İstanbul ulaşımında son derece önemli bir araç olan metrobüsleri günde ortalama 950 bin kişi kullanıyor. Metrobüsten yıllık 165 milyon dolar (940 milyon 500 bin TL) gelir elde ediliyor.
Günlük ortalama 950 bin kişiyi taşıyan metrobüs şehrin ulaşımıda önemli bir rol oynuyor. Mayıs 2006’da yapımına başlanan Topkapı-Avcılar hattı 17 Eylül 2007’de faaliyete girdi.
Metrobüs 8 Eylül 2008’de Avcılar-Zincirlikuyu arasında hizmet vermeye başladı. 3 Mart 2009’da tamamlanarak hizmete giren üçüncü genişletme sonrasında Asya Yakası istikametinde, Avrupa Yakası’ndaki son durak olan Zincirlikuyu’dan ileriye, Asya Yakası’na seferler başladı ve sistem Söğütlüçeşme’ye kadar uzatıldı.
GÜNDE YAKLAŞIK 950 BİN KİŞİ TAŞIYOR
Metrobüs D 100 karayolunun ortasında kendisine ayrılan gidiş ve geliş olmak üzere iki şeritli yolda günde yaklaşık 950 bin kişi taşıyor. Beylikdüzü-Söğütlüçeşme arasında faaliyet gösteren mevcut sistem, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü üzerinden geçerek İstanbul’un Avrupa ve Anadolu yakasını birbirine bağlıyor.
BEYLİKDÜZÜ-SÖĞÜTLÜÇEŞME ARASI 83 DAKİKA
Metrobüs sistemi, toplam uzunluğu 52 kilometre ve 37’si Avrupa, 7’si Anadolu yakasında olmak üzere toplam 44 duraktan oluşuyor. Kesintisiz, tek bir yol üzerinde seferlerin gerçekleştiği Metrobüs’te, farklı duraklar arasında sefer gerçekleştiren 8 farklı hat bulunuyor. Beylikdüzü-Söğütlüçeşme metrobüs hattında yolculuk süresi yaklaşık 83 dakika sürüyor. Haftanın her günü 24 saat süreyle hizmet veren metrobüs, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İETT tarafından işletiliyor.
Dört farklı etapta tamamlanan metrobüsün toplam maliyeti araçları da dahil yaklaşık olarak 400 milyon dolar oldu. Metrobüs'ün ortalama olarak yapılan bir hesapla günlük cirosu 450 bin dolar yıllık bazda ise toplam ciro yaklaşık 170 milyon dolar.
Metrobüs filosunda 165 kişi kapasiteli 250 Capacity ve 160 kişi kapasiteli 295 Conecto tipi olmak üzere toplam 545 taşıt bulunuyor.
Metrobüsün ‘Sürdürülebilir Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerde yapılan ulaşım organizasyonlarında layık görüldüğü birçok uluslararası bir çok ödülü de bulunuyor.
3 Ekim 2019 Perşembe
2 Ekim 2019 Çarşamba
Antalya'ya 9 ayda 13 milyon turist geldi
Antalya'ya 1 Ocak- 30 Eylül tarihleri arasında havayoluyla 13 milyon 5 bin 193 turist geldi. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,22'lik artış yaşandı.
Geçen yıl 13 milyon 642 bin turistle tüm zamanların en yüksek sayısına ulaşan Antalya'ya bu yıl 1 Ocak- 30 Eylül tarihleri arasında havayoluyla toplma 190 ülkeden 13 milyon 5 bin 193 geldi. Antalya Havalimanı Mülki İdare Amirliği verilerine göre 2018 yılında 1 Ocak- 30 Eylül tarihlerinde 11 milyon 189 bin 758 turist ağırlayan turizm kenti, bu yılın aynı döneminde 12 milyon 500 bin 803 yabancı turist sayısına ulaştı. Bu sayıya vatandaş tatilciler de eklendiğinde yurt dışından gelen turist sayısı 13 milyon 5 bin 193'e ulaştı. Turist sayısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,22'lik artış yaşandı.
RUSYA LİDER, ALMANYA İKİNCİ
Milliyetlerine göre ise Antalya'ya en fazla turist Rusya'dan geldi. Bu ülkeden 9 ayda toplam 4 milyon 752 bin 660 kişi gelirken, ikinci Almanya'dan 2 milyon 85 bin 83, üçüncü sırada yer alan Ukrayna'dan 726 bin 602, dördüncü İngiltere'den 623 bin 501 ve beşinci sırada yer alan Polonya'dan ise 487 bin 665 turist geldi.
EYLÜL AYI RAKAMLARI
Bu yıl eylül ayında ise Antalya'ya havayoluyla 2 milyon 172 bin 471 yabancı turist geldi. Bu sayıya vatandan ziyaretçiler de dahil edildiğinde ise toplam ziyaretçi sayısı 2 milyon 239 bin 246 olarak gerçekleşti. Geçen yılın ayı ayında ise kente 1 milyon 961 bin 504 turist gelmişti. Geçen yılın aynı ayına göre turist sayısında yüzde 14,16'lık artış yaşandı. Eylül ayında yine Rusya gelen turist sayısı bakımında ilk sırada yer aldı. Bu ülkeden eylül ayında 887 bin 350 turist gelirken, Almanya'dan 387 bin 259, Ukrayna'dan 129 bin 957, İngiltere'den 93 bin 57, Polonya'dan 87 bin 461 tatilci geldi.
Geçen yıl 13 milyon 642 bin turistle tüm zamanların en yüksek sayısına ulaşan Antalya'ya bu yıl 1 Ocak- 30 Eylül tarihleri arasında havayoluyla toplma 190 ülkeden 13 milyon 5 bin 193 geldi. Antalya Havalimanı Mülki İdare Amirliği verilerine göre 2018 yılında 1 Ocak- 30 Eylül tarihlerinde 11 milyon 189 bin 758 turist ağırlayan turizm kenti, bu yılın aynı döneminde 12 milyon 500 bin 803 yabancı turist sayısına ulaştı. Bu sayıya vatandaş tatilciler de eklendiğinde yurt dışından gelen turist sayısı 13 milyon 5 bin 193'e ulaştı. Turist sayısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,22'lik artış yaşandı.
RUSYA LİDER, ALMANYA İKİNCİ
Milliyetlerine göre ise Antalya'ya en fazla turist Rusya'dan geldi. Bu ülkeden 9 ayda toplam 4 milyon 752 bin 660 kişi gelirken, ikinci Almanya'dan 2 milyon 85 bin 83, üçüncü sırada yer alan Ukrayna'dan 726 bin 602, dördüncü İngiltere'den 623 bin 501 ve beşinci sırada yer alan Polonya'dan ise 487 bin 665 turist geldi.
EYLÜL AYI RAKAMLARI
Bu yıl eylül ayında ise Antalya'ya havayoluyla 2 milyon 172 bin 471 yabancı turist geldi. Bu sayıya vatandan ziyaretçiler de dahil edildiğinde ise toplam ziyaretçi sayısı 2 milyon 239 bin 246 olarak gerçekleşti. Geçen yılın ayı ayında ise kente 1 milyon 961 bin 504 turist gelmişti. Geçen yılın aynı ayına göre turist sayısında yüzde 14,16'lık artış yaşandı. Eylül ayında yine Rusya gelen turist sayısı bakımında ilk sırada yer aldı. Bu ülkeden eylül ayında 887 bin 350 turist gelirken, Almanya'dan 387 bin 259, Ukrayna'dan 129 bin 957, İngiltere'den 93 bin 57, Polonya'dan 87 bin 461 tatilci geldi.
Sakarya'dan 8 ayda 158 bin 210 araç ihraç edildi
Türkiye'nin otomotiv ihracatının yüzde 19,3'ünün yapıldığı Sakarya'dan, yılın ocak-ağustos döneminde 158 bin 210 araç ihraç edildi.
Başta otomotiv olmak üzere demir ve demir dışı metaller, makine ve aksamları, iklimlendirme sanayi ile kimyevi maddeler ve mamulleri sektörleriyle yılın 8 aylık döneminde 138 ülke ve 10 serbest bölgeye 3 milyar 339 milyon 607 bin dolarlık ihracat yapılan kent, İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Ankara ve Gaziantep'in ardından ihracatta 7. sıradaki yerini koruyor.
Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verilerine göre, yılın ocak-ağustos döneminde Sakarya'da 162 bin 903 otomobil, 123 kamyonet, 463 midibüs, 558 otobüs ve 13 bin 136 traktör olmak üzere 177 bin 183 araç üretildi.
Bu dönemde Türkiye toplam taşıt üretiminin yüzde 18,9'unun yapıldığı kentte günde 738 araç imal edildi ve bunların 659'u yurt dışına satıldı.
8 ayda kentteki otomotiv fabrikalarında üretilen araçların yüzde 89,3'üne denk gelen 158 bin 210'u ihraç edildi. Sakarya'da üretilip yurt dışına gönderilen taşıtların Türkiye genel ihracatındaki payı da yüzde 19,3 olarak gerçekleşti.
Geçen yıl aynı dönemde 161 bin 670 aracı yurt dışına satan "otomotiv şehri", bu yılın aynı döneminde yüzde 2,14 azalışla 158 bin 210 aracı ihraç ederek ülke ekonomisine 3 milyar 56 milyon 83 bin dolar kazandırdı.
Hibrit otomobil satışlarında liderliğini sürdüren Toyota, 8 ayda 162 bin 903 araç üretimiyle birinci, TürkTraktör 13 bin 136 ile ikinci, Otokar bin 144 araçla üçüncü sırada yer aldı. Bu dönemde Toyota 147 bin 332, TürkTraktör 10 bin 4 ve Otokar 874 araç ihraç etti.
Arifiye ilçesinde kurulu fabrikasında binek tipinde Corolla, Toyota C-HR ve yeni nesil Corolla Hybrid modellerini banttan indiren Toyota, üretimin yaklaşık yüzde 90,4'üne denk gelen 147 bin 332 aracı yurt dışına sattı.
OTOKAR VE TÜRKTRAKTÖR'DEN İHRACAT ARTIŞI
Yılın söz konusu döneminde 123 kamyonet, 463 midibüs ve 558 otobüs olmak üzere toplam bin 144 adet üretim gerçekleştiren Otokar, ihracatını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 101 artırmayı başardı. Geçen yılın aynı döneminde 434 araç ihraç eden Otokar, bu yıl 874 aracı yurt dışına sattı.
TürkTraktör ise ocak-ağustos döneminde ürettiği 13 bin 136 traktörün yüzde 76,1'ine denk gelen 10 bin 4'ünü ihraç ederek ülke ekonomisine katkı sağladı.
Başta otomotiv olmak üzere demir ve demir dışı metaller, makine ve aksamları, iklimlendirme sanayi ile kimyevi maddeler ve mamulleri sektörleriyle yılın 8 aylık döneminde 138 ülke ve 10 serbest bölgeye 3 milyar 339 milyon 607 bin dolarlık ihracat yapılan kent, İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Ankara ve Gaziantep'in ardından ihracatta 7. sıradaki yerini koruyor.
Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verilerine göre, yılın ocak-ağustos döneminde Sakarya'da 162 bin 903 otomobil, 123 kamyonet, 463 midibüs, 558 otobüs ve 13 bin 136 traktör olmak üzere 177 bin 183 araç üretildi.
Bu dönemde Türkiye toplam taşıt üretiminin yüzde 18,9'unun yapıldığı kentte günde 738 araç imal edildi ve bunların 659'u yurt dışına satıldı.
8 ayda kentteki otomotiv fabrikalarında üretilen araçların yüzde 89,3'üne denk gelen 158 bin 210'u ihraç edildi. Sakarya'da üretilip yurt dışına gönderilen taşıtların Türkiye genel ihracatındaki payı da yüzde 19,3 olarak gerçekleşti.
Geçen yıl aynı dönemde 161 bin 670 aracı yurt dışına satan "otomotiv şehri", bu yılın aynı döneminde yüzde 2,14 azalışla 158 bin 210 aracı ihraç ederek ülke ekonomisine 3 milyar 56 milyon 83 bin dolar kazandırdı.
Hibrit otomobil satışlarında liderliğini sürdüren Toyota, 8 ayda 162 bin 903 araç üretimiyle birinci, TürkTraktör 13 bin 136 ile ikinci, Otokar bin 144 araçla üçüncü sırada yer aldı. Bu dönemde Toyota 147 bin 332, TürkTraktör 10 bin 4 ve Otokar 874 araç ihraç etti.
Arifiye ilçesinde kurulu fabrikasında binek tipinde Corolla, Toyota C-HR ve yeni nesil Corolla Hybrid modellerini banttan indiren Toyota, üretimin yaklaşık yüzde 90,4'üne denk gelen 147 bin 332 aracı yurt dışına sattı.
OTOKAR VE TÜRKTRAKTÖR'DEN İHRACAT ARTIŞI
Yılın söz konusu döneminde 123 kamyonet, 463 midibüs ve 558 otobüs olmak üzere toplam bin 144 adet üretim gerçekleştiren Otokar, ihracatını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 101 artırmayı başardı. Geçen yılın aynı döneminde 434 araç ihraç eden Otokar, bu yıl 874 aracı yurt dışına sattı.
TürkTraktör ise ocak-ağustos döneminde ürettiği 13 bin 136 traktörün yüzde 76,1'ine denk gelen 10 bin 4'ünü ihraç ederek ülke ekonomisine katkı sağladı.
İhracat ve imalatta 'dijital dönüşüm' dönemi
İhracatta dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında geliştirilen ve ihracatçıların küresel ticari verileri yakından takip edebilmelerini sağlayacak "Akıllı İhracat Platformu"nun Ekim 2020'de tamamlanması planlanıyor.
Ticaret Bakanlığının ihracatta dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında geliştirdiği yapay zeka destekli "Akıllı İhracat Platformu"nun gelecek yıl tamamlanması hedefleniyor. Platform, ihracatçıların küresel ticari verileri yakından takip edebilmelerini, devlet destekleri, potansiyel ürün ve pazarlar ile alıcı ülke uygulamaları hakkında bilgi edinmelerini sağlayacak.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanan 2020-2022 dönemine ilişkin Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında, iş ve yatırım ortamı ile yerli ve yenilikçi üretimi canlandıracak eylem ve projeler hayata geçirilecek.
Ticaret Bakanlığının sorumluluğundaki ihracatçıların küresel ticari verileri yakından takip edebilmelerini, devlet destekleri, potansiyel ürün ve pazarlar ile alıcı ülke uygulamaları hakkında bilgi edinmelerini sağlayacak, kapsamlı ve güncel verileri içeren "Akıllı İhracat Platformu"nun Ekim 2020'de tamamlanması öngörülüyor.
İşletme açılış, faaliyet ve kapanış işlemlerinin daha kolay, daha az maliyetle ve daha kısa sürede yapılmasına imkan "Tek Temas Noktası" uygulamasının da Temmuz 2020'de devreye girmesi planlanıyor.
Esnaf ve sanatkarların toplu alım ve tedarik yöntemiyle girdi maliyetleri düşürülerek rekabet güçlerinin artırılması da YEP kapsamındaki eylem ve projeler arasında yer alıyor.
TEKNOLOJİ SERALARI YOLDA
Yerli ve yenilikçi üretime vurgu yapılan programın gelecek yılki hedefleri doğrultusunda, teknoloji seraları oluşturularak Ar-Ge yoğun, orta-yüksek ve yüksek teknolojili, katma değeri yüksek ürün ihracatını artırmak için ihtisas serbest bölgeleri kurulacak.
Küresel rekabet gücünün artırılması ve dışa bağımlılığın azaltılması için stratejik önem taşıyan aşı ile ilaç, tıbbi cihaz ve tanı kitleri geliştirilerek üretimi yapılacak ve biyoteknolojik/biyobenzer ilaçların üretiminde kamu hastanelerinin klinik araştırma potansiyelleri artırılacak.
Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı doğrultusunda, Türkiye'deki akıllı şehir ekosisteminin sağlıklı, kapsamlı ve sürdürülebilir biçimde oluşturulması ile bu alanda yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesi için gerekli rekabet ortamı, teknoloji altyapısı ve etkin veri güvenliği sağlanacak.
ODAK SEKTÖRLERDE YATIRIMLARA DESTEK
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının sorumluluğunda, imalat sanayisinin dijital dönüşümüne katkı sağlamak üzere organize sanayi bölgeleri, endüstri bölgeleri ve teknoloji geliştirme bölgelerinde "dijital dönüşüm merkezleri" açılacak.
Sanayi ve teknoloji bölgelerinin kuruluşunda öncelikli sektör ve gelişme alanları dikkate alınarak, mevcut ve gelecekte olabilecek ihtiyaçlara yönelik sayıları, kapasiteleri, kreş ve ulaşım imkanları, birbirleriyle iş birliği ve entegrasyonu artırılacak. Sektörel ve tematik alanlara öncelik verilecek ve bu bölgelerde desteklerin farklılaştırılmasına yönelik çalışmalar yapılacak.
Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nın hayata geçirilmesi kapsamında odak sektör olarak belirlenmiş kimya ve ilaç, motorlu kara taşıtları, deniz taşıtları, raylı sistemler, makine, yarı iletkenler, elektrik-elektronik, savunma, havacılık ve uzay sektörlerinde belirlenecek öncelikli ürünlere yönelik yatırımlara Ar-Ge, Ür-Ge ve yatırım destekleri sağlanacak.
Ticaret Bakanlığının ihracatta dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında geliştirdiği yapay zeka destekli "Akıllı İhracat Platformu"nun gelecek yıl tamamlanması hedefleniyor. Platform, ihracatçıların küresel ticari verileri yakından takip edebilmelerini, devlet destekleri, potansiyel ürün ve pazarlar ile alıcı ülke uygulamaları hakkında bilgi edinmelerini sağlayacak.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanan 2020-2022 dönemine ilişkin Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında, iş ve yatırım ortamı ile yerli ve yenilikçi üretimi canlandıracak eylem ve projeler hayata geçirilecek.
Ticaret Bakanlığının sorumluluğundaki ihracatçıların küresel ticari verileri yakından takip edebilmelerini, devlet destekleri, potansiyel ürün ve pazarlar ile alıcı ülke uygulamaları hakkında bilgi edinmelerini sağlayacak, kapsamlı ve güncel verileri içeren "Akıllı İhracat Platformu"nun Ekim 2020'de tamamlanması öngörülüyor.
İşletme açılış, faaliyet ve kapanış işlemlerinin daha kolay, daha az maliyetle ve daha kısa sürede yapılmasına imkan "Tek Temas Noktası" uygulamasının da Temmuz 2020'de devreye girmesi planlanıyor.
Esnaf ve sanatkarların toplu alım ve tedarik yöntemiyle girdi maliyetleri düşürülerek rekabet güçlerinin artırılması da YEP kapsamındaki eylem ve projeler arasında yer alıyor.
TEKNOLOJİ SERALARI YOLDA
Yerli ve yenilikçi üretime vurgu yapılan programın gelecek yılki hedefleri doğrultusunda, teknoloji seraları oluşturularak Ar-Ge yoğun, orta-yüksek ve yüksek teknolojili, katma değeri yüksek ürün ihracatını artırmak için ihtisas serbest bölgeleri kurulacak.
Küresel rekabet gücünün artırılması ve dışa bağımlılığın azaltılması için stratejik önem taşıyan aşı ile ilaç, tıbbi cihaz ve tanı kitleri geliştirilerek üretimi yapılacak ve biyoteknolojik/biyobenzer ilaçların üretiminde kamu hastanelerinin klinik araştırma potansiyelleri artırılacak.
Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı doğrultusunda, Türkiye'deki akıllı şehir ekosisteminin sağlıklı, kapsamlı ve sürdürülebilir biçimde oluşturulması ile bu alanda yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesi için gerekli rekabet ortamı, teknoloji altyapısı ve etkin veri güvenliği sağlanacak.
ODAK SEKTÖRLERDE YATIRIMLARA DESTEK
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının sorumluluğunda, imalat sanayisinin dijital dönüşümüne katkı sağlamak üzere organize sanayi bölgeleri, endüstri bölgeleri ve teknoloji geliştirme bölgelerinde "dijital dönüşüm merkezleri" açılacak.
Sanayi ve teknoloji bölgelerinin kuruluşunda öncelikli sektör ve gelişme alanları dikkate alınarak, mevcut ve gelecekte olabilecek ihtiyaçlara yönelik sayıları, kapasiteleri, kreş ve ulaşım imkanları, birbirleriyle iş birliği ve entegrasyonu artırılacak. Sektörel ve tematik alanlara öncelik verilecek ve bu bölgelerde desteklerin farklılaştırılmasına yönelik çalışmalar yapılacak.
Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nın hayata geçirilmesi kapsamında odak sektör olarak belirlenmiş kimya ve ilaç, motorlu kara taşıtları, deniz taşıtları, raylı sistemler, makine, yarı iletkenler, elektrik-elektronik, savunma, havacılık ve uzay sektörlerinde belirlenecek öncelikli ürünlere yönelik yatırımlara Ar-Ge, Ür-Ge ve yatırım destekleri sağlanacak.
Markette yeni dönem
Ekonomide 3 yıllık yol haritasını çizen Yeni Ekonomi Programı’nın (YEP) yansımaları sürüyor. Programda vatandaşa tasarruf ettirecek mobil market uygulaması hayata geçiyor.
Vatandaşın marketleri tek tek gezerek en uygun fiyatı arama çilesi bitiyor. Yeni Ekonomi Programı’ndaki (YEP) hedefler doğrultusunda kurulacak mobil uygulama sayesinde, başta gıda fiyatları olmak üzere marketlerdeki fiyatları karşılaştırma imkanı sağlanacak. Böylece, yerel marketlerdeki fiyatlar vatandaşın bilgisine sunulacak.
MEVSİM ETKİSİ AZALACAK
Gıda fiyatlarındaki mevsimsel dalgalanmaları engellemek amacıyla Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ile Et ve Süt Kurumu (ESK), etkin ithalat ve ihracat uygulamaları, alım, satım ve depolama işlemleriyle piyasada yer alarak gıda fiyatlarında dengelerin korunmasına daha güçlü şekilde destek verecek.
Önümüzdeki dönemde, perakende yasası ile gıda tedarikçilerini korumaya ve gıda enflasyonunu önlemeye yönelik düzenlemeler de gündeme gelecek.
Vatandaşın marketleri tek tek gezerek en uygun fiyatı arama çilesi bitiyor. Yeni Ekonomi Programı’ndaki (YEP) hedefler doğrultusunda kurulacak mobil uygulama sayesinde, başta gıda fiyatları olmak üzere marketlerdeki fiyatları karşılaştırma imkanı sağlanacak. Böylece, yerel marketlerdeki fiyatlar vatandaşın bilgisine sunulacak.
MEVSİM ETKİSİ AZALACAK
Gıda fiyatlarındaki mevsimsel dalgalanmaları engellemek amacıyla Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ile Et ve Süt Kurumu (ESK), etkin ithalat ve ihracat uygulamaları, alım, satım ve depolama işlemleriyle piyasada yer alarak gıda fiyatlarında dengelerin korunmasına daha güçlü şekilde destek verecek.
Önümüzdeki dönemde, perakende yasası ile gıda tedarikçilerini korumaya ve gıda enflasyonunu önlemeye yönelik düzenlemeler de gündeme gelecek.
Ülker Bisküvi
Ülker Bisküvi bisküvi, çikolatalı ürünler, çikolata, gofret kek, süt, yağ, mutfak ürünleri ve içecek gibi farklı alanlardaki ürün yelpazesinin üretiminde faaliyet göstermektedir.
Yıldız Holding çatısı altında 2006’da alınan Godiva, 2014 yılında alınan United Biscuits , Ülker ile beraber Pladis markası altında 2016 yılında birleştirilmiştir. Şirket 4 ülkede 10 üretim tesisiyle yaklaşık 1 milyon ton/yıl üretim kapasitesine sahiptir. Ülker’in %42’si halka açık olup, yaklaşık 1,2 milyar US$ piyasa değerine sahiptir.
Yurtiçi Faaliyetleri
Şirketin yurt içinde 6 fabrikası bulunmaktadır. Silivri, Hadımköy, Topkapı İstanbul içinde kurulu fabrikaları olup, İstanbul Silivri fabrikasında çikolata, çikolata kaplamalı bisküvi üretilmektedir. 53 bin ton yıllık üretim kapasitesi bulunmaktadır. Hadımköy 56 bin ton yıllık üretim kapasitesine sahip olup, mevcut fabrika da markanın kek üretimi yapılmaktadır. İstanbul Topkapı fabrikasında çikolata üretimi yapılmakta olup, 210 bin ton yıllık üretim kapasitesi bulunmaktadır. İstanbul dışı fabrikalar ise 3 şehirde bulunmakta olup, bunlar Ankara, Karaman ve Gebze’de bulunmaktadır. Ankara fabrikasında sadece bisküvi üretimi yapılmaktadır ve 146 bin ton yıllık üretim kapasitesi bulunmaktadır. İzmit, Gebze fabrikasında sadece bisküvi ve kraker üretilmekte olup, 137 bin ton yıllık üretim seviyesindedir. Şirketin en güneydeki fabrikası olan Karaman fabrikasında bisküvi, kek, kraker ve çikolata üretimi yapılmaktadır. Fabrikanın üretim kapasitesi yıllık 158 bin ton seviyesindedir.
Yurtdışı Faaliyetleri
Şirket yurt dışında Suudi Arabistan, Mısır ve Kazakistan olmak üzere 3 ülkede üretim faaliyetlerini sürdümektedir. Mısır fabrikası 2016 yılında satın alınmış olup, 44 bin ton yıllık üretim kapasitesi bulunmaktadır. Kazakistan fabrikası 2017 yılında satın alınmıştır ve yıllık kapasitesi 47 bin tondur. Suudi Arabistan’da 2 fabrika alınmıştır. 2016 yılında 57 bin tonluk FMC fabrikası, 2018 yılında ise 20 bin ton yıllık kapasitelik IBC (International Biscuit Company) fabrikası satın alınmıştır. Yurtiçinde toplam yaklaşık 760 bin ton yıllık atıştırmalık segmentinde üretim kapasitesi bulunurken yurtdışındaki toplam üretim kapasitesi yıllık yaklaşık 168 bin tondur.
Finansallar ile Operasyonel Bazda Ülker
Şirket 2012 yılından itibaren %28’lik FAVÖK bazında yıllık bileşik büyüme sahip olup, net satışlarda ise bu rakam %18 seviyelerindedir. 2018 yılı net satışlar yaklaşık 1 milyar US$ (6 milyar TL) seviyelerinde seyrederken 2019 yıl sonu hedefleri yaklaşık 1,3 milyar US$ (7,6 milyar TL) seviyelerindedir. Yaklaşık 1,457 milyon TL Haziran 2019 itibariyle şirketin borç seviyesi olup, şirketin Aralık 2018 döneminde bu rakamı 1,544 milyon TL seviyelerinde seyretmekteydi. Bu net borçların Haziran 2019 itibariyle %52’si uzun vadeli ve %48’i kısa vadeli borçlardan oluşmaktadır. Net satışlar geçen yılın aynı dönemine göre %58 artmış ve bu rakam brüt kar kalemi için %64 seviyelerindedir.
Yıldız Holding çatısı altında 2006’da alınan Godiva, 2014 yılında alınan United Biscuits , Ülker ile beraber Pladis markası altında 2016 yılında birleştirilmiştir. Şirket 4 ülkede 10 üretim tesisiyle yaklaşık 1 milyon ton/yıl üretim kapasitesine sahiptir. Ülker’in %42’si halka açık olup, yaklaşık 1,2 milyar US$ piyasa değerine sahiptir.
Yurtiçi Faaliyetleri
Şirketin yurt içinde 6 fabrikası bulunmaktadır. Silivri, Hadımköy, Topkapı İstanbul içinde kurulu fabrikaları olup, İstanbul Silivri fabrikasında çikolata, çikolata kaplamalı bisküvi üretilmektedir. 53 bin ton yıllık üretim kapasitesi bulunmaktadır. Hadımköy 56 bin ton yıllık üretim kapasitesine sahip olup, mevcut fabrika da markanın kek üretimi yapılmaktadır. İstanbul Topkapı fabrikasında çikolata üretimi yapılmakta olup, 210 bin ton yıllık üretim kapasitesi bulunmaktadır. İstanbul dışı fabrikalar ise 3 şehirde bulunmakta olup, bunlar Ankara, Karaman ve Gebze’de bulunmaktadır. Ankara fabrikasında sadece bisküvi üretimi yapılmaktadır ve 146 bin ton yıllık üretim kapasitesi bulunmaktadır. İzmit, Gebze fabrikasında sadece bisküvi ve kraker üretilmekte olup, 137 bin ton yıllık üretim seviyesindedir. Şirketin en güneydeki fabrikası olan Karaman fabrikasında bisküvi, kek, kraker ve çikolata üretimi yapılmaktadır. Fabrikanın üretim kapasitesi yıllık 158 bin ton seviyesindedir.
Yurtdışı Faaliyetleri
Şirket yurt dışında Suudi Arabistan, Mısır ve Kazakistan olmak üzere 3 ülkede üretim faaliyetlerini sürdümektedir. Mısır fabrikası 2016 yılında satın alınmış olup, 44 bin ton yıllık üretim kapasitesi bulunmaktadır. Kazakistan fabrikası 2017 yılında satın alınmıştır ve yıllık kapasitesi 47 bin tondur. Suudi Arabistan’da 2 fabrika alınmıştır. 2016 yılında 57 bin tonluk FMC fabrikası, 2018 yılında ise 20 bin ton yıllık kapasitelik IBC (International Biscuit Company) fabrikası satın alınmıştır. Yurtiçinde toplam yaklaşık 760 bin ton yıllık atıştırmalık segmentinde üretim kapasitesi bulunurken yurtdışındaki toplam üretim kapasitesi yıllık yaklaşık 168 bin tondur.
Finansallar ile Operasyonel Bazda Ülker
Şirket 2012 yılından itibaren %28’lik FAVÖK bazında yıllık bileşik büyüme sahip olup, net satışlarda ise bu rakam %18 seviyelerindedir. 2018 yılı net satışlar yaklaşık 1 milyar US$ (6 milyar TL) seviyelerinde seyrederken 2019 yıl sonu hedefleri yaklaşık 1,3 milyar US$ (7,6 milyar TL) seviyelerindedir. Yaklaşık 1,457 milyon TL Haziran 2019 itibariyle şirketin borç seviyesi olup, şirketin Aralık 2018 döneminde bu rakamı 1,544 milyon TL seviyelerinde seyretmekteydi. Bu net borçların Haziran 2019 itibariyle %52’si uzun vadeli ve %48’i kısa vadeli borçlardan oluşmaktadır. Net satışlar geçen yılın aynı dönemine göre %58 artmış ve bu rakam brüt kar kalemi için %64 seviyelerindedir.
29 Eylül 2019 Pazar
Apollo 11 bundan 50 yıl önce Ay'da ne arıyordu?
10.07.2019
ABD, ilk kez bir astronotu Ay'a göndereli ve Ay'da ilk ayak izi bırakılalı neredeyse 50 yıl oldu. Apolo 11'in yerine getirdiği görev, hem ABD hem dünya tarihi için bir dönüm noktası oldu. Peki gerçekte ne olmuştu?
ABD neden Ay'a gitmek istedi?
Soğuk Savaş döneminde ABD ve Sovyetler Birliği arasında başlayan mücadele, 1957'de Sovyetlerin ilk Sputnik uydusunu fırlatmasıyla birlikte "uzay yarışına" dönüştü.
John Kennedy 1961'de ABD Başkanı olduğunda, birçok Amerikalı, Sovyetler Birliği'yle girilen bu savaşı kaybettiklerini ve Rusların teknolojisinin kendilerininkinden daha üstün olduğunu düşünüyordu.
Aynı yıl, Sovyetler Birliği ilk kez uzaya insanları da gönderdi.
Rus kozmonot Yuri Gagarin, uzay aracıyla Dünya'nın çevresinde dönmüştü.
Bunun üzerine ABD, uzaydaki rakibi karşısında, uzaya olmasa da Ay'a ilk insanı gönderen ülke olmayı hedefledi.1962'de Kennedy, o meşhur konuşmayı yaptı: Biz Ay'a gitmeyi tercih ediyoruz!
Uzay yarışı devam etti ve 1965'te, Sovyetler Birliği Ay'a ilk uzay aracını gönderdi.
ABD ise hâlâ milyarlarca dolar harcadığı 'Apollo programı' üzerinde çalışıyordu.
ABD göreve nasıl hazırlandı?
ABD'nin uzay kurumu NASA, 17 adet Apollo'nun görevini yerine getirebilmesi için 400 bin kişiyi çalıştırdı ve 25 milyar dolar harcama yaptı.
Apollo 11 görevi için de üç adet astronot seçildi: Buzz Aldrin, Neil Armstrong ve Michael Collins.
Saturn 5 isimli güçlü roket, Apollo'yu ve üzerine yerleştirilen ay kapsülünü uzaya çıkardı.
Plan, Dünya'nın yörüngesini kullanarak Ay'ın yörüngesine ulaşmak ve ardından, Armstrong ve Aldrin'in ay kapsülüne geçmesiydi. Collins Apollo'nun komuta ve servis kapsülünde kalırken, diğer iki astronot Ay'a inecekti.
ABD'nin, bu kapsamda sadece Dünya'nın yörüngesine yolculuğu test edecek olan ilk insanlı uzay aracı Apollo 1, 1967'de hazırdı. Ancak uçuş öncesi rutin kontroller sırasında komuta modülünde bir yangın çıktı ve üç astronot öldü.
Bunun üzerine insanlı uzay uçuşları aylarca ertelendi.
Apollo 11 görevi sırasında da, yeryüzündeki kontrol merkeziyle aralarında iletişim sorunları yaşandı. Hatta bilgisayarlar, astronotların daha önce hiç duymadığı bir alarm sesi verdi.
Ay kapsülü de, hedeflediği asıl alanda çok daha uzakta bir noktaya indi.
Tüm bu sorunlara rağmen, 20 Temmuz günü, Dünya'dan ayrıldıktan yaklaşık 110 saat sonra, Neil Armstrong Ay'a ayak basan ilk insan oldu. 20 dakika sonra onu Buzz Aldrin izledi.
Armstrong'un televizyondan yayımlanan sözleri tarihe geçti: Bu bir adam için küçük, insanlık için çok büyük bir adım!
İki astronot kapsülün dışında 2 saatten fazla zaman geçirerek Ay'ın yüzeyinden örnekler topladı, fotoğraflar çekti ve bazı deneyler yaptı.
Ay'ı keşfileri bittikten sonra ikisi de başarılı şekilde Apollo 11'e geri döndü. Dünya'ya dönüş yolculuğu başladı.
24 Temmuz'da ekip, Büyük Okyanus'a indi.
Ay'a ayak basan ilk insanları dünya çapında 650 milyon kişinin izlediği tahmin ediliyor. Böylece ABD, Sovyetlere karşı yarışta gücü tekrar eline aldığını tüm dünyaya göstermiş oldu.
Aynı zamanda çalkantılı bir on yıllık süreçten sonra, Amerikalıların özgüvenini yeniden kazanması için de önemli bir adım oldu. Kennedy suikasta uğramış, ırkçılık karşıtı protestolar ülke geneline yayılmış ve Vietnam Savaşı'ndaki zorluklar tepki çekmeye başlamıştı.
Gerçekte ne olduğunu bilmek mümkün mü?
1972'nin sonuna gelindiğinde, ABD Ay'a 6 kez insanlı uçuş sağlamış ve hepsinde başarıyla Ay'a ayak basılmıştı.
Bunların sahte olduğuyla ilgili komplo teorileri, bugün hâlâ konuşulsa da, NASA 2009'dan bu yana Ay'ın yörüngesinde bir keşif uçağı uçuruyor. Bu uçaktan gelen yüksek çözünürlüklü fotoğraflarda, insanların Ay'a çıktığını kanıtlayan ayak izleri, tekerlek izleri gibi şeyler de görülebiliyor.
Ay'dan getirilen taşlarda da jeolojik olarak kanıt bulmak mümkün.
Ay'a gitme sebebi neydi?
ABD, bugün hâlâ Ay'a insan gönderek tek ülke konumunda.
Ancak Rusya, Japonya, Çin, Hindistan ve Avrupa Uzay Ajansı da uzay araçlarını inceleme amaçlı Ay'ın yörüngesine gönderdi ya da yüzeyine konmasını sağladı.
Bir ülkenin bunu yapabilmesi, teknolojik olarak üstün olduğunun göstergesi oluyor ve dünya üzerindeki "elit üyelerin" arasında yerini alıyor.
Aynı zamanda, Ay'daki kaynaklara erişim isteği gibi pratik sebepleri de var.
İki kutupta da bulunan buz, uzay araçlarının daha da derin inceleme yapmasını da kolaylaştırabilir. Çünkü içindeki hidrojen ve oksijen, roketleri ateşlemek için kullanılabilir.
Aynı zamanda Ay yüzeyinde altın, platinyum ve az bulunan metallerin çıkarılması için de çalışmalar yapılıyor ancak henüz bu yeraltı zenginliklerinin çıkarılmasının ne kadar zor olduğu bilinmiyor.
https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-48932196
ABD, ilk kez bir astronotu Ay'a göndereli ve Ay'da ilk ayak izi bırakılalı neredeyse 50 yıl oldu. Apolo 11'in yerine getirdiği görev, hem ABD hem dünya tarihi için bir dönüm noktası oldu. Peki gerçekte ne olmuştu?
ABD neden Ay'a gitmek istedi?
Soğuk Savaş döneminde ABD ve Sovyetler Birliği arasında başlayan mücadele, 1957'de Sovyetlerin ilk Sputnik uydusunu fırlatmasıyla birlikte "uzay yarışına" dönüştü.
John Kennedy 1961'de ABD Başkanı olduğunda, birçok Amerikalı, Sovyetler Birliği'yle girilen bu savaşı kaybettiklerini ve Rusların teknolojisinin kendilerininkinden daha üstün olduğunu düşünüyordu.
Aynı yıl, Sovyetler Birliği ilk kez uzaya insanları da gönderdi.
Rus kozmonot Yuri Gagarin, uzay aracıyla Dünya'nın çevresinde dönmüştü.
Bunun üzerine ABD, uzaydaki rakibi karşısında, uzaya olmasa da Ay'a ilk insanı gönderen ülke olmayı hedefledi.1962'de Kennedy, o meşhur konuşmayı yaptı: Biz Ay'a gitmeyi tercih ediyoruz!
Uzay yarışı devam etti ve 1965'te, Sovyetler Birliği Ay'a ilk uzay aracını gönderdi.
ABD ise hâlâ milyarlarca dolar harcadığı 'Apollo programı' üzerinde çalışıyordu.
ABD göreve nasıl hazırlandı?
ABD'nin uzay kurumu NASA, 17 adet Apollo'nun görevini yerine getirebilmesi için 400 bin kişiyi çalıştırdı ve 25 milyar dolar harcama yaptı.
Apollo 11 görevi için de üç adet astronot seçildi: Buzz Aldrin, Neil Armstrong ve Michael Collins.
Saturn 5 isimli güçlü roket, Apollo'yu ve üzerine yerleştirilen ay kapsülünü uzaya çıkardı.
Plan, Dünya'nın yörüngesini kullanarak Ay'ın yörüngesine ulaşmak ve ardından, Armstrong ve Aldrin'in ay kapsülüne geçmesiydi. Collins Apollo'nun komuta ve servis kapsülünde kalırken, diğer iki astronot Ay'a inecekti.
ABD'nin, bu kapsamda sadece Dünya'nın yörüngesine yolculuğu test edecek olan ilk insanlı uzay aracı Apollo 1, 1967'de hazırdı. Ancak uçuş öncesi rutin kontroller sırasında komuta modülünde bir yangın çıktı ve üç astronot öldü.
Bunun üzerine insanlı uzay uçuşları aylarca ertelendi.
Apollo 11 görevi sırasında da, yeryüzündeki kontrol merkeziyle aralarında iletişim sorunları yaşandı. Hatta bilgisayarlar, astronotların daha önce hiç duymadığı bir alarm sesi verdi.
Ay kapsülü de, hedeflediği asıl alanda çok daha uzakta bir noktaya indi.
Tüm bu sorunlara rağmen, 20 Temmuz günü, Dünya'dan ayrıldıktan yaklaşık 110 saat sonra, Neil Armstrong Ay'a ayak basan ilk insan oldu. 20 dakika sonra onu Buzz Aldrin izledi.
Armstrong'un televizyondan yayımlanan sözleri tarihe geçti: Bu bir adam için küçük, insanlık için çok büyük bir adım!
İki astronot kapsülün dışında 2 saatten fazla zaman geçirerek Ay'ın yüzeyinden örnekler topladı, fotoğraflar çekti ve bazı deneyler yaptı.
Ay'ı keşfileri bittikten sonra ikisi de başarılı şekilde Apollo 11'e geri döndü. Dünya'ya dönüş yolculuğu başladı.
24 Temmuz'da ekip, Büyük Okyanus'a indi.
Ay'a ayak basan ilk insanları dünya çapında 650 milyon kişinin izlediği tahmin ediliyor. Böylece ABD, Sovyetlere karşı yarışta gücü tekrar eline aldığını tüm dünyaya göstermiş oldu.
Aynı zamanda çalkantılı bir on yıllık süreçten sonra, Amerikalıların özgüvenini yeniden kazanması için de önemli bir adım oldu. Kennedy suikasta uğramış, ırkçılık karşıtı protestolar ülke geneline yayılmış ve Vietnam Savaşı'ndaki zorluklar tepki çekmeye başlamıştı.
Gerçekte ne olduğunu bilmek mümkün mü?
1972'nin sonuna gelindiğinde, ABD Ay'a 6 kez insanlı uçuş sağlamış ve hepsinde başarıyla Ay'a ayak basılmıştı.
Bunların sahte olduğuyla ilgili komplo teorileri, bugün hâlâ konuşulsa da, NASA 2009'dan bu yana Ay'ın yörüngesinde bir keşif uçağı uçuruyor. Bu uçaktan gelen yüksek çözünürlüklü fotoğraflarda, insanların Ay'a çıktığını kanıtlayan ayak izleri, tekerlek izleri gibi şeyler de görülebiliyor.
Ay'dan getirilen taşlarda da jeolojik olarak kanıt bulmak mümkün.
Ay'a gitme sebebi neydi?
ABD, bugün hâlâ Ay'a insan gönderek tek ülke konumunda.
Ancak Rusya, Japonya, Çin, Hindistan ve Avrupa Uzay Ajansı da uzay araçlarını inceleme amaçlı Ay'ın yörüngesine gönderdi ya da yüzeyine konmasını sağladı.
Bir ülkenin bunu yapabilmesi, teknolojik olarak üstün olduğunun göstergesi oluyor ve dünya üzerindeki "elit üyelerin" arasında yerini alıyor.
Aynı zamanda, Ay'daki kaynaklara erişim isteği gibi pratik sebepleri de var.
İki kutupta da bulunan buz, uzay araçlarının daha da derin inceleme yapmasını da kolaylaştırabilir. Çünkü içindeki hidrojen ve oksijen, roketleri ateşlemek için kullanılabilir.
Aynı zamanda Ay yüzeyinde altın, platinyum ve az bulunan metallerin çıkarılması için de çalışmalar yapılıyor ancak henüz bu yeraltı zenginliklerinin çıkarılmasının ne kadar zor olduğu bilinmiyor.
https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-48932196
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)