya'nın borçları ve İtalyan hükümetinin politikası, sorunlu bankalar ve özellikle dünyanın en büyük iki ekonomisi ABD ve Çin arasındaki ticaret ihtilafları bu yıl ve gelecek yıl için küresel ekonomiye yönelik yükselen riskler olarak sıralanıyor.
Küresel borçlar rekor seviyelerde
2008’den beri küresel borçlar yüzde 75’den fazla artış göstererek 142 trilyon dolardan 250 trilyon dolara yükseldi. Artan finansal kırılganlıkların yanı sıra rekor seviyelere yükselen borç seviyesi küresel büyüme için risk teşkil etmeye devam ediyor. Gelişmekte olan piyasaların küresel borçlardaki payı 2007’de yüzde 7 iken bu oran bol ve ucuz paradan dolayı geçen yılın sonunda yüzde 27’ye yükseldi. Kamuya ve özel sektöre ait söz konusu borçlar küresel finansal istikrarı tehdit ediyor.
ABD’de faiz artıyor, dolar evine dönüyor
Küresel gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yaklaşık yarısı gelişmekte olan pazarlar tarafından geliyor. Nüfusları dünya genelinin yüzde 80’ine denk gelen gelişmekte olan ülkeler ekonomilerini büyütmek için finansa ihtiyaç duyuyor. Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’de merkez bankası Fed faizleri yükseltirken, uluslararası yatırımcılar ABD'de piyasa faizlerinin yükseleceği beklentisiyle gelişmekte olan pazarlardan çekilip ABD'ye geri dönüyor ve buradaki faize bağlı yatırım araçlarına yöneliyor. Böylece, bu yatırımcıların çekildiği ülkelerin parasının değeri dolar karşısında değer kaybediyor. Bu değer kaybı da söz konusu ülkelerin şirket ve hükümetlerinin borç yükünü artırıyor.
ABD ekonomisinin yükselişi durabilir
ABD Başkanı Donald Trump, ek gümrük vergileri ile ticarette ihtilaflar oluşturmasına rağmen, ülke ekonomisinin büyümesine bir ivme kazandırmayı başardı. ABD’li şirketler rekor karlar açıklarken, borsada rekor üstüne rekor kırıldı. Söz konusu ekonomik toparlanma, ülkenin tarihinin en uzun ikinci refah dönemi olarak kayıtlara geçerken, uzmanlar ise yüksek borçlanmanın getirdiği risklere dikkat çekiyor.
2008’deki finansal krizin ardından faizler düşmüş, devlet, şirketler ve tüketiciler ucuz maliyetli kredilere yöneltirken, bu durum ülkede refah balonu oluşturmuştu. Uzmanlar bu refah balonunun patlama ihtimalinin küresel ekonomideki riskleri artıracağını işaret ediyor. IMF, ABD ekonomisindeki büyümenin bu yıl zirve yaptıktan sonra, gelecek yıldan itibaren yavaşlayacağını öngörüyor.
Ticaret savaşları
ABD Başkanı Donald Trump'ın taahhüt ettiği korumacı ticaret politikalarını hayata geçirmeye devam etmesi, bu yılın ve gelecek yılların riskleri arasında bulunuyor. Son aylarda ek gümrük vergileri gibi tartışmalı kararlara imza atan Trump'ın politikalarının küresel bir ticaret savaşını daha ileri götürmesinden ve bunun sonucunda dünya ekonomisinin resesyona girerek yüzde 20’lere yakın küçülmesinden endişe ediliyor.
İtalya’nın borcu
Euro Bölgesi'nin üçüncü büyük ekonomisi olan İtalya'nın kamu borcu 2,4 trilyon euro. Söz konusu rakam ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 132'sine denk gelirken, AB'de Yunanistan'dan sonra en yüksek oran olmasıyla da dikkati çekiyor. İtalya’da populist hükümetin 3 yıllık bütçe planınında AB ile ters düşmesi, bu borçları tekrar gündeme getirmişti. İtalya’nın bu borçlardan nasıl kurtulacağı halen cevap beklerken AB yetkilileri Yunanistan’ın 2009’daki yaşadığı borç krizinin ardından aynı krizle karşılaşmamak için İtalya’ya uyarılarda bulunuyor. Çünkü İtalya, AB'nin Almanya ve Fransa'dan (İngiltere hariç) sonra en büyük ekonomisi. Birliğin gayri safi milli hasılasının yüzde 11'ini üretiyor. Yunanistan'ın tam 11 katı büyüklüğünde. Borçlarından dolayı Yunanistan'dan daha büyük zarar oluşturma potansiyeli var.
Ayrıca AB içinde faaliyet gösteren gölge bankalar da yeterli teminat tutmadıkları için birlik finansal sistemine tehdit oluşturmaya devam ediyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) gibi uluslararası kuruluşların yükselen riskler nedeniyle küresel ekonomiye ilişkin büyüme tahminlerini düşürmesi, söz konusu riskleri tekrar gündeme getirdi.
Uluslararası kuruluşlar küresel ekonominin bu yıl yüzde 3’ün üzerinde büyüyeceğini tahmin ediliyor. Küresel ekonomin yüksek borçlar, ABD ekonomisinin yükselişinin durması, doların evine dönmesi, zorlu Brexit, İtalya'nın borçları ve İtalyan hükümetinin politikası, sorunlu bankalar ve özellikle dünyanın en büyük iki ekonomisi ABD ve Çin arasındaki ticaret ihtilafları bu yıl ve gelecek yıl için küresel ekonomiye yönelik yükselen riskler olarak sıralanıyor.
Küresel borçlar rekor seviyelerde
2008’den beri küresel borçlar yüzde 75’den fazla artış göstererek 142 trilyon dolardan 250 trilyon dolara yükseldi. Artan finansal kırılganlıkların yanı sıra rekor seviyelere yükselen borç seviyesi küresel büyüme için risk teşkil etmeye devam ediyor. Gelişmekte olan piyasaların küresel borçlardaki payı 2007’de yüzde 7 iken bu oran bol ve ucuz paradan dolayı geçen yılın sonunda yüzde 27’ye yükseldi. Kamuya ve özel sektöre ait söz konusu borçlar küresel finansal istikrarı tehdit ediyor.
ABD’de faiz artıyor, dolar evine dönüyor
Küresel gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yaklaşık yarısı gelişmekte olan pazarlar tarafından geliyor. Nüfusları dünya genelinin yüzde 80’ine denk gelen gelişmekte olan ülkeler ekonomilerini büyütmek için finansa ihtiyaç duyuyor. Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’de merkez bankası Fed faizleri yükseltirken, uluslararası yatırımcılar ABD'de piyasa faizlerinin yükseleceği beklentisiyle gelişmekte olan pazarlardan çekilip ABD'ye geri dönüyor ve buradaki faize bağlı yatırım araçlarına yöneliyor. Böylece, bu yatırımcıların çekildiği ülkelerin parasının değeri dolar karşısında değer kaybediyor. Bu değer kaybı da söz konusu ülkelerin şirket ve hükümetlerinin borç yükünü artırıyor.
ABD ekonomisinin yükselişi durabilir
ABD Başkanı Donald Trump, ek gümrük vergileri ile ticarette ihtilaflar oluşturmasına rağmen, ülke ekonomisinin büyümesine bir ivme kazandırmayı başardı. ABD’li şirketler rekor karlar açıklarken, borsada rekor üstüne rekor kırıldı. Söz konusu ekonomik toparlanma, ülkenin tarihinin en uzun ikinci refah dönemi olarak kayıtlara geçerken, uzmanlar ise yüksek borçlanmanın getirdiği risklere dikkat çekiyor.
2008’deki finansal krizin ardından faizler düşmüş, devlet, şirketler ve tüketiciler ucuz maliyetli kredilere yöneltirken, bu durum ülkede refah balonu oluşturmuştu. Uzmanlar bu refah balonunun patlama ihtimalinin küresel ekonomideki riskleri artıracağını işaret ediyor. IMF, ABD ekonomisindeki büyümenin bu yıl zirve yaptıktan sonra, gelecek yıldan itibaren yavaşlayacağını öngörüyor.
Ticaret savaşları
ABD Başkanı Donald Trump'ın taahhüt ettiği korumacı ticaret politikalarını hayata geçirmeye devam etmesi, bu yılın ve gelecek yılların riskleri arasında bulunuyor. Son aylarda ek gümrük vergileri gibi tartışmalı kararlara imza atan Trump'ın politikalarının küresel bir ticaret savaşını daha ileri götürmesinden ve bunun sonucunda dünya ekonomisinin resesyona girerek yüzde 20’lere yakın küçülmesinden endişe ediliyor.
İtalya’nın borcu
Euro Bölgesi'nin üçüncü büyük ekonomisi olan İtalya'nın kamu borcu 2,4 trilyon euro. Söz konusu rakam ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 132'sine denk gelirken, AB'de Yunanistan'dan sonra en yüksek oran olmasıyla da dikkati çekiyor. İtalya’da populist hükümetin 3 yıllık bütçe planınında AB ile ters düşmesi, bu borçları tekrar gündeme getirmişti. İtalya’nın bu borçlardan nasıl kurtulacağı halen cevap beklerken AB yetkilileri Yunanistan’ın 2009’daki yaşadığı borç krizinin ardından aynı krizle karşılaşmamak için İtalya’ya uyarılarda bulunuyor. Çünkü İtalya, AB'nin Almanya ve Fransa'dan (İngiltere hariç) sonra en büyük ekonomisi. Birliğin gayri safi milli hasılasının yüzde 11'ini üretiyor. Yunanistan'ın tam 11 katı büyüklüğünde. Borçlarından dolayı Yunanistan'dan daha büyük zarar oluşturma potansiyeli var.
Ayrıca AB içinde faaliyet gösteren gölge bankalar da yeterli teminat tutmadıkları için birlik finansal sistemine tehdit oluşturmaya devam ediyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

