15 Şubat 2020 Cumartesi

2001’den bu yana ilk cari fazla

Yıllık cari denge 1.7 milyar dolar fazla verdi…

TCMB’nin yayınladığı Aralık ayı ödemeler dengesi verilerine göre  2019 yılında cari denge 1.7 milyar dolar fazla verdi. Önceki yıl cari denge 28.3 milyar dolar açık vermişti. Böylece cari denge 2001 krizinden bu yana ilk kez fazla vermiş oldu. Tahmini GSYH’mize göre cari fazla %0.2 seviyesinde gerçekleşti. Global ticaret savaşları, seçim dönemi ve jeopolitik risklerin de makro dinamikler üzerindeki etkisiyle ihracat yıllık bazda %2.1 gibi düşük bir oranda artmasına rağmen ithalat %9.1 oranında daraldı ve cari dengede fazla verilmesi söz konusu oldu. Bu esnada finansman tarafı da zayıf seyretmeye devam etti. Bundan sonra ödemeler dengesi gelişmeleri nasıl seyreder diye bakacak olursak 2020 yılında sınırlı bir sermaye girişi beklemekle birlikte iç talep canlanmasının ithalat üzerinde etkisini görmeye başladık. Bu etkiyle Ocak ayı itibariyle cari dengeyi 12 aylık toplam bazda açığa çevirmesi ve beklentimize göre yılsonunda 17.4 milyar dolar açık muhtemeldir. Bu açık, tahmini 2020 GSYH’mize oran olarak %2.2’ye karşılık geliyor.

Enerji dışı fazla 35.5 milyar dolar…

Enerji, cari dengenin önemli bir bileşeni olmaya devam ediyor. 2018 yılında 10.3 milyar dolar fazla veren enerji dışı cari denge 2019 yılında 35.5 milyar dolar oldu. Bu miktardan altını da çıkardığımızda toplam cari denge 44.8 milyar dolar fazlaya ulaşıyor. Enerji ve altın hariç cari denge 2018 yılında 19.0 milyar dolar fazla vermişti.


18 Ocak 2020 Cumartesi

Yeni bir balon faciasının sinyalleri mi

Borsada ‘açık tehlike işareti’ en son ne zaman 1999'da ortaya çıktı. Dot-com balonunu bütün yatırımcıların hatırlaması gerek.

Dot-com balonu 1999 yılının Mart ayında teknoloji firmalarını yer aldığı borsa endeksi olan NASDAQ borsasındaki hisse senetlerin büyük değer kaybı yaşamasıyla sönen ekonomik balondur. Söz konusu kriz, gelişen bilgisayar ve Internet teknolojilerine yatırım yapan risk sermayesi şirketlerinin yatırımlarının geri dönüşünü sağlayamamaları sonucunda bu sektörlerden çekilmeleri sonucu yaşanmıştır. Yatırımlardaki bu azalma yüzünden hisse senetleri büyük oranda değer yitirmiştir.

Wall Street Journel’da yer alan yazıda aşırı değerlenmiş halka arzlar, hisse senetleri çok pahalı olduğu uzun bir boğa rallisinin sonuna doğru meydana gelir. Genellikle yatırımcılar gerçeklik duygusunu kaybettiklerinden dolayı gerçekler yerine hype treniyle hisse satın alır

Yatırım bankacıları halkın risk iştahına sahip olduğu sürece aşırı değerlenmiş şirketlerin artacağını ve Dot-com balonu sürecine girebileceğimizi söyledi.

Kısa vadeli dış borç kasımda 114,6 milyar dolar oldu

Kısa vadeli dış borç stoku, kasımda geçen yılın sonuna kıyasla yüzde 1 artarak 114,6 milyar dolara yükseldi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Kasım 2019 dönemine ilişkin kısa vadeli dış borç istatistikleri açıklandı.

Buna göre, kasım sonu itibarıyla kısa vadeli dış borç stoku, 2018 sonuna kıyasla yüzde 1 artışla 114,6 milyar dolar oldu. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2,4 azalarak 55,8 milyar dolar, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 4 artarak 52,4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, geçen yılın sonuna göre yüzde 30,6 azalarak 7,7 milyar dolara geriledi. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 9,5 artarak 20,8 milyar dolara, yurt dışı yerleşik bankaların mevduatı da yüzde 3,8 artışla 13,5 milyar dolara yükseldi.

Yurt dışı yerleşiklerin TL cinsinden mevduatları geçen yılın sonuna göre yüzde 2 azalışla 13,8 milyar dolara geriledi. Diğer sektörler altında yer alan ithalat borçları, 2018 sonuna göre yüzde 9,1 artarak 43,5 milyar dolara ulaştı.

Özel sektörün kısa vadeli dış borcu 86,5 milyar dolar

Borçlu bazında incelendiğinde, tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu yüzde 3,3 azalışla 21,7 milyar dolar, özel sektörün kısa vadeli dış borcu yüzde 1,6 artışla 86,5 milyar dolar oldu.

Alacaklı bazında incelendiğinde, özel alacaklılar başlığı altındaki parasal kuruluşlara olan kısa vadeli borçlar 2018 sonuna göre yüzde 8,6 azalarak 44,3 milyar dolar, parasal olmayan kuruluşlara olan borçlar yüzde 8,5 artarak 69,9 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Geçen yılın sonunda 99 milyon dolar olan kısa vadeli tahvil ihraçları yüzde 33,3 azalışla kasım sonu itibarıyla 66 milyon dolara geriledi. Aynı dönemde resmi alacaklılara olan kısa vadeli borçlar 396 milyon dolar oldu.

Kasım sonu itibarıyla kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonun yüzde 50,4'ü dolar, yüzde 29,7'si avro, yüzde 13,8'i TL ve yüzde 6,1'i diğer döviz cinslerinden oluştu.

Aynı dönem itibarıyla orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 164,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu stokun 18,6 milyar dolarlık kısmı, Türkiye'de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluştu.

Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün yüzde 18, Merkez Bankası'nın yüzde 3,9, özel sektörün ise yüzde 78,1 paya sahip olduğu gözlendi.

İran'ın Hürmüz Boğazı kozu petrol piyasalarını endişelendiriyor

İran ile ABD arasında, Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından yükselen tansiyon şimdilik düşmüş görünse de Tahran yönetiminin küresel petrol ticaretinin can damarı Hürmüz Boğazı kozunu kullanmasından endişe ediliyor.
Süleymani ve Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis'in 3 Ocak'ta Bağdat Havalimanı yakınına ABD tarafından düzenlenen saldırıda öldürülmesi bölgede tansiyonu yükseltmişti. İran da 8 Ocak'ta ABD'nin Irak'taki iki üssünü onlarca balistik füzeyle vurdu.

Tahran'ın misilleme olarak bununla yetinmesi ve ardından ABD Başkanı Donald Trump'ın daha ılımlı bulunan mesajları bölgedeki gerginliği biraz da olsa düşürdü.

Uluslararası petrol uzmanları ve ekonomi kurumları ise tarafların açıklamalarındaki yumuşamanın aldatıcı olabileceğini belirtiyor.

İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüseferi kesintiye uğratarak veya Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah gibi vekilleri aracılığıyla petrol tesisleri ve tankerlerini hedef alarak dolaylı şekilde cevap verebileceğinin altı çiziliyor.

Bölgede patlak verecek bir çatışmanın tüm dünyayı olumsuz etkileyeceği, böyle bir durumda petrol varil fiyatının 100 doların üzerinde rekor bir seviyeye çıkabileceği yorumları yapılıyor.

İran'ın Hürmüz Boğazı kozu

Umman-İran arasında yer alan ve Basra ile Umman körfezlerini birbirine bağlayan Hürmüz Boğazı, dünyada enerji endüstrisinde stratejik bir öneme sahip.

Tahran yönetimi daha önce defalarca Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak aksaklığın, Orta Doğu'dan büyük miktarlarda petrol sevkiyatı yapan onlarca ülkenin yanı sıra Hindistan ve Çin üzerindeki yansımalarına dikkati çekerek, petrol sevkiyatını aksatma tehdidinde bulunmuştu.

ABD Enerji Enformasyon İdaresinin verilerine göre, 2018'de Hürmüz Boğazı'ndan günlük 21 milyon varil petrol geçirildi. Bu rakam, dünyadaki akar petrol tüketiminin yüzde 21'ine tekabül ediyor.

Buna göre, Hürmüz Boğazı dünyanın bir numaralı petrol deniz yolu konumunda sayılıyor. Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve LNG ise en çok "küresel imalatın motoru" olarak nitelendirilen Asya ülkeleri Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore ve Singapur'a gidiyor.

Veriler, geçen yıl Hürmüz Boğazı'ndan geçen ham petrol ve petrol ürünlerinin yüzde 65'inin söz konusu ülkelere gittiğini, boğazdan taşınan petrol ve petrol ürünlerinin yüzde 76'sının da Asya kıtasına ulaştığını gösteriyor.

Geçişlerin askıya alınması

ABD merkezli The Wall Street Journal gazetesi, geçen hafta Suudi Arabistan'a ait Bahri petrol taşımacılığı şirketinin Hürmüz Boğazı'ndaki gemi hareketlerini askıya aldığını yazdı. Bu adımı, komşu ülkelerden gelecek benzer kararların takip edebileceği kaydediliyor.

Hisselerinin yüzde 43'ü Suudi Arabistan devletine ait olan Bahri petrol taşımacılığı şirketi dünyadaki en büyük petrol tankerleri şirketi sayılıyor. Şirketin filosunda 90 tanker bulunuyor.

Petrol üretiminde dünya üçüncüsü olan Suudi Arabistan, ihracatta ise 6,9 milyon petrol varille ilk sırada yer alıyor.

Alternatif sevkiyat yolları

Küresel pazar analisti John Lucca, "Bölge ülkelerinin ekonomileri ve petrol piyasasının karşı karşıya olduğu en büyük tehdit, İran'ın doğrudan ya da temsilcileri aracılığıyla Hürmüz Boğazı'nı kapatması veya Körfez ülkelerindeki petrol üretim tesislerine yeniden saldırı olasılığıdır." dedi. 

Bu tehdit karşısında en iyi alternatifin mevcut petrol boru hatlarının kapasitelerinin artırılması olduğunu savunan Lucca, bunun da Suudi Arabistan veya Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) boğazdan geçmekten kaçınması ve bölgedeki diğer devletlerin büyük boru hatlarına dahil edilmesi anlamına geldiğini aktardı.

Lucca, petrol sevkiyatı için Kuveyt, Suudi Arabistan, BAE'den Umman ve Umman Denizi sahillerine ulaşan boru hatları inşa edilebileceğini ifade etti.

Suudi Arabistan ile Bahreyn arasında kurulan ortak petrol boru hattının tam taşıma kapasitesi 2018 sonunda günlük 6,5 milyon varile ulaşmıştı.

Hürmüz'ü saf dışı bırakan çözümler maliyetli

Küresel petrol piyasaları uzmanı Kuveytli Ahmed Hasan Kerem ise "Petrol sevkiyatında Hürmüz Boğazı'nın uzağında kalan öneriler, yetersiz ve maliyetli olacak, bölge ülkelerinin ihracat hacmini karşılamayacaktır." diye konuştu. 

Suudi Arabistan, Irak, BAE ve Kuveyt petrolünün yüzde 80'inin Hürmüz Boğazı'ndan Asya'ya geçtiğine dikkati çeken Kerem, boğazın petrol sevkiyatında hız ve maliyet konusunda avantaj sağladığını ifade etti. 

Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının, İran'ın elindeki en büyük kozlardan olduğunu işaret eden Kerem, "Boğazdaki petrol sevkiyatı aksatılırsa 1 varil petrolün fiyatının 100 dolara yükseldiğini görebiliriz." değerlendirmesinde bulundu.

Boğaz'daki sevkiyatın aksamasının yansımaları

Londra merkezli ekonomik araştırma danışmanlık şirketi Capital Economics'in raporunda, İran ile ABD arasında çatışmanın patlak vermesi konusundaki endişelerin azalmasına rağmen tehlikenin geçmediği, bölge ülkelerinin Tahran'dan gelecek herhangi bir misillemeye açık olduğu ifade edildi.

Petrol tesislerine yönelik saldırılar ya da Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının Körfez ekonomisine yönelik en büyük tehditler arasında sayıldığı raporda, ayrıca İran'ın Lübnan'ın istikrarını sarsıcı nitelikteki girişimlerinin Lübnan ekonomisini daha da kötüye sürükleyebileceği aktarıldı.

Raporda, ihracatlarının yüzde 60'ını boğaz harici yollarla yapabilecek Suudi Arabistan ve BAE'nin aksine Kuveyt ve Katar'ın petrol ihracatında kullanabileceği başka bir yolu olmadığı vurgulandı. 

İngiliz şirketi, çatışmanın patlak vermesi ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nda seyrüseferi durdurması senaryosunun gerçekleşmesi halinde brent petrolün varilinin 150 dolar gibi rekor bir fiyata yükseleceğini tahmin ediyor.

12 Ocak 2020 Pazar

Sayıştay: Halkbank yanlış hesap ile itibar kaybına uğradı

31 Ağustos 2018’de dolar kuru 6.55 iken 3.72'den dolar ve kur 7.62 iken 4.32 liradan euro satan Halk Bankası hakkında Sayıştay raporunda, “Yanlış kur hesaplaması, Halkbank’ın önemli itibar kaybına uğramasına sebep olmuştur” denildi
Halkbank'ın internet sitesinde, 31 Ağustos 2018 tarihinde 22.01'den 23.06'ya kadar dolar kuru 6.55 iken 3.72 seviyesinden dolar ve kur 7.62 iken 4.32'den euro satıldı.

Sözcü'den Deniz Ayhan'ın haberine göre, Sayıştay o gün 30 milyon 903 bin TL'lik döviz ve altın satışı olduğunu ve 12 milyon 97 bin TL'lik zarar oluştuğunu belirledi. Ancak yapılan tüm döviz satış işlemleri, ters muhasebe kaydı oluşturularak iptal edildi ve bankanın maddi zarara maruz kalmadığı açıklandı.

Sayıştay, işlem yapan müşterilerden banka aleyhine dava açılmadığını da belirtirken; “Yaşanan olay güven kurumu olarak faaliyet gösteren, halka açık anonim şirket Halkbank'ın önemli itibar kaybına uğramasına sebep oldu” dedi.

Sayıştay, TBMM KİT Komisyonu’na sunduğu raporda şu ifadelere yer verdi:

30 YERİNE 18 MİLYONA SATILDI

“31 Ağustos 2018 Cuma günü piyasalar kapandıktan sonra 22:01-23:06 saat aralığında Halkbank'ın dijital kanallarında gerek bilgilendirme amaçlı, gerekse döviz alım satım işlemlerinde kullanılmak üzere hatalı olarak yayımlanan döviz kurları nedeniyle kısa bir süre için bankanın döviz kurlarının olması gereken kurdan daha düşük seviyelerde yayınlanması sonucu, toplam bin 647 banka müşterisine 2 bin 561 adet döviz ve altın satış işlemi gerçekleştirilmiştir.

Bu işlemler nedeniyle piyasa rayici değerleri toplam 30 milyon 903 bin TL olan döviz ve altın, 18 milyon 805 bin TL'ye satılmış, bu suretle toplam 12 milyon 97 bin TL tutarında Halkbank'ın zararı oluşmuştur.

TEDBİR ALIN

Ancak aksaklığın bankaların faal bulunmadığı bir zaman olması, ayrıca olayı takip eden iki günün hafta sonu tatiline denk gelmesi nedeniyle düşük kurdan satışı yapılan dövizlerin, Banka hesaplarından efektif olarak çekilme ya da başka bir yurt içi/yurt dışı bankaya transfer edilme imkanının olmaması nedenleriyle, piyasa rayicinin altında gerçekleştirilen tüm döviz satış işlemlerinin, ters muhasebe kaydı oluşturulmak suretiyle iptal edildiği ve bankanın herhangi bir maddi zarara maruz kalmadığı anlaşılmıştır.

Buna karşın, bazı medya organları ve sosyal medya üzerinden yapılan manipülasyonlar nedeniyle güven kurumu olarak faaliyet gösteren ve halka açık anonim şirket olan Halkbank'ın, önemli itibar kaybına uğramasına sebep olmuştur. Hatalı kur uygulamasının tekrarlanmaması için gerekli hukuki, idari ve teknik tedbirlerin alınması gerekmektedir” denildi.

11 Ocak 2020 Cumartesi

Boeing çalışanlarının skandal yazışmaları: Ailemi bindirmezdim

Washington Post, Boeing çalışanlarına ait olduğunu öne sürdüğü iç yazışmaları yayımladı. Özellikle 737 MAX'lar ile ilgili ifadeler dehşet verici
Boeing şirketinin bir çalışanının, uçuşu durdurulan 737 Max uçakları hakkında "soytarılar tarafından tasarlandı" ifadesini kullandığı ortaya çıktı.

Washington Post gazetesinin haberinde son yıllarda Boeing çalışanları arasında yapıldığı ileri sürülen iç yazışmalara ve gönderilen e-postalara yer verildi.

Yazışmalar, Boeing'in alıcıların maliyetini artıracağından pilotlara 737 Max uçakları için simülatör eğitimi vermediği, reddettiği izlenimi verirken, adı açıklanmayan bir şirket çalışanının, Nisan 2017'deki bir hızlı iletide 737 Max için "Uçak, maymunların denetlediği soytarılar tarafından tasarlandı." ifadesini kullandığı dikkati çekti.

Boeing 737'nin o dönemde baş teknik pilotu Mark Forkner'in Mart 2017 tarihli bir e-postada, şirketin, NG'den Max'e geçişte gereken simülatör eğitiminin verilmesine izin vermeyeceğini, herhangi bir denetleyicinin bunu zorunluluk haline getirmeye çalışması gerekeceğini dile getirdiği görüldü.

Kasım 2015 tarihli bir mesajda da Boeing'in, havacılık denetleyicisinin simülatör eğitimi çağrılarına karşı lobi yaptığı izlenimi yarattığı kaydedildi.

Belgelerde ayrıca simülatörlerle ilgili sorunların tartışıldığı, Şubat 2018'de bir Boeing çalışanının meslektaşına "Aileni bir Max simülatör eğitimi uçağına bindirir miydin? Bindirmezdim." dediği, meslektaşının da "Hayır" yanıtını verdiği belirtildi.

Diğer e-postalar ve anlık iletiler, Boeing çalışanlarının, şirket kültürü konusunda uğradıkları hayal kırıklığını dile getirdiğini, şirketin en ucuz tedarikçileri ve "imkansız tarifeleri" bulma güdüsünden şikayet ettiğini ortaya çıkardı.

Ve Mayıs 2018 mesajında, bir çalışan: "Hala geçen yıl yaptığım örtbas için Tanrı tarafından affedilmedim."

Boeing'den yapılan açıklamada, yazışmaların, "tamamıyla kabul edilemez" olduğu ifadesi kullanıldı.

Yazışmaların, 737 Max uçakları hakkındaki soru işaretlerini artığığı belirtiliyor.

Boeing, Endonezya ve Etiyopya'da meydana gelen ve çok sayıda insanın yaşamını yitirdiği uçak kazaları sonrasında, 737 Max uçaklarında sistem hatası olduğunu kabul etmiş ve tüm 737 Max filosunun uçuşunu durdurmuştu.

İran'dan itiraf geldi: Uçak kazara vuruldu

Dünyayı şoke eden uçak kazasında flaş gelişmeler... İran Genelkurmay Başkanlığı, Ukrayna'ya ait uçağın "yanlışlıkla" füze isabet etmesi sonucu düştüğünü duyurdu. İran Dışişleri Bakanı Zarif de "İnsan hatası faciaya yol açtı. Üzgünüz" dedi
176 kişiye mezar olan uçak kazasıyla ilgili sıcak gelişmeler yaşanıyor. İran dün yaptığı açıklamada, Tahran'da düşen ve Ukrayna Havayollarına ait uçakla ilgili ön bilgi vereceklerini açıklamıştı. İran Genelkurmay Başkanlığı bu sabah yaptığı açıklamada, Ukrayna Havayolları'na ait uçağın "yanlışlıkla" füze isabet etmesi sonucu düştüğünü duyurdu.

Genelkurmay Başkanlığı, çarşamba günü düşen Ukrayna Havayolları'na ait yolcu uçağıyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, ABD'nin Irak'taki üssüne yapılan füze saldırısının ardından atılan askeri adımların düşen uçağa etkisi olabileceği ihtimaline karşılık uzmanlardan oluşan bir heyet teşkil edildiği belirtildi.

ABD Başkanı ve ordusunun, yapılan saldırıya cevap olarak İran'daki birçok noktayı hedef alacaklarına dair yaptıkları tehditlerin ve bölgede yaşanan olağanüstü hava hareketliliğinin ardından, İran silahlı kuvvetlerinin de muhtemel tehditlere anında yanıt verebilmek için en yüksek seviyede teyakkuz haline geçtiği aktarıldı.

Açıklamada, ABD üslerine yapılan füze saldırısının ardından ABD savaş uçaklarının İran etrafındaki uçuşlarının arttığı ve ülkenin stratejik yerlerine saldırı yapılacağı bilgisinin savunma birimlerine ulaştığı belirtilerek, bunun üzerine birçok hedefin radarlarda görünmeye başladığı ve ülkenin hava savunma sisteminin de bu nedenle çok hassas bir duruma geldiği kaydedildi.

Açıklamada yolcu uçağının düşürülmesiyle ilgili olarak, şunlar kaydedildi:

"Ukrayna Havayollarına ait 752 sefer sayılı uçağı bu hassas ve kriz şartlarında İmam Humeyni Havalimanı'ndan hareket etti. Uçak, dönüş anında Devrim Muhafızlarının hassas askeri bir merkezine yaklaştı ve yüksekliği ile duruş şekli düşmanca saldırı yapacak gibiydi. Söz konusu uçak, bu şartlarda insani hata sonucu ve kasıtlı olmayarak hedef alınmıştır."

11 Ocak 2020 - 06:55

Genelkurmay Başkanlığının ölenlerin ailelerinden özür dilediği açıklamada, "Bu tür insani hataların bir daha tekrarlanmaması güvencesi veriyoruz. Sorumlular hakkında da yasal işlem yapılacaktır." ifadelerine yer verildi.

ZARİF'TEN AÇIKLAMA GELDİ

İran Dışişleri Bakanı Zarif konuyla ilgili Twitter hesabından açıklama yaptı. Zarif yaptığı açıklamada, "Üzgün bir gün. Silahlı Kuvvetler tarafından yapılan iç soruşturmanın ön sonuçları: ABD maceracılığının neden olduğu kriz anında insan hatası felakete yol açtı Halkımıza, tüm mağdurların ailelerine ve diğer etkilenen uluslara karşı derin pişmanlıklar, özürler ve başsağlığı diliyoruz" ifadelerine yer verdi.

TEKNİK HATA DENMİŞTİ

8 Ocak gecesi İran'ın Irak'taki ABD üslerine füze fırlatmasının ardından sabaha karşı Tahran'daki İmam Humeyni Havalimanı'ndan Ukrayna'ya gitmek üzere havalanan Ukrayna uçağı, kalkıştan kısa bir süre sonra yere çakılmıştı. İran, uçağın teknik nedenlerle düştüğünü duyurmuştu.

NYT'NİN PAYLAŞTIĞI GÖRÜNTÜLER

İran'ın bu açıklamasına rağmen, ABD, Kanada ve İngiltere'den uçağın İran tarafından yanlışlıkla düşürüldüğü iddialarına yer verilmişti. New York Times ise dün uçağın düşüş anıyla ilgili görüntüleri paylaşmış ve uçağa füze isabet ettiğini öne sürmüştü.