12 Mart 2019 Salı

Mali analizler

İşletmelerin faaliyetlerinin iyi durumda olup olmadıkları mali analizler yolu ile yapılır. İşletmelerin satış performansları ve karlılıkları, en fazla üzerinde durulan başlıklardır. Bir şirket satış yapabildiği ölçüde büyür. Bu satışlarını gelir ve giderlerini dengeleyerek kâra dönüştürebildiği ölçüde de mali başarısını sürdürür.


Küresel düzenin yeni oyun kurucusu 'siber savaşlar'

Küresel siyaset ve ekonomide "oyun kurucu" unsurlar arasına giren siber savaşlar Batı ülkeleri ile Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore arasında ciddi tartışmalara yol açıyor.


Dünyada egemen ülkeler arasındaki çekişmelerin önemli kısmı internet ağı ve dijital ortama taşınıyor. Küresel güç mücadelesinde yeni cephe haline gelen siber savaşlar, uluslararası siyaset ve ekonomide "oyun kurucu" unsurlar arasındaki yerini alıyor.

İnternet ortamında yapılan saldırıların kaynağı ve hükümet destekli olup olmadığının kesin olarak bilinememesi nedeniyle siber saldırılar, devletler arasında karşılıklı tartışmalara neden oluyor.

Siber saldırılar konusunda ABD ve Batılı ülkeler, Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore gibi ülkeleri suçlarken, eleştirilerin hedefindeki ülkeler ise kendilerinin söz konusu siber korsanlık faaliyetlerinin asıl mağduru olduğunu savunuyor.

Ülkeler, dış kaynaklı hackleme faaliyetlerini önlemek için dijital ortamdaki güvenlik altyapısını güçlendirme ve internet ağları konusunda ilgili kadrolarını eğitme yoluna gidiyor.

Siber savaş, "bir ülkenin veya örgütün internet veya bilgisayar ağları üzerinden başka bir ülkeye ait bilgisayar ağlarına sızması" olarak tarif edilirken, bu amaca yönelik faaliyetler ise "siber saldırı" olarak tanımlanıyor.

Ülkeler arasındaki siber saldırılar, espiyonaj, sabotaj ve manipülasyon olmak üzere başlıca üç amaçla düzenleniyor.

Rusya'nın ABD başkanlık seçimini manipüle ettiği iddiası
Siber korsanlığın dünya gündemini meşgul eden en büyük tartışmalarından biri, Rusya'nın 2016'daki ABD başkanlık seçimlerini manipüle ettiği iddiasıyla başlamıştı.

Sosyal medya kullanımının dünyada hızla yaygınlaşması, bu yolla diğer ülke vatandaşlarının siyasi görüş ve eğilimlerini yönlendirmek isteyen güçlerin bu alana yönelik girişimlerinin yoğunlaşmasına yol açıyor.

Bu sebeple Avrupa ülkeleri ve Washington ile Moskova yönetimleri arasında gerginlik ve karşılıklı tartışmalar yaşanıyor.

Batılı ülkeler, son dönemde Rusya'yı seçim ve referandum gibi kritik süreçlerde kamuoyunu belirli bir yönde biçimlendirmek üzere siber casusluk imkanlarını kullanmak ve kara propaganda faaliyeti yürütmekle suçluyor.

Moskova yönetiminin Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılma (Brexit) referandumu sırasında İngiltere'de ve seçimlerde Fransa ve Almanya'da benzer girişimlerde bulunduğu ileri sürülüyor.

Yükselen Çin tehdidi
Siber saldırıların espiyonaj kısmını, istihbarat toplama ve casusluk amaçlı siber korsanlık faaliyetleri oluşturuyor.

Bu alanda dünyada ciddi çekişmeler yaşanıyor ancak ülkeler arasındaki istihbarat ve karşı istihbarat çalışmaları henüz savaş kapsamında değerlendirilmiyor.

Siber saldırılar, buna rağmen egemen güçler arasında ciddi gerginlikler doğurabiliyor.

ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI), ocakta yayımladığı yıllık raporunda Çin'in siber espiyonaj faaliyetlerinin son dönemde arttığına işaret etti.

Pekin yönetiminin, ABD vatandaşlarının görüşlerini manipüle etmek dahil siber saldırı yeteneklerini "geliştirdiğini" öne sürdü.

Amerikan senatörlerden Huawei ve ZTE uyarısı
ABD Senatosu İstihbarat Komitesi Başkan Yardımcısı Senatör Mark Warner ve Komite Üyesi Senatör Marco Rubio, yaptıkları ortak açıklamada, Çinli telekom şirketleri ZTE ve Huawei'nin kendileri için tehdit oluşturduğunu dile getirdi.

Warner ve Rubio, Çin Komünist Partisi tarafından yönetilen ülkenin söz konusu teknoloji şirketleriyle küresel şirketlerin tedarik zincirini tehlikeye attığını savunarak, Washington'ın kilit teknolojilerini yabancı ülkelerin siber espiyonaj faaliyetlerine karşı dikkatle koruması gerektiğini belirtti.

DNI'nin raporuna göre Rusya ise seçimlere müdahale gibi girişimlerin yanı sıra "bir kriz anında ABD'nin sivil ve askeri altyapısına zarar vermek veya çökertebilecek seviyeye gelmek için" çalışmalar yapıyor.

İran'ın da diğer ülkelerin kamuoyunu manipüle etmek ve yönlendirmek için girişimlerini hızlandırdığı aktarılan raporda, Kuzey Kore'nin siber saldırılar yoluyla dünya genelindeki finans organlarından 1,1 milyar ABD doları çaldığı savunuluyor.

Pekin ve Moskova yönetimleri ise ABD ve Batılı devletlerin yaptığı suçlamaları kabul etmezken, kendilerinin de siber saldırı mağduru olduğunu iddia ediyor.

Bu ülkelerden Çin, yayımladığı raporla geçen yıl günde ortalama 240 bin yurt dışı kaynaklı siber saldırıya maruz kaldığını belirtti.

Knownsec Bilişim Teknolojileri adlı devlet şirketi tarafından yayımlanan raporda, ABD, Japonya ve Güney Kore'nin ağırlıkta olduğu noktalardan genellikle Çin'in hükümet ve finans kurumlarını hedef alan siber saldırıların arttığı iddia edildi.

Snowden vakası
ABD'nin siber istihbarat kurumu Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) eski çalışanı Edward Snowden tarafından ifşa edilen faaliyetleri, siber casusluk ve espiyonaj faaliyetleri alanındaki en ayrıntılı bilgileri içeriyor.

Snowden'ın uluslararası kamuoyuna ifşa ettiği bilgiler, NSA'nın Amerikan internet şirketlerinin topladığı tüm özel iletişim verilerine erişebildiğini ve yabancı ülke vatandaşlarına ait tüm internet yazışmalarının mahkeme izni olmaksızın bilgi toplamak için kullanılabildiğini ortaya çıkarmıştı.

NSA'nın ayrıca ABD'nin yurt dışı misyonlarda organize ettiği gizli birimler yoluyla yabancı ülkelerin hükümet binalarını gizlice dinlediği ve kayıtlar tuttuğunu göstermişti.

Snowden'ın yayımladığı örgüt içi belgeler, Amerikan istihbaratının Almanya Başbakanı Angela Merkel'in telefonunu dinlediğini açığa çıkarmış, bu olay iki müttefik ülke arasında krize sebep olmuştu.

İran'ın nükleer programına sabotaj iddiası
Sanayi makinelerinin, uyduların, savunma sistemlerinin ve ulaştırma, haberleşme, enerji gibi milyonlarca insanın hayatını etkileyen altyapı donanımlarının dijital ortamda işletiliyor olması, gerçek dünyayı siber saldırıların hedefi haline getiriyor.

Siber güvenlik uzmanları 2010'da "Stuxnet" adlı kötü amaçlı bir yazılımın dünya üzerinde binlerce fabrika bilgisayarlarına bulaştığını keşfetti. Microsoft işletim sistemlerini ve Siemens yazılımlarını kullanan fabrikalardaki makine kontrol sistemlerine bulaşan kötü amaçlı yazılım, makinelerin çalışmasını durdurarak üretimi sekteye uğratmak amacıyla tasarlanmıştı.

Her ne kadar taraflardan hiçbiri resmen kabul etmese de kötü amaçlı yazılımın ABD ve İsrail tarafından, İran'ın nükleer programını hedef almak için üretildiği ortaya çıkmıştı.

Türkiye’de üretim yatırımı için hazırlanan Samsung

Gürsoy, "Türkiye'de iki üründe üretime başlıyoruz. Biri elektrikli süpürge diğeri de TV'lerin montaj hatlarını burada kurmak için yatırımlar yapacağız" dedi.


Teknolojinin ana belirleyicisi olduğu beyaz eşya ve TV sektöründe rekabet hızla artıyor. Türkiye’de üretim yatırımı için hazırlanan Samsung, mağaza sayısını da 450’ye çıkaracak.Samsung Electronics
Türkiye Başkan Yardımcısı Mert Gürsoy, Türkiye'de üretime odaklanacaklarını ve yeni mağaza yatırımı da yapacaklarını belirtti.

Gürsoy, "Türkiye'de iki üründe üretime başlıyoruz. Biri elektrikli süpürge diğeri de TV'lerin montaj hatlarını burada kurmak için yatırımlar yapacağız. Elektrikli süpürge için bir firma ile anlaştık ve burada bizim kalitemizle üretimi sağlayacağız. Bunun dışında 300 olan mağaza sayımızı 450'ye çıkaracağız" dedi.

(Barış Ergin/Sabah)

7 Mart 2019 Perşembe

80 şirket yatırımcıya hiç temettü ödemedi

Borsa İstanbul’da işlem gören 80 borsa şirketi halka arzından bu yana yatırımcısına hiç temettü ödemedi.

Temettü kelimesinin kökeni Arapçadan gelmektedir ve anlamı kazanç, kar ve kar payıdır.

Kar eden bir şirket yılın belli bir zamanında hissedarlarına hisse adedi baz alınarak karını dağıtır ya da o paraya denk gelecek miktarda hisse senedi vererek pay dağıtır.

Temettü, orta ve uzun vadeli yatırımcı için bir sigorta olarak görülür diyebiliriz.

Bir hisse senedini aldığınız zaman iki farklı getiriniz vardır; bunlardan biri fiyat artışıdır, yükselişler ve düşüşlerden kazandığınız-kaybettiğiniz paradır. İkincisi temettüdür, kardan pay alabilmektir.

Nakit olarak kar payı ödeyen şirketler karlı şirketlerdir.

İnternet üzerinde çalışan web tabanlı gelişmiş bir temel analiz yazılımı www.stockeys.com’dan aldığımız verilere göre 80 borsa şirketi halka arzından bu yana yatırımcısına hiç temettü ödemedi.
Stockeys’in ana menüsünden Sermaye&Temettü bölümüne giriş yapıldığında temettü ödemeyen şirketler tarih aralığı belirlenerek hemen listelenebiliyor.



Yatırımcıya hiç temettü ödemeyen borsa şirketlerinin listesi ise şöyle:



Alıntı:
https://www.borsagundem.com/yazarlar/80-sirket-yatirimciya-hic-temettu-odemedi-yazisi/1393134




25 Şubat 2019 Pazartesi

Kitap, dergi, gazete ve süreli yayınlarda artık KDV ödenmeyecek!

22 Şubat 2019 tarihli Resmi Gazetede 7166 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 7’nci maddesi ile kitap ve dergilerin teslimi KDV’den istisna edilmiştir. Yazımızda bu istisnanın hangi kitap ve dergileri kapsadığı hangilerini kapsamadığı ele alınacaktır.

7166 sayılı Kanunun 7’nci maddesine göre, 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 13'üncü maddesinin birinci fıkrasının (n) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“n) 21/6/1927 tarihli ve 1117 sayılı Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu hükümlerine göre poşetlenerek satılanlar hariç olmak üzere basılı kitap ve süreli yayınların teslimi (Bu bent hükmünün uygulanmasında, bu maddenin ikinci fıkrasında belirlenen had uygulanmaz.),”

1117 sayılı Kanun hangi yayınları kapsamaktadır?

1117 sayılı Kanunun birinci maddesine göre, 18 yaşından küçüklerin maneviyatı üzerinde muzır/zararlı tesir yapacağı anlaşılan mevkute/süreli yayın ve mevkute/süreli yayın tanımına girmeyen diğer basılmış eserler bu kanun kapsamında sınırlamalara tabi tutulur.

1117 sayılı Kanunun ikinci maddesine göre de, mevkute/süreli yayın veya mevkute/süreli yayın tanımına girmeyen diğer basılmış eserlerin 1'inci maddede belirtilen sınırlamaya tabi tutulabilmesi için Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı bünyesinde oluşturulan yetkili kurulun, söz konusu eserlerin 18 yaşından küçükler için muzır olduğu hakkında bir karar vermesi gereklidir.

1117 sayılı Kanunun dördüncü maddesi uyarınca da, bir aydan az süreli yayınlar ile sinema ve her türlü film afişleri, ilanlar, fotoğraflar, kabartma ve her türlü posterler, kartpostallar, takvimler hariç olmak üzere kurulca tetkik edilerek küçükler için zararlı olduğuna karar verilmiş basılmış eserlerin sahiplerine, sorumlu müdürlerine ve telif hakkı sahiplerine, basılmış eserlerin küçüklerin maneviyatına zararlı olduğu kurulca tebliğ edilir.

Tebligat üzerine eser sahipleri, telif hakkı sahipleri ve sorumlu müdürler, ellerinde mevcut eserlerin ön kapaklarına "Küçüklere zararlıdır" damga veya işaretini basmak zorundadırlar.

"Küçüklere zararlıdır" ibaresinin herkesin kolayca görüp okuyabileceği şekil ve büyüklükte yazılması zorunludur.

Bu tür eserler, ancak 18 yaşından büyük olanlara içi görülmeyen zarf veya poşet içinde satılabilir. Bu zarf ve poşetlerin üzerinde eserin ismi ile "Küçüklere zararlıdır" ibaresinden başka hiç bir yazı ve resim bulunamaz.

Kurul kararının tebliğinden önce dağıtımı yapılmış olan bu kabil basılmış eserleri satış için ellerinde bulunduranlar da, Kurul kararlarının ilgililere duyurulma tarihinden itibaren, bu maddedeki sınırlamalara uymak zorundadırlar.

Kurulca haklarında küçükler için zararlı olduğuna üç defa karar verilen basılmış periyodik eserlerin sonraki sayıları ile diğer basılmış eserlerin sonraki basıları da, yeniden bir karar verilmesine gerek kalmaksızın bu maddede belirtilen sınırlamalara tabidir. Ancak bu gibi eserlerin sahipleri, eserlerinin müteakip sayı ve basılarının küçükler için zararlı nitelikte olmadığı iddiasıyla kurula başvurarak incelenmesini isteyebilirler. Kurul, başvuruyu haklı bulursa, bu maddedeki sınırlamalar sonraki sayı ve basılar için uygulanmaz.

Haklarında Kurulun her hangi bir kararı bulunmadığı halde, basılmış eserlerinin konusu veya ihtiva ettiği yazı ve resimler sebebiyle küçüklerin maneviyatı üzerinde zararlı tesir yapacağı kanaatinde olan eser sahipleri kendiliklerinden, eserin üzerine "Küçüklere zararlıdır" damga veya işaretini basarak içi görünmeyen zarf veya poşet içinde satışa arz edilebilirler. Bu takdirde, bu basılmış eserler hakkında da bu maddenin ilgili fıkraları hükümleri uygulanır.

Kanunun altıncı maddesine göre de, fikri, içtimai, ilmi ve bedii kıymeti haiz olan eserler bu kanunun şumulünden hariçtir.

Değişiklik sonrası;

-1117 sayılı Kanun kapsamında poşetlenerek satılmak zorunda olan süreli ve süresiz yayınlar dışındaki basılı kitap ve süreli yayınların teslimi (gazete ve dergi teslimleri de) KDV’den istisna edilmiştir. 1117 sayılı Kanuna göre poşetlenerek satılan yayınların tesliminde KDV oranı %18 olarak uygulanacaktır.

-19 Aralık 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 475 numaralı Cumhurbaşkanı Kararı ile kitap, dergi, gazete sınıfında KDV oranları değiştirilmiş, %1 ve %8 olan oranlar bir kısım kitap, dergi ve gazete teslimlerinde %18’e yükseltilmişti. Ancak 7166 sayılı Kanun ile 22.02.2019 tarihinden itibaren 1117 sayılı Kanun dışında KDV istisnası getirilmiş oldu.

- 7166 sayılı Kanun kapsamında KDV’den istisna edilen basılı kitap ve süreli yayınların teslimidir. Yoksa örneğin, kurşun kalem, boya kalemleri, sulu boya ve pastel boyalar, okul defterleri, silgi, kalemtıraş, cetvel, pergel, gönye, iletki de istisna getirilmemiş olup bunların tesliminde KDV oranı %8 olarak uygulanacaktır.

- 7166 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, yayıncılık sertifikasına sahip olma şartı da aranmamaktadır. Dolayısı ile, sertifika şartı aranılmaksızın yayıncı, ithalatçı, dağıtıcı ve perakende kitapçıların basılı kitap, dergi, gazete, süreli yayın satışları KDV’den istisna edilmiştir.

- 22.02.2019 tarihinden itibaren, nihai tüketiciler basılı kitap, dergi, gazete ve süreli yayın alışlarında KDV ödemeyeceklerdir.

- 7166 sayılı Kanunla KDV Kanununun 13’üncü maddesine eklenen n bendinin parantez içi hükmünde, “Bu bent hükmünün uygulanmasında, bu maddenin ikinci fıkrasında belirlenen had uygulanmaz,” denilmektedir. Burada kastedilen, basılı kitap, dergi, gazete ve süreli yayın satışlarının KDV’den istisna olabilmesi için aranılan 100 TL’lik alt sınır aranmayacağıdır. 1 TL’lik işlemde dahi istisna uygulanabilecektir.

KDV istisnası nedeni ile yüklenilen KDV’nin iadesi istenilebilecek midir?

3065 sayılı Kanunun 32’nci maddesinde, 13’üncü madde kapsamındaki istisnalar nedeniyle yüklenilen KDV iade edilebilecektir.

Buna göre, iade talebinde bulunacak mükelleflerin istisnaya tabi işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar ilgili dönem beyannamelerinde istisnaya ilişkin yüklenilen KDV sütununu doldurmaları ve en geç bu süre içinde standart iade talep dilekçesiyle birlikte iade talepleri için Tebliğin ilgili bölümlerinde sayılan belgelerle (teminatla talep edilen iadelerde teminat dahil) vergi dairelerine başvurmaları zorunludur. Bu sürelere uygun olarak YMM KDV İadesi Tasdik Raporuyla talep edilen iadelerde, söz konusu YMM Raporunun, istisnaya tabi işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonundan itibaren altı ay içinde ibrazı zorunludur. Bu süre içinde YMM Raporunun ibraz edilmemesi halinde iade talebi ivedilikle incelemeye sevk edilecektir.

Alıntı:
https://www.borsagundem.com/yazarlar/kitap-dergi-gazete-ve-sureli-yayinlarda-artik-kdv-odenmeyecek-yazisi/1390247

Türkiye'nin altın potansiyeli 100 milyar doların üzerinde

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Cansız, Türkiye'nin altın madeninde bin 200 ton kanıtlanmış rezervi bulunduğunu, potansiyeli ise 6 bin 500 ton olduğunu belirtti.
Cansız, 2. Türkiye Enerji ve Doğal Kaynaklar Zirvesi kapsamında madencilik sektöründe atılan adımlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Madencilik sektöründe iş akışının hızlandırılması ve güvenli madencilik uygulamaları kapsamında önemli çalışmalar gerçekleştirdiklerini kaydeden Cansız, madenlerde denetimleri de artırdıklarını söyledi.

Cansız, geçen yıl bin 248 maden sahası ihale edilerek 253 milyon lira gelir elde edildiğini ve 2019'da 2 bin sahanın ihale edilmesinin hedeflendiğini bildirdi.

Türkiye'nin maden potansiyelinin de çok yüksek olduğunu ve bunu değerlendirerek sektördeki ithalatın önemli ölçüde önlenebileceğini aktaran Cansız, "Türkiye'nin altında kanıtlanmış rezervi bin 200 ton, potansiyeli ise 6 bin 500 ton. Bir tonu 45 milyon dolar üzerinden işlem görüyor. Potansiyelimizin yarısını bile kullansak 100 milyar doların üzerinde bir ekonomik büyüklüğe ulaşabiliriz." diye konuştu.

22 Şubat 2019 Cuma

HSBC dövizden bir günde 120 milyon dolar vurdu

Dünyaca ünlü bankacılık devi HSBC'nin Türkiye'deki döviz fiyatlarında yaşanan dalgalanmanın kazananı olduğu ortaya çıktı. HSBC, finansal krizde sadece bir günde yaklaşık 120 milyon dolar kazandı. Uluslararası haber ajansı Bloomberg'e göre yaz aylarında yaşanan TL'deki düşüşten Alman Deutsche Bank'ın da 2 haftada 35 milyon dolar gelir elde ettiği ifade ediliyor. HSBC sözcüsü ise bu konuda yorum yapmadı.

Toplam varlıkları 2.5 trilyon dolara ulaşan HSBC'nin dünya genelinde 228 bin çalışanı var. Banka, dünyanın en büyükleri arasında 7'nci sırada bulunuyor